Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2018/752 E. 2022/384 K. 24.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/752
KARAR NO : 2022/384
KARAR TARİHİ : 24.03.2022

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “icranın geri bırakılması” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Marmaris İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. İNCELEME SÜRECİ
Borçlular İstemi:
4. Borçlular vekili şikâyet dilekçesinde; Marmaris 2. İcra Müdürlüğünün 2007/3020 E. sayılı dosyasında alacaklı tarafından müvekkilleri aleyhine çeke dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, icra takibinin 21.07.2011 ile 02.05.2012 tarihleri arasında 6 aydan fazla süreyle takipsiz bırakıldığını, 21.07.2011 tarihinde menkul haczinin talep edildiğini, 02.05.2012 tarihine kadar alacaklı tarafından başka bir icra işleminin yapılmadığını, 02.05.2012 tarihinde ise alacaklı vekilinin yeniden haciz talebinde bulunduğunu ileri sürerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 33/a ve 71. maddeleri gereğince icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili cevap dilekçesinde; Aydın 1. İcra Müdürlüğünün 2011/2410 Muhabere sayılı 11.11.2011 tarihli dilekçeleri ile borçlular (…. İnş. San. ve Dış. Tic. A.Ş. ve Pinette Turz. ve Tic. Ltd. Şti.) hakkında araç haczi talebinde bulunduklarını, haciz talimatında (taleplerinde) dosya numarasının 2007/3020 E. olarak doğru şekilde belirtilmesine rağmen hataen Marmaris 1. İcra Müdürlüğü olarak yazdıklarını, alacaklı ile borçlular …. İnş. San. ve Dış. Tic. A.Ş. ve … arasında yapılan 17.07.2012 tarihli sözleşme ile borcun kabul edilerek taksitler hâlinde ödemeyi kabul ettiklerini, alacaklıya yöneltilen borç ikrarının zamanaşımı def’inden zımni (örtülü) feragat anlamına geldiğini, ayrıca 17.07.2012 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde borçluların zamanaşımı haklarından vazgeçtiklerinin belirlendiğini belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. Marmaris İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.02.2014 tarihli ve 2013/309 E., 2014/48 K. sayılı kararı ile; alacaklı vekilinin Aydın 1. İcra Müdürlüğünde muhabere yolu ile Marmaris 2. İcra Müdürlüğünün 2007/3020 E sayılı dosyasına haciz talebini içeren dilekçe göndermek isterken maddi bir hata sonucu Marmaris 1. İcra Müdürlüğünün 2007/3020 E. sayılı dosyasına dilekçesini gönderdiği, Özel Dairenin 2004/22414 E., 2004/27363 K. sayılı kararında belirtildiği üzere maddi hata sonucu dosya numarasının veya icra dairesinin hatalı gösterilmesinin hak kaybına yol açmayacağı, bu nedenle 11.11.2011 tarihli takip işleminin zamanaşımını kestiği gerekçesi ile şikâyetin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
7. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlular vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 13.01.2015 tarihli ve 2014/26092 E., 2015/384 K. sayılı kararı ile;
“…Alacaklı tarafından iki adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibin kesinleştiği ve borçlular tarafından takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleştiği ileri sürülerek icra mahkemesine başvurulduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Başvuru, bu hali ile İ.İ.K.’nun 170/b maddesinin göndermesi ile aynı Kanunun 71/2 ve 33/a maddelerine dayalı olarak takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle icranın geri bırakılması talebine ilişkindir.
Takip dayanağı belgeler kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan, çeklerin ibraz sürelerinin dolduğu tarih dikkate alındığında, olaya 6762 Sayılı TTK.nun 726. maddesi ve 730. maddesinin göndermesi ile de 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK.nun 726. maddesi uyarınca hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları, ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 133.maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve T.T.K.’nun 730/18.maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 662.maddesinde zamanaşımını kesen sebepler, dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. Öte yandan, alacaklı tarafından yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. Alacaklının yapacağı icra işlemleri ile süre her defasında yenilenir, yeni bir altı aylık süre başlar.
Ne var ki TTK.nun 663/1.maddesi uyarınca zamanaşımını kesen işlem, kimin hakkında yapılmışsa, ancak ona karşı hüküm ifade eder.
İcra dosyasının incelenmesinde; alacaklının, 04.03.2011 tarihinde borçlu ……Ltd. Şti. adına kayıtlı 3835 parsel sayılı taşınmaza haciz konulması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiği,11.11.2011 tarihinde de muhabere yoluyla borçlu şirketin araçlarına haciz konulması talebinde bulunduğu görülmektedir. Anılan tarihler arasında zamanaşımını kesen başka bir takip işlemi bulunmadığından takip dayanağı çeklere ilişkin 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır.
Borçlu Pineta Turz. Tic. Ltd. Şti. yönünden; alacaklının, 26.03.2008 tarihinde borçlu şirketin taşınmazlarına haciz konulması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiği, 08.09.2009 tarihinde ise yeniden borçlunun taşınmazlarına haciz konulması için talepte bulunduğu, 25.01.2011 tarihinde borçlunun Marmaris Vakıfbank şube müdürlüğündeki hesapları üzerine haciz konulmasını talep ettiği, 11.11.2011 tarihinde ise muhabere yoluyla borçlu şirketin araçlarına haciz konulması talebinde bulunduğu görülmektedir. Anılan tarihler arasında zamanaşımını kesen başka bir takip işlemi bulunmadığından takip dayanağı çeklere ilişkin 6 aylık zamanaşımı süresinin anılan borçlu yönünden de dolduğu görülmektedir.
Borçlu … yönünden; alacaklının, 26.03.2008 tarihinde borçlunun taşınmazlarına haciz konulması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiği, 24.07.2008 tarihinde ise borçlunun adresinde haciz yapılması talebinde bulunduğu, 08.09.2009 tarihinde yeniden borçlunun taşınmazlarına haciz konulması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiği, 25.01.2011 tarihinde ise borçlunun Marmaris Vakıfbank şube müdürlüğündeki hesapları üzerine haciz konulmasını talep ettiği görülmektedir. Anılan tarihler arasında zamanaşımını kesen başka bir takip işlemi bulunmadığından takip dayanağı çeklere ilişkin 6 aylık zamanaşımı süresinin adı geçen borçlu yönünden de dolduğu anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, İİK’nun 71/son maddesinin göndermesiyle aynı Kanun’un 33/a maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
9. Marmaris İcra (Hukuk) Mahkemesinin 01.10.2015 tarihli ve 2015/281 E., 2015/266 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak bozma kararındaki gerekçelerle şikâyetin kabulü ile Marmaris 2. İcra Müdürlüğünün 2007/3020 E. sayılı dosyasında zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
10. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 17.01.2017 tarihli ve 2016/8854 E., 2017/474 K. sayılı kararı ile;
“…Alacaklının sair temyiz itirazlarının reddi ile;
Alacaklı tarafından iki adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibin kesinleştiği ve borçlular tarafından takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleştiği ileri sürülerek icra mahkemesine başvurulduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği, mahkeme kararının Dairemizin 13.01.2015 tarihli 2014/26092 E. – 2015/384 K. sayılı sayılı ilamıyla, alacaklının, 04.03.2011 tarihinde borçlu ……Ltd. Şti. adına kayıtlı 3835 parsel sayılı taşınmaza haciz konulması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiği, 11.11.2011 tarihinde de muhabere yoluyla borçlu şirketin araçlarına haciz konulması talebinde bulunduğu, anılan tarihler arasında zamanaşımını kesen başka bir takip işlemi bulunmadığından takip dayanağı çeklere ilişkin 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle icranın geri bırakılması gerektiği yönünde kararın bozulduğu, mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
TTK.nun 663/1 maddesi uyarınca zamanaşımını kesen işlem kimin hakkında yapılmışsa, ancak ona karşı hüküm ifade eder.
Somut olayda, alacaklının 21.07.2011 tarihinde haciz talebinde bulunduğu,bu talep üzerine icra müdürlüğünce aynı gün borçu ……Ltd. Şti.ye ait olduğu alacaklının kabulünde olan Pineta Delux Otelde haciz işlemi gerçekleştirildiği, bu işlemin borçlu ……Ltd. Şti yönünden zamanaşımı süresini kestiği görülmüş olup, takip dayanağı çeke dayalı 6 aylık zamanaşımı süresinin bu borçlu yönünden dolmadığı anlaşılmaktadır.
O halde; Dairemizin borçlu ……Ltd. Şti yönünden de icranın geri bırakılmasını öngören 13.01.2015 tarihli 2014/26092 E. – 2015/384 K. sayılı bozma ilamının maddi hataya müstenit olduğu, maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmasının ise usuli kazanılmış hak doğurmayacağı gözetilerek mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle borçlu ……Ltd. Şti yönünden istemin reddine karar verilmesi gerekirken; icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…” gerekçesi ile alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının borçlu …. İnş. San. ve Dış. Tic. A.Ş. yönünden kabul edilerek karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
12. Marmaris İcra (Hukuk) Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli ve 2017/433 E., 2018/20 K. sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2017 tarihli ve 2017/5-2575 E., 2017/1906 K. sayılı kararında belirtilen görüş doğrultusunda somut olayda mahkemece Özel Dairenin ilk bozma kararına uyularak bu doğrultuda karar verildiği, temyiz mahkemesinin farklı gerekçelerle borçlu açısından usulî müktesep hakka aykırı olarak ikinci bir bozma kararı vermesinin 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı bir durum olduğu, belirtilen kararın gerekçesinde vurgulandığı gibi “usul hükümleriyle hedef tutulan istikrarı zedeler ve hatta kararlara karşı umumi güveni dahi sarsar.” gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
13. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Özel Dairenin ilk bozma kararının maddi hataya dayalı olup olmadığı, mahkemece ilk bozma kararına uyulması ile borçlu lehine usulî kazanılmış hak oluşup oluşmayacağı, buradan varılacak sonuca göre borçlu …. İnş. San. ve Dış. Tic. A.Ş. yönünden istemin reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
15. Öncelikle usulî kazanılmış hak ile ilgili açıklama yapılmasında yarar vardır.
16. Usule ait kazanılmış hak müessesi, Usul Hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) “usulî kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek, hukukî alanda istikrar sağlamak amacıyla Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Örneğin mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf bakımından kazanılmış hak doğar. Türk Hukuk Lûgatında da “kazanılmış hak” daha önce yürürlükte olan hükümlere göre bir kişi yararına kazanılmış olan hak şeklinde ifade edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 676).
17. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulî kazanılmış hak” olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
a) Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usulî kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
b) Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.
c) Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usulî kazanılmış haktan söz edilemez.
d) Ayrıca Yargıtay bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî kazanılmış hak kuralı, usul hukukunun ana esaslarından olmakla ve Yargıtayca titizlikle gözetilmekle birlikte bu kuralın açık bir maddî hata hâlinde dahi katı bir biçimde uygulanması bazı Yargıtay kararlarında adalet duygusuyla, maddi olgularla bağdaşmaz bulunmuş ve dolayısıyla giderek uygulamada uyulan bozma kararının her türlü hukukî değerlendirme veya delil takdiri dışında maddi bir hataya dayanması hâlinde usulî kazanılmış hak kuralının hukukî sonuç doğurmayacağı esası benimsenmiştir.
18. Maddî hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması hâlinde usulî kazanılmış hakkın bulunmadığından söz edilebilmesi için Yargıtay Dairesinin bozma kararında her türlü yorum, değer yargısı, hukukî değerlendirme veya delil takdirinin dışında hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak, tartışmasız ve açık bir maddî hata olması gerekir. Yargıtay tarafından dosya kapsamına uygun olmayacak şekilde açık ve tartışmasız bir maddî hata yapılması hâlinde, bu hata usulî kazanılmış hak oluşturmayacaktır.
19. Yargıtay, maddî hatanın belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş; maddî hataya dayalı onama ve bozma kararlarının karşı taraf lehine sonuç doğurmayacağı benimsenmiştir. Mahkemece uyulan bozma kararının her türlü hukukî değerlendirme veya delil takdiri dışında maddî bir hataya dayanması hâlinde usulî kazanılmış hak kuralı hukukî sonuç doğurmayacaktır.
20. Borçluların icra mahkemesine başvurusu İİK’nın 170/b maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 71/2 ve 33/a maddelerine dayalı olarak takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle icranın geri bırakılması talebine ilişkin olduğundan ilgili yasal düzenlemelerin de irdelenmesi gerekmektedir.
21. İcra ve İflas Kanunu’nun 71. maddesinin 2. fıkrasında; “Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır” hükmü yer almakta olup, aynı Kanun’un 33/a-1. maddesinde ise; “İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmî vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca, borçlu takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını icra mahkemesinde süreye tabi olmadan ileri sürebilir.
22. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2019 tarihli ve 2017/12-331 E., 2019/425 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere takip dayanağı belgeler kambiyo senedi niteliğinde çek olduğundan, çeklerin ibraz sürelerinin dolduğu tarih dikkate alındığında, somut olaya 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 726 ve 730. maddesinin göndermesi ile 662 ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK’nın 726. maddesi uyarınca hamilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları, ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan ve 6762 sayılı TTK’nın 730/18. maddesi gereğince çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır. 6762 sayılı TTK’nın 663. maddesi gereğince zamanaşımı kesilince son işlem tarihinden itibaren müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar ve zamanaşımını kesen işlem hangi borçlu hakkında gerçekleşmiş ise ona karşı hüküm ifade eder. Ayrıca alacaklının yaptığı takibin devamını sağlayıcı nitelikte her takip işlemi ile de zamanaşımı kesilir ve yeni bir süre işlemeye başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2021 tarihli ve 2017/12-351 E., 2021/57 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere alacaklı tarafından icra işlemi (örneğin borçlu veya icra kefilinin mallarının haczedilmesi talebi) yapıldığı anda zamanaşımının kesilmesi gerekmekte olup, ayrıca icra memurunca icra takip işlemi yapılmasına ihtiyaç yoktur. Çünkü alacaklı taraf icra işlemi ile kendi üzerine düşeni yapmaktadır.
23. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; alacaklı tarafından borçlular Pinetta Turizm Tic. Ltd. Şti., Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş., … ve İbrahim Durmaz aleyhine (iki adet) çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş.’ye 06.11.2007 tarihinde, borçlu Pinetta Turizm Tic. Ltd. Şti.’ne 06.11.2007 tarihinde, borçlu …’a 06.11.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve borçluların 02.09.2013 tarihinde icra mahkemesine başvurarak İİK’nın 33/a ve 71. maddelerine göre icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği, borçlular vekilinin temyizi üzerine Özel Dairenin 13.01.2015 tarihli bozma kararı ile, borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. yönünden, alacaklı vekilinin 04.03.2011 tarihinde borçlu şirket adına kayıtlı 3835 parsel sayılı taşınmaza haciz konulması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmasını talep ettiği, 11.11.2011 tarihinde de muhabere yoluyla borçlu şirketin araçlarına haciz konulması talebinde bulunduğu, anılan tarihler arasında zamanaşımını kesen başka bir takip işlemi bulunmadığından takip dayanağı çeklere ilişkin 6 aylık zamanaşımı süresi dolduğundan icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.
24. İcra mahkemesince Özel Dairenin 13.01.2015 tarihli bozma kararına uyularak icranın geri bırakılmasına karar verildiği, alacaklı vekilinin temyiz itirazları üzerine Özel Dairenin 17.01.2017 tarihli bozma kararı ile, alacaklı vekilinin 21.07.2011 tarihinde haciz talebinde bulunduğu, bu talep üzerine icra müdürlüğünce aynı gün borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş.’ye ait olduğu alacaklının kabulünde olan Pineta Delux Otelde haciz işlemi gerçekleştirildiği, bu işlemin borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. yönünden zamanaşımı süresini kestiği, takip dayanağı çeklere ilişkin 6 aylık zamanaşımı süresinin bu borçlu yönünden dolmadığı, Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. yönünden de icranın geri bırakılmasını öngören 13.01.2015 tarihli bozma kararının maddi hataya müstenit olduğu, maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmasının ise usulî kazanılmış hak doğurmayacağı, bu nedenle borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. yönünden istemin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulduğu görülmektedir.
25. İcra dosyasının incelenmesinde, alacaklı vekilinin 04.03.2011 tarihinde Marmaris Armutalan Köyü 3835 parsel sayılı taşınmazın borçlular adına kayıtlı olması hâlinde kaydına haciz konulmasını talep etiği ve aynı tarihte haciz müzekkeresi yazıldığı, belirtilen taşınmazın borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu, alacaklı vekilinin 21.07.2011 tarihinde “Borçlu şirketin göstereceğimiz adresindeki menkul mallarının haczini ve muhafaza altına alınmasını” şeklinde talepte bulunduğu, 21.07.2011 tarihli haciz tutanağında borçluların Pinetta Turizm Tic. Ltd. Şti., Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş., … ve İbrahim Durmaz, haczin yapıldığı yerin ise “Pineta Delux Otel Marmaris” olarak gösterildiği, haciz tutanağında “borçluların adresinde Pineta Delux adı ile işletilen otelin bulunduğu binaya gelindiği”nin belirtildiği, alacaklı vekilinin 11.11.2011 tarihinde de muhabere yoluyla borçlu şirketin araçlarına haciz konulması talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
26. Alacaklı vekili 21.07.2011 tarihli talebinde hangi borçlu şirket hakkında haciz talebinde bulunduğunu açıkça belirtmemiş olup, 21.07.2011 tarihli haciz tutanağında da sadece hakkında haciz yapılan borçlu değil tüm borçlular gösterilmiştir. Haciz yapılan yer olan Pineta Delux Otel ismi, diğer borçlu Pinetta Turizm Tic. Ltd. Şti.’ni anımsattığından dolayı Özel Dairece 13.01.2015 tarihli bozma kararında 21.07.2011 tarihli haciz işleminin Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. hakkında yapılmış olduğu kanaatine varılamaması açıkça ve tartışmasız şekilde, başka bir şekilde yorumlanamayacak açıklıkta maddi hataya ilişkindir. Maddi hataya dayalı bozma kararına uyulması ise usulî kazanılmış hak doğurmaz.
27. Bu durumda alacaklı vekilinin borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. hakkındaki 04.03.2011 tarihli talebi ile 11.11.2011 tarihli talebi arasında 21.07.2011 tarihli haciz işlemi adı geçen borçlu yönünden zamanaşımını kestiğinden, takip dayanağı çeklere ilişkin altı aylık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir.
28. Diğer taraftan 21.07.2011 tarihli haciz tutanağına göre; haciz işlemine başlandığı ancak borçlu vekili olduğunu beyan eden Av. …’ın İİK’nın 83/c maddesine göre haciz işlemi uygulanmayacağını iddia ettiği, alacaklı vekilinin menkul malların haczini ve muhafaza altına alınmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce talep doğrultusunda işlem yapılmasının bilirkişi nezaretinde uygulanmasına karar verildiği, ipotek listesi ve ekindeki teferruat listesinin otel binası içerisindeki menkullerle karşılaştırıldığı, küçük eşyaların (tabak, çatal, bıçak) sayımının sonraya bırakıldığı, alacaklı vekilinin “bugün itibariyle yeniden talep edilinceye kadar haciz işlemine şimdilik son verilsin” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Alacaklı vekilinin borçlu şirketin mallarının haczedilmesi talebi ve İİK’nın 59. maddesine göre gerekli masrafları ödemesi ile zamanaşımı kesilmiş olup, ayrıca icra memurluğunca icra takip işlemi yani haciz ve muhafaza işleminin yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
29. O hâlde Özel Dairenin ilk bozma kararı maddi hataya dayalı olup, mahkemece ilk bozma kararına uyulması ile borçlu lehine usulî kazanılmış hak oluşmayacağından, borçlu Milenyum 2000 Turizm İnş. San. ve Dış Tic. A.Ş. yönünden şikâyetin reddine karar verilmelidir.
30. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
31. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.03.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.