Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/14465 E. , 2021/6107 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/14465
Karar No : 2021/6107
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı / …
(Mülga …Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, hakkında …. Aile Mahkemesince 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca kimlik ve diğer ilgili bilgi ve belgelerinin değiştirilmesine karar verildiği, halen boşandığı eşinin tehdidi altında olduğu, yaşamını Devletin desteğiyle sürdürdüğü, ancak hakkında kimlik bilgilerinin değiştirilmesi ve koruma kararı verilmesine rağmen kendisine gereken desteğin verilmediği, küçük düşürüldüğü, aşağılandığı, mevzuatın kendisini korumakta yetersiz kaldığı, yapılan yardımların da yetersiz ve geç olarak yapıldığı, bunun sonunda borçlandığı, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’ndan faydalanması yönünde Mahkemece karar verilmesine rağmen bundan faydalandırılmadığı, eşinin defalarca adresini bulduğu, yaşanan aksaklıklar yüzünden çocuğunun evden kaçarak intihar ettiği, tüm bu süreçte maddi ve manevi zarara uğradığı ileri sürülerek 50.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince; davacının davalı kuruma ilk başvurusu sırasında doğru beyanda bulunmadığı, hakkında …Aile Mahkemesince korunma ve kimlik bilgilerinin değiştirilmesi yönünde karar bulunmasına rağmen televizyon programına çıkarak yaşadıklarını anlatması sebebiyle gerçekte kim olduğunun anlaşılmasına kendi kusuru ile sebebiyet verdiği, eski eşinin ikametini bulduğu konusunda polis kayıtlarına geçen bir başvurusunun bulunmadığı, davacının maddi yardıma ihtiyacı olduğunu ileri sürmesine rağmen oğlunu özel bir koleje kaydettirdiği, davalı idarenin mevzuat çerçevesinde davacı hakkında gerekli araştırmaları yaptıktan sonra makul süre içerisinde yardım sağladığının açık olduğu, kaldı ki davacının uğradığını ileri sürdüğü maddi zararın ne olduğu ve idarenin hangi eyleminin ya da işleminin sebep olduğunu açıkça ortaya koyamadığı, dolayısıyla idarenin sorumluluğunu gerektirecek bir kusurun meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından; davayı …İdare Mahkemesi nezdinde açtığı, Mahkemece verilen yetki ret kararının usulsüz olduğu, bu nedenle yetkisiz …İdare Mahkemesince verilen kararın yetki yönünden hukuka aykırı olduğu; Mahkemece, hukuki sakatlığın ağır ve önemli olmasına yönelik yapılan değerlendirme ve yanlızca davalı idarece düzenlenen durum tespit raporu göz önüne alınarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından; görülmekte olan davanın konusunun belirli bir miktar para içermesine karşın, hüküm fıkrasında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekteyken maktu vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülerek Mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden bozulması istenilmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlığın esasının yetkisiz Mahkeme tarafından görülmüş olması nedeniyle kararın yetki yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkimi’nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından; 2009 yılında, biri önceki eşinden olan, diğeri ise mevcut eşinden olan iki oğlu ile birlikte Bursa’dan İstanbul’a taşındığı, bir süre kız kardeşinin yanında kaldığı, eşinden şiddet görmesi nedeniyle il değiştirdiği ve kız kardeşinin yanında daha fazla oturamayacağı beyanı ile başvuru yapması üzerine kirası ve taşınma masrafları İstanbul Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) tarafından karşılanarak, 2010 yılında Tuzla ilçesinde bir eve taşındığı ve burada işe yerleştirildiği, eşine boşanma davası açtığı, 17/09/2010 tarihinde işinden evine dönerken eşinin kendisini darp ve tehdit ettiği iddiasıyla şikayette bulunması üzerine davacı hakkında altı ay süreyle koruma kararı verildiği, 2010 yılı sonunda davacının kira ve taşınma masrafları İstanbul Valiliği SYDV tarafından karşılanmak üzere başka bir adrese taşınmasının sağlandığı ve burada yine kendisine yeni bir işe girmesi için yardımda bulunulduğu, bu arada …. Aile Mahkemesinin 23/12/2011 tarihli kararıyla eşinden boşandığı, davacıya yapılacak bir tebligat için kolluk tarafından adres araştırması yapılması ve davacının adres bilgilerinin boşandığı eşinin de taraf olduğu dava dosyasına girmesi suretiyle eşi tarafından erişilebilir hale gelmesi üzerine İstanbul Valiliği SYDV tarafından davacının adresinin 2012 yılında yeniden değiştirildiği, bu tarihten sonra da mevcut adresinin eski eşi tarafından tespit edildiğini belirterek yeniden adres değişikliği talep ettiği, ancak talebinin reddedildiği, adres değişikliği talebinin reddi üzerine yaşadığı korku nedeniyle işten ayrıldığı, çocuklarıyla birlikte eve kapandığı, çalışmadığı için yaşadıkları maddi sıkıntı ve şiddet korkusu nedeniyle hem çocuklarının hem kendisinin psikolojik olarak zarar gördüğü, beyin felci hastası olan 1992 doğumlu büyük oğlunun bu süreçte depresyona girdiği ve evden kaçarak intihar ettiği, oğlunun ölümünden sonra adresinin İstanbul Valiliği SYDV tarafından yeniden değiştirildiği, …. Aile Mahkemesince kendisi ve oğlu hakkında altı ay süreli önleyici tedbir kararına hükmedildiği, ancak talep edilmesine rağmen kimlik bilgilerinin değiştirilmesi isteminin reddedildiği, ret kararına karşı yaptığı itirazın, …. Aile Mahkemesi tarafından kabul edildiği ve 05/09/2012 tarihinde kendisi ve oğlu H.K.nin kimlik bilgilerinin değiştirilmesi tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, ancak bu kararın davalı idare çalışanlarınca geç uygulandığı, …. Aile Mahkemesinin 18/12/2012 tarihli kararıyla kendisi ve küçük oğlu için İstanbul Valiliği Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünce geçici maddi yardım sağlanmasına karar verilmesine rağmen ödemede bir takım aksaklıklar yaşanması sebebiyle idare tarafından mağdur edildiği, tüm bu süreçte maddi ve manevi zararının oluştuğu ileri sürülerek 03/03/2014 tarihli dilekçe ile davalı idareye ön başvuruda bulunulduğu, başvurunun (mülga) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı yazısıyla reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, ilk olarak …İdare Mahkemesine hitaben düzenlenen dilekçe ile …. İdare Mahkemesinin E:…sayılı esasında açılan davada, Mahkemenin …tarih ve K:…sayılı kararıyla dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olup; 19/09/2014 tarihli dilekçe ile yenilenen davada ise, adı geçen Mahkemenin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla, davacının Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürlüğüne vermiş olduğu 16/12/2013 tarihli dilekçede Ankara’ya taşındığını ifade ettiği, ayrıca İstanbul Valiliği Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına gönderilen …tarih ve …sayılı yazıda, davacının İstanbul’da ikamet etmemesi sebebiyle tüm değerlendirme ve çalışmaların Ankara İl Müdürlüğünden talep edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davanın ise 01/07/2014 kayıt tarihli dilekçe ile açıldığı görüldüğünden, davanın görüm ve çözümünün davacının ikametgahının bulunduğu yerde kurulu Ankara İdare Mahkemesinin yetkisinde olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddi ile dava dosyasının Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderilen dava dosyası …. İdare Mahkemesinin E:…sayılı esasına kaydedilmiş ve uyuşmazlığın esası hakkındaki temyize konu karar bu Mahkemece verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin idare mahkemelerinde başkan ya da görevlendireceği bir üye tarafından görev ve yetki yönünden inceleneceği; “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinde, Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendine göre, idari yargının görevli olduğu konularda açılan davaların görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılması halinde davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un “İdari davalarda genel yetki” başlıklı 32. maddesinin 1. fıkrasında, “Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir” hükmü; 2. fıkrasında, “Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir.” hükmü; “Tam yargı davalarında genel yetki” başlıklı 36. maddesinde, “İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir.” hükmü; “Görevsizlik ve yetkisizlik hallerinde yapılacak işlem” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, Görevsizlik veya yetkisizlik sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkeme kendisini görevsiz veya yetkisiz gördüğü takdirde, söz konusu mahkeme ile ilk görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkeme aynı bölge idare mahkemesinin yargı çevresinde ise, uyuşmazlık bölge idare mahkemesince, aksi halde Danıştayca çözümlenir.” hükmü; 3. fıkrasında ise, “Danıştay ve bölge idare mahkemesince görev ve yetki uyuşmazlıkları ile ilgili olarak verilen kararlar kesindir.” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen “Kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, temyiz incelemesi sonucunda Danıştayın görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması halinde mahkeme kararını bozacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın, eşinden şiddet gördüğü gerekçesiyle Bursa’dan çocukları ile birlikte İstanbul’a gelen ve İstanbul ilinde ikamet ettiği süreçte 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un uygulanmasından kaynaklı olarak idare ile bir takım sorunlar yaşadığını iddia eden davacı tarafından açılan bir tam yargı davası niteliğinde olduğu, tazminat istemine konu iddia olunan hizmet kusurlarının bir kısmının idari işlemlere, bir kısmının ise idari eylemlere dayandığı; bu nedenle, davanın görümü ve çözümünde yetkili olan idare mahkemesinin 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri gereği belirlenmesi gerektiğinden, maddi ve manevi tazminat istemine konu kamu hizmetinin görüldüğü, idari eylem ve işlemlerin yapıldığı yerin İstanbul olması karşısında, uyuşmazlığın görümü ve çözümünün İstanbul İdare Mahkemesinin yetkisinde olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; …. İdare Mahkemesince, davanın yetki yönünden reddi ile dava dosyasının yetkili İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen kararda, yetki dışındaki bir işe bakılmış olması sebebiyle usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Dava dosyasının, daha önce …. İdare Mahkemesinin yetki ret kararı uyarınca Ankara İdare Mahkemesine gönderildiği, dikkate alındığında, …İdare Mahkemesinin işbu bozma kararına uyması halinde uyuşmazlığın görüm ve çözümünde kendisini yetkisiz, İstanbul İdare Mahkemesini yetkili görmek suretiyle dava dosyasını, her iki mahkemenin de farklı bölge idare mahkemesi yargı çevresinde bulunması sebebiyle, yetkili idare mahkemesinin belirlenmesi maksadıyla Danıştaya göndermesi gerekmekte ise de; bu aşamada Dairemizce İstanbul İdare Mahkemesinin yetkili görülmesi ve yetki uyuşmazlıklarına ilişkin Danıştay kararlarının kesin nitelik arz etmesi nedeniyle, usul ekonomisi gereği yetki uyuşmazlığı çıkarılmasına yer bulunmamaktadır.
Öte yandan; uyuşmazlığın esasını incelemeye yetkili Mahkemece, davacının kimlik bilgilerinin değiştirilmesi ve geçici maddi yardım yapılmasına ilişkin tedbirlerin uygulanmasında ortaya çıkan aksaklık ve gecikmeler nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının, yaşanan intihar olayı nedeniyle ise yaşam hakkının ihlal edildiği iddiaları ile Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu 2014/546 sayılı bireysel başvuru sonucunda verilen 19/12/2017 tarihli kararda, davacının maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için davacıya 15.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği hususunun da değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiği açıktır.
Diğer taraftan; işbu bozma kararı üzerine verilecek kararda vekalet ücreti hakkında da yeniden hüküm kurulacağından, davalı idarenin temyiz istemi hakkında bu aşamada inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.