Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3504 E. 2014/10251 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3504
KARAR NO : 2014/10251
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ : ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/11/2013
NUMARASI : 2012/130-2013/393

Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.11.2013 tarih ve 2012/130-2013/393 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortaklarından olduğunu, davalı limited şirketin 21/04/2012 tarihinde ortaklar kurulu toplantısı yapıldığını, 62 sayılı karar ile bir kısım kararlar alındığını, davalı şirketin 21/04/2012 günü yapılacak genel kurulunda görüşülecek gündem içeriğinin müvekkiline usulüne uygun gönderilmeyip, tebliğ de edilmediğini, toplantıda müvekkilinin vekil ile temsil olduğunduğunu ve gündem ile ilgili emrivaki yapıldığı hususunda metnin altına şerh düştüğünü, usulünce tebliğ edilmeyen gündem uyarınca toplanan genel kurulda kanuna iyi niyet esaslarına aykırı kararlar alındığını, 6762 sayılı TTK’nın 537/3. maddesine aykırı olarak hakkında ibra kararı verilen yönetici H.. Y..’ın kararda oy kullandığını, bu nedenle kararın yok hükmünde olduğunu, yine ortaklarca tasdik edilmiş bulunan bilançoda hata yapıldığı gerekçesiyle bilançonun genel kurul toplantısından sonra değiştirildiğini, bu hususun Antlya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/251 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça verilen dilekçe kapsamında da açıkça kabul edildiğini, bilançodaki değişikliğin basit bir maddi hata olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, değişiklik sonucu bilançonun aktif varlıklar kısmında ve pasif varlıklar kısmında değişiklik olduğunu, dolayısıyla bilançoda değişiklik yapılmasının müdürün ibrasını geçersiz kıldığını, yine genel kurul kararın 4. ve 6. maddelerinin de afaki iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, yönetici ortak H.. Y..’a huzur hakkı adı altında 3 ayda bir 45.000 TL ve diğer ortak A.. Y..’a şirket müdürü tarafından atandığı görev nedeni ile her ay 5.000 TL ödenmesi kararlaştırıldığını, müvekkilin hissesine düşen kâr payı 8.000 TL iken bu miktarların ödenmesine karar verilmesi iyiniyet ile bağdaşmadığını, ileri sürerek müdürün ibrasına ilişkin 7. maddesinin kanuna aykırılık sebebiyle yok hükmünde olduğunun tespitine, 2011 yılı faaliyet raporunun kabulüne ilişkin birinci maddesinin toplantıdan sonra bilançoda değişiklik yapılması nedeniyle iptaline, ortaklar genel kurulunun şirket müdürüne huzur hakkı ödenmesine ilişkin ve diğer ortak A.. Y..’a her ay 5.000 TL ödenmesine ilişkin maddelerinin kanuna ve iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirket hissedarlarından olup, şirketteki hissesini elden çıkaramayan davacının şirketi çalışmaz hale getirmek için her türlü fiili ve hukuki yola başvurduğunu, iptali istenilen ortaklar kurulu kararının gündeminin usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edildiğini, toplantının ve toplantıda alınan kararların yasaya ana sözleşmeye ve iyi niyet esaslarına uygun olduğunu, şirket müdürünün ibrasını içeren kararda kanuna sözleşmeye aykırılık olmadığını, yine A..Y..’a çalışması karşılığı ödeme yapılması yönündeki karara davacının toplantıda olumlu oy verdiğini, oy birliğiyle karar alındığını, diğer iddiaların da yersiz olduğunu, ayrıca 2011 yılı mali bilanço toplantıya sunulduğu ve davacı ortağın itirazı ve diğer ortakların kabulü ile oyçokluğu ile onaylandığını, sonradan şirket tarafından yapılan bir dönem faiz ödemesinin sehven bilançoya girmediğinin anlaşılması ile vergi dairesinden düzeltme talebinde bulunulduğunu, bilançodaki maddi hata ve düzeltme davacıya bildirildiğini, maddi hatada kasıt bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirketin ortaklarından olduğu, 21/04/2012 günlü ortaklar kurulu toplantısının tüm ortakların katılımı ile gerçekleştirildiği, davacının da vekili marifetiyle toplantıya katılarak toplantı tutanağını şerh beyanı ile imzaladığı, söz konusu alınan aynı gün ve 62 sayılı ortaklar kurulu toplantısının 6762 TTK’nın 538. maddesindeki düzenleme uyarınca toplantıya çağrıya ilişkin usule riayet edilmediği, davalı tarafça bu konuda soyut beyandan başka delil sunulmadığı, ayrıca davacının her ne kadar toplantıya vekil marifetiyle katılmış ise de toplantı tutanağına şerh koymak suretiyle tutanağın imzalandığı, yine 6762 sayılı TTK’nın 537. maddesine aykırı olacak şekilde hakkında ibra kararı verilen şirket müdürünün alınan kararda kabul oyu kullandığının anlaşılması karşısında açıkça kanundaki düzenlemeye aykırılığı nedeniyle şirket müdürünün ibrasına ilişkin toplantının 7. maddesinin yok hükmünde sayılması gerektiği, yine 2011 yılı faaliyet raporunun kabulüne ilişkin toplantının 1. maddesinde de ortaklar genel kuruluna sunulan bilançonun sonradan değiştirilmesi nedeniyle iptali gerektiği yine şirket müdürüne 3 ayda bir huzur hakkı ödenmesi ve şirket ortağı A..Y..’a da her ay 5.000 TL ödeme yapılmasına ilişkin alınan kararların da zarar ettiği anlaşılan şirketin mali durumu göz önüne alınarak iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan iptali gerektiği, gerekçesi ile davanın kabulüne, şirket müdürününü ibrasına ilişkin 7.maddesinin yok hükmünde olduğunun tespitine, 2011 yılı faaliyet raporunun kabulüne ilişkin 1. maddesi ile şirket müdürüne huzur hakkı ödenmesine ilişkin 4. maddesi ve 6. maddesindeki şirket ortağına maaş ödenmesine ilişkin kararların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Ortaklar Kurulu Kararının iptalini dava edebilmek için ön şart davacı ortağın ilgili gündem maddesinin oylamasında red oyu verip ardından muhalefet şerhi yazdırmış olmasıdır. Bunun istisnası verilen kararın, nisabın gerçekleşmemesi nedeni ile yok hükmünde olması halidir. Mahkemece, şirket müdürünün ibrasına ilişkin kararın müdür kendi ibrasında oy kullandığı için yok hükmünde olduğu sonucuna varılmış ise de müdürün kendi ibrasında oy kullanması kararın yokluğu sonucunu doğurmayıp şartları gerçekleştiğinde iptal kararına neden olabilir. Dava konusu ibra kararında oy kullanması yasak olan müdürün oyu haricinde kalan oyların ibra için yeterli karar nisabını oluşturup oluşturmadığı belirlenerek yokluk sonucunu doğurup doğurmadığı belirlenmelidir. Karar nisabı yeterli ise o takdirde davacının muhalefet şerhi bulunup bulunmadığı, ibra kararının iptalini talep edip edemeyeceği değerlendirilmelidir.
Dava konusu diğer gündem maddelerinin de iptaline karar verilmiş ise de, mahkemece bu maddeler yönünden de davacının muhalefet şerhi bulunup bulunmadığı ve aktif dava ehliyeti değerlendirilmeden karar verilmiştir. Ayrıca, gündem maddelerinin tebliğ edilmemesi tek başına ortaklar kurulu kararının iptali veya yokluğu sonucunu doğurmayıp çağrının usulsüzlüğü kapsamındadır ve davacıya katılmadığı genel kurul kararına muhalefeti aranmaksızın iptal davası hakkı verir ve iptal sebepleri olan kanuna veya ana sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılığın tartışılması gerekir. Somut olayda davacı çağrı usulsüzlüğüne rağmen ortaklar kurulu toplantısına katıldığına göre, gündemin tebliğ edilmemesi tek başına davanın kabulü sonucunu doğurmaz. Öncelikle muhalefet şerhi ve aktif dava ehliyetinin belirlenmesi şarttır. Kaldı ki kabule göre de, davalı vekilince 17.12.2012 tarihli dilekçe ekinde gündemin tebliğine ilişkin tebligat parçası sunulmuş bu husus da değerlendirilmemiştir. Bu nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.