YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/429
KARAR NO : 2021/1507
KARAR TARİHİ : 25.11.2021
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “rücuen tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gaziantep 2. İş Mahkemesince verilen davanın davalı … yönünden reddine, davalı … yönünden ise kısmen kabulüne ilişkin karar davacı ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili …’nda (Belediye) şoför olarak çalışan davalı …’ın sevk ve idaresindeki araç ile 26.08.2009 tarihinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet vermesi üzerine trafik kazasında ölen çocuğun ailesinin müvekkili aleyhine açtığı manevi tazminat davası ve kazaya karışan aracın karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasının süresi dolmasına rağmen yenilenmediğinden kaza sebebiyle zarar gören kişilere ödeme yapan güvence hesabının ödediği miktarı rücu etmesi sebebiyle müvekkilinin ödemeler yaptığını, söz konusu ödemelerden kaza tespit tutanağında tam kusurlu olduğu tespit edilen belediye personeli araç şoförü davalı …’ın ağır ihmal ve kusurundan dolayı, Belediyede araçların bakım, onarım ve her türlü işlerinden sorumlu olan diğer davalı …’ın ise sigorta işlemlerini yenilemeyerek kamu zararına sebebiyet vermesinden dolayı sorumlu olduklarını ileri sürerek manevi tazminat olarak 3. kişilere ödenen miktarın araç sürücüsü …’dan, maddi tazminatın ise davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5.1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, 01.01.2007-31.12.2009 tarihleri arasında geçerli olan müvekkilinin de tabi olduğu toplu iş sözleşmesinin 64. ve 66. maddelerinde işçilerin karıştıkları kazalardan dolayı ödenen tazminatlarda sorumlu olunan miktarın belirlenmesi için hasar ve zarar tespit komisyonu kurulmasının gerektiğinin ifade edildiği, 01.01.2010-31.12.2012 tarihleri arası geçerli olan toplu iş sözleşmesinde ise bu düzenlemeye ilaveten 68. maddesinde aracın zorunlu trafik sigortasının zamanında yaptırılmadığı takdirde aracın kazaya karışması hâlinde tüm zararlardan işverenin sorumlu olacağının düzenlendiğini, davacı Belediyenin de bu anlamda kusurlu olduğundan davanın reddini aksi hâlde toplu iş sözleşmelerinde tüm işçiler için her ay maaşlarından kesinti yapılarak iş kazası yardım fonu kurulmasının ve fonda biriken paranın da mahkemece belirlenen ve karara bağlanan zararların tazmininde kullanılmasının düzenlendiğinden davalının sorumlu olacağı miktarın belirlenmesi hâlinde bu fondan karşılanması gerektiğini savunmuştur.
5.2. Davalı … cevap dilekçesinde; Belediyeye ait araçların zorunlu trafik sigortalarının yaptırılması ile ilgili yetki ve sorumluluğu olmadığını, kaza yapan aracın müdür olduğu birimde görev yapmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.12.2013 tarihli ve 2012/235 E., 2013/702 K. sayılı kararı ile; davacı Belediyenin ödemede bulunduğu miktarın davalılardan tahsili gerektiği ancak davacı Belediyenin karayolları zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi yaptırmayarak aracın kullanılmasına izin verdiğinden kusurlu olduğunun kabulü ile takdiren ödenen tazminatın % 50’si oranında indirim yapılarak belirlenen miktarın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
7. Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 17.11.2015 tarihli ve 2015/10911 E., 2015/13183 K. sayılı kararı ile; işverenin işçinin verdiği zarardan kaynaklı açtığı rücuen tazminat davasına bakma görevinin iş mahkemelerine ait olup, davacı … ile davalı … arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu, ayrıca her iki davalı yönünden de aralarında hukukî ve fiili irtibat bulunduğundan usul ekonomisi ilkesi gereği her iki davalı hakkındaki davanın aynı mahkemede görülmesi gerekmekle özel mahkeme olan iş mahkemelerinin her iki davalı yönünden de görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek sair yönler incelenmeksizin karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
9. Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2016 tarihli ve 2016/209 E., 2016/300 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu; mahkemenin görevsizliği ile dosyanın görevli ve yetkili Gaziantep İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin Üçüncü Kararı:
10. Dosyanın tevzi edildiği Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 15.06.2016 tarihli ve 2016/181 E., 2016/192 K. sayılı kararı ile; mahkemenin Sosyal Güvenlik Mahkemesi olarak faaliyete geçirilmiş olup sadece sosyal güvenlik davalarına bakmakla görevlendirildiği gerekçesiyle diğer iş mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir.
11. Hukuk mahkemeleri tevzi bürosunca dosyanın tevzi edildiği Gaziantep 2. İş Mahkemesinin 01.06.2017 tarihli ve 2016/364 E., 2017/162 K. sayılı kararı ile; davalı …’ın aracın sigortasının yapılmamasından ve bundan kaynaklı güvence hesabına ödenen miktardan dolayı herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığı, trafik kazasında vefat eden üçüncü kişinin hak sahiplerine ödenen tazminatlardan kazaya sebebiyet veren olarak kusurlu davranışı nedeniyle sorumlu olduğu, ancak işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin 68. maddesinde işyerinde hasar zarar tespit komisyonu kurulması ve bu komisyonun işçi ve işverenin üçüncü kişilere yapılacak ödemelerden dolayı sorumlu olacağı miktarı belirleyeceğinin düzenlenmesine rağmen işverence böyle bir komisyon kurulmadığından tarafların üçüncü kişilere ödenen tazminatlar yönünden takdiren %50 oranında sorumlu oldukları, davalılardan …’ın ise sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davalı … yönünden açılan davanın reddine, diğer davalı … yönünden ise davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
12. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı … vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
13. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince 16.10.2017 tarihli ve 2017/39969 E., 2017/21865 K. sayılı kararı ile; (1). bentte davacı ve davalı …’ın sair temyiz itirazlarının reddi ile; “….2- Dava, rücuen tazminat ödetilmesi istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, tarafların sorumlu olduğu miktarlara yöneliktir.
Somut olayda, davacı …, istihdam ettiği şoför davalı …’ın kazaya sebebiyet verdiği, davalı …’ın da aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını yaptırmadığından sorumlu olduklarını ileri sürerek ödemek zorunda kaldığı tazminatları rücuen davalılardan talep etmektedir.
Mahkemece, davalılardan …’ın iş sözleşmesi ve görev tanımı itibarıyla KZMMS poliçesini yaptırma görevinin davalıya verildiğine dair bir kayda rastlanmadığından davalının sorumluluğu olmadığı belirtilerek bu davalı hakkında davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin bu kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yine Mahkemece aracın KZMMS’nın yapılmamasından kaynaklanan ve Garanti Fonu Güvence hesabına ödenen miktardan şoför olarak çalışan davalı …’ın herhangi bir kusuru olmadığından davacı Belediyenin bu nedenle ödemek zorunda kaldığı miktarlar yönünden davalının sorumlu tutulamayacağına ilişkin değerlendirme de doğrudur. Ancak mahkemenin davacının sorumlu olduğu 3. kişilere ödenen diğer tazminatlar yönünden tarafların takdiren %50 oranında sorumlu olacağına ilişkin tespiti dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Olaya ilişkin kaza raporunda, davalının asfalt bakım kamyonunu dik yokuşta aşağı doğru bıraktığı, vites kolunun ve imdat kolunun boşta olduğu, arka tekerleklere takoz koymadığı, olayda tedbirsiz davrandığı ve önlem almadığı tespit edilerek 8/8 kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Olayın oluş şekli ve 24.01.2017 tarihli kusur raporunda tespit edildiği üzere meydana gelen trafik kazasında davacı belediyenin %20, davalı şoförün ise %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek buna göre sorumluklarının belirlenmesi dosya kapsamına uygun olacaktır. Açıklanan bu nedenle kararın bozulması gerekmektedir.
3-Kabule göre de, davalı … vekili lehine eksik vekâlet ücreti takdir edilmesi hatalıdır…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
14. Gaziantep 2. İş Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2018/16 E., 2018/191 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten, davacı Belediyenin imzaladığı toplu iş sözleşmesinin 68. maddesinin (a) bendinde işyerinde hasar, zarar ve bedensel zararların tespit ve tanzimi konusunda bir sendika, bir işveren temsilcisi ve bir de sendika ile işverenin üzerinde anlaştıkları söz konusu zarar ile ilgili olayın niteliğine uygun işlerden anlayan üçüncü bir kişiden oluşan hasar-zarar tespit komisyonu kurulacağı ve bu komisyonun imzalanan toplu iş sözleşmesinin 68. maddesinin (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde de trafik kazaları sonucu meydana gelen hasar ve bedensel zararlar konusunda üçüncü kişilere yapılacak ödemelerin ne kadarından işverenin ne kadarından da işçinin sorumlu olacağını belirleyeceğinin öngörülmesine rağmen böyle bir komisyonun kurulmadığı, bu komisyonun kurulmamasından dolayı davalı …’a kusur atfedilemeyeceği, bu komisyonun kurulmaması ve kazaya karışan aracın karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasının yaptırılmamasında kusurun davacı Belediyeye ait olduğu, olay tarihinde geçerli poliçenin olmaması nedeniyle kusur raporunda davacı Belediyenin kusuru % 20, davalı …’ın kusuru % 80 olarak belirlenmiş ise de, sorumluluğun bu oranlara göre belirlenmesinin Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddeleri ile Medeni Kanun’un 2. ve 3. maddelerine aykırı olacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
15. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
16. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kazaya karışan aracın karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasının yaptırılmadığı ve toplu iş sözleşmesinde öngörülen hasar ve zarar tespit komisyonunun oluşturulmadığı uyuşmazlık dışı olan eldeki davada; kaza raporunda davalı işçinin asfalt bakım kamyonunu dik yokuşta aşağı doğru bıraktığı, vites kolunun ve imdat kolunun boşta olduğu, arka tekerleklere takoz koymadığı, olayda tedbirsiz davrandığı ve önlem almadığı tespit edilerek 8/8 kusurlu olduğunun belirtildiği, 24.01.2017 tarihli kusur raporunda ise meydana gelen trafik kazasında davacı Belediyenin %20, davalı işçinin %80 oranında kusurlu olduğu yönünde tespit yapıldığı dikkate alındığında; olayın oluş şekli ve 24.01.2017 tarihli kusur raporundaki tespit kapsamında meydana gelen trafik kazasında davacı Belediyenin %20, davalı şoförün ise %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek buna göre sorumluklarının belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
17. Öncelikle toplu iş sözleşmesi üzerinde kısaca durmakta fayda vardır.
18. Toplu iş sözleşmesi işçi kuruluşları ile işveren kuruluşları veya işveren arasında iş (hizmet) sözleşmesine uygulanabilecek çalışma şartlarını belirleyen ya da düzenleyen sözleşmedir. Toplu iş sözleşmesi işçilerle işverenler arasındaki iş ilişkisini değil, sadece bir veya birçok işyerinde, bir işletmede ya da işkolunda uygulanabilecek çalışma/çalıştırma şartlarını düzenlemektedir. Öte yandan toplu iş sözleşmesi onu bağıtlayanlar arasında hukukî ilişkiler doğurmaktadır (Narmanlıoğlu, Ünal: İş Hukuku II Toplu İş İlişkileri, Yeni Mevzuata Göre Yazılmış 2. Baskı, s:292).
19. Nitekim 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) 2. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendindeki tanıma göre, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hususları düzenlemek üzere işçi sendikası ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren arasında yapılan sözleşmeyi ifade etmektedir.
20. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 33. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında 2. maddedeki tanıma uygun düzenlemelere yer verilmiş ve toplu iş sözleşmesinin, iş sözleşmesinin yapılması, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri içereceği ayrıca tarafların karşılıklı hak ve borçları ile sözleşmenin uygulanması, denetimi ve uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yollara ilişkin düzenlemelere yer verilebileceği belirtilmiştir.
21. Bu durumda toplu iş sözleşmesi hem sözleşmeye taraf olanlar arasında söz konusu olabilecek hükümleri hem de genel nitelikli çalışma ve çalıştırma şartlarını düzenleyen, böylece tarafların üyelerine yani üçüncü kişilere uygulanabilecek normatif hükümleri de ihtiva eden bir sözleşmedir (Narmanlıoğlu, s:292).
22. Öte yandan, toplu iş sözleşmesinin başkaca bir tarihte yürürlüğe gireceği taraflarca kararlaştırılmadığı tâktirde toplu iş sözleşmesi imzası tarihinde yürürlüğe girer ve etkisini de imza tarihinden sonrası için gösterir. Ancak yürürlük tarihinin imza tarihinden önceki bir tarihten başlatılacağı öngörüldüğünde taraf sendikaya üye olanlar yürürlük tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanabilirler. Diğer bir anlatımla, tarafların sözleşmenin yürürlüğü süresince sözleşme hükümlerine uyma ve iyiniyetle uygulama yükümlülükleri vardır.
23. Gelinen bu noktada somut olayla ilgisi nedeniyle karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasının (KZMMS) kapsamı ile ilgili konu üzerinde durulmalıdır.
24. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (2918 sayılı Kanun) 85. maddesinin 1. fıkrasında motorlu aracın meydana getirdiği zarardan işleten ve araç işleticisinin tâbi olduğu hukukî sorumluluk düzenlenmiştir. Bu düzenlemede; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmü yer almaktadır.
25. Öte yandan 2918 sayılı Kanun bu belirtilen madde kapsamında olan sorumlulukların karşılanmasını sağlamak üzere 91. maddesinde mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirerek ilk fıkrasında “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde açık düzenlemeye yer vermiştir.
26. Karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında sigortacı, işletilme hâlinde olan motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin yaralanması, ölmesi veya mallarının hasara uğramasından kaynaklanan zararları karşılamakla yükümlüdür.
27. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak sorumluluğu düzenlerken bu kapsam dışında kalan hâlleri de açıkça düzenlemiştir.
28. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar” başlıklı 92. maddesinde;
“Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler.
g) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
h) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri,
i) (Ek: 14/4/2016-6704/4 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 17/7/2020 tarihli ve E.:2019/40; K.:2020/40 sayılı Kararı ile)
j) (Ek:9/6/2021-7327/19 md.) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, destek şahsının kusuruna denk gelen tazminat talepleri,
k) (Ek:9/6/2021-7327/19 md.) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar,
l) (Ek:9/6/2021-7327/19 md.) Hasar sebebiyle trafikten çekme veya hurdaya çıkarılma işlemi görmüş araçların değer kaybı tazminatı talepleri,
m) (Ek:9/6/2021-7327/19 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör eylemlerinde ve bu eylemlerden doğan sabotajda kullanılan araçların neden olduğu ve sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri ile aracın terör eylemlerinde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek binen kişilerin ve terör ve sabotaj eyleminde yer alan kişilerin uğradıkları zararlara ilişkin talepler.
(Ek fıkra:9/6/2021-7327/19 md.) 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan gelir kaybına ilişkin ödemelerde, 5510 sayılı Kanunun 21 inci maddesi uyarınca sigortacının Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı sorumluluğu varsa, bu sorumluluk sigortacının kendi sigortalısının kusuru oranında devam eder.” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı tek tek sayılarak sıralanmıştır.
29. Bu hükümle birlikte manevi tazminat talepleri Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (KZMMS) kapsamında tutulmamıştır.
30. Somut olayda; kazaya sebebiyet veren kişinin işvereni ve yine trafik kazasına sebebiyet veren aracın işleteni olan davacının açtığı rücuen tazminat davasında taleplerinin; trafik kazasında ölen çocuğun ailesine ödediği manevi tazminatın ve aracın KZMMS’si olmaması sebebiyle güvence hesabının zarar görenlere ödediği maddi tazminatı rücu etmesinden kaynaklı yaptığı ödemelerin kusurları sebebiyle sorumlu olduğunu belirttiği davalı işçilerden tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
31. Öte yandan, mahkemece davalı … yönünden sorumlu olmadığı sebebiyle verilen red kararı ile diğer kazaya sebebiyet veren davacının aracın KZMMS yaptırılmaması sebebiyle sorumlu olmadığından dolayı güvence hesabının yaptığı ödemenin rücu edilemeyeceğine ilişkin kararın Özel Dairece bozma konusu yapılmayarak kesinleştiği görülmüştür.
32. Bu durumda uyuşmazlık; araç işleteni olan davacının kazada ölen çocuğun ailesine yaptığı manevi tazminat ödemesindan davalı …’ın sorumluluk miktarının belirlenmesi hususundadır.
33. Kaza sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında; tazminat ödenmesine konu trafik kazasının 26.08.2009 tarihinde meydana geldiği ve sürücü …’ın asfalt çalışmalarından dolayı kullandığı kamyonu park edip indikten sonra yolun dik eğimli olmasından kaynaklı aracın hareket hâline geçerek yaya Aynur Gül’e çarpıp süreklediğinin belirtildiği, kazanın oluşumunda …’ın 2918 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (1). bendinin (d) alt bendine göre “Aracından indikten sonra yolun dik eğimli olmasına rağmen gerekli emniyet tedbirlerini almadan ayrılmak” kuralını ihlâl ettiğinden tamamen kusurlu (8/8 oranında) olduğu belirtilmiştir.
34. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan 28.01.2013 tarihli kusur tespit raporunda kazaya karışan kamyon sürücüsü davalı …’ın %100 oranında kusurlu olduğu, 17.05.2013 tarihli kusur tespit tutanağında da aynı şekilde davalı …’ın %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, ancak davacı işveren yönünden bir kusur değerlendirmesi yapılmamıştır.
35. Bu raporlardan sonra dosya içerisine alınan 24.01.2017 tarihli kusur raporunda davacı … açısından da kusur değerlendirilmesi yapılarak KZMMS poliçesi yapılmamasında tamamen davacı Belediyenin kusurlu olduğu, kaza sebebiyle de işçiyi iş güvenliği yönünden eğitmemiş, uygulanması gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini öğretmemiş, davalının emniyetsiz şekilde çalışmasını engellememiş olması sebebiyle davacı Belediyenin meydana gelen trafik kazasında %20, davalı işçi …’ın ise kaza sebebiyle %80 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
36. Ayrıca, trafik kazasının gerçekleştiği tarihte Belediye-İş Sendikası ile davacı … arasında yapılan işletme toplu iş sözleşmelerinden, 01.01.2007-31.12.2009 tarihleri arasında yürürlük süresinin olduğunun belirtildiği işletme toplu iş sözleşmesinin yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu işletme toplu iş sözleşmesinin 66. maddesinde; hasar ve zarar tespit komisyonunun kurulacağı belirtilirken aynı maddenin devamında hasar tespit tutanağının muhtevası, hasar bedelinin ödeme şekline ilişkin düzenlemeler yer almakta olup (c) bendinin (4) numaralı alt bendinde de “Adli mercilerce ve trafikçe takibat altına alınan trafik kusurlarına mütalik hasarların tespiti bu hükmün dışındadır.” düzenlemesiyle adli ve trafik mercilerinde kovuşturma yapılması hâli tespit komisyonunun görevlerinden ayrık tutulmuştur.
37. Trafik kazası gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan bu işletme toplu iş sözleşmesinden sonra yürürlük tarihi 01.01.2010-31.12.2012 tarihleri arasında yapılan işletme toplu iş sözleşmesinde ise bir önceki işletme toplu iş sözleşmesinden farklı olarak adli ve trafik mercilerinde kovuşturma yapılmasının kapsamdışı tutulduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer vermeksizin, aynı düzenlemelere ek olarak 68. maddesinin (c) bendinin (3) numaralı alt bendinde “Trafik kazası sonucu meydana gelmiş hasar, zarar ve bedensel zararların tespit edilen meblağın ne kadarının işveren ve ne kadarının işçi tarafından ödeneceğine maddenin A bendinde adı geçen komisyon toplanarak karar verir. Üçüncü kişilere ödenecek hasar ve maddi ve manevi tazminatlarda da bu yol uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
38. Her ne kadar mahkeme yürürlük tarihi 01.01.2010-31.12.2012 arasında olan işletme toplu iş sözleşmesinin 68. maddenin (c) bendinin (3) numaralı alt bendini direnmesine gerekçe yapmış ise de trafik kazasının gerçekleştiği olay tarihi olan 26.08.2009 tarihinde yürürlükte olmayan toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi konusunda geçmişe yürütüleceğine dair bir düzenleme bulunmaması karşısında somut olaya uygulanması hatalıdır. Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte olan işletme toplu iş sözleşmesinde ise hasar zarar tespit komisyonunun kurulacağı belirtilmekle trafik kazası sonucunda işçi ve işverenin sorumlu tutulacağı miktarı belirleyeceğine dair bir düzenleme öngörmemektedir. Kaldı ki, komisyonun kurulup kurulmamasının kusurluluk durumunu etkileyen bir olgu olarak kabulüne olanak bulunmamaktadır.
39. Bununla birlikte KZMMS’nin kapsamında tutulmayan manevi tazminat ödemesi sebebiyle de işverene sigortasını yaptırmadığı gerekçesiyle sorumluluk yüklemek de doğru değildir. Zirâ, davalı işverence yapılan manevi tazminat ödemesi kazaya karışan aracın KZMMS olsa da olmasa da yapılacak bir ödeme olup, güvence hesabı tarafından ödenen miktarın dışındadır.
40. Sonuç itibariyle; olaya ilişkin kaza raporunda, davalının asfalt bakım kamyonunu dik yokuşta aşağı doğru bıraktığı, vites kolunun ve imdat kolunun boşta olduğu, arka tekerleklere takoz koymadığı, olayda tedbirsiz davrandığı ve önlem almadığı tespit edilerek 8/8 kusurlu olduğu sonucuna varılması, olayın oluş şekli ve 24.01.2017 tarihli kusur raporunda tespit edildiği üzere meydana gelen trafik kazasında davacı belediyenin %20, davalı şoförün ise %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek buna göre sorumluklarının belirlenmesi dosya kapsamına uygundur.
41. Diğer taraftan, direnme kararının başlık kısmında dava tarihi 16.03.2012 olduğu hâlde 22.01.2018 olarak ve direnme karar tarihi 15.03.2018 olduğu hâlde 16.03.2012 olarak yazılmış ise de, bu hususlar mahallinde her zaman düzeltilebilecek maddi hata olarak değerlendirilmiş ve işin esasına etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
42. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden bozulmasına karar vermek gerekmiştir
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.11.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.