YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/109
KARAR NO : 2022/594
KARAR TARİHİ : 21.04.2022
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “Alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 38. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin G82-parableji ve tetrapleji tanısı nedeniyle fonksiyonel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve rehabilitasyonu için Yalova Devlet Hastanesinin 10.05.2007 tarihli ve 15176 sayılı sağlık kurulu raporu ile ayakta dik pozisyonlandırma-manuel kalkış-çemberden aktivite motorlu sürüş fonksiyonlu cihazı kullanmasının gerekli görüldüğünü, sözü edilen cihazın öncelikle Kurum tarafından temin edilerek kendisine verilmesi için 17.05.2007 tarihinde İstanbul Sağlık İşleri İl Müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu, 04.07.2007 tarihli yazı ile cihazın temininin mümkün olmadığının bildirildiğini, bunun üzerine müvekkilinin söz konusu cihazı kendi olanakları ile aldığını, yabancı menşeli ithal cihaza 14.680 Euro ödediğini, davalı Kurumun müvekkilinin talebini reddetmesinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun) ek 32. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek satıcı firmaya ödenen 14.680 Euronun fiili ödeme günündeki Euro döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca Euro para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faizi ile birlikte tahsiline, müvekkilinin ödemesi gereken katkı payının ise mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … (SGK/Kurum) cevap dilekçesinde; 506 sayılı Kanun’un 12. maddesinin D fıkrasında iş kazası geçiren veya meslek hastalığına tutulan sigortalıların protez, araç ve gereçlerinin sağlanacağı hükmü bulunmakta ise de Tedavi Hizmetleri Daire Başkanlığında yapılan toplantı sonucu söz konusu raporda belirtilen ayakta dik pozisyonlandırma cihazının üniversite ile eğitim ve araştırma hastanelerinde FTR uzmanları tarafından düzenlenen reçete ve üçlü sağlık kurulu raporu bulunması şartıyla 2-8 yaş arasında kognitif fonksiyonları yeterli olan hastalara temin edilebileceğine karar verildiğini, bu nedenle davacının temin ettiği cihaz bedelinin ödenmesine imkan bulunmadığını, dava dışı firma ile davacı arasında yapılan sözleşmenin müvekkili Kurumu bağlamayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. Ankara 14. İş Mahkemesinin 16.07.2009 tarihli ve 2007/1101 E., 2009/655 K. sayılı kararı ile; Adli Tıp Kurumunun (ATK) 11.02.2009 tarihli ve 1292 sayılı kararı ile cihazın kullanımının davacının hastalığı nedeniyle ortaya çıkabilecek ve yaşamsal tehlike oluşturabilecek komplikasyonları önleyeceği ve rehabilitasyonu açısından gerekli bulunduğunun mütalaa edildiği, öte yandan 506 sayılı Kanun’un ek 32. maddesine 4447 sayılı Kanun ile eklenen B bendi uyarınca davacının katkı payı ödemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.680 Euronun dava tarihinden itibaren bankalarca bir yıllık Euro mevduatına uygulanan ek yüksek faiziyle ödeme tarihindeki TCMB Euro kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, katkı payının yapılacak ödemeden mahsubuna karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
7. Ankara 14. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.03.2011 tarihli ve 2009/15770 E., 2011/3379 K. sayılı kararı ile; davacının özür durumu da gözetilerek ortopedi ve travmatoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ile nöroloji uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınarak davacının bedeli dava konusu olan tıbbi cihazı kullanma gereksiniminin bulunup bulunmadığı, bu tür bir cihazı kullanmasının zorunlu olup olmadığı hususlarının bilimsel dayanaklarıyla ortaya konulması, özellikli cihazı kullanmasının gerekmediğinin belirlenmesi hâlinde özelliği olmayan cihaz esas alınarak Kurum tarafından karşılanacak bedelin belirlenmesi gerektiği, kabule göre de 20.01.2009 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinde değişiklik öngören düzenleme de dikkate alınarak davalı Kurum ile protokollü firmaların protokol dahilinde olmayan veya Kurumla protokolü olmayan firmalardan temin edilen cihazların Kurum tarafından karşılanabilecek değerinin tespiti konusundaki yöntem gereğince Sağlık Bakanlığının konuya ilişkin görüşü de alınmak suretiyle rayiç bedelin belirlenmesi gerekirken fatura değeri esas alınarak karar verilmesi ayrıca davacının ödemesi gereken katkı payının mahsubu ile kalan tutarın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
9. Ankara 14. İş Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli ve 2011/465 E., 2014/777 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu; davacının tıbbî zorunluluk sonucu kullanmak zorunda olduğu ayakta dik pozisyonlama cihazının tespit edilen 12.580,83 Euro bedelinden 506 sayılı Kanun’un 36. maddesi gereğince belirlenen 313,45 Euro katkı payının mahsubu ile davalı Kurumun davacıya 12.267,38 Euro ödemesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 12.267,38 Euronun dava tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıllık Euro mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle ödeme tarihindeki TCMB Euro kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiş; 10.12.2014 tarihli tashih şerhi ile hüküm sonucunun faize ilişkin bendi “Dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte” şeklinde tashih edilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
10. Ankara 14. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
11. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.04.2015 tarihli ve 2015/3075 E., 2015/6579 K. sayılı kararı ile; (1) numaralı bentte davacının tüm, davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra (2) numaralı bentte dava konusu cihazın Kurum tarafından karşılanabilir miktarının rayiç fiyat esas alınarak belirlenmesi yönünde yapılan araştırmanın eksik olduğu, mahkemece, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendinde yer alan düzenleme Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği’nin 22. maddesindeki hüküm gözetilerek kullanılan tıbbi cihaz bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yukarıda sıralanan düzenlemeler çerçevesinde belirlenmesinin sağlanması, fiyat tespitinin makul süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gerçekleştirilmemesi hâlinde ise faturanın düzenlendiği yıl belirtilmek suretiyle Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı vb. kuruluşlardan sorulup davaya konu sağlık malzemesine ilişkin ihalelerde teklif edilen fiyat ortalaması esas alınarak rayiç fiyat belirlenmesi; ödemeye esas fiyatın bu şekilde de tespitinin mümkün olmaması durumunda konu hakkında teknik ve malî bilgiye sahip bilirkişiden, piyasa değerleri ve ilgili kuruluşların görüşü ışığında fiyat tespitine ilişkin rapor alınarak vb. tüm araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenecek tutarın fatura miktarını aşmayacak ve Kurum tarafından tedavinin yapıldığı yıl için ödemeye esas olmak üzere Sağlık Uygulama Tebliği veya fatura tarihindeki tarifede belirtilen bedelin altına düşülmeyecek şekilde sigortalıdan alınacak katılım payı düşüldükten sonra kalan kısmının tahsiline karar verilmesi gerektiği, (3) numaralı bentte; katkı payı miktarı tespit edilip tenzil edildikten sonra kalan miktarın dava tarihindeki Euro kuru üzerinden belirlenecek Türk Lirası karşılığının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar vermek gerekirken ödeme tarihindeki Euro kuruna göre belirlenecek tutara dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin Üçüncü Kararı:
12. Bozma sonrası dosyanın tevzi edildiği Ankara 38. İş Mahkemesinin 13.04.2017 tarihli ve 2016/547 E., 2017/221 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu; bozma ilamı doğrultusunda tıbbi cihaz bedelinin belirlenmesi için Kuruma müzekkere yazıldığı, fiyat tespiti yapılmaması üzerine Sağlık Bakanlığı Kamu Hasteneleri Kurumu Başkanlığından faturanın düzenlendiği tarih itibariyle ihalelerde teklif edilen fiyat ortalamasına göre rayiç fiyatın ne kadar olduğunun sorulduğu, ancak bu şekilde de rayiç fiyat tespiti mümkün olmadığından bilirkişiden rapor alınarak bozma ilamı gereklerinin yerine getirildiği, bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle Euro kuru 1,7117TL kabul edilerek tıbbi cihaz bedelinin 24.617,74TL olduğunun bildirilmesi nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 24.617,74TL’nin (14.382,04 Euronun dava tarihindeki Euro kuru üzerinden belirlenen Türk Lirası karşılığı) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Üçüncü Bozma Kararı:
13. Ankara 38. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süre içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
14. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.10.2017 tarihli ve 2017/3734 E., 2017/6837 K. sayılı kararı ile; “…06.04.2015 tarihli bozma ilamında; Mahkemece, hastanın tedavisinde kullanılan malzeme bedelinin denetlenip, faturadaki haliyle ödenecek nitelikte olup olmadığının ve buna bağlı olarak Kurum tarafından karşılanabilir miktarının rayiç fiyat esas alınarak belirlenmesi yönünde eksik araştırma ile karar verilmiştir. Mahkemece, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 63. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile, (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usûl ve esasları Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir, düzenlemesi ile Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği’nin 22. maddesindeki, Kurum, finansmanı sağlanan ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerini ve bu malzemelerin temini, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri ile ödeme usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir, hükmü gözetilerek kullanılan tıbbi cihaz bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yukarıda sıralanan düzenlemeler çerçevesinde belirlenmesinin sağlanması, fiyat tespitinin makul süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gerçekleştirilmemesi halinde ise; faturanın düzenlendiği yıl belirtilmek suretiyle Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanlığı vb. kuruluşlardan sorulup, davaya konu sağlık malzemesine ilişkin ihalelerde teklif edilen fiyat ortalaması esas alınarak rayiç fiyat belirlenmeli; ödemeye esas fiyatın bu şekilde belirlemenin mümkün olmaması durumunda, konu hakkında teknik ve mali bilgiye sahip bilirkişiden, piyasa değerleri ve ilgili kuruluşların görüşü ışığında fiyat tespitine ilişkin rapor alınarak vb. tüm araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenip; fatura miktarını aşmayacak ve Kurum tarafından tedavinin yapıldığı yıl için ödemeye esas olmak üzere SUT’ta veya fatura tarihinde belirlenen tarifede belirtilen bedelin altına düşülmeyecek şekilde belirlenen rayiç bedelden, sigortalıdan alınacak katılım payı düşüldükten sonra, kalan kısmının tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece, davaya konu tıbbi cihazın rayiç bedeline ilişkin olarak yukarıda belirtilen şekilde araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsizdir, ” denilmek suretiyle 10.12.2014 tarihli hükmün bozulmasına karar verilmişse de bozma ilamı gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Zira, davaya konu tıbbi cihazın rayiç bedeline ilişkin olarak bozma ilamında belirtilen şekilde konusunda uzman mali ve teknik bilirkişiden rapor aldırılmadığı, tıbbi cihazın özelliklerinin fiyat hususunda irdelenmediği, bozma ilamında piyasa değerleri ve ilgili kuruluşların görüşü ışığında fiyat tespitine ilişkin rapor alınarak vb. tüm araştırmalar yapılmak suretiyle belirleme yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece bu doğrultuda yapılan araştırmanın yeterli olmadığı, davaya konu tıbbi cihazın Kurumca gönderilen verileri ile aldırılan bilirkişi raporu tespiti içeriği arasında çelişkilerin bulunduğu ve bu çelişkilerin giderilmediği görülmektedir.
Mahkemece yapılacak iş; davaya konu tıbbi cihazın Kurumca gönderilen verileri ile aldırılan bilirkişi raporu tespiti içeriği arasındaki çelişkiler giderilmeli, cihazın piyasa değerleri ilgili kurum, kuruluş ve şirketlerden yeterli derecede araştırılmalı, sözkonusu tıbbi cihazın özelliklerinin bilhassa manuel ya da motorlu olup olmadığının kesin olarak saptanıp sonuca göre fiyatının belirleneceği ve cihaz parçalarının fiyata dahil olup olmayacağı hakkındaki fiyat değerlendirmelerini de kapsar şekilde davaya konu tıbbi cihazın rayiç bedeline ilişkin olarak konusunda uzman kişilerden oluşan mali ve teknik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmalı, böylelikle davaya konu cihazın rayiç bedeli teredddüte yer kalmayacak şekilde belirlenerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
15. Ankara 38. İş Mahkemesinin 05.04.2018 tarihli ve 2017/285 E., 2018/25 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten bozma ilamında belirtilen tüm hususların incelenmiş olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
16. Direnme kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
17. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Kurumca karşılanmayan tıbbi cihaz bedelinin tahsili istemine ilişkin eldeki davada mahkemece uyulan bozma ilamı gereklerinin tam olarak yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
18. Dava ve uyuşmazlık tarihi itibariyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 32. maddesinde sigortalıya iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortası kapsamı dışında kalan hastalıklarda sağlık yardımı yapılacağı, protez araç ve gerekçelerinin standartlara uygun olarak sağlanması, takılması, onarılması ve yenilenmesinin sağlanacağı ancak protez araç ve gereç bedellerinin %20’sinin sigortalı tarafından ödeneceği, ilgiliden alınacak katkı miktarının, ödeme tarihindeki 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 33. maddesine göre sanayi kesiminde çalışan on altı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin bir buçuk katından fazla olamayacağı düzenlenmiştir.
19. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 32. ve devamı maddelerinde sözü edilen “işgöremezliği giderme” kavramı aktif sigortalıların çalışma hayatına ilişkin bir kavram olup uyuşmazlığın çözümünde 506 sayılı Kanun’un ek 32. maddesinde yer alan “iyileştirme” kavramının da incelenmesi gerekmektedir.
20. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş andlaşmalar kanun hükmündedir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır. Bu bağlamda onay kanunu ile yürürlüğe giren Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkında 102 Nolu ILO Sözleşmesinin 10/3. maddesinde yapılacak yardımların, korunan kimsenin sağlığını korumaya, çalışma gücünü iadeye ve şahsi ihtiyaçlarını karşılayabilme kabiliyetini artırmaya matuf olduğu açıklanmıştır. 506 sayılı Kanun’un hastalık sigortası kolundan sağlanacak sağlık yardımlarının kapsamı başlıklı 33. maddesinin son fıkrasında da bu madde gereğince yapılacak sağlık yardımlarının, sigortalının sağlığını koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini artırma amacını güdeceği açıkça belirtilmiş, bir anlamda onaylanması nedeniyle bağlayıcı hâle gelen 102 Nolu ILO Sözleşmesinin 10/3. maddesi hükmü tekrarlanmıştır. Her iki yasal düzenlemenin açıkça gösterdiği gibi sigortalı veya hak sahibine “dik pozisyonlandırma cihazı” temini yönünden aranacak temel unsur, iyileşmesine yardımcı olması unsurudur. İyileşmeye yardımcı olma kavramının ise açık yasal düzenlemeler uyarınca sağlığı koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini artırma olarak kabulü zorunludur. “İyileştirme “kavramına ilk günkü sağlığına kavuşma anlamı verilmesi hâlinde, ortez ve protez kullanımının hiçbir zaman mümkün olamayacağı hususu da açıktır.
21. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinde de yapılan açıklamalar doğrultusunda düzenleme bulunmaktadır. Sözü edilen maddenin 1. fıkrasında genel sağlık sigortalısının ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmalarını; hastalanmaları hâlinde sağlıklarını kazanmalarını; iş kazası ile meslek hastalığı, hastalık ve analık sonucu tıbben gerekli görülen sağlık hizmetlerinin karşılanmasını, iş göremezlik hâllerinin ortadan kaldırılmasını veya azaltılmasını temin etmek amacıyla Kurumca finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin neler olduğu belirtilmiş, (f) bendinde “Yukarıdaki bentler gereğince sağlanacak sağlık hizmetleriyle ilgili teşhis ve tedavileri için gerekli olabilecek kan ve kan ürünleri, kemik iliği, aşı, ilaç, ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerinin sağlanması, takılması, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri” de bunlar arasında sayılmıştır.
22. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinin 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile yeniden düzenlenen 2. fıkrasında; “Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usûl ve esasları Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir.” düzenlemesi bulunmakta iken 06.02.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile yapılan değişiklik kapsamında Kurumun finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usul ve esaslarını Sağlık Bakanlığının yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının da görüşünü alarak belirlemeye yetkili olduğu hüküm altına alınmış, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşünün alınmasının (f) bendinde belirtilen ortez, protez ve diğer iyileştirici nitelikteki araç ve gereçlerin miktarını, standartlarını, sağlanmasını, uygulanmasını, kullanma sürelerini ve garanti süresi sonrası bakım, onarım ve yenilenmesi hususlarını kapsayacağı vurgulanmıştır. 5510 sayılı Kanun’un genel sağlık sigortasına ilişkin hükümleri kapsamında 28.08.2008 tarihli ve 26981 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliğinin 22. maddesinin 1. fıkrasında da aynı yönde düzenleme yapılmıştır.
23. Bu itibarla davacının bedeli dava konusu edilen ayakta diz pozisyonlardırma cihazını kullanması gerektiği ihtilafsız ise de gerek uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gerekse sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile Genel Sağlık Sigortası Yönetmeliği hükümleri gözetilerek tıbbi cihaz bedelinin denetlenip faturadaki hâliyle ödenecek nitelikte olup olmadığının ve buna bağlı olarak Kurum tarafından karşılanabilir miktarının rayiç fiyat esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
24. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamları kapsamında cihazın Kurumca karşılanması gereken rayiç fiyatının tespiti yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığına müzekkereler yazıldığı, fatura tutarının rayice uygun olup olmadığı Ankara Ticaret Odasından sorularak cevabi yazının dosya içine alındığı, davacı ve davalı Kurum vekillerinin sundukları belgelerin irdelenip değerlendirildiği ve böylece bozma ilamı gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmakla dosyadaki yazılara, toplanan delillere, mahkeme kararındaki gerektirici nedenlere göre bozma kararının yerinde olmadığı, bu nedenle usul ve yasaya uygun olan direnme kararının onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.