YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11205
KARAR NO : 2012/13478
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat Medine Kabaçam tarafından, davalılar … Tar. Or. Top. Ür. San. Tur. Hay. Gıda Paz. Tic. Ltd. Şti. vdl. aleyhine 07/05/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 12/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı şirketin sahibi olduğu Milas isimli yerel gazetenin 28.03.2009 günlü sayısında “ 1 numaralı tanıktan çarpıcı iddialar” başlığı ile verilen haberin hakkında tamamen asılsız iddialar içermekte olup iftira boyutunda saldırı teşkil eder nitelikte olduğunu bildirerek uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, dava konusu edilen haberin kamu oyunda akrep operasyonu olarak bilinen operasyonun gizli tanığının gazeteye faks yoluyla gönderdiği el yazılı metinlerinin yayınlanmasından ibaret olduğunu, tanığın aynı zamanda Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacağını bildirdiğini, davacının siyasi bir kimliği olup geçmişi ile de kamu oyunun ilgisini çektiğinden bu yönde çıkan haberlere katlanması gerektiğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, dava konusu edilen haberin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesi ile istem reddedilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava konusu haberde, 2006 yılında yapılan akrep operasyonunda açığa çıkartılan suç örgütünün siyasi kanadının şemasının açıklandığı, haber kaynağı olarak operasyonun gizli tanığının gösterildiği anlaşılmaktadır. Yayın tarihi itibari ile haber yapılan konu ile ilgili adli bir soruşturma bulunmadığı, tanığın aynı zamanda suç duyurusunda bulunacağından bahsedildiği anlaşılmaktadır.
Şu durumda, yayında bahsi geçen 2006 yılında yapılmış bulunan akrep operasyonunda davacının isminin yer alıp almadığı, varsa ne sıfat ve biçimde olduğu araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek haberin hukuka uygunluk kriterlerini taşıyıp taşımadığı incelenerek sonuca uygun bir karar verilmelidir. Yerel mahkemece, açıklanan biçimde araştırma yapılmadan davacının çete lideri olduğu biçiminde verilen haberin kişilik haklarına saldırı oluşturmadığının kabulü doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.