Danıştay Kararı 10. Daire 2016/10295 E. 2021/5883 K. 29.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/10295 E.  ,  2021/5883 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/10295
Karar No : 2021/5883

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Köyü Tüzel Kişiliği / …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Valiliği
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; …Köyü ile Kızık Köyleri arasındaki idari hudutların uygulama kabiliyeti olan ölçekli krokiye bağlanması yönündeki talebin, Sivas Valiliği Kadastro Müdürlüğü’nün toprak üstü uygulamasında tespit edilen sınır noktalarının 1/25.000 ölçekli haritaya birebir uygulanması imkanı olmadığından bahisle reddine dair …tarih ve …sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; olayda, teknik bilirkişi tarafından ölçü ve koordinatları tespit edildikten sonra bu koordinatların haritaya aktarılarak istenilen ölçekteki sınır krokisi düzenlenmesinin mümkün olduğu, “göç yolunu takiben …geçen su arkının üstündeki tepe,..kayalık ve kuru dereden geçen hat..” şeklindeki tutanağa konu hususların haritaya aktarılmasının mümkün olamayacağı, bu durumda, koordinatlarının gösterilmemesi nedeniyle sınır noktalarının arazide belirginlik ve değişmezlik niteliğini sağlamadığı bir aşamada davalı idarece tesis edildiği görülen dava konusu işlemde neticesi itibariyle mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 27/12/2010 tarihli dilekçe ile belirsiz idari sınırların belirli hale getirilmesinin istenildiği, idarenin öncelikle ihtilaflı yerde daha önce kararname ile çizilmiş sınır olup olmadığını belirlemek amacıyla Bakanlıktan arşiv araştırması yapması gerektiği, uygulama imkanı bulunamıyor ve yeniden sınır çizilmesi gerekiyorsa bunun hukuki sebeplerinin açıklığa kavuşturulması için mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :

MADDİ OLAY :
Sivas ili, Koyulhisar ilçesi, …köyü ile Zara ilçesi, …köyü arasındaki sınırın toprak üstü uygulaması 28/06/2012 tarihinde yapılmıştır.
Sivas Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü’nün …tarih ve …sayılı yazısında; davacının 06/11/2013 tarihli dilekçesi ile bahse konu sınırın kroki üzerinde belirgin hale getirilmesi talebinin yerine getirilmesi amacıyla toprak üstü uygulama tutanağında yazılı sınır noktalarının 1/25.000 ölçekli harita üzerinde gösterildiği krokinin gönderilmesinin Sivas Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünce Zara Kaymakamlığından istenildiği, ancak Zara Kaymakamlığına İl Kadastro Müdürlüğünce verilen …tarih ve …sayılı yazıda toprak üstü uygulamasında tespit edilen sınır noktalarının 1/25.000 ölçekli haritaya birebir uygulanması imkanı olmadığının bildirildiği, iki ilçe arasındaki sınırın tespitine ilişkin Komisyon kararının Kaymakamlıklardan istenilmesi gerektiği yönünde cevap verilmiş, yazı ekinde dava konusu işlem ve toprak üstü uygulama tutanağı gönderilmiştir.
Davacı tarafından öncelikle 28/06/2012 tarihli toprak üstü uygulama tutanağının, Sivas Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğü’nün …tarih ve …sayılı yazısının ve Sivas Valiliği Kadastro Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.
…İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile dava konusunun açık ve net olarak ortaya konulması gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, bunun üzerine davacı tarafından yenilenen dava dilekçesi ile Sivas Valiliği Kadastro Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 2. maddesinin, (B) bendinde, bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin belirtilmesi, il, ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak adlarının değiştirilmesi, bir köyün veya kasabanın veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi İçişleri Bakanlığının kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile (02/07/2018 tarih ve 703 sayılı KHK’nin 138’inci maddesiyle, bu bentte yer alan “İçişleri Bakanlığının kararı ve Cumhurbaşkanının tasdiki” ibaresi “Cumhurbaşkanı onayı” şeklinde değiştirilmiştir.); (D) bendinde de, kaza kurulmasında ve kaldırılmasında, bir kazanın başka bir vilayete bağlanmasında ve merkezinin belirtilmesinde, sınırlarının değiştirilmesinde ve (B, C, Ç) fıkralarında yazılı hallerde ilgili vilayetler idare heyetleriyle umumi meclislerinin mütalaaları alınır.”düzenlemelerine yer verilmiştir.
Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleştirme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmeliğin “Sınırın Değişmezliği” başlıklı 4. maddesinde, “5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliği esastır. Mevcut sınırların değiştirilmesi ancak sınır noktalarının belirginlik ve değişmezlik niteliklerini yitirmiş olması, idari birimlerin sosyal, ekonomik, idari ve coğrafi durumlarında eskiye oranla farklılıkların meydana gelmesi ve bu sonuçların sınır anlaşmazlığına yol açmış olduğunun Bakanlıkça tespit edilmesi halinde mümkündür.”; “Müracaat ve İlk İnceleme” başlıklı 5. maddesinde, “5442 sayılı İl İdaresi Kanunu kapsamına giren sınır anlaşmazlıklarıyla ilgili olarak valiliklere intikal eden müracaatlar üzerine valilikçe;
A) İhtilaflı yerde daha önce 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa, 442 sayılı Köy Kanununa veya 1580 sayılı Belediye Kanununa göre çizilmiş bir sınırın mevcut olup olmadığı araştırılır.
B) İhtilaflı yerde daha önce kararname ile çizilmiş bir sınır bulunup bulunmadığının kesin olarak belirlenmesi amacıyla Bakanlıktan arşiv incelemesi istenir.
C) Bu şekilde çizilmiş bir sınır varsa uygulama imkanlarının bulunup bulunmadığı araştırılır. Uygulama imkanları bulunamıyor ve yeniden sınır çizilmesi gerekiyorsa bunun hukuki bir idari sebepleri açıklığa kavuşturulur.
D) Anlaşmazlığın orman, mer’a, otlak, yaylak, kışlak veya su anlaşmazlığı mahiyetinde olup olmadığı araştırılır. Anlaşmazlığın bu gibi sebeplerden kaynaklandığı anlaşılırsa dosya düzenlenmez ve ihtilafın 5442 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğu belirtilerek sözü edilen konularla ilgili mevzuata göre işlem yapılmasının gerektiği taraflara duyurulur.”;
“Kaymakamlıklara Yapılan Müracaatlar” başlıklı 6. maddesinde, “5442 sayılı Kanun kapsamına giren sınır anlaşmazlıkları ile ilgili işlemlerin valiliklerce yürütülmesi gerektiğinden, kaymakamlıklara yapılan müracaatlar bir yazı ile valiliğine gönderilir. Kaymakamlar, gerek duyarlarsa anlaşmazlıkla ilgili görüşlerini bu yazıda belirtirler.”; “Doğrudan Bakanlığa Yapılan Müracaatlar” başlıklı 7. maddesinde, “Doğrudan Bakanlığa yapılan müracaatlar 5 inci maddeye göre işlem yapılmak üzere valiliğine gönderilir.” düzenlemeleri yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıdaki mevzuatın birlikte incelenmesinden; 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa göre belirlenmiş sınırların değişmezliğinin esas olduğu, il, ilçe sınırlarının değiştirilmesinin İçişleri Bakanlığının kararı ve Cumhurbaşkanının onayı ile mümkün olduğu, 5442 sayılı Kanun kapsamına giren sınır anlaşmazlıkları ile ilgili işlemlerin valiliklerce yürütülmesi gerektiği, kaymakamlıklara yapılan müracaatların bir yazı ile valiliğine gönderileceği, sınır anlaşmazlıklarıyla ilgili olarak valiliklere intikal eden müracaatlar üzerine valilikçe yapılacak inceleme ve araştırmalar ile elde edilecek bilgilere göre yapılacak işlemlerin düzenlendiği görülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; uyuşmazlığa konu iki köy arasındaki sınırın taraf köylere 28/06/2012 tarihinde toprak üstü uygulamasının yapılarak gösterildiği, davacının bu tutanağa 07/08/2012 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiği görülmekte olup, davacı tarafından 27/12/2010 ve 06/11/2013 tarihli ve 05/12/2013 tarihli dilekçeler ile idareye başvurular yapıldığı ve idarece bu dilekçeler ilgi tutularak cevaplar verildiği anlaşılmakta ise de; dava dosyasında davacının başvuru dilekçelerinin bulunmadığı, ayrıca Mahkemenin 25/06/2015 tarihli ara kararı ile davacının 27/12/2010 tarihli dilekçesinin davalı idareden istenilmesine rağmen dosyaya sunulmadığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından, Koyulhisar ilçesi, …köyü ile Zara ilçesi, …köyü arasında kalan iki ilçe sınırının toprak üstü uygulamasının 28/06/2012 tarihinde yapıldığı belirtilerek davacı vekilinin talebi doğrultusunda sınır noktalarının 1/25.000 ölçekli haritalardan yararlanmak suretiyle hazırlanacak sınır krokisinin davacı vekiline gönderilmesinin istenildiği görülmekte olup, dava konusu işlemde ise toprak üstü uygulama tutanağındaki sınır noktalarının 1/25.000 ölçekli haritaya birebir uygulanmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Bu durumda, uyuşmazlığın Koyulhisar ilçesi, Yolüstü köyü ile Zara ilçesi, …köyü arasında kalan iki ilçe sınırına ilişkin ve İl İdaresi Kanunu kapsamında olduğu anlaşılmakta olup, İl İdaresi Kanunu kapsamına giren sınır anlaşmazlıklarıyla ilgili olarak valiliklere intikal eden müracaatlar üzerine valilikçe yapılacak işlemlerin Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve Birleştirme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde belirtildiği ve İl İdaresi Kanununa göre çizilen sınırların aynı zamanda idari ve adli kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanlarını da belirlediğinden, yeni sınır çizilirken idari birimler arasında toprak boşluğu kalmayacak şekilde teklifte bulunulacağının düzenlendiği görülmektedir.
Bu durumda, İl İdaresi Kanununa göre çizilmesi gereken ve aynı zamanda idari ve adli kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanlarını da belirleyen iki ilçe arası sınırın haritaya aktarılamamasının, sınırın belirginlik niteliğini taşımadığını gösterdiği, dolayısıyla idare tarafından anılan Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması gerekirken sınır noktalarının 1/25.000 ölçekli haritaya birebir uygulanması imkanı olmadığından bahisle işlem tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece öncelikle davacının tüm başvurularını da içeren, iki ilçe arası sınırın belirlenmesine ilişkin işlem dosyasının sunulmasının davalı idareden istenilmesi, İl İdaresi Kanununa göre çizilmiş bir sınırın bulunup bulunmadığının davalı idareden sorulması, İl İdaresi Kanunu’na göre çizilmiş bir sınır bulunuyor ise bu sınrın ilçe sınırı olması da dikkate alındığında 1/25.000 ölçekli haritaya aktarılamamasının sebeplerinin sorulması, iki ilçe arasında İl İdaresi Kanununa göre çizilmiş bir sınır bulunmuyor ise sınırın belirlenmesine yönelik mevzuatta öngörülen işlemlerin devam edip etmediğinin sorulması ve davalı idareden alınacak cevap ve sunulacak belgelerin incelenmesi neticesinde bir karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki Sivas İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.