YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/136
KARAR NO : 2022/565
KARAR TARİHİ : 14.04.2022
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen davanın esastan reddine ilişkin 09.10.2018 tarihli ve 2018/10 E., 2018/50 K. sayılı karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
3. Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
4. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle, gerekçeli kararın görülmekte olan davada vekille temsil edildiği iddia edilen davacı asıl …’a tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
5. Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın nasıl yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre, anılan Kanun’un 11. maddesi; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.” hükmünü içermektedir.
6. Görüldüğü üzere madde metninde, vekil aracılığıyla takip edilen davalarda tebligatın vekile yapılacağı belirtilmektedir.
7. Bunun yanında, 10.07.1940 tarihli ve E:1940/7 E., 1940/75 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde de; “…Davanın son dereceye kadar takibi için vekil tayin etmiş olan bir kimseye ilam tebliği mümkün bulundukça müvekkiline tebligat yapılması kanuna aykırı ve bu sebeple tebliğ dahi hükümsüz olduğundan, kanun yoluna başvurma için belli olan süre böyle yolsuz bir tebliğ üzerine cereyan etmez…” denilmek suretiyle aynı ilke benimsenmiştir.
8. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2012 tarihli ve 2012/5 E., 2012/911K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.
9. Somut olaya gelince; gerekçeli kararın davacı asıl …’a tebliğ edilmesi üzerine davacı asıl verdiği temyiz dilekçesinde; “Şöyleki; 2018/3 E. sayılı davada vekilim olduğu ve vekilim 22.05.2018 tarihli ilk duruşmaya katıldı. Duruşma 09.10.2018 tarihine bırakıldı. Bu duruşmaya vekilimin mazereti sebebiyle ve benim bilgim dahilinde duruşmaya katılmadı. Duruşmada vekilimin mesleki mazereti sebebiyle duruşmaya katılmadığı beyanıma rağmen duruşma tutanağına bu beyanım geçmemiştir. Gerekçeli karar sanki vekil yokmuş gibi davranılmıştır. Kararda vekilimin adı geçmediği gibi kararda kendisine tebliğ edilmemiştir…” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
10. O hâlde, davacının yukarıdaki beyanı gözetilerek mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının vekilinin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, şayet vekili varsa usulüne uygun vekâletname ibraz ettiği takdirde gerekçeli kararın davacı …’ın vekiline yukarıda açıklanan yasal düzenleme de gözetilerek yöntemine uygun olarak tebliği ile temyiz süresinin geçmesinin beklenmesi; kararın temyiz edilmemesi hâlinde bu şekliyle, temyizi hâlinde ise devamı işlemler de tamamlanarak ondan sonra dosyanın son kontrolünün yapılıp, eksiksiz olmak üzere temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekmektedir.
11. Açıklanan nedenlerle; dosyanın, belirtilen eksiklik giderilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmesi için, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine geri çevrilmesi gerekir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Yukarıda belirtilen eksiklik tamamlandıktan sonra temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmek üzere, dosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 14.04.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.