Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/7471 E. 2010/6320 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7471
KARAR NO : 2010/6320
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işveren nezdinde 15.4.1977 tarihinden itibaren iki yıl boyunca çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı 15.4.1977 tarihinden itibaren 2 yıl süre ile davalı …. Ticaret Ltd.Şirketi işcisi olarak çalıştığını, 2 yıllık çalışma süresinin tesbiti olmadığı taktirde işe giriş bildirgesinin düzenlendiği tarih ile Kurum kayıtlarına girdiği tarih arasında geçen 29 günlük sürenin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının tesbitine karar verilmesini istediği süreler yönünden davalı … Ticaret Ltd.Şirketi adına kayıtlı 2679440 sigorta sicil sayılı iş yerinden 15.4.1977 tarihli işe giriş bildirgesinin düzenlendiği bildirgenin yasal sürede 14.5.1977 tarihinde Kurum kayıtlarına girdiği, ancak herhangi bir bildirimin bulunmadığı, davacının hizmet cetvelinden sigortalı bildiriminin 1989 tarihinde başlayarak 2003 yılına kadar 4535 günlük çalışmasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir. Anılan maddede, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması, salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kurum’a bildirilen dönem bordroları tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kurum’a bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Öte yandan, 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum’ca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda, davacının hizmeti yönünden 15.4.1977 tarihli işe giriş bildirgesinin düzenlenerek Kurum kayıtlarına girmesi dolayısıyla maddede öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda gerçekleşmediği açık seçiktir.
Mahkemece, davalı iş veren adına kayıtlı 0046175 sigorta sicil sayılı iş yerinin 1.1.1979-31.12.1979 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında bulunduğunu, işe giriş bildirgesini ise 15.4.1977 tarihinde henüz yasa kapsamına alınmadan düzenlendiğini iş yerinin yasa kapsamına alınmadan işci çalıştıramayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle varılan sonuç doğru değildir.
Öncelikle davacı adına işe giriş bildirgesinin düzenlendiği iş yeri 2679440 sigorta sicil sayıl iş yeri olup 1.1.1979 tarihi itibariyle kapsama alınan iş yeri ise 0047175 sigorta sicil sayılı iş yeridir.Bordro tanığı oldukları hizmet çetvelleri ile anlaşılan tanıklar ….,… davcı iddiasını doğrulayarak davalı iş verene ait iki adet maden ocağı olduğunu, … ve … mevkiinde yer aldığını, kendilerini davacı ile birlikte göl mevkiinde çalıştıklarını bildirmişlerdir.Kaldı ki iş yerinin sonradan kapsama alınması veya hiç kapsamda bulunmaması sigortalı çalışmaya engel bir durum olarak kabul edilemez.
Yapılacak iş, davacının askerlik yaptığı sürelerin ilgili askerlik şubesinden sorulup, bildirilen askerlik süreleri gözetilerek,işe giriş bildirgesinin düzenlendiği iş yerine ilişkin bordrolar getirtilip, gerektiğinde yeniden bordro tanıkları dinlenerek davacının davalı iş yerindeki çalışmaları hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde saptanıp oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve özellikle işe giriş bildirgesinin varlığı ve tanık ifadeleri gözetilmeksizin davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 3.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.