Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6873 E. , 2021/5997 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/6873
Karar No: 2021/5997
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : ….. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 11/12/2011 tarihinde karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu Mersin Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde gerçekleştirilen apendektomi (apandist) ve unilateral salpingooferektomi (yumurtalık) ameliyatında batında sargı bezi unutulması sonucu ikinci kez ameliyat olmak zorunda kalmasında ve bu ameliyat sırasında da bağırsağında kopmalar meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık 10.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 260.000,00 TL tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ile verilen ara kararına istinaden davalı idare tarafından yaptırılan ve dava dosyasına eklenen Hacettepe Üniversitesince düzenlenen bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacının ilk ameliyatında batında yabancı cisim unutulduğuna ilişkin bulgunun bulunmadığı, dolayısıyla davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığından davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, 2011 yılında karın ağrısı şikayeti ile Mersin Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezine muayene amacıyla gittiği, gerçekleştirilen muayene ve tetkikler sonucunda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. … tarafından gerçekleştirilen ameliyatta yumurtalıklarından birisinin alındığı, ancak ameliyat sonrasında ağrıların geçmediği, aynı doktora yaptığı başvurulardan sonuç alamadığı, ağrıların dayanılmaz bir boyuta ulaşması sebebiyle farklı bir doktora yaptığı başvuru neticesinde karnında sargı bezi unutulduğu anlaşıldığı, sargı bezinin çıkarılması amacıyla tekrar ameliyata alındığı, sargı bezinin bağırsağına yapışması nedeniyle ameliyat esnasında bağırsakta kopmalar meydana geldiği; mahkemece alınan bilirkişi raporunda şuan ki durumuna göre değerlendirme yapıldığı, ameliyat esnasında sargı bezi unutulduğu ve sonraki ameliyatlarla çıkarıldığının sabit olduğu, raporda bu durumun hiç irdelenmediği, … Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Patoloji Bölümü tarafından hazırlanan … tarihli raporda “…yabancı cisim reaksiyonu…” olduğunun açık bir şekilde ifade edildiği, dosyada mevcut Prof. Dr. … tarafından hazırlanmış görüş ve Hacettepe Üniversitesince hazırlanan heyet raporunun da bu hususu doğruladığı, ancak Mahkeme tarafından olaya ilişkin eksik kalan tedavi evrakının celbine yönelik talebin değerlendirilmeksizin noksan tedavi evrakına ve eksik bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin tetkikinden;
1- Davacının 2011 yılının Aralık ayında karın ağrısı şikayeti ile … Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezine başvurması üzerine tetkik ve tedavi amacıyla hastaneye yatırıldığı, 11/12/2011 tarihinde Genel Cerrahi Bölümü tarafından akut karın sendromu ön tanısı ile operasyona alındığı, operasyonda tubo-ovaryan apse tespit edilmesi sonrası hastaya apendektomi (apandist ameliyatı) işleminin Genel Cerrahi ekibi tarafından yapıldığı ve hastanın durumu nedeniyle Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden konsültasyon istenilmesi üzerine Doç. Dr. ….’ın operasyona katıldığı, yapılan değerlendirme sonucu tubo ovaryan apse (tüp ve yumurtalık etrafında oluşan apse) tanısı ile hastaya apse drenajı, rahim içi araç (RİA) çıkartılması ve sağ unilateral salpingooferektomi (USO-yumurtalık alınması) işlemlerinin Kadın Hastalıkları ve Doğum ekibi tarafından gerçekleştirildiği, hastanın ameliyat sonrası 4. günde direni çekilerek taburcu edildiği,
2- Davacının şikayetlerinin devam etmesi nedeniyle aynı hastaneye başvurduğu, yapılan muayene ve tetkiklerin ardından kliniğe yatırılarak 27/01/2012 tarihinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği tarafından ikinci kez ameliyata alındığı, ameliyatta karında oluşan apse boşaltılması, parsiyel omentektomi (iltihaplı karın zarlarının çıkartılması) işlemlerinin gerçekleştirildiği, bilahare apse bölgesine komşu bağırsak duvarlarının da iltihaplı görülmesi nedeniyle Genel Cerrahi Kliniğinden konsültasyon istenildiği, davet üzerine ameliyata katılan Genel Cerrahi ekibi tarafından adezyolizis (laparoskopik yapışıklık açma işlemi) yapılarak batındaki apsenin boşalması için diren takıldığı, ameliyat sonrası 1. gün direnlerden gaita içeriğinin gelmesi sonucu enterik fistül olarak değerlendirilen hastanın Genel Cerrahi Kliniğine devredildiği,
3-Takip sırasında hastaya Genel Cerrahi Kliniği tarafından gerçekleştirilen üçüncü ameliyatta apseye bağlı enterik fistül nedeniyle bağırsağın zarar gören kısımları alınmak suretiyle bağırsak rezeksiyonu uygulandığı ve şifa ile taburcu edildiği,
4- İkinci ameliyat öncesi 27/01/2012 tarihinde yapılan direkt grafi ve bilgisayarlı tomografi incelemesinde, sağ alt kadranda (L4-L5 vertebraların sağında) gossipiboma (ameliyatta kullanılan sargı bezi) ile uyumlu görünümün olduğunun düşünüldüğü, ancak ameliyat raporunda böyle bir bulguya ait ifadenin yer almadığı, bu ameliyata ait parsiyel omentektomi materyalinin patolojik incelemesi sonucu düzenlenen 02/02/2012 tarihli raporda da, fokal apseleşme ile karakterize kronik inflamasyon, fibrozis, yabancı cisim reaksiyonu tespitinin yapıldığı,
5- Davacı tarafından, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. … hakkında savcılığa şikayette bulunulduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığının 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca görevsizlik kararı vermesi üzerine, Üniversite tarafından soruşturma başlatıldığı,
6- Bu aşamada davacılar tarafından, dava konusu olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davalı idareye yapılan 21/02/2014 tarihli başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine 03/06/2014 tarihinde bakılmakya olan davanın açıldığı,
7- Olaya ilişkin olarak … Üniversitesi Rektörlüğü tarafından yürütülen soruşturma sonucunda düzenlenen 10/06/2014 tarihli Soruşturma Raporunda; ilgililerin alınan ifadelerinden sonra, hasta karın ağrısı yakınmaları ile başvurduğu, … Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde gerekli tetkik ve muayenelerinin yapıldığı, karın içi apse tanısı ile ameliyata alındığı, bu gibi hastalıklarda evrensel olarak uygulanan ameliyatın yapıldığı, ancak 1 ay sonra batın içi apse tanısı ile tekrar ameliyata alındığı, 2. ameliyatta da batın içi apse tanısı konulduğu, ameliyat içi yaşananlarla ile ilgili ifadelerde çelişkiler bulunduğu, Dr…. tarafından, batın içi unutulmuş kompres olduğunun ifade edildiği, fakat diğer ifadelerin bunu doğrulamadığı, ameliyat günü çekilen batın grafisinde yabancı cismi gösterir bulgular olduğunun rapor edildiği, 3. ameliyatın ince bağırsak fistülü nedeniyle yapıldığı ve usulüne uygun gerçekleştiği, sonuçta şifa ile taburcu edildiği, ancak bu işlemlerin bir uzmanlık alanının konusu olduğundan bu alanda yetkin bir bilirkişi heyetince incelenip ona göre karar verilmesi gerektiği, konu ile ilgili olarak şikayet edilen kişilerin olayda tıbbi kusur ve görev ihmalinin olup, olmadığı kanaatine bilirkişi raporundan sonra varılması uygun olacağından teşekkül ettirilecek bir bilirkişi heyetine dosyanın inceletilmesinin uygun olacağı açıklamalarına yer verildiği,
8- Anılan soruşturma raporundaki öneri doğrultusunda … Üniversitesi Tıp Fakültesi K… Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. … ve Doç. Dr. … Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 11/09/2014 tarihli bilirkişi raporunda; kurum içi soruşturma sürecinde alınan ifadelere atıfta bulunularak, ilk ameliyatta ameliyat hemşiresi …’ın ifadesinde, apendektomi sonrasında gaz ve spanç sayımını tam olarak …’e devrettiğini ve ameliyatı hemşire …’in tamamladığını belirttiği, ikinci ameliyatta Doç. Dr. … ve Hemşire …’nın ameliyatta herhangi bir sargı bezi veya benzeri yabancı bir cisime rastlanmadığını belirttiği, Dr. …’e ve Dr. … ulaşılamadığı; Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde görevli Dr. …’ın ifadesinde ise, ameliyat sırasında bağırsak ansları içerisinden bir yabancı cisim (batın kompresi) çıkartıldığını, ancak bunun akıbetini bilmediğini belirttiği, bu ameliyata ait resmi nitelikli kayıtlarda ise böyle bir bulguya ait bir ifadenin yer almadığı, çelişkili ifadeler olması nedeni ile bu operasyona katılan diğer cerrahlar olan Dr. … ve Dr. …’ün ifadelerine başvurulmasının faydalı olacağı, ikinci ameliyat öncesi yapılan radyolojik incelemede yabancı cisim ile uyumlu görünümün olduğunun düşünüldüğü, ancak söz konusu tetkiklerin böyle bir tanıyı kesin olarak ortaya koyma imkanının olmadığı, ön tanı mahiyetinde olduğu, böyle bir tanının ancak ameliyatta yabancı cismin tespit edilmesi ile kanıtlanabileceği, patolojik incelemede yabancı cisim reaksiyonu tespit edilmesinin gaz kompresi varlığını kesin olarak ispatlamadığı, kullanılan dikişlere bağlı olarak da yabancı cisim reaksiyonu izlenebileceği, sonuç olarak incelenen dosya içeriğinde ilk ameliyattan kaldığı iddia edilen yabancı cisme (kompres) ait bilimsel bir kanıt elde edilemediği, ilgili iddianın nedenini dosya incelemesi ile ortaya koymanın mümkün görünmediği, bu süreçte hastanın üç kez ameliyat edilmesi gerekliliğinin hastalığın ciddiyetinden kaynaklanan komplikasyonlar niteliğinde ortaya çıktığı, hastanın ameliyatları ve bakımı sırasında herhangi bir tıp hatasına ait bulguya rastlanmadığı yolunda görüş verildiği,
9- Mahkeme tarafından hükme esas alınan … Üniversitesi Tıp Fakültesi …Dalı ve Genel Cerrahi Anabilimdalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan 15/03/2016 tarihli raporda da; “…Batında yabancı cisme ait, ikinci operasyon öncesi değerlendirme filminde ön tanı ifadesi ve ikinci operasyona giren bir asistanın ifadesinde batından çıkarıldığı ve patoloji kabına alındığı ifade edilse de, aynı asistanın isminin yer aldığı operasyon notunda yabancı cisimle ilgili bir not izlenmediği, diğer operasyon ile ilgiti kişilerin ifadesinde de böyle bir ibare saptanmadığı, patoloji raporunda ifade edilen komprese ait bir ifade olmadığı, kullanılan “yabancı cisim reaksiyonu’ ifadesinin genel bir ifade olarak kullanılabildiği, buradan dolayı batında bırakılan bir yabancı cisim olduğu kesin olarak ifade edilemeyeceği, hastanın takip eden operasyonunun ince bağırsakta olan bir kaçak nedenli yapılmış olduğu, hastanın serviste takibi esnasında direnden bağırsak kaçağının saptanması ile genel cerrahiye konsülte edildiği ve sonrasında devir ile cerrahiye alınarak kısmi çıkarım yapıldığı, hastanın karın bakısında yatay (eski operasyona ait) ve median (dik) operasyon izi (ilgili operasyonlara ait) izlenmiş olup, muayenede normal karın bulgusu saptandığı, hastanın herhangi bir organ kaybı olup olmadığının değerlendirlmesi için Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabili Dalı’ndan tomagrafik taraması da istenmiş ve kalıcı hasar yönünde bulgu saptanmadığı, rapor eklenmiştir), hastadan alınan öyküsünde de bağırsak sistemi ile ilgili herhangi bir şikayet beyan etmediği, mevcut değerlendirme ile vücut fonksiyonlarında bir kayıp saptanmamış olup, tekrarlayan pelvik ve abdominal enfeksiyonlara ikincil olarak gelişen cerrahi komplikasyon olarak değerlendirildiği, olay ile ilgili olarak hastanın tanı sonrasında kadın doğum ve genel cerrahi ekibi ile multidisipliner değerlendirildiği ve sonrasında gerekli operasyonların yapıldığı ve sağlıklı olarak bireyin taburcu edildiği” yönünde görüş bildirildiği,
10- Söz konusu rapor düzenlenirken davacının halihazırdaki durumunun tespitine yönelik üst abdomen ve alt abdomen bilgisayarlı tomografilerinin çekilerek incelendiği, bu kapsamda düzenlenen 14/03/2016 tarihli raporda; “Akut karın ve intraabdominal apse nedeni ile apse drenajı, apendektomi ve sağ salpingooferektomi yapılan daha sonra postop drenaj sonrası intestinal içerik gelmesi nedeni ile parsiyel ince bağırsak rezeksiyonu yapılan hastanın 03/02/2016 tarihli tetkikinin değerlendirilmesinde; alt torakalden geçen kesitlerde AC parankiminde senirilobüler amfizem bulguları izlenmediği, KC, dalak, pankreasta parankimden ayrı lezyon seçilmediği, safra kesesi ve sürrenal giandlar doğaldır. Sağ böbrek alt polde kortikal egzofitik yerleşimli en geniş çapı 22 x 15 mm boyutunda olan kistik natürlü lezyon izlenmiştir. Alt abdomenden geçen kesitlerde umblikust altı ve üstü orta hatta ve sağ alt kadranda paramedian cilt altı insizyonlar izlenmiştir ve insizyon düzeylerinde herni görünümü mevcut değildir.Oral verilen kontrast madde inen kolona dek ilerlemiştir. Mesane ve uterus doğal olup sağ över seçilememektedir. Sol over içerisinde 33 x 27 mm boyutlu septalı kistik lezyon izlenmiştir. Retroperitonda patolojik boyut ve görünümde lenf nodu izlenmemiştir. Sonuç: Sentrilobüler amfizem ?(gerekirse toraks BT önerilir) Cilt altı insizyonlar traseleri. Sağ renal kistik lezyon ( iç yapısına yönelik USG önerilir). Sol overde septalı kistik natürde lezyon ( USG önerilir)” tespitine yer verildiği görülmektedir.
Mahkemece, yukarıda aktarılan iki bilirkişi raporu ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle “bilirkişi” konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun’a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun’un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Kanun’un “Bilirkişi raporunun verilmesi” başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği; raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu ile kurulan ve 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılan değişiklik neticesinde yeniden düzenlenen Adli Tıp Kurumuna ilişkin olarak Kararnamenin 2. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 3. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 16. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı, sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı; “İhtisas Dairelerinin Görevleri” başlıklı 17. maddesinin (f) bendinde, Yedinci İhtisas Kurulu’nun görevi, ölümle sonuçlanmayan tıbbî uygulama hatalarına ilişkin işler hakkında bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmek olarak düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davacının vücudunda apse nedeniyle oluşan karın ağrısı ve ateş şikayeti neticesinde acil akut batın düşünülmüş, Genel Cerrahi Kliniğince cerrahi girişime başlanmış, yoğun apse görülmüş, kendi alanları ile ilgili girişimlerden sonra ameliyat bölgesi açılınca Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinin de uzmanlık alanına giren durum tespit edilmesi nedeniyle söz konusu Klinik ameliyata davet edilerek alanla ilgili cerrahi girişim kendilerine bırakılmıştır. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinin yaptığı girişim sonucu hastanın sıkıntılarında gerileme olmayınca ikinci kez ameliyata alınmış, ameliyat yerinde apsenin halen var olduğu tespit edilmiş, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğince ve ameliyata davet edilen Genel Cerrahi Kliniğince cerrahi girişimler yapılmış, bu kez de hastanın bağırsaklarında ikinci ameliyata bağlı sıkıntı meydana geldiğinden 3. kez ameliyat kararı alınmış ve bağırsaklarının bir kısmı alınmıştır.
Dosyada, davacının sıkıntılarının ilk ameliyatla neden giderilememe ve 2. ve 3. ameliyatları olmak zorunda kalma nedenleri net olarak ortaya konulamamıştır. Öte yandan, ilk ameliyat esnasında kadın doğum uzmanı tarafından ameliyat bölgesinde gazlı bez unutulup unutulmadığı hususu da net olarak ortaya konulamamıştır. Dr. … gaz kompresi unutulmadığını ifade ederken aynı ameliyata katılan Dr. … kompresinin çıkarıldığını belirtmiştir. Ameliyat sonrası alınan patoloji raporunda da, yabancı cisim reaksiyonu bulunduğu yönünde tespit yer almıştır.
Bu durumda, davacının ilk ameliyatında eksik bir tıbbi uygulama yapılıp yapılmadığı, mevcut klinik tablonun tedavisine yönelik olarak ilk ameliyatta neden başarı sağlanamadığı, ikinci ve üçüncü ameliyatların yapılma nedenleri (apsenin tam temizlenememesi nedeniyle mi, yoksa unutulan yabancı cisme bağlı olarak yeniden apse oluşması nedeniyle mi yapıldığı), bağırsak yapışıklığı oluşumuna sebep olan etmenin ne olduğu, ilk ameliyat neticesinde çıkarılan materyallerinin incelenmesi sonucu düzenlenen patoloji raporunda bahsedilen yabancı cisim reaksiyonu ifadesinin ne anlama geldiği, gaz kompresi çıkarılmış olması durumunda bunun açıkça yazmasının gerekip gerekmediği, yabancı cisim reaksiyonunun ameliyatta unutulan gaz kompresi olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı, kişiye yapılan ilk ameliyat da dahil tüm cerrahi girişim ve işlemlerde eksiklik olup olmadığı, ameliyatlar öncesi durumu ile karşılaştırıldığında yapılan ameliyatlar sonrasında idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacıda ek bir zarar oluşup oluşmadığı hususlarının, Adli Tıp Kurumunca kişinin güncel durumunun tespitine yönelik muayenesi de yapılarak açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hükme esas alınan raporun yukarıda sayılan hususları karşılamadığı açık olup, konu ile ilgili uzmanlardan oluşacak Adli Tıp Kurumu’ndan (olayda ilgisi bulunduğundan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, genel cerrahi uzmanı, patoloji uzmanı, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, iç hastalıkları uzmanının da bulunduğu) tarafların tüm iddia ve itirazlarını karşılayacak yeni bir rapor istenerek uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğinden, yapılan tüm tıbbi uygulamalar irdelenerek gerçekleştirilen işlemlerin yerinde olup olmadığı hususunda yeni bir bilirkişi raporu alınmadan yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Mahkemece, işbu bozma kararı üzerine, ilgili hekim hakkında yapılan Üniversite tarafından yürütülen soruşturmanın akıbetinin, kamu davası açılıp açılmadığının, açılmış ise düzenlenmesi halinde bilirkişi raporlarının da temin edilmek ve değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.
Ayrıca, işbu davanın ihbarı için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ile anılan maddenin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61. ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca gerekli koşulların oluştuğu anlaşılmakta olup; Mahkemece, bozma üzerine yeniden yapılacak yargılamada dava konusu olayda idare ile arasında rücu ilişkisi doğabilecek kişi veya kişilerin tespit edilerek, davaya müdahil olabilme haklarını kullanabilmelerini teminen davanın ilgililere re’sen ihbarı gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.