YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4841
KARAR NO : 2021/8910
KARAR TARİHİ : 29.04.2021
MAHKEMESİ : … 9. Hukuk Dairesi
…
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı kurum bünyesindeki … Devlet Hastanesi’nde farklı taşeron firmalarda sigortalı olarak 2005 yılında işe başladığını, davacının çalışması devam ederken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kadroya geçirilmiş ve kadroya geçirildiği 02/04/2018 tarihinden itibaren tıbbi sekreter olarak davalı kurumda sürekli işçi olarak çalışmaya devam ettiğini, davacının maaşının gerekçe gösterilmeden 2019 yılı Ocak ayı itibariyle alması gerekenden düşük ödendiğini, 2019 yılı Ocak ayı itibariyle davacının son ücretine ek olarak sadece Yüksek Hakem eliyle bağıtlanan Toplu Sözleşme hükümlerine göre % 4 artış yapıldığını, davacının ücretinin mevzuat ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre asgari ücretin brüt miktarının % 9,4 fazlası hesaplandıktan sonra % 4’lük artış yapılarak ödenmesi gerekirken eksik ödendiğini, fark ücret alacağının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekilleri, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar vermiştir.
İstinaf:
Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesi ile süreden reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla kıyas yolu ile uygulanacak olan 346. maddesi gereğince temyiz dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi temyiz dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder, bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin “ç.” bendi uyarınca, hükümde, kanun yolları ve süresinin gösterilmesi bir zorunluluktur. Yargı kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ile süresinin hükümde açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olması bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan engelleyecek ve hak arama hürriyetinin ihlal edilmesine sebep olacaktır.
Anayasa Mahkemesi de bir çok kararında başvurucuların gerekçeli kararda belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul görülebileceği, mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında temyiz süresinin mahkeme kararında farklı belirtilmiş olması karşısında kanunda belirtilen süre olduğunu kabul ederek dilekçenin reddine karar veren değerlendirmelerin mevzuat hükümleri çerçevesinde ve öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, yapılan yorumun başvurucuların temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiği ve bu açıdan kararın başvurucuların mahkemeye erişim hakkını zedelediği sonucuna ulaşılarak, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alman adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi ‘nin 2014/819 başvuru numaralı ve 09.06.2016 tarihli ( 29757 Sayılı ve 29.06.2016 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan) kararı. )
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi’nin kararında karar kesin olmamasına karşın kesin olduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Bakanlık vekiline 02/11/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili ise 11/12/2020 tarihinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Her ne kadar kanun yolu ve süresi, ilgili kanun maddelerinde açıkça belirtilmiş ise de, yargı organlarının yanlış yönlendirmesi sonucunda ilgililerin hak kaybına uğramayacağının kabul edilmesi gereklidir. Kararda herhangi bir kanun yolu merci ve süresi belirtilmeyen hallerde ise süresiz başvuru hakkının bulunduğu kabul edilmelidir.
Davalı vekilince İlk Derece Mahkeme kararına karşı, kanuni süre geçtikten sonra istinaf yoluna başvurulduğu açıktır. Kararda, istinaf başvuru süresinin gösterilmemesi karşısında, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı açısından davalı vekilinin karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurduğunun kabul edilmesi bir zorunluluktur. Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresinde istinaf yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle davalı vekilin isteminin reddine dair asıl kararı ve ek kararı Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin “ç.” bendine aykırı olup Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen 08/02/2021 TARİHLİ EK KARARIN BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, asıl karar yönünden de istinaf başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek, davalının istinaf gerekçeleri doğrultusunda esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, davalının istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.