YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5163
KARAR NO : 2013/10474
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 18.02.2011 günlü dava dilekçesi ile; … Köyünde bulunan tapuda kendisi adına kayıtlı 109 ada 134 nolu parsel ile Hazine adına kayıtlı 109 ada 139 nolu parsel arasında kalan kadim yolun sehven ölçülmediğini ve paftasında gösterilmediğini ileri sürerek yolun parsel boyunca tespiti ile haritasında gösterilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.10.2011 günlü kararıyla önce onanmış, davacının karar düzeltme talebi üzerine bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 13/03/2012 gün ve 2012/1682 – 3679 sayılı bozma kararında özetle; [Mahkemece, çekişmeli parselin kadastro tespitinin askı suretiyle ilânını takiben 5841 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, 5841 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 3402 sayılı Kanunun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, gerekçeli karar 23/07/2011 tarih ve 28003 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, “Kamu Malı” iddiasıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır (Örneğin: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19 E. 2002/97 K.; 09.06.2004 gün ve 2004/1-335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 gün ve 2006/4206 – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 gün ve 2008/1911-3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261 sayılı kararları).
Açıklanan hususlar gözetilerek, mahkemece yargılamaya devam edilip, tarafların sav ve savunmaları ile delilleri sorulup oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu]na değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarında görüldüğü ve zeminde halen mevcut kadim yol olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve dava konusu … Köyü, 109 ada 139 nolu parselin içinden geçen 12.12.2012 günlü fen bilirkişisi krokisinde (A) ile gösterilen 1512,05 m²’lik taşınmazın yol olarak kabul ve terkinine, bu kısmın haritasında yol olarak gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman parseli içindeki yolun tespiti ile paftasına tescili istemine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre mahkemenin değerlendirmesi yerinde değildir. Şöyle ki; çekişmeli 109 ada 139 nolu parselin bölgede 1995 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 23933,00 m² yüzölçümüyle hali arazi niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, 30.04.2003’de halî arazi olan cinsinin orman olarak tashih edilerek tapuya kaydedildiği, dava konusu edilen yerin memleket haritasındaki görünümüne göre kadim yol olmayıp, orman parseli içinden istenen özel yol olduğu, hükme esas alınan raporlarda çekişmeli taşınmazın 1958 tarihli hava fotoğrafına göre ormanlık alanda görüldüğü dikkate alınarak mahkemece öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu belirlenen taşınmaza yönelik açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 21.11.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.