Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2018/932 E. 2021/1261 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/932
KARAR NO : 2021/1261
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. İş (Sosyal Güvenlik) Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “rücuan tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 1. İş Mahkemesince verilen asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin karar davacı … ile davalılar … Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., Axa Oyak Sigorta A.Ş. ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı … ile davalılar …. Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., … Sigorta A.Ş. ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı … (SGK/Kurum) vekili dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı …’in davalı işveren… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’de çalışırken 02.02.2004 tarihinde davalılardan …’ün kullandığı araca arkadan gelen davalı …’ın kullandığı aracın çarpması ile gerçekleşen trafik iş kazasında vefat ettiğini, hak sahiplerine 46.049,76TL tutarında ilk peşin değerli gelir bağlandığını, Zeytinburnu Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/578 E. sayılı dosyası ile davalılar … ve … hakkında kamu davası açıldığını, Axa Oyak Sigorta A.Ş.’nin ise sigorta poliçesi ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğunu ileri sürerek Kurum zararının şimdilik %50’sine tekabül eden 23.024,88TL’sinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla faiziyle birlikte (sigorta şirketi bakımından limitle sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
5. Davacı vekili 21.07.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 18.419,91TL daha arttırarak 41.444,79TL’ye çıkarmıştır.
6. Davacı … vekili birleşen dava dilekçesinde; dava dışı sigortalı Mehmet Temel’in davalı işveren… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’de çalışırken 02.02.2004 tarihinde geçirdiği trafik iş kazası sonucu vefatı nedeniyle hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuan tahsili istemiyle Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 2012/131 Esas sırasına kayden açılan davada alınan bilirkişi raporunda dava dışı Zeytinburnu Belediyesinede kusur izafe edildiğini belirterek, davanın Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 2012/131 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 41.444,79TL alacağın faizi ile birlikte davalı … Belediyesinden diğer davadaki davalılarla ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
7. Bakırköy 17. İş Mahkemesinin 2014/179 E., 2014/327 K. sayılı kararı ile dosyanın eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı Cevabı:
8. Davalı… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete ait 34 ZR 8670 plakalı araç ile çalışanların rutin çöp toplama işini yaptıkları sırada diğer davalı … yönetimindeki 34 UPF 12 plakalı aracın arkadan çarpmasıyla dava dışı işçi Mehmet Temel’in vefat ettiğini, kazada araç sürücüsü …’ın kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle açılan ceza davasında müvekkili şirketin taraf olmadığını, 34 ZR 8670 plakalı aracın Güneş Sigorta A.Ş.’ye sigortalı olduğundan sigorta şirketinin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
9. Davalı … cevap dilekçesinde; kazada ihmal ve kusurunun söz konusu olmadığını, kazaya 34 UPF 12 plakalı araç sürücüsü …’ın sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
10. Davalı … Oyak Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu trafik kazası için ölenin mirasçılarına 19.03.2004 tarihinde 11.887,70TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sorumlu olduğu teminat limitinin kabul anlamına gelmemek kaydıyla 30.000TL olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur.
11. Davalı … vekili birleşen davada verdiği cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, Zeytinburnu Belediyesinin ihale makamı olduğunu, sorumluluğunun bulunmadığını, sigortalının yüklenici şirketin işçisi olduğunu müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
12. Davalı … cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkeme Kararı:
13. Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 03.12.2014 tarihli ve 2012/131 E., 2014/435 K. sayılı kararı ile; Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/519 E., 2010/80 K. sayılı dosyasında sanık … hakkında dikkatsizlik ve tedbirsizlikle dava dışı sigortalı Mehmet Temel’in ölümüne neden olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında alınan Adli Tıp İhtisas Dairesinin 17.02.2005 tarihli raporunda sanığın tam kusurlu olduğunun tespit edildiği ve cezalandırılmasına karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği, dava dışı sigortalı Mehmet Temel’in vefatı nedeniyle hak sahiplerine davacı Kurum tarafından sosyal yardım ödemeleri yapıldığı, alınan kusur raporunda davalı asıl işveren Zeytinburnu Belediyesinin %10, alt işveren… Ltd. Şti.’nin %20, davalı …’ın %60, sigortalı işçi Mehmet Temel’in %10 oranında kusurlu olduğu, davalı …’ün kusurunun bulunmadığının belirtildiği, hesap raporunun da denetime açık ve hükme elverişli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı … hakkındaki davanın reddine, 41.444,79TL peşin sermaye değerinin onay tarihi olan 22.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Özel Dairenin Bozma Kararı:
14. Bakırköy 1. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını davacı … vekili ile davalılar… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., Axa Oyak Sigorta A.Ş. ve … vekilleri süresinde temyiz etmiştir.
15. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.09.2017 tarihli ve 2017/2792 E., 2017/5827 K. sayılı kararı ile; “ 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hâkiminin, ceza hâkiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkûmiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19–639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4–13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2–76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemeyecektir.
Rücû davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusurlu olanlar davacı Kurum’un rücû alacağından kusurları karşılığı sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeniyle daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza dosyaları varsa, bu dosyalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Mahkemece aldırılan 03.06.2014 tarihli rapora göre, davalı … % 60 oranında, davalı alt işveren… Temizlik % 20 oranında, davalı asıl işveren Zeytinburnu Belediyesi %10 oranında sigortalı işcinin ise % 10 oranında kusurlu davalı …’ün ise kusursuz olduğu belirtilmiş olup, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/519 Esas – 2010/80 Karar sayılı dosyasında Adli Tıp İhtisas Dairesinin 17.02.2005 tarihli raporunda sanık …’ın tam kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Şu hâlde Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasında bulunan kusur raporunda sanığın tam kusurlu olduğunu belirtmesine rağmen mahkemenin 03.06.2014 tarihli kusur raporunda …’a % 60 oranında kusur verilmesi raporlar arasında çelişkiye sebep olduğu bu durum gözetilmek suretiyle, yeniden kusur raporu aldırılmalı, maddi oluşa ve kanuna uygun olarak kusur oran ve aidiyetleri usûlünce belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yapılarak, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ile davalılardan… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., Axa Oyak Sigorta A.Ş. ve … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
16. Bakırköy 1. İş Mahkemesinin 21.05.2018 tarihli ve 2017/304 E., 2018/108 K. sayılı kararı ile; Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/519 E., 2010/80 K. sayılı ceza dosyasının kesinleşmesinin beklendiği, 28.04.2014 tarihinde kesinleşmiş ilam örneği geldikten sonra 14.05.2014 tarihinde dosya üçlü bilirkişi kuruluna tevdi edilerek kusur raporu alındığı, bilirkişilerin kesinleşmiş ceza dosyasını incelediği, ceza dosyasında yer alınan maddi olgularla bağlı kalındığı, davalı …’ın hız sınırını aştığı ve hızını trafik ve yol şartlarına uydurmak bakımından gereken özeni göstermediği tespit edilerek gereği gibi kusur atfedildiği, ceza dosyasında sürücü …’ın tek sanık olması nedeniyle başkaca kişi ya da kurum hakkında herhangi bir kusur incelemesi yapılmadığı ve başka kişiler hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı, ceza yargılamasında hükme esas alınan Adli Tıp kusur raporunun sadece Karayolları Trafik Kanunu’nun ilgili hükümleri dikkate alınarak hazırlandığı, kazanın trafik kazası olarak değerlendirildiği, kazanın aynı zamanda bir trafik-iş kazası olduğu dikkate alınmaksızın işverenin kusurlu olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yapılmadığı, ceza dosyasında iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda ilgili mevzuat dikkate alınmaksızın inceleme yapılmış olmasının hukuk davasında bu ilgili mevzuat çerçevesinde yapılan inceleme sonucunda işverenlere kusur atfedilemeyeceği şeklinde yorumlanmayacağı, mahkememizce alınan kusur raporunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu, 506 sayılı Kanun, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü birlikte değerlendirilerek rapor düzenlendiğinden ceza dosyası ile dosyamız arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı, ceza dosyası incelenmek suretiyle rapor düzenlendiğinden bozma ilamında belirtildiği gibi dosyada eksik bir inceleme olmadığı, yanılgılı bir değerlendirmenin de bulunmadığı gerekçesiyle ve önceki gerekçede tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
17. Direnme kararı süresi içinde davacı … ile davalılar… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., Axa Oyak Sigorta A.Ş. ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
18. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ceza mahkemesi dosyasında sanık …’ın tam kusurlu olduğunun belirtildiği Adli Tıp raporu ile eldeki davada alınan 03.06.2014 tarihli raporda davalı …’a %60 oranında kusur verilmesinin kusur dağılımı yönünden çelişki oluşturup oluşturmadığı; buradan varılacak sonuca göre yeniden bilirkişi raporu alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
A. Davacı Kurum vekilinin temyizi yönünden
19. 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) eklenen Geçici 3. madde atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) bozma sonrası mahkemece yapılacak işlemleri düzenleyen 429. maddesinin 2. fıkrasında, “…Mahkeme, temyiz edenden 434. madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra, Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.” hükmü bulunmaktadır.
20. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere hâkim kural olarak bozma kararına uyup uymamak konusunda tarafların düşünce ve istekleri ile bağlı olmayıp uyma ya da direnme kararı verme konusunda serbestiye sahiptir.
21. Ancak Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre, bozma nedenleri kamu düzenine ilişkin ve dolayısıyla hâkimin kendiliğinden göz önünde bulundurması gereken hususlara ilişkin değilse ve her iki taraf ya da vekilleri bozmaya uyulmasını istemişlerse artık mahkemece önceki kararda direnilemez. Bu durumda bozma kararına uyulması gerekir (HGK’nın 23.10.2018 tarihli ve 2017/12-734 E., 2018/1488 K. ile 21.02.2019 tarihli ve 2017/2-2293 E., 2019/190 K. sayılı kararları).
22. Ne var ki, bu kural tarafların veya vekillerinin direnme kararı verilmesini talep etmeleri hâlinde uygulanamaz. Çünkü hâkim yukarıda belirtildiği üzere tarafların bu konudaki düşünce ve istekleri ile bağlı değildir.
23. Diğer taraftan hukukî yarar dava şartı olduğu kadar, dava açılmasında olduğu gibi, mahkemeye yapılan her talep için, talepte bulunanın hukukî yararının varlığı şarttır. Aksi hâlde mahkeme, böyle bir talebi inceleyip yerine getiremez (Kuru, Baki: Medenî Usul Hukuku El Kitabı, Cilt I, Yetkin Yayınları, Mart 2020, s.390).
24. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki; kanun yolu davanın taraflarına tanınan bir hukukî yoldur ki; bununla yanlış olan kararların (daha doğrusu yanlış olduğu iddia edilen kararların) tekrar incelenmesi ve değiştirilmesi sağlanır.
25. Hüküm mahkemelerinin karar verirken yanlış yapmaları ihtimali bulunduğundan, verilen kararların daha yüksek bir mahkeme tarafından kontrol edilmesi için, her hukuk sisteminde kanun yolları kabul edilmiştir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt III, s. 4483).
26. Kanun yollarından biri de temyiz kanun yolu olup nihai bir karar, kanunda öngörülen süre içinde, harca tabî ise harcı yatırılarak temyiz edilebilir. Bunlara ilaveten nasıl ki, davacının dava açmakta hukukî menfaatinin bulunması gerekiyorsa, temyize başvuranın da hukukî menfaatinin bulunması gerekir.
27. Nitekim HGK’nın 02.04.2014 tarihli ve 2013/19-627 E., 2014/439 K.; 07.03.2019 tarihli ve 2015/21-2228 E., 2019/256 K. ile 08.04.2021 tarihli ve 2019/497 E., 2021/452 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
28. Buna göre temyiz yoluna başvuran tarafın temyiz ettiği kararın kaldırılması ya da değiştirilmesinde korunmaya değer bir menfaati olmalıdır. Davada haklı çıkmış olan tarafın da hukukî menfaati bulunmak kaydıyla hükmü temyiz etmesi mümkündür.
29. Somut olayda mahkemece verilen ilk karar davacı …, davalılar… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., Axa Oyak Sigorta A.Ş. ve … vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece kusurun aidiyeti ve oranı konusunda çelişkiyi giderecek rapor alınması gerektiği belirtilerek bozulmuş; 22.02.2018 ve 21.05.2018 tarihli duruşmalarda mahkemece taraf vekillerinin bozmaya karşı diyecekleri sorulmuş olup, davacı Kurum vekili “önceki kararda direnilsin” şeklinde beyanda bulunmuş, davalılar vekilleri ise bozmaya uyulmasını talep etmiştir.
30. Şu hâlde davacı Kurum vekili önceki hükümde direnilmesi talep ettiği, mahkeme tarafından da direnme kararı verildiğine göre, davacı … vekilinin artık direnme kararını temyiz etmekte hukukî menfaatinin bulunmadığı açıktır.
31. Hâl böyle olunca davacı Kurum vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
B. Davalılar vekilinin temyizi yönünden
32. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durmak gerekir.
33. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun) 26. maddesi olup söz konusu maddede;
“İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22. maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı (…) Kurumca işverene ödettirilir. (Ek cümle:29/7/2003-4958/28 md.) İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3. kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir…” hükmü bulunmaktadır. Maddenin 1. fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere” bölümü Anayasa Mahkemesinin (AYM) 23.11.2006 tarihli ve 2003/10 E., 2006/106 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
34. Sözü edilen hükme göre iş kazasının meydana gelmesinde kusurlu olanlar Sosyal Güvenlik Kurumunun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludurlar.
35. Öte yandan işveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, işyerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşamını, bedensel ve ruhsal bütünlüklerini korumak için işyerinde teknik ve tıbbi önlemler dâhil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır.
36. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 17. maddesinde;
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” yönündeki düzenleme ile yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümlere yer verilmiştir.
37. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332. maddesine göre, “İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.
İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur”.
38. Kanun koyucu 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 332. maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin 2. fıkrasında düzenlemiş olup sözü edilen fıkrada, “İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır.
39. Bu düzenlemede, işverenin, işçinin yaşamını, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen, deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve işyerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür.
40. Bu hükümlere paralel 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşverenlerin ve işçilerin yükümlülükleri” kenar başlıklı 77. maddesinin 1. fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre, “İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler”. Bu hüküm daha sonra 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
41. Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.

42. Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer işyerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. Bu açıklamalara göre, iş kazasının oluşumuna etki eden kusur oranlarının saptanmasına yönelik olarak yapılan incelemede, ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
43. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 20.06.2019 tarihli ve 2017/10-2359 E., 2019/749 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
44. Somut olayda dava dışı sigortalının ölümü ile sonuçlanan iş kazası nedeniyle Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/519 E., 2010/80 K. sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 17.02.2005 tarihli raporunda sanık …’ın tam kusurlu (8/8 oranında); yine ceza davasında düzenlenen 06.09.2004 tarihli bilirkişi kusur raporunda da …’ın tam kusurlu olduğu belirtilmiştir. Eldeki davada alınan 03.06.2014 tarihli bilirkişi heyet kusur raporunda ise davalı …’ın %60, davalı alt işveren… Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin %20, asıl işveren Zeytinburnu Belediyesinin %10, dava dışı sigortalı müteveffa işçi …l’in %10 oranında kusurlu olduğu, davalı …’ün kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş, mahkemece anılan rapor doğrultusunda karar verilmiştir.
45. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 17.02.2005 tarihli raporunda sanık …’ın dikkatsiz ve tedbirsizce meskün mahal hız sınırları üzerinde seyrini sürdürdüğü, yolda çöp temizliği yapan çöp aracını ve mahalde çalışan işçileri gördüğü hâlde seyrini asgari hadde düşürmeye özen göstermeyip mevcut hızıyla olay mahalline yaklaşarak sevk ve idare hatası sonucu bu mahalde çalışan işçilere ve çöp kamyonuna çarparak kazaya sebebiyet verdiği, bu nedenle tam kusurlu olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece alınan bilirkişi kusur raporunda davalı …’ın %60 oranında kusurlu yönünde tespit yapıldığı dikkate alındığında raporlar arasında çelişki oluştuğu gözetilerek yeniden kusur raporu alınmak suretiyle maddi oluşa ve kanuna uygun olarak kusur oran ve aidiyetleri usûlünce belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği bu nedenle mahkeme kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayandığı sonucuna varılmıştır.
46. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır.
47. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı … vekilinin temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan REDDİNE (III-A)
Davalılar … Temizlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti., Axa Oyak Sigorta A.Ş. ve … vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA (III-B),
İstek hâlinde temyiz peşin harçlarının yatıranlara geri verilmesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.10.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.