Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/1726 E. 2014/7218 K. 11.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1726
KARAR NO : 2014/7218
KARAR TARİHİ : 11.04.2014

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/05/2012
NUMARASI : 2011/322-2012/326

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/05/2012 tarih ve 2011/322-2012/326 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/04/2014 günü hazır bulunan davacı şirket temsilcisi O.D. davacı vekili Av. N.. B.. ile davalı vekili Av. Y.O. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketin distribütörü olduğunu, bu ilişki çerçevesinde söz konusu şirkete daha sonra imzalanmak üzere 5 adet çek verdiğini, ticari ilişkinin bozulması üzerine anılan bankanın müvekkilince verilen çekleri davalı bankaya ibraz ettiğini, çeklerin ikisinin arkasına karşılıklarının olmadığının yazılarak karşılıksız çek keşide etmek fiiline ilişkin hukuki sürecin başlatıldığını, oysa söz konusu çeklerde keşideci imzası bulunmadığından henüz çek vasfını kazanmadıklarını, davalı bankanın ibraz edilen çeklerin zorunlu unsurları taşıyıp taşımadıklarını özenli bir şekilde kontrol etmesinin gerektiğini, bu zorunluluk yerine getirilmeksizin çeklerin karşılıksız olduklarının Merkez Bankası’na bildirildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin bankalar nezdindeki kredibilitesinin düştüğünü, ihalelere giremediğini, ticari hayattaki itibarının sarsıldığını, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 20.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu çekler üzerinde keşideci imzasının bulunmadığının gözden kaçırılarak karşılıksız şerhinin yazıldığını, bu durumun ihtarı üzerine yapılan inceleme sonucunda davacının düzeltme hakkını kullandığının ve çeklerin de davacıya iade edildiğinin anlaşıldığını, davacının başka çeklerine de karşılıksız şerhinin yazıldığını, müvekkilinin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, davacının imzalamaksızın ilgilisine verdiği çekler nedeniyle müvekkilinden tazminat talep etmesinin MK’nın 2 maddesiyle bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın keşideci imzası bulunmayan çeklerin kendisine ibrazı üzerine iki adedinin arkasına karşılıksız şerhi yazarak Merkez Bankası’na bildirimde bulunduğu, davacının durumu ihtar etmesi üzerine davalı bankanın gerekli girişimlerde bulunduğu, davacının iki adet çeke ilişkin düzeltme hakkını kullandığı, her ne kadar davacı bu olay nedeniyle kredibilitesinin düştüğünü, maddi
zarara uğradığını ileri sürmüş ise de davacının çalışmış olduğu bankalar nezdindeki itibarında bir değişiklik olmadığı, herhangi bir ticari defter sunulmadığı, sunulan bilanço, mizan ve gelir-gider suretlerinden de davacının zararının tespit edilemediği, davacı şirketin çeklerin keşidecisi olduğu, imzalamadığı çekleri kullandığı, bundan sonra bankanın kusurundan bahsederek tazminat talebinde bulunmasının MK’nın 2. maddesi ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın özen yükümlülüğünü ihlal ettiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Gerçekten de davacı tarafından dava dışı şirkete imzasız biçimde verilen çeklerin davalı bankaya ibrazı üzerine, bankaca somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi uyarınca çek vasfının kazanılması için zorunlu olarak yer alması gereken keşideci imzasının bulunmaması nedeniyle çek vasfında olmayan çek yapraklarının ikisinin arkasına karşılıksız şerhi yazılarak Merkez Bankası’na bildirimde bulunulmuştur. Esasen bu hususlar çekişmesiz olduğu gibi Merkez Bankası’ndan gönderilen yazıda da, davacı hakkında 3167 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında dava konusu çekler için kendilerine bildirimde bulunulduğu teyit edilmiştir. Bu durumda, gerekmediği halde davalı banka tarafından davacı hakkında 3167 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında Merkez Bankası’na bildirimde bulunulması nedeniyle tacir olan davacının, ticari itibarının sarsıldığının kabulü ile davacı lehine uygun bir manevi tazminata hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.