Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/10987 E. 2011/3128 K. 05.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10987
KARAR NO : 2011/3128
KARAR TARİHİ : 05.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,22.3.1985-8.5.2006 ve 18.6.2007-6.9.2008 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiğinin ve 1.10.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 22.03.1985-08.05.2006 ve 18.06.2007-06.09.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının geçerli olduğunun ve 09.08.2008 tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 1992 affından ve 5510 sayılı Yasanın getirdiği olanaktan yararlanarak tüm borcunu ödediğinden dava konusu dönemde sigortalı olarak kabulü gerektiği, tahsis talep tarihinde 57 yaşında olduğundan bahisle davacının 22.03.1985-08.05.2006 ve 18.06.2007-06.09.2008 tarihleri arasında sigortalı sayılması gerektiğine ve 01.10.2008 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının 3780 sayılı Yasanın getirdiği olanaktan yararlanarak 31.12.1991 tarihine kadar olana tüm prim borcunu ödediği anlaşıldığından 22.03.1985-31.12.1991 tarihleri arasında kalan döneme ait primlerin tahsil edilip 16 yıl kullanıldıktan sonra iptali MK’nun2. maddesine aykırı olmakla, 22.03.1985-31.12.1991 tarihleri arasındaki sigortalılığın geçerli olduğunun kabulüne ilişkin karar yerindedir.
Davacının muhtarlık yaptığı ve vergide kayıtlı bulunduğu sürelere göre 18.04.1999-28.03.2004, 23.08.2004-08.05.2006 ve 18.06.2006-06.09.2008 tarihleri arasında sigortalı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık vergi ve geçerli bir oda kaydına ve sigortalılık şartlarına sahip olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılan 01.01.1992-18.04.1999 tarihleri arasında kalan süreye ilişkin primlerin ödenip ödenmediğine ve ödenmiş ise MK’nun 2. maddesinin öngördüğü koşulların oluşup oluşmadığına ilişkindir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkâr sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 04.01.1985 tarihinde vergi kaydı esas alınarak 20.04.1982 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak resen kayıt ve tescilinin yapıldığı, 3780 sayılı Yasadan yararlanarak 31.12.1991 tarihine kadar olan prim borcunu ödediği, 1996, 2001 ve 2003 yıllarında ve 2005 yılından sonra prim ödemelerinin bulunduğu en son 5510 sayılı Yasadan yararlanarak tahsis talep tarihi itibarıyla tüm prim borcunu ödediği anlaşılmaktadır.
Davacının uyuşmazlık konusu 01.01.1992-18.04.1999 tarihleri arasında kalan dönemde 2654 sayılı Yasa ile aranan vergi ve 3165 sayılı Yasa ile aranan esnaf ve sanatkâr sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarında kaydının bulunmadığı ve bu dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığı, ancak, 1996, 2001 ve 2003 yıllarında prim ödemelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca da davacının yaptığı bu ödemelerin uyuşmazlık konusu dönemi kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi gerektiği, ortadadır.
Öte yandan davalı Kurum’un uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde geçmişe yönelik prim tahsil ettikten ve uzun süre bu primleri kullandıktan sonra davacının sigortalılığını iptal etmesinin Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı açıktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır. 2005 Yılından sonra tahsil edilen primler bakımından uzun süreli kullanım şartının bulunmadığı ortadadır.
Yapılacak iş davacıdan 1996, 2001 ve 2003 yıllarında tahsil edilen primlerin uyuşmazlık konusu 01.01.1992-18.04.1999 tarihleri arasında kalan sürenin tamamını kapsayıp kapsamadığı, tamamını kapsamıyorsa kapsadığı bölümü belirlemek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.04.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.