YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7575
KARAR NO : 2011/2145
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, iş bedelinin ödenmeyen kısmının tahsili için başlatılan icra takibinin davalı tarafın itirazı üzerine durması nedeniyle itirazın iptâli, icra takibinin devamı, icra-inkâr tazminatı istemleriyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı iş sahibi tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı yüklenici şirket tarafından bildirilen teknik eleman listesinin sözleşmeye uygun bulunmasına, davalı iş sahibi tarafından teknik eleman listesine karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemesine ve davacının teknik elemanların işyerinde bulunmadığı iddiasını kanıtlayamamış olmasına göre davalı iş sahibinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı yüklenici şirket icra takibinde, 22.277,60 TL işlemiş faiz isteminde de bulunmuştur. Mahkemece işlemiş faiz yönünden de itirazın iptâline, icra takibinin devamına karar verilmiştir. işlemiş faizin karar altına alınabilmesi için davacının icra takibinden önce miktar belirtir ve ödeme ister ihtarname veya yazı göndererek davalıyı temerrüde düşürmesi gerekir.
Somut olayda, davalı iş sahibi icra takibinin başlatılmasıyla temerrüde düştüğünden, davacı yüklenici şirketin işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, işlemiş faiz yönünden de itirazın iptâline ve icra takibinin devamına karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-İİK’nın 67/II. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatının karar altına alınabilmesi için davalının icra takibine itirazında haksız olması gerekir. Likid bir alacağın bulunmadığı, yargılama yapılarak bilirkişi raporuyla sonuca varıldığı durumlarda davalı icra takibine itirazında haksız sayılamaz.
Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü yargılama yapılmasını gerektirdiğinden ve bilirkişi raporuyla sonuca varıldığından, şartları oluşmayan icra-inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, icra-inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekirse de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın hüküm fıkrasındaki “Davacının davasının kabulüne, … İcra Müdürlüğü’nün 2007/235 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine itirazın iptâline, takibin devamına, asıl alacağın %40’ı oranında icra-inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” kelimelerinin karardan çıkarılmasına, yerine “Davanın kısmen kabulüne, davalının … İcra Müdürlüğü’nün 2007/235 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın asıl alacak yönünden iptâline, icra takibinin asıl alacak yönünden icra takibindeki şartlarla devamına, davacının işlemiş faize ilişkin isteminin reddine, şartları oluşmadığından davacının icra-inkâr tazminatı isteminin reddine” kelimelerinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 07.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.