Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2019/94 E. 2022/52 K. 25.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/94
KARAR NO : 2022/52
KARAR TARİHİ : 25.01.2022

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 1. Aile Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 29.04.2015 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 19.04.1987 tarihinde evlendiklerini, bu evlilikten üç çocuklarının olduğunu, sürekli tartıştıklarını, davalının birlik görevlerini yerine getirmediğini, eşine ağır hakaretlerde bulunduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili 13.06.2015 tarihli cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, davacının işini bahane ederek evi ve eşi ile ilgilenmediğini, gece eve geç saatlerde ve alkollü şekilde geldiğini, eşini aile ve sosyal ortamlarda devamlı şekilde yalnız bıraktığını, müvekkiline karşı şiddet uyguladığını, başka bir kadınla birlikte yaşadığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını belirterek öncelikle davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili yararına 500TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50.000TL maddi, 50.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. Kayseri 1. Aile Mahkemesinin 16.09.2015 tarihli ve 2015/310 E., 2015/629 K. sayılı kararı ile; erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, buna karşılık kadının da ortak çocukların evlilikleri sırasında eşinin görüş ve düşüncelerini önemsemeyerek çocukları evlendirdiği ve yersiz kıskançlık yaptığı, böylece boşanmaya sebep olan olaylarda, erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına, kadın eş yararına 400TL yoksulluk nafakası ile 10.000TL maddi ve 10.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarihli ve 2016/2657 E., 2017/8280 K. sayılı kararı ile;
“…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Kayseri 1. Aile Mahkemesinin 26.10.2017 tarihli ve 2017/808 E., 2017/887 K. sayılı kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, boşanmaya yol açan olaylarda ki kusurlu davranışları, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatler dikkate alındığında bozma öncesi kararla belirlenen tazminat miktarlarının hakkaniyet ilkesine uygun olduğu gerekçesiyle direnme karar verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı yasal süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 174. maddesi uyarınca davalı eş yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının az olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir.
13. Bilindiği üzere boşanma nedeni ile oluşan maddi ve manevi tazminat TMK’nın 174. maddesi ile “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine sahiptir.
14. Maddi tazminat, kişinin malvarlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmanın karşılığını oluşturan giderimdir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 746). Boşanma nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.
15. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2. maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi tazminat bedeli maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlal edilen eşe “uygun bir tazminat” verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate alarak takdir hakkını kullanmalıdır.
16. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, yerel mahkemece yapılan 2015 yılına ait ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanaklarına göre; davalı erkeğin valilikte şoför olarak çalıştığı, aylık 2.400TL gelirinin olduğu, ablasına ait evde oturduğu, kira giderinin bulunmadığı, buna karşılık davacı kadının da gündelik olarak evlere temizliğe gittiği, sabit ve düzenli bir gelirinin bulunmadığı, kiralık evde oturduğu ve aylık 400TL kira ödediği, bu evde çocuğu ile birlikte yaşadığı belirtilmiştir. Kusur durumunun değerlendirilmesinde ise; tarafların 19.04.1987 tarihinde evlendikleri, yaklaşık otuz yıl süre ile evli kaldıkları, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, buna karşılık kadının da ortak çocukların evlilikleri sırasında eşinin görüş ve düşüncelerini önemsemeyerek çocukları evlendirdiği ve yersiz kıskançlık yaptığı, evliliğin boşanma ile sonuçlanmasına erkeğin ağır kadının ise az kusurlu davranışlarıyla sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
17. Hâl böyle olunca; evliliğin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesi, paranın alım gücü, hakkaniyet ilkesi, tazminatların niteliği, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat, kişilik haklarına yapılan saldırı, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında kadın eş yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının az olduğu, yerel mahkemece hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
18. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; Mahkemece kadın yararına hükmedilen tazminat miktarlarının somut olaya ve hakkaniyete uygun olduğu, dolayısıyla direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
19. Diğer yandan, mahkemece direnme kararı öncesi verilen ilk hüküm davalı tarafından, kusur belirlemesine yönelik temyiz edilmiş ve Özel Dairenin onama kararı ile bu kısım kesinleşmiş olduğundan davalı vekilinin kesinleşen bu yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenmemiştir.
20. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
21. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.01.2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.