Danıştay Kararı 10. Daire 2016/15019 E. 2021/4492 K. 30.09.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/15019 E.  ,  2021/4492 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/15019
Karar No : 2021/4492

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendisine asaleten … , …, … ve …’ye
velayeten …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürülüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : Taraflarca; … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; yasal mirasçısı oldukları … ‘nin Van ili, Özalp ilçesi, Boğazkesen köyünde 16/07/2011 tarihinde gerçekleşen yağışlar sonucu meydana gelen sel felaketinde ölümü olayında, sel felaketinin önlenmesi ve dere yatağının ıslah edilmesi için yapılan başvurulara rağmen gerekli önlemleri almayan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi, eş … için 100.000,00 TL ve her bir çocuk için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, 17. Bölge Müdürlüğü’nce gönderilen … tarih ve … sayılı yazıda; dava konusu sel olayı meydana geldikten sonra Boğazkesen deresinde, 18/07/2011 ile 20/07/2011 tarihleri arasında paletli beko (sivil beko) ile gerekli olan makineli çalışma yapıldığı, aciliyet arz etmesi nedeniyle taşkın sonrası arazi alımlarının hemen yapıldığı, 2011 yılı ek yatırım programına teklifin yapıldığı, 27/12/2012 tarihinde Boğazkesen Köyü Taşkın Koruma ihalesinin yapıldığı, ihale muhtevasında bulunan tersip bentlerinin 2013 yılı içinde tamamlandığı, istinat duvarının %50’lik kısmının yapıldığı, geriye kalan kısmının ise 2014 yılında tamamlanacağı, ayrıca; taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek ve akarsu ıslahatlarını yapma hususunun Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün vazife ve salahiyetleri arasında olduğunun da ifade edildiği, bununla birlikte aynı derede 02/09/2012 tarihinde yeniden sel felaketi meydana geldiği, bu sel felaketinde de ölen kişilerin olduğu, 2012 yılında meydana gelen sel felaketinden sonra … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … Değişik İş sayılı dosyasında bilirkişi raporunun hazırlandığı; anılan raporda; dere yatağının yerleşim yeri içinden geçiyor olması, dosya içinde bulunan talep dilekçelerine rağmen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün dere ıslahı için maksimum gelen su debisine göre istinat duvarı ve menfez gibi sel felaketini önleyici tedbirleri almamış olması, derede biriken taş ve toprağın suyun birikmesine ve biriken suyun yön değiştirerek olağan yatağını terk edip yerleşim yerlerinin bulunduğu yöne akmasına sebebiyet verecek şekilde yetersiz büzü dere yatağına yerleştirmiş olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 6200 sayılı Yasa uyarınca kendisine verilen görevleri yerine getirmediği anlaşılan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün kusurlu olduğu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün %70 oranında kusurlu olduğu, beklenilmeyen halin ise olayda %30 etkili olduğu şeklinde tespit ve görüşlere yer verildiği, yukarıda yer alan ve Devlet Su İşleri 17. Bölge Müdürlüğüne ait yazı, bahsi geçen bilirkişi raporu ve dosya münderecatında yer alan bilgi ve belgeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davalı idarenin Boğazkesen köyünde meydana gelen sel felaketinde kusurlu olduğu, sel felaketinin yaşanmasına aşırı yağışların sebebiyet verdiği, bu nedenle beklenilmeyen halin de dava konusu uyuşmazlıkta dikkate alınması gerektiği, bu minvalde davalı idarenin olayın vuku bulmasında %70 oranında kusurlu olduğu, olaya ilişkin olarak beklenilmeyen halin ise %30 oranında etkili olduğunun kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı, cenaze ve defin masrafları olarak 1.000,00 TL istenilmiş ise de; 05/06/2015 tarihli ara kararında, dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL cenaze ve defin giderinin hangi kalemlerden oluştuğu sorularak, talep edilen bu zarara ilişkin somut bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi istenilmesine rağmen, davacılar tarafından bu iddialarını ispatlayacak bilgi ve belge sunulmadığından, cenaze ve defin giderine ilişkin maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacıların murisi …’nin ölmesi sonucu davacı eş ve çocukların uğrayabileceği gelir kaybının (destekten yoksun kalma tazminatının) tespiti amacıyla dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, davacıların destek kayıplarının hesaplandığı, bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, bilirkişi raporunun hukuki ve bilimsel verilere uygun olduğu, hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu sonucuna varıldığı, davacılar vekili tarafından ıslah dilekçesi verilmediğinden, miktarın dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL olarak kabul edildiği, beklenmeyen hal oranı olan %30’un düşülmesi sonucu hesaplanan zarar 1.000,00 TL’nin üzerinde olduğundan, 1.000,00 TL tazminatın … Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı 20/10/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesi, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı, davacıların duyduğu acı ve elemin bir ölçüde de olsa giderilebilmesi için manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, olayın gelişimi, sonucu, taraflara yüklenilebilecek yükümler ile yukarıda belirtilen hususlar ve açıklamalar da dikkate alınarak, davacı eş … için takdiren 30.000,00 TL, davacı çocukların her biri için 25.000,00’er TL manevi tazminatın davalı idarece davacılara ödenmesi gerekmekte ise de; ölüm olayında beklenmeyen halin de etkili olduğu ve bu durumda davalı idareye beklenmeyen halden dolayı kusur izafe edilemeyeceği nazara alınarak 196.000,00 TL manevi tazminatın … Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı 20/10/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, toplam 1.000,00 TL maddi zararın … Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı 20/10/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, belirtilen miktarı aşan 1.000,00 TL ( cenaze ve defin gideri) maddi tazminat isteminin ise reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 196.000,00 TL manevi tazminatın … Asliye Hukuk Mahkemesine davanın açıldığı 20/10/2011 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, 154.000,00 TL’ye ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI :
I- Davacılar tarafından; İdare Mahkemesi kararının tebliğ edilmesi üzerine 28/02/2016 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak maddi tazminat talebine ilişkin miktar arttırımı dilekçesi sunmalarına rağmen miktar arttırım dilekçeleri hakkında herhangi bir karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğu, temyize konu kararın kesinleşmemiş olması nedeniyle; 2577 sayılı Kanun’un 16. maddesi, 4. fıkrası uyarınca, herhangi bir süre ve usul kuralı gözetilmeksizin maddi tazminat talebinin arttırılmasının mümkün olduğu, İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülerek, kararın aleyhlerine olan kısmının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
II- Davalı idare tarafından; Mahkemece gerekirse mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak kusur durumunun bilirkişi marifetiyle takdir edilmesi gerektiği, dosyanın kusur durumu belirlendikten sonra hesap bilirkişisine verilmesi gerektiği, sel felaketlerinden sorumlu olmaları veya tüm dere ve akarsuların yağış rejimine göre debilerini makul seviyede tutmakla yükümlü kılınmalarının mümkün olmadığı, dava konusu olayda idarelerine atfedilebilecek bir hizmet kusuru ve zarar ile kusur arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, sel felaketlerinin önceden bilinemeyen, idarenin faaliyetleri dışında, zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağını ortadan kaldıran mücbir sebep niteliğinde olduğu, müteveffanın tehlikeyi öngörebilecek yaş ve olgunlukta olduğu ve olayın tamamen müteveffanın tedbirsiz ve dikkatsizliğinden kaynaklandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğu, müteveffanın ekonomik ve sosyal durumunun destek sunacak kadar iyi olmadığı, davacı eşin yeniden evlenme ihtimaline ilişkin araştırma yapılmadığı, İdare Mahkemesince müteveffa ile davacıların yakın ilişki içinde olup olmadığı yönünden araştırma yapılmadan manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, İdare Mahkemesince hükmedilen tazminat tutarlarının fahiş olduğu ileri sürülerek kararın aleyherine olan kısmının, temyizen incelenerek bozulması gerektiği öne sürülmüştür.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca, savunmada bulunulmamıştır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :.Davacıların temyiz isteminin reddi, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının; davacılar … ve … yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmesine rağmen anılan davacılar hakkında esasa ilişkin karar verilmiş olması nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacıların yakını … ‘nin Van ili, Özalp ilçesi, Boğazkesen Köyü’nde 16/07/2011 tarihinde gerçekleşen yağışlar sonucu meydana gelen sel felaketinde ölümü olayında, sel felaketinin önlenmesi ve dere yatağının ıslah edilmesi için yapılan başvurulara rağmen gerekli önlemleri almayan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi ve toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Öte yandan; idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir anlatımla, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Olayda, Van İli, Özalp İlçesi Boğazkesen Köyünden geçen Boğazkesen-Kırçalı deresinin 16/07/2011 tarihinde yağan aşırı yağış nedeniyle taşması sonucunda meydana gelen sel felaketi sonrasında Özalp İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekiplerince hasar tespit çalışması yapıldığı, bu çalışma sonucunda 4 kişinin vefat ettiği ve 600 kadar hayvanın telef olduğunun tespit edildiği, Meteoroloji Genel Müdürlüğünce, yerleşim alanları dışında ve Özalp İlçesinin köylerinde aşırı yağışların sele dönmesi sonucunda oluşan zararlarla ilgili fevk (olağanüstü olay) raporu tanzim edildiği, sel felaketinin yaşandığı tarihe kadar dere ıslahı ile ilgili bir çalışma bulunmadığı, olay sonrasında 18/07/2011-20/07/2011 tarihleri arasında paletli beko aracıyla yapılan çalışma sonucunda deredeki suyun akışının sağlandığı, kalan çalışmaların 2012 yılında ihalesinin yapıldığı, bu ihaleye konu iş kapsamında 2013 yılında söz konusu derenin tersip bentlerinin ve istinat duvarlarının %50’sinin tamamlandığının Devlet Su İşleri 17. Bölge Müdürlüğünün 02/07/2014 tarihli yazısında belirtildiği görülmektedir.
Dava dosyasında ve 16/07/2011 tarihinde yaşanan sel felaketi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle açılan diğer davalara ilişkin dosyalarda bulunan bilgi ve belgelerden; 16/07/2011 tarihinde aşırı yağışlar nedeniyle Boğazkesen-Kırçalı deresinin taşması sonucu sel felaketinin yaşandığı Van İli, Özalp İlçesi, Boğazkesen Köyünde olay öncesinde 08-13-27/05/2007, 17/07/2007, 23-24/08/2007, 12/02/2008 tarihlerinde ve olay sonrasında ise 02/09/2012 tarihinde sel felaketinin yaşandığı ve birçok hasarın oluştuğu, davacıların yakınının 16/07/2011 tarihinde koyunları otlatırken aşırı yağışlar nedeniyle oluşan sele kapılarak vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; somut olayda, 16/07/2011 tarihinde aşırı yağışlar nedeniyle Boğazkesen-Kırçalı deresinin taşması sonucu, davacının vefat ettiği bölgede, daha önceki tarihlerde de aşırı yağış nedeniyle sel felaketinin yaşandığı ve bu sel felaketleri sonucunda ölüm ve birçok hasarın meydana geldiği dikkate alındığında, davacıların yakını olan müteveffanın gereken özeni göstermesi gerektiği açık olup, aşırı yağışlara rağmen koyun otlatmaya gitmesi nedeniyle zararın oluşmasına müteveffanın dikkatsizlik, tedbirsizlik, ihmal ve kusurunun sebebiyet verdiği, müteveffanın kusurunun davalı idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davaya konu zararın oluşmasında, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı ve dolayısıyla tazminat sorumluluğunun da doğmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul edilmesinde hukuki isabet bulunmamakta olup, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının bozulması gerekmektedir.
Kaldı ki; yukarıda izah edildiği üzere, davaya konu zararın oluşmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunmamakla birlikte temyize konu İdare Mahkemesi kararında, davacıların yakınının vefat ettiği 16/07/2011 tarihli sel felaketinden daha sonra aynı bölgede 02/09/2012 tarihinde gerçekleşen sel felaketine ilişkin olarak … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … Değişik İş sayılı dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun kusur tespitine itibar edilerek hükme esas alınmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının Davacıların Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının, davacıların 1.000,00 TL (cenaze ve defin gideri) maddi tazminat isteminin ve 154.000,00 TL’ye ilişkin manevi tazminat talebinin reddine yönelik kısmının ise, zarara konu olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmaması ve müteveffanın kusurunun davalı idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırması nedeniyle yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerekmektedir.
Temyize Konu İdare Mahkemesi Kararının Davacılar … ve … (…) Yönünden İncelenmesi:
… İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:… sayılı ilk incelemeye esas ara kararı ile davacılar vekilinden, davacılar … ve … (… ) adına düzenlenmiş vekaletnamenin verilen süre içerisinde sunulması istenilmiş ve sunulmaması halinde anılan davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği davacılar vekiline bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacılar vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 28/06/2013 tarihli dilekçe ile anılan davacılara ait vekaletnameleri alamadığı için bu davacılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi talep edilmesine rağmen, temyize konu kararda davacılar … ve … (…) yönünden de esasa ilişkin hüküm kurulmuş olması ve anılan davacılar lehine tazminata hükmedilmiş olması yerinde olmayıp, İdare Mahkemesince bozma kararımız üzerine yeniden verilecek kararda bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddi ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile davanın kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş gün) içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/09/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanun’un 2. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan halinde, taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek; akar sularda ıslahat yapmak; anılan tesislerin çalıştırma, bakım ve onarım dahil işletmelerini sağlamak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için; ortada bir zararın bulunması, zarara sebebiyet veren işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması şartları aranmaktadır.
Dava; davacıların yakını …’nın Van ili, Özalp ilçesi, Boğazkesen Köyü’nde 16/07/2011 tarihinde gerçekleşen yağışlar sonucu meydana gelen sel felaketinde ölümü olayında, sel felaketinin önlenmesi ve dere yatağının ıslah edilmesi için yapılan başvurulara rağmen gerekli önlemleri almayan davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi ve toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Temyize konu kararla; davalı idarenin olayın vuku bulmasında %70 oranında kusurlu olduğu, olaya ilişkin olarak beklenilmeyen halin ise %30 oranında olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Dosyanın ve 16/07/2011 tarihinde yaşanan sel felaketi nedeniyle açılan benzer davalara ilişkin dosyaların birlikte incelenmesinden, sel felaketinin yaşandığı Van İli, Özalp İlçesi, Boğazkesen Köyünde olay öncesinde 08-13-27/05/2007, 17/07/2007, 23-24/08/2007, 12/02/2008 tarihlerinde de sel felaketlerinin yaşandığı; bu olaylarda can ve mal kayıplarının ortaya çıktığı; Van Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’nün 18/07/2007-23/07/2007 tarihleri arasında ilçede yaptığı incelemeler neticesinde hazırlanan raporda köy içinden geçen derenin mutlaka ıslah edilmesi gerektiğinin, dere ıslahı işlerinin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığının belirtildiği; Boğazkesen Köyünde ikamet etmekte olan şahısların olay öncesinde çeşitli tarihlerde Van Valiliği ve Özalp Kaymakamlığı’na verdikleri dilekçelerle evlerinin yağışlar nedeniyle zarar gördüğünü belirterek daha uygun bir yerde ev yapmaları konusunda gereğinin yapılmasını talep ettikleri; Van Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 17. Bölge Müdürlüğü’ne gönderdiği … tarih ve … sayılı yazıda da Boğazkesen Köyü’nde 15/06/2011 tarihinde yapılan inceleme sonucunda derenin taşması durumunda dere yatağının yakınında bulunan konutların potansiyel su baskınına maruz kalabileceğinin görüldüğü belirtilerek su baskını konuları Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün faaliyet alanına girdiğinden kurumun teknik elemanlarınca bölgede inceleme yapılması gerektiğinin bildirildiği; bakılmakta olan davaya konu 16/07/2011 tarihli sel felaketi sonrasında Özalp İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekiplerince hasar tespit çalışması yapıldığı; bu çalışma sonucunda 4 kişinin vefat ettiği ve toplam 600 kadar hayvanın telef olduğunun tespit edildiği; Meteoroloji Genel Müdürlüğünce, yerleşim alanları dışında ve Özalp İlçesinin köylerinde aşırı yağışların sele dönmesi sonucunda oluşan zararlarla ilgili fevk (olağanüstü olay) raporu tanzim edildiği; sel felaketinin yaşandığı tarihe kadar dere ıslahı ile ilgili bir çalışma bulunmadığının, olay sonrasında 18/07/2011-20/07/2011 tarihleri arasında paletli … aracıyla yapılan çalışma sonucunda deredeki suyun akışının sağlandığının, kalan çalışmaların 2012 yılında ihalesinin yapıldığının, bu ihaleye konu iş kapsamında 2013 yılında söz konusu derenin tersip bentlerinin ve istinat duvarlarının %50’sinin tamamlandığının Devlet Su İşleri 17. Bölge Müdürlüğünün ara kararı cevaplarında belirtildiği görülmektedir.
Bu durumda; gerek Van İli, Özalp İlçesi, Boğazkesen Köyü’nde 2007 ve 2008 yıllarında bir çok kez sel felaketi yaşanmış olması, gerek kamu kurumlarının bölgede yaptığı incelemelerde derenin ıslah edilmesi gerektiği yönünde raporlar düzenlemiş olmaları gerekse de yöre halkının olay tarihinden önce konuya ilişkin bir çok başvuru yapmış olması karşısında, davalı idarenin olay tarihi olan 16/07/2011 tarihine kadar Boğazkesen-Kırçalı deresinin ıslahına ve taşkın koruma tesisi yapılmasına yönelik herhangi bir çalışma yapmamış olması nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu ve davacıların yakınının ölümü nedeniyle uğranılan zararla idarenin Kanundan kaynaklanan görevlerini yerine getirmemek şeklinde tezahür eden eylemi arasında nedensellik bağı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim; gerek 16/07/2011 tarihli sel felaketinde maddi zarara uğrayan şahısların açtığı davalarda alınan bilirkişi raporlarında gerekse de işbu davada vefat eden …’nın torunu olan …’ın aynı olay kapsamında vefat etmesi nedeniyle açılan davaya ilişkin yargılama kapsamında … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyası nezdinde düzenlenen bilirkişi raporlarında, davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün %70 oranında hizmet kusurunun bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
Öte yandan; 16/07/2011 tarihinde Boğazkesen-Kırçalı deresinin taşması sonucu hayvanlarının boğulduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemiyle aynı köyde yaşayan şahıslarca açılan davalarda, davalı idarenin olayda %70 oranında hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen bir çok İdare Mahkemesi kararı itiraz kanun yolundan geçerek kesinleşmiştir.
Bu itibarla; yaşanan olayda davalı idarenin hizmet kusuru ve ortaya çıkan zararla davalı idarenin eylemi arasında nedensellik bağı bulunması nedeniyle, temyize konu İdare Mahkemesi kararının diğer yönlerden temyiz incelemesinin yapılması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.