Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1127 E. 2010/6005 K. 15.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1127
KARAR NO : 2010/6005
KARAR TARİHİ : 15.10.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 102 ada 80, 92 ve 107 ada 1 parsel sayılı 925,56, 630,32 ve 835,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı …, 102 ada 61, 81 ve 107 ada 4 parsel sayılı 889,88, 785,22 ve 780,02 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı …, 102 ada 82, 93 ve 107 ada 5 parsel sayılı 739,90, 633,99 ve 978,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı …, 102 ada 96 ve 112 ada 8 parsel sayılı 618,38 ve 1162, 69 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise davalı … adlarına tespit edilmişlerdir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazların miras payı oranında adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile her bir parselin 3/32 payının davacı … adına, 29/32 payının ise her bir parselde tespit maliki olan davalılar adına ayrı ayrı tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi …’den taksimen davalıların murisi …’e kaldığı ve …’in sağlığında taşınmazları paylaştırmadığı, ölümünden sonra da yöntemince taksim edilmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tarafların babası … …’ın ölümünden sonra taşınmazların taksim edilip edilmediği değil, taşınmazların tamamının tarafların babası … …’dan gelip gelmediği, …’in taşınmazları sağlığında paylaştırıp paylaştırmadığı, paylaştırma yapmış ise çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği, taşınmazların zilyetliğinin devredilip devredilmediği, sağlığında yaptığı tasarrufların hukuki sonuç doğurup doğurmayacağıdır. Davacı taşınmazların babası … …’dan geldiğini, … …’ın sağlığında bu taşınmazları paylaştırmadığını, ölümünden sonra da yöntemince taksim edilmediğini iddia etmiştir. Davalılar ise taşınmazların bir bölümünün dedeleri … …’dan bir bölümünün ise babaları … …’dan geldiğini, halalarının dedeleri …’ten gelen paylarını kendilerine hibe ettiklerini, bir kısım taşınmazları da babaları …’in sağlığında kendilerine paylaştırdığını savunmuşlardır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tamamının tarafların babası … …’dan gelip gelmediği, dedeleri …dan gelen taşınmaz olup olmadığı, babaları … …’ın sağlığında
taşınmazlarını paylaştırıp paylaştırmadığı, paylaştırmış ise zilyetliği devredip devretmediği hususları yeterince araştırılmadan hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm tanıklar ve tespit bilirkişileri huzuru ile her bir taşınmaz başında ayrı ayrı keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ayrı ayrı dinlenilip bu kişilerden, her bir taşınmazın kimden geldiği, taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise kime isabet ettiği, taksim dışı kalmış ise kimlerin pay aldığı, taşınmazlar taksimen tarafların babası …’e kalmış ise …’in sağlığında taşınmazları bir kısım davalılara temlik edip etmediği, zilyetliği devredip devretmediği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak sureti ile giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.