YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7749
KARAR NO : 2023/8007
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki sigorta primine esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ile birlikte, davalı Kurum vekili ile davalı … Yayıncılık AŞ. Vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraflar vekillerinin başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ile birlikte davalı SGK vekili ile davalı … Yayıncılık A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 1989 tarihinden bu yana 27 seneyi aşkın basın çalışanı olduğu, … barosuna bağlı basın işçisi olarak gece sorumlusu ve gece editörü sıfatıyla 01.03.1999 tarihinde davalı şirkette işe girdiği, iş akdi şartlarında değişiklik yapılarak 20.5.2005 tarihinde hizmet sözleşmesi imzaladığı, Ağustos 2006 tarihine kadar 1.250,00 TL aylık net ücretle çalışıyor iken bu tarihten sonra aylık ücretin net 1.850 TL ye çıkarıldığını, ayrıca yemek ve yol ücretlerine de zam yapıldığı, Ağustos 2006 ayından sonra bir kısım ücretin elden ödendiği bakiyesinin ise asgari ücretten banka hesabına yatırıldığı, Ağustos 2006 ayına ait bordroda net ücret tutarı birdenbire 674 TL ye düştüğünü ve bu ay itibariyle aylık prime esas kazanç SGK kayıtlarında asgari ücretten gösterildiği ve bu durumun Ocak 2011 ayına kadar devam ettiği, Ocak 2011 itibariyle aylık net ücret gerçek duruma dönüştürülerek brüt 1.850,00 TL den gösterilmek suretiyle SGK kayıtlarının da reel duruma uyumlu hale getirildiğini davacının en son 2.100 TL net aylık ücret ve bunun dışında 124 TL yol ödemesi yapıldığı ileri sürülerek, davacının Ağustos 2006-Ocak 2011 ayları arasında prime esas kazançlarının net 1.850 TL olarak tespiti ile eksik kazançların buna göre tamamlattırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı işveren vekilli özetle, davacının müvekkil şirkette istihdam edildiği sürelerde kendisine ödenen ücretleri üzerinden SGK primlerinin de yatırıldığını davacının 2006 Ağustos ayından sonra aylık net ücretinin 1.850 TL ye çıkarıldığı ve ayrıca da yemek ve yol ücretlerine zam yapıldığı iddiaları kabul etmediklerini, davacının maaşlarının düzenli olarak banka hesabına yatırılarak ödendiğini, yatırılan tutar üzerinden de SGK primlerinin ödendiğini, davacının maaş bordrolarını imzaladığı mutabık kalınan ücrete ve tüm bordro içeriğine itirazı olmadığı, davacının daha fazla maaş aldığı ve SGK primlerinin eksik olarak yatırıldığı iddialarını kabul etmediklerini, davacı tanıklarından Burhan Eliş … 22. İş Mahkemesinin 2016/1227 sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine açmış davası bulunduğunu, davacının 01.03.1999 tarihinde Ulusal Basın Gezetecilik Matbaacılık A.Ş. bünyesinde çalışmaya başladığını, Ulusal basın AŞ nin TMSF ye devrinden sonra ismi Star Medya A.Ş. olarak değiştiğini, şirketin isim değişikliği sebebi ile bu şekilde bir işlem yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalılardan … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı işverene ait işyerinde kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını kurum kayıtları ile davanın çeliştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, “….davalı şirkete davacının imzası bulunan aylık ücreti gösteren para makbuzları ve diğer ödemelere ait tüm belgeler ile talep edilen döneme ilişkin ticari defter kayıtlarını dosyaya sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş ve bu husus yazılan müzekkere ile davalı şirkete bildirilmiş ve yazılan müzekkere gereğince davacının hesabının bulunduğu Garanti bankasından ve Vakıflar Bankasından hesap ekstrelerini içerir belgeler dosya arasına girmiş, 32 İş Mahkemesine ait dosya istinafta olması nedeniyle fiziki olarak gönderilmesinin mümkün olmadığı bildirilerek UYAP’ta kayıtlı evraklardan birer suret dosya arasına kazandırılmış, davalı taraf iki kez tekid edilmesine rağmen istinaf sonrası talep edilen belge ve bilgileri dosya arasına sunmamış olup Mahkememizdeki yargılama aşamasında alınan beyanında, gerekli belge ve bilgilerin dosya arasına daha önceki yargılama aşamasında sunduklarını belirttikleri görülmüş olup istinaf sonrası toplanan tüm belge ve bilgiler ve istinaf kararındaki gerekçeler doğrultusunda rapor sunması için konusunda uzman bilirkişiye dosya tevdi edilerek ek rapor alınmış ve alınan söz konusu kaporda bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme sonucu, davacı adına davalı işverence 2006/8 ile 2010/12 ayları arasında eksik bildirilmiş olan prime esas kazançlar tespit edilmiş olup Mahkememizce dosya kapsamına uygun düşen bilirkişi tespitine itibar edilerek davanın kabulüne Davacı adına davalı işverence 2006/8 ayında 720,44 TL, 2006/9 ayında 720,44 TL, 2006/10 ayında 720,44 TL, 2006/11 ayında 713,77 TL, 2006/12 ayında 720,44 TL, 2007/1 ayında 822,50 TL, 2007/2 ayında 822,50 TL, 2007/3 ayında 822,50 TL, 2007/4 ayında 816,25 TL, 2007/5 ayında 822,50 TL, 2007/6 ayında 822,50 TL, 2007/7 ayında 889,14 TL, 2007/8 ayında 895,40 TL, 2007/9 ayında 895,40 TL, 2007/10 ayında 889,14 TL, 2007/11 ayında 895,40 TL, 2007/12 ayında 889,14 TL, 2008/1 ayında 971,22 TL, 2008/2 ayında 964,96 TL, 2008/3 ayında 971,22 TL, 2008/4 ayında 964,96 TL, 2008/5 ayında 971,22 TL, 2008/6 ayında 946,18 TL, 2008/7 ayında 1069,39 TL, 2008/8 ayında 1038,29 TL, 2008/9 ayında 1038,29 TL, 2008/10 ayında 1038,29 TL, 2008/11 ayında 1038,29 TL, 2008/12 ayında 1069,39 TL, 2009/1 ayında 1151,58 TL, 2009/2 ayında 1157,84 TL, 2009/3 ayında 1151,58 TL, 2009/4 ayında 1157,84 TL, 2009/5 ayında 1157,84 TL, 2009/6 ayında 1018,27 TL, 2009/7 ayında 1245,32 TL, 2009/8 ayında 1245,32 TL, 2009/9 ayında 1245,32 TL, 2009/10 ayında 1245,32 TL, 2009/11 ayında 1245,32 TL, 2009/12 ayında 1245,32 TL, 2010/1 ayında 1361,96 TL, 2010/2 ayında 1361,96 TL, 2010/3 ayında 1361,96 TL, 2010/4 ayında 1361,96 TL, 2010/5 ayında 1361,96 TL, 2010/6 ayında 1361,96 TL, 2010/7 ayında 1464,02 TL, 2010/8 ayında 1464,02 TL, 2010/9 ayında 1464,02 TL, 2010/10 ayında 1464,02 TL, 2010/11 ayında 1464,02 TL, 2010/12 ayında 1464,02 TL eksik bildirilen prime esas kazancın SGK’ya bildirilmesi gerektiğinin tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile birlikte davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı işveren şirket vekili özetle, davacının iddia ettiği hususların yeterli delillerle birlikte ispatlanmadığını, buna göre davacıya ödenen ücretlerin kuruma eksiksiz bildirildiğini belirterek ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı SGK vekili özetle, davacının çalışmalarının kurum kayıtlarında görüldüğü gibi olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddianın yazılı delil ve belge olmadan sadece dinlenen tanıklar beyanı ile ispatının kabul edilemeyeceğini, beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3.Davacı vekili ise, kendisi hakkında davacının 1989 tarihinden bu yana 27 seneyi aşkın bir zamandır Basın Çalışanı olarak görevini sürdürdüğünü, Meslek kıdemi düşünüldüğünde hükmedilen prime esas kazançların gerçek durumu yansıtmaktan uzak olduğunu, reel ve fiili durum bu olmakla beraber, Ağustos 2006 tarihinden sonra müvekkilin Sigorta Primine Esas Kazanç miktarı SGK nezdinde düşük gösterildiğini, bu tarihten sonra bir kısım ücreti elden ödenmiş bakiyesi ise, banka hesaplarına asgari ücretten yatırıldığını, yerel mahkeme kararı, çeşitli meslek kuruluşlarına gönderilmiş olan emsal ücret araştırması müzekkere yanıtlarına aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalı işverence; 2006 yılında davacıya asgari ücretin 3.49 katı sigorta prime esas kazanç bildirildiği, 2006/7-2010/12 ayları arasında 1.000,00 TL kazanç üzerinden sigorta prime esas kazanç bildirildiği, 2011/1 ayından itibaren asgari ücretin 3,24 katı sigorta prime esas kazanç bildirildiği anlaşılmaktadır. Davacının ücretinin düşürülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, denetime elverişli bilirkişi raporuna ile davacının 2006/8-2010/12 ayları arasında brüt asgari ücretin sonraki ücretleri gibi asgari ücretin 3,24 katı ücret aldığı kabul edilerek hesaplama yapılmasının yerinde bulunduğu, olduğu dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurularının esastan reddine, dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile birlikte davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından verilmiş olan 02.09.2016 tarihli müzekkere yanıtına göre, müvekkilin aldığı ücretlerin asgari ücret brüt tutarının en az 3 katından az olamayacağı belirtildikten sonra yıllara göre asgari ücret tutarları da ilgili cemiyet tarafından gönderilmiş olduğunu buna göre davacı hakkında da gerçek ücretlerin belirlenmesi gereği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılardan Kurum vekili, davacının çalışmalarının ve prime esas kazançlarının kurum kayıtlarında görüldüğü gibi olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddianın yazılı delil ve belge olmadan sadece dinlenen tanıklar beyanı ile ispatının kabul edilemeyeceğini, tanıkların Yargıtay’ın aradığı nitelikte olmadığını beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
3.Davalı işveren şirket vekili, davanın yazılı delil olmadan kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğunu, belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı iş yerinden bildirilen prime esas kazançların eksik olup olmadığı hususuna ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 77 nci ve 5510 sayılı Kanunun 80 ıinci maddesi hükümleridir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde:
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
2.Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, … 2011, s.472). Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
3.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
4.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu’nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
5.Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
6.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
7.Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
8.2006 yılı Ağustos ayı ile 2010 yılı Aralık ayları arasında kalan dönemler bakımından davalı işverenlikte geçen çalışmaları nedeniyle 1.850,00 TL net ücretle prime esas kazancın tespiti istemi ile açılan eldeki davada, mahkemece davacı hakkında dönemin asgari ücreti ile 2011 yılı Ocak ayında yapılan bildirimlerin oranlanması sonucunda bulunan 3,24 oranı esas alınarak, tüm dönemlerde bu orana dayalı olarak, davacının davasının tamamen kabulüne dair karar verildiği, ancak bu kabul ile çelişki yaratacak şekilde talebe konu dönem içerisinde 1.850,00 TL net ücretin altındaki rakamların esas alındığı gibi, bu rakamların üzerindeki tutarlar bakımından da talebe aykırılık oluşturacak şekilde karar verildiği anlaşılmakta olup, yazılı şekilde karar tesisi, hem kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, hem de hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir.
9.O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.