YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/460
KARAR NO : 2022/903
KARAR TARİHİ : 14.06.2022
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali ve tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin verilen karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, ilk derece mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.05.1994 tarihi itibari ile 2007/44 sayılı Genelge ve 2926 sayılı Kanuna göre tevkifat kesintisine binaen tescilinin gerçekleştirildiğini, ziraat odası kaydı geçerli kabul edilerek tüm hizmetleri için prim borçlarının Kurum tarafından çıkartıldığını, müvekkilinin de tüm hizmet sürelerine ait çıkarılan borcu ödediğini ve yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu ancak ziraat odası kaydının tasdiksiz olması gerekçe gösterilerek talebinin reddedildiğini, ziraat odası kaydının noter onaysız olmasının müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını ve iptal edilen dönemlerde tarımsal faaliyetini sürdürdüğünü ileri sürerek iptal edilen Tarım … hizmetlerinin geçerli sayılarak yaşlılık aylığı talep tarihini takip eden ay itibariyle talebinin geçerli sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; tevkifat kesintisine istinaden geriye dönük yapılan tescillerden tevkifatın yapıldığı tarihte ziraat odası kaydı bulunmayan daha sonra geriye dönük tesis edilen kayıtların geçerli olmadığını, bu nedenle hukukî dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Kararı:
6. … İş Mahkemesinin 22.02.2018 tarihli ve 2016/343 E., 2018/72 K. sayılı kararı ile; davacının ziraat odası kaydının noter onaysız olması gerekçe gösterilerek iptal edildiği ve bu nedenle 30.08.2016 tarihi itibariyle 5400 prim gününün olmadığından bahisle yaşlılık aylığı tahsis talebinin Kurumca reddedildiği, davacının 26.08.2002 tarihinden itibaren kooperatif ortağı olduğu, 31.08.2016 tarihli İlçe Jandarma Komutanlığının yazısından anlaşıldığı üzere arazisinin ve traktörünün bulunduğu, fındık üretimi ile uğraştığı, çalışmak için köy dışına çıkmadığı ve arazilerini kendisinin kullanmaya devam ettiği, TMO kesinti cetveline göre davacı adına 20.10.2008 tarihli prim kesintisinin yapıldığı, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun’un 58. maddesiyle 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 54. madde kapsamında söz konusu sigortalılığın geçerli hâle geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının … Ziraat Odasındaki kaydının usülsüzlüğüne dayalı olarak iptal edilen Tarım … sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, davacıya 25.05.2016 tarihli tahsis talebini takip eden ay başı olan 01.06.2016 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Bölge Adliyesi Mahkemesinin Kararı:
7. … İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekilince süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
8. … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 29.04.2019 tarihli ve 2018/2588 E., 2019/861 K. sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı:
9. … Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
10. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.07.2020 tarihli ve 2019/5555 E., 2020/4302 K. sayılı kararı ile; “..Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. maddeleridir.
2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım … sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3. maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9. maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. … Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım … sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “Tarım … sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, “Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun “Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere” Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu … sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, …nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalı; Yine, 2926 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatının esas alınması gerektiği, davacıdan yapılan ilk prim tevkifatını takip eden aybaşından başlatılması gerektiği gözetilmelidir.
Mahkemece, tevkifat Kesintisinin bulunmadığı 1995,1996 ila 2003 ve sonrası yıllar yönünden kabul kararı eksik araştırmaya dayalı olup, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde faaliyet araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
11. … İş Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli ve 2020/245 E., 2020/512 K. sayılı kararı ile; tarımsal faaliyetin tespiti amacıyla yazılan müzekkere cevaplarının dosya içinde bulunduğu, sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınarak davacının iki yıldan fazla ara verdiği 1995-1996 ile 2003 ve sonrası yılları için Tarım … sigortalısı olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, zira son hizmet dökümünde de görüleceği üzere bu dönem yönünden davacının Tarım … sigortalısı olarak görünmediği, davacının da 1995-1996 ve 2003 yılı için herhangi bir talepte bulunmadığı, davacının 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının tevkifatı takip eden aydan sonra başlatıldığı, Tarım … sigortalılığınında aslolan unsurun fiilen tarım ile ilgilenilmesi olup ziraat odası kaydının sigortalılığa herhangi bir etkisinin bulunmadığı, davacının 31.12.2013 tarihinden önce 3152 gün borçlanma yaparak yapılandırmaya başvurduğu ve Kurumun da yapılandırmayı kabul ettiği, daha sonra denetmen raporu gerekçe gösterilerek ihyanın iptal edildiği ancak diğer Tarım … sigortalılık sürelerine dokunulmadığı, yapılandırmanın iptalinin hukukî güvenlik ve sosyal devlet ilkeleri ile bağdaşmadığı, bozma kararında da bu ihyanın geçersiz sayılması ile ilgili neden gösterilmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından davacının tevkifat kesintisinin bulunmadığı 1995, 1996 ve 2003 yılı sonrası için 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğuna dair mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce direnme adı altında verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
15. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
16. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez.
17. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarına göre mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilir.
18. Somut olayda; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına yönelik davalı Kurumun istinaf isteminin esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının Özel Daire tarafından davacının tevkifat kesintisinin bulunmadığı dönemler yönünden araştırmaya yönelik bozulması üzerine ilk derece mahkemesince “..Çekişmeli dönemde davacının nerede ikamet ettiği, nüfus müdürlüğü, ilçe seçim kurulu başkanlığı ve muhtarlık kayıtlarından istenilmesine,
4-Ziraat Bankası, Kooperatif veya birlikler aracılığıyla ”tarımsal amaçlı kredi ” kullanıp kullanmadığının araştırılmasına,
5-dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığının araştırılması,
6-Tarımsal faaliyet kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğunun ziraat odası, kooperatif veya birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediğini, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığının araştırılmasına” karar verilerek Özel Daire bozma kararında belirtilen araştırmaya yönelik cevabi yazılar dosya arasına alındıktan sonra direnme kararı verilmiştir.
19. Görüldüğü üzere ilk derece mahkemesince bozma kararından sonra bozmada belirtilen hususlarda araştırma yapılarak dosya arasına alınan müzekkere cevapları kapsamında yapılan değerlendirme sonrasında yeni bir karar verilmiştir.
20. Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır.
21. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.
22. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 14.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.