YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/218
KARAR NO : 2022/124
KARAR TARİHİ : 15.02.2022
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “Tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş mahkemesi sıfatıyla) verilen davanın husumetten (sıfat yokluğundan) reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait İmparator unvanlı otelde yaklaşık sekiz yıldır çalıştığını, davalının talimatı ile havuz başında bulunan ağaçları keserken elini kestiğini, kaza sonucu ağır şekilde yaralandığını, davalının davacıya yardım edeceğini taahhüt etmesi nedeniyle şikayetçi olmadığını, bu nedenle Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/5928 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ancak davalının müvekkili ile hiç ilgilenmediğini, müvekkilinin sağ elini kullanamaz hâle geldiğini, Iğdır Devlet Hastanesi sağlık kurulu raporuna göre sürekli iş göremezlik oranının %34 olduğunu, meydana gelen iş kazasında davalının kusurunun bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000TL iş göremezlik tazminatı ile 100.000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili yargılama aşamasında yazılı ve sözlü beyanlarında davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş mahkemesi sıfatıyla) 25.12.2015 tarihli ve 2015/331 E., 2015/507 K. sayılı kararı ile; iş kazasından kaynaklanan davanın davalı …’ye karşı açıldığı ancak hizmet cetvelinden iş kazasının olduğu iddia edilen 09.09.2014 tarihinde davacının davalı … yanında değil Öz Gögce Otelcilik Turz. Mad. Nak. Tem. Gıda San. Tic. A.Ş bünyesinde çalıştığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle (taraf sıfatı yokluğundan) reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
7. Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş mahkemesi sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
8. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 04.05.2016 tarihli ve 2016/7730 E., 2016/8059 K. sayılı kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124/3. maddesi açıklanarak davalı …’ye karşı açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı şekilde ve kötü niyetle açıldığı yönünde bir iddia veya mahkeme kabulünün bulunmadığı, gerçek hasım olduğu öne sürülen dava dışı şirket ile davalının soyadı benzerliği yanında davalının bu şirketin sahibi olduğunun iddia edildiği bu nedenle davalı ile dava dışı şirket arasında bulunduğu iddia edilen hukukî ve organik bağ ile ilgili ticaret sicil kayıtları celbedilerek davalı ile dava dışı şirket arasında şayet bağ var ise, davanın doğru hasma yöneltilmesi için davacıya mehil verilmesi ve bu doğrultuda yargılamaya devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin İkinci Kararı:
9. Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş mahkemesi sıfatıyla) 31.01.2017 tarihli ve 2016/256 E., 2017/45 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davalı ile dava dışı Öz Gögce Otelcilik Turz. Mad. Nak. Tem. Gıda San. Tic. A.Ş. arasında olduğu iddia edilen hukukî ve organik bağ ile ilgili ticaret sicil kayıtlarının celbedildiği ve davalı ile dava dışı şirket arasında bağ bulunmadığı, davacı ile davalı arasında iş sözleşmesi ve hizmet cetveline göre davalı yanında çalışmasının bulunmadığı, davacının çalıştığı işyerinin davalıya ait olmadığı, gerçek işverenin dava dışı şirket olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın husumet (taraf sıfatı yokluğundan) nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
10. Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş mahkemesi sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/1710 E., 2017/9352 K. sayılı kararı ile; “..Dava, iş kazası nedeniyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 124/3. maddesinde maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği hükme bağlanmıştır.
Aynı zamanda Anayasa ilkesi olan ve 6100 sayılı HMK’nun 30. maddesinde tanımlanan usul ekonomisi ilkesi gereğince Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla da yükümlüdür. Maddi hata sonucu tarafta yapılan ve kötü niyetli olmayan hata, usulün elverdiği mecra kullanılarak giderilebilecek iken, gerekmediği halde, dava reddedilerek yeni bir dava açmak üzere davacıya gereksiz masraf yaptırılması usul ekonomisi ilkesine aykırıdır. Zira davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının temel görevidir. (Anayasa m. 141/son)
Somut olayda davalı … Göğçe’ye karşı açılan davanın dürüstlük kuralına aykırı şekilde ve kötü niyetle açıldığı yönünde bir iddia veya mahkeme kabulü vaki değildir. Kaldı ki, gerçek hasım olduğu öne sürülen dava dışı Öz Gögçe Otelcilik Turz. Mad Nak Tem Gıda San Tic AŞ ortakları ile davalının soy isim benzerliği olduğu gibi, davalının da bu şirketin sahibi olduğu iddia edilmektedir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamından sonra dava dışı Öz Göğce Otelcilik Turizm Madencilik Nak. Tem. Gıda San. Ve Tic. A.Ş.’nin ilgili ticaret sicil kayıtları celbedildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gereğinin yerine getirildiği söylenemez. Davalı … Göğce’nin Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/5928 soruşturma nolu dosyasında 20.10.2014 tarihinde kollukta verdiği ifadesi göz önüne alındığında organik bağ olduğu anlaşıldığından husumetin dava dışı şirkete yöneltilmesi için davacıya uygun süre verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
12. Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş mahkemesi sıfatıyla) 22.03.2018 tarihli ve 2018/99 E., 2018/200 K. sayılı kararı ile; davacının iş kazasına uğradığını iddia ettiği tarih itibariyle dava dışı Gögce Otelcilik Turizm Madencilik Nak. Tem. Gıda San. ve Tic. A.Ş’nin çalışanı olduğu, her ne kadar mahkemece ilk bozma ilamına uyulmuşsa da bozma ilamının araştırmaya yönelik olduğu, bu nedenle bozma ilamına uyulması ile davacı yararına usulî kazanılmış hak oluşmayacağı, nitekim bozma sonrası yapılan araştırma neticesinde davalı ile dava dışı şirket arasında organik bağın tespit edilemediği, dava konusu uyuşmazlığın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri uyarınca tasarruf ve taraflarca getirilme ilkesine tâbi olduğu, hâkimin re’sen yargılamayı sürdürmesi olanaklı olmadığından tarafların davayı hazırlama ve takip etmeleri gerektiği, hâkimin davacının yapmadığı işlemi kendiliğinden ikmal etmesinin olanaklı olmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinde öngörülen tarafta iradi değişikliğin ancak davacının talebi ile uygulanabileceği, mahkemece davacıya taraf değişikliği yapılması için süre verilmesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerine aykırılık teşkil edeceği gibi hasım düzeltme talebi bulunmayan davacıya yol gösterme anlamı taşıyacağı, mahkemenin ilk karar tarihi olan 25.12.2015 tarihine kadar davacının herhangi bir hasım düzeltme talebinin bulunmadığı, her ne kadar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/1710 E., 2017/9352 K. sayılı ilamında davalı …’nin Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/5928 soruşturma nolu dosyasında 20.10.2014 tarihinde kollukta verdiği ifadesi göz önüne alındığında davalı ile dava dışı şirket arasında organik bağ olduğu ifade edilmişse de davalının bu beyanının bir kimsenin davalı sıfatı olmadığı hâlde davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltma olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu hâlde de ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 327/2. maddesinin uygulanmasının gündeme geleceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
13. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; iş kazasından kaynaklı tazminat istemli eldeki davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 124. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı, davacı tarafa davayı Öz Gögce Otelcilik Turz. Mad. Nak. Tem. Gıda San. Tic. A.Ş. yöneltmesi için süre verilmesinin gerekip gerekmediği ve mahkemece verilen husumetten (sıfat yokluğundan) red kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
15. Öncelikle HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi”ne ilişkin olarak açıklama yapmakta fayda vardır.
16. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25/1. maddesinde, hâkimin Kanunda öngörülen istisnalar dışında, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı ve onları hatırlatabilecek davranışlarda bulunamayacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında yine kural olarak hâkimin kendiliğinden delil toplayamayacağı kabul edilmiştir (Umar, Bilge: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, Ankara 2014, s.114 vd.).
17. Taraflarca getirilme ilkesi olarak kabul edilen bu düzenleme ile özel hukuk uyuşmazlıklarında kural olarak, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin vakıaların ve bu vakıaların delillerinin bizzat taraflarca getirilmesi ve yargılamada ileri sürülmesi düzenlenmiştir. Böylelikle dava malzemelerinin toplanmasında ve bunların ileri sürülmesinde hâkimin pasif olması kabul edilmiştir (Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.238).
18. Bununla birlikte dava malzemesinin taraflarca getirilmesi, hâkimin bu hususlar hakkında hiçbir yetkisi olmadığı ve tamamen etkisiz olduğu anlamına gelmemektedir (Alangoya, H. Yavuz /Yıldırım, Mehmet Kamil /Deren Yıldırım, Nevhis: Medenî Usul Hukuku Esasları, 7. Baskı, İstanbul 2009, s. 184). Bu, özellikle hâkimin yargılama sonucunda verdiği hükmün maddi gerçekle örtüşür olabilmesinin bir sonucudur.
19. Tarafların getirdiği ve ileri sürdüğü dava malzemeleri bazı durumlarda maddi veya hukukî açıdan eksik, belirsiz yahut çelişkili olabilir. Bu durum, davanın yürütülmesini zorlaştırabildiği gibi hâkimin doğru bir hükme varma ihtimalini de tehlikeye sokabilir. Bu nedenle HMK’nın 31. maddesinde, bu durumlarda, hâkimin taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve tarafların delil göstermelerini isteyebileceği düzenlenmiştir.
20. Diğer yandan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) iradî taraf değişikliği hakkında açık bir hüküm içermemekle birlikte bu durumun özellikle usul ekonomisi açısından eleştirilere tabi tutulmasını dikkate alan yasa koyucu da, HMK’nın 124. maddesi ile belirli hâllerde iradî taraf değişikliğine olanak veren bir düzenleme getirmiştir.
21. Anılan düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (HMK m. 124/1). Ancak yasa koyucu bu konuda yasalarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (HMK m. 124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m. 124/3,4).
22. İradî taraf değişikliğine ilişkin düzenleme karşısında gerek davacı gerekse davalı tarafta, iradî taraf değişikliği yapılması mümkündür (Korkmaz Hülya Taş: Medenî Usul Hukukunda İradi Taraf Değişikliği, Ankara 2014, s. 169). Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.07.2020 tarihli 2017/15-2929 E., 2020/544 K. sayılı kararında da aynı tespitlere yer verilmiştir.
23. Somut olayda iş kazasından kaynaklanan tazminat istemli eldeki davada sunulan dava dilekçesinde … davalı olarak gösterilmiştir.
24. Dosya içerisinde yer alan 20.10.2014 tarihli şüpheli ifade tutanağında … “Otel İmparatorun sahibi olurum … isimli şahıs yaklaşık 8 yıldır sigortalı olarak çalışmaktadır.” şeklinde beyanda bulunmuş, yargılama sırasında yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında da Otel İmparatorun eski sahibi olduğu yönünde tespit yapılmıştır.
25. Şu hâlde yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece HMK’nın 124. maddesi uyarınca davacıya taraf değişikliği konusunda imkân tanınarak davacıya uygun süre verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken davanın taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde değildir.
26. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
27. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.02.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.