Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/16055 E. , 2021/5386 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/16055
Karar No : 2021/5386
DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN_KONUSU :
26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin;
– 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendinin,
– 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) ve (ll) alt bentlerinin,
– 15. maddesinin 2. fıkrasının; “Genel Tanımlar” başlıklı Ek I’inin “Kütleler” başlıklı 3. bölümünün “Motorlu Araçlar” başlıklı 3.2 maddesinin 3.2.1.2 numaralı alt bendinin,
– “Tadilat” başlıklı Ek IV’ünün “İzin Verilen Tadilatlar” başlıklı 4. bölümünün “Yakıt sistemi tadilatı” başlıklı 4.18 maddesinin 4.18.9 numaralı alt bendi ile 4.18.11.14 numaralı alt bendinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Mesleğin genel menfaatlere uygunluğunu sağlamayı amaç edinen, bu konuda resmi makamlarla da işbirliği içine girerek görüş bildiren ve gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmakla yükümlü olan kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu ve dava konusu Yönetmeliğin bilimsel gereklere ve kamu yararına aykırı maddelerinin iptal edilmeleri istemiyle bakılan davanın açılması gerekliliğinin doğduğu, dava konusu Yönetmeliğin;
– 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi yönünden, TORTOY ve MOTOY Yönetmeliklerinden bahsedilmediği, anılan Yönetmeliklerin kapsamındaki araçların da AİTM Yönetmeliği kapsamında münferit ithalatının yapıldığı, tip onayı olmayan ithal araçlarda ve tadilatlarında uygulanacak mevzuat olan TORTOY ve MOTOY mevzuatının yönetmelik maddesinde anılmasına ihtiyaç olduğu, bendin bu değişikliğe yer verecek şekilde yeniden düzenlenmesi için iptalinin gerektiği,
– 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin teknik eleman tanımına ilişkin (ıı) alt bendi yönünden, aynı tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğ’nin (SGM-2016/22) 17. maddesinin 2. fıkrası ile uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca yetkili teknik sorumlularla ilgili uygulamada SGM-2016/22 sayılı Tebliğ hükümlerinin uygulanacağı, mühendislik disiplinlerinin formasyonları gereği çalışacakları alanların Tebliğde daha doğru düzenlendiği, bu nedenle tanımın Tebliğdeki tanıma uygun hale getirilmesi gerektiği,
– 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin yetkili teknik sorumlu tanımına ilişkin (ll) alt bendi yönünden, yetkili teknik sorumlunun açıkça tanımlanmayan teknik eleman olarak yer aldığı, yetkili teknik sorumlunun mühendis olması vurgusuna yer verilmesinin şart olduğu, Oda olarak AİTM Yönetmeliği çerçevesinde görev yapan veya yapacak üyelerini personel belgelendirme kuruluşu olarak Araç Projelendirme Mühendis Yetki Belgesi, Araçların LPG’ye Dönüşümü Mühendis Yetki Belgesi, Araçların CNG/LNG’ye Dönüşümü Mühendis Yetki Belgesi ile belgelendirerek bu alanda çalışan üyelerine Büro Tescil Belgesi verdikleri, teknik sorumlunun bu husus göz önünde tutularak, “ilgili meslek odası tarafından tip onayı konularında eğitim alan ve/veya yapılan sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkilendirilen Büro Tescil Belgesi sahibi mühendis” olarak tanımlanması ve bendin bu tanımlamayı içerecek şekilde yeniden düzenlenmek üzere iptal edilmesi gerektiği,
– 15. maddesinin 2. fıkrası yönünden, damperli araçların tadilatlarının projesine uygun olarak yapılıp yapılmadığının bağımsız, TS EN ISO/IEC 17020 standardı kapsamında akredite A Tipi Muayene Kuruluşu tarafından periyodik kontrolünün yapılması gerektiği, her muayenede veya karayollarında belli kontrol noktalarında bağımsız yetkili kurumlar tarafından denetimlerin periyodik olarak sürdürülmesi gerektiği hususları eksik bırakıldığı için maddenin açıklanan gerekçeye uygun olarak yeniden düzenlenmesi amacıyla iptalinin gerektiği,
– Ek I’inin 3. bölümünün 3.2 maddesinin 3.2.1.2 numaralı alt bendi yönünden, 18/07/1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesinde iki dingilli araçlar için müsaade edilen azami yüklü kütle tanımına aykırı olduğu, anılan madde uyarınca iki dingilli motorlu araçlarda toplam ağırlığın 18 ton olarak düzenlendiği,
– Ek IV’ün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.9 numaralı alt bendin yönünden, CNG ve LPG tankları için belirlenen kullanım sürelerinin bilimsel gereklere ve kamu yararına uyarlı olmadığı, LPG tanklarının ülkemizde 3 milimetrelik sacdan ve kaynaklı olarak imal edildiği, tank içindeki propan ve bütandan oluşan sıvı bir gaz olan LPG’nin 1/270 oranında her 1 derece sıcaklık değişmesiyle iklim koşullarına göre sayısız defa olacak şekilde genleştiği ve daraldığı, tank içindeki LPG’nin 10 yıl içinde sayısız kez genleşmesi veya büzülmesinin metal yorulmasına sebep olduğu, çeliğin kristalik yapısını bozduğu, zamanla çürümeye, korozyona, kopmaya, patlamaya, darbelere karşı mukavemeti azalttığı, ECE R-67 regülasyonunda LPG tanklarının 5 yıldan sonra her yıl basınç testine tabi tutularak tankın uygun olması halinde kullanımının 1 yıl uzatılacağının ifade edildiği, test ücretleri tank ücretinden daha pahalı olduğu için tank değişiminin önerildiği, uygulamada 10 yıl içinde LPG tanklarının %80’inde paslanma, çürüme, boya atma gibi hasarlar oluştuğunun görüldüğü, can ve mal güvenliği açısından LPG tanklarının 10 yılda bir değiştirilmesine ilişkin standardın korunması gerektiği, CNG tanklarının ise 5-8 milimetrelik çelik çekme sacdan imal edilmekte olduğu, ECE R-110 regülasyonunda CNG tanklarının maksimum ömrünün 20 yıl olarak belirtildiği,
– Ek IV’ün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yönünden, yakıt sistemi uygunluk raporu ve montaj tespit raporu düzenleme yetkisinin teknoloji fakülteleri veya teknik eğitim fakülteleri mezunlarına, gaz sızdırmazlık raporu düzenleme yetkisinin ise teknik eğitim fakültesi ve meslek yüksekokulu mezunlarına verilmesinin kaliteyi düşüreceği ve kazalara sebep olacağı, yakıt sistemi uygunluk raporu hazırlanırken laboratuvar ortamında yapılması gereken performans testlerinin ve testlere uygun malzeme seçiminin mühendislik disiplinini ve liyakatını gerektirdiği, performans testlerinin düzgün yapılmamasının aracın motor çekişinin düşük olmasına ve yakıt sarfiyatının artmasına neden olacağı, gaz sızdırmazlık kontrollerinin doğru yapılabilmesi için de kontrol elemanının kontrol yapılacak malzemenin yapısını, işlevini, özelliklerini tahlil edebilecek mühendislik bilgisine ve liyakatına sahip olması gerektiği, sızdırmazlığa ilişkin kontrol ve testlerin araç bilgisi gerektirdiği, aracın gabarisi, ölçüleri, motor tekniği, soğutma-havalandırma ve yanma sistemlerini bilmeden değerlendirme yapmanın mümkün olmadığı, A Tipi Muayene Kuruluşu olarak kurmuş oldukları sistem ile konunun uzmanı mühendisler tarafından yapılan kontroller neticesinde montaj tespit raporlarını onayladıkları ve gaz sızdırmazlık raporları verdikleri ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Usul yönünden; davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı incelenerek süresinde açılmamış ise öncelikle süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği,
Esas yönünden; 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 7. maddesi ile verilen sanayi ürünlerine yönelik idari ve teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak, karayollarında kullanılmak üzere tasarlanmış araçların üretimlerinde uyulması gereken teknik ve idari mevzuatın yayımı, uygulanması, araçların uygunluğunu belgeleme veya belgelendirilmesini sağlamak görevleri çerçevesinde motorlu araçların tadilatları ile ilgili işlemlerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 29. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 28/11/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan AİTM Yönetmeliği kapsamında yürütüldüğü, 2918 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile verilen yetki uyarınca karayolunda kullanılmak üzere tasarlanmış araçların tip onayı yönetmelikleri ve buna bağlı diğer yönetmelik/tebliğlerin idarelerince yayımlanıp uygulandığı, bugüne kadar yaklaşık üç yüz adet ve on beş bin sayfa otomotiv tip onay mevzuatı yayımlandığı, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 4. maddesinde, ürünlere ilişkin teknik düzenlemelerin yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanacağının hüküm altına alındığı, günün teknolojik şartlarına uyum sağlanması ve uygulamada görülen aksaklıkların giderilmesi amacıyla eski AİTM Yönetmeliğinde revize yapılarak dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı, 29/04/1997 tarih ve 22974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile karayollarında seyreden araçlar ile ilgili Avrupa Birliği teknik mevzuatının uyumlaştırılmasında idarelerinin sorumlu kurum olarak görevlendirildiği, bu kapsamda MARTOY, TORTOY, MOTOY olarak kısaltılan Yönetmeliklerle AB direktiflerinin uyumlaştırıldığı, uluslararası mevzuatın yanı sıra ülkemiz sınırları içinde geçerli olan ulusal uygulamalardaki düzenlemelerin AİTM Yönetmeliğinde yer aldığı, dava konusu Yönetmelik hazırlanırken 01/04/2016 tarihli yazı ile 72 adet kurum/kuruluş/sivil toplum kuruluşu görüşünün alındığı, taslağın Genel Müdürlük internet sitesinde yayımlanması üzerine de 120’ye yakın görüşün geldiği, Ayrıca mevzuat yayımı öncesinde Bakanlık bünyesinde kurulan ve çeşitli kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla oluşan Motorlu Araçlar Teknik Komitesi toplantılarında da öneri niteliğinde ilgililerin görüşlerinin alındığı, dava konusu Yönetmeliğin;
– 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi yönünden, dava konusu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliğinin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan MARTOY, TORTOY ve MOTOY’da münferit araç onayı ile ilgili hüküm bulunmadığından münferit araç onayı işlemlerinin 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliği hükümlerine göre yapılmakta olduğu, MARTOY 98/14/AT versiyonunun ikinci maddesi uyarınca araçların tek tek onaylanmasının MARTOY kapsamının dışında olduğu, ancak 28/06/2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2007/46/AT MARTOY’da 21/12/2012 tarihinde yapılan değişiklikle MARTOY kapsamındaki araçların münferit onayına ilişkin 24. madde ve EK IV ilave 2’nin geldiği, hâlihazırda yürürlükte olan MARTOY kapsamındaki araçların münferit ithalatının MARTOY’a göre yapılması gerektiğinden dava konusu düzenleme ile bu işlemlerin hariç tutulduğu, hâlihazırda yürürlükte bulunan TORTOY ve MOTOY’da münferit araç onayı ile ilgili hüküm bulunmadığı için fıkranın (b) bendi uyarınca bu Yönetmelikler kapsamındaki münferit araçlarla ilgili olarak dava konusu AİTM Yönetmeliği hükümlerinin geçerli olacağı, diğer bir ifadeyle, iptali istenen düzenleme ile MARTOY hariç tutularak TORTOY ve MOTOY’un kapsamda olduğunun belirtilmiş olduğu, eğer MARTOY’da bu konuya ilişkin düzenleme bulunmamış olsaydı MARTOY kapsamındaki münferit araç onayı işlemlerinin de düzenleme ile kapsam altına alınmış olacağı,
– 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) alt bendi yönünden, dava konusu Yönetmelik ile Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğ’nin (SGM-2016/22) eş zamanlı olarak çalışıldığı, aynı tarihte yayımlandığı ve aynı tarihte yürürlüğe girdiği, SGM-2016/22 Tebliğ’nin AİTM Yönetmeliği kapsamındaki münferit araç onayı, seri ve münferit tadilat uygulamalarındaki yetkili teknik sorumluların yanı sıra MARTOY, TORTOY ve MOTOY kapsamında ulusal araç tip onayı uygulamalarındaki yetkili teknik sorumluları kapsadığı, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan ve iptali istenen “teknik eleman” tanımı ile SGM-2016/22 Tebliğ’de yer alan “teknik eleman” tanımının aynı olduğu, AİTM Yönetmeliği uygulamaları için hangi mühendislik dalının Yönetmelik çerçevesinde ne işlem yapabileceğine ilişkin uygulama detaylarını açıklayıcı hüküm olan SGM-2016/22 Tebliğ’nin 17/2 maddesi ile aynı düzenlemeye dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (ç), (d) ve (e) bentlerinde yer verildiği,
– 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ll) alt bendi yönünden, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan ve iptali istenen “yetkili teknik sorumlu” tanımı ile SGM-2016/22 Tebliğ’de yer alan “yetkili teknik sorumlu” tanımının aynı olduğu, dava konusu Yönetmelikte ve SGM-2016/22 Tebliğ uyarınca teknik elemanın belirtilen dallarda eğitim görmüş mühendis olması gerektiği, iptali istenen bentte yetkili teknik sorumlunun sınav sonucu sertifikalandırılan teknik eleman olduğu belirtilerek, yetkili teknik sorumlunun ilgili daldaki mühendis olduğunun vurgulandığı, daha önceki dönemde AİTM Yönetmeliği uyarınca yetkili teknik sorumluların Bakanlıktan yetki belgesi alma şartı bulunduğu ve … Odası ile yapılan protokoller ile yetki belgelerinin verilmesi hususunda anılan Oda’nın yetkili kılındığı, bu uygulamaya 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliği döneminde de devam edildiği, ancak yetkili teknik sorumluları yetkilendiren kuruluş bakımından uygulamada sorunlar yaşandığı, çok sayıda şikayet geldiği, dinamik yapıda olan otomotiv mevzuatının güncel olarak eğitimlere aktarılmadığı, eğitimlerin formaliteden öteye geçemediği, bu nedenle çok sayıda hatalı işlem yapıldığı, bu nedenle yetkili teknik sorumlu adaylarının eğitimi ve eğitim sonunda yapılacak sınavla yeterliliğin belirlenmesi ve sertifikalandırmayla görevlendirilecek kamu kurumu/kuruluşu, üniversite veya sivil toplum kuruluşları ile ilgili düzenlemenin yapıldığı, Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğ’in 13., 14., 15., 16. ve Geçici 2. maddesi ile AİTM Yönetmeliği kapsamında ilk kez teknik sorumlulara yetki belgesi verecek kurum/kuruluşlarla ilgili şartlar, sorumluluklar ve usul esaslarla ilgili düzenleme yapılarak önemli bir mevzuat boşluğunun doldurulduğu, düzenleme içerisinde bir kuruma doğrudan yetki verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle dava konusu tebliğde herhangi bir kuruma isim zikredilerek doğrudan bir yetki verilmediği, doğrudan bir kuruma yetki verilmesi durumunda, yaşanan bir sıkıntıda mevzuat değişikliği yapılması gerekeceği, davacı Oda’nın, anılan Tebliğ kapsamında görevlendirilmek üzere 13/03/2017 tarihinde başvuru yaptığı ve tebliğ kapsamında gerekli işlemlerin yapılmakta olduğu,
– 15. maddesinin 2. fıkrası yönünden, damperli araçların damperi kalkık şekilde trafikte seyretmeleri nedeniyle meydana gelen kazaların önlenmesi amacıyla 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliğine 22/02/2015 tarihli değişiklikle Ek madde 7 ve Geçici 6. maddenin eklendiği, bu maddeler uyarınca damperli araçlarda Yönetmelikte aranan şartların sağlandığının TSE tarafından verilen teknik inceleme raporu ile tevsik edileceğinin düzenlendiği, doğrudan bir kuruma yetki verilmesinin eşitlik ilkesi ile bağdaşmaması nedeniyle iptali istenen fıkrada kurum ismi zikredilmediği, damperli araçlardaki güvenlik tedbirlerinin, uluslararası otomotiv mevzuatı olan ve ülkemizin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (BM/AEK) Regülasyon 89 ile ilişkili olduğu ve bu regülasyon kapsamında Bakanlıkça görevlendirilen kuruluşların hepsinin maddede belirtilen kontrol/testleri yapabilecek yetkinlikte olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrası uyarınca teknik servislerle ilgili olarak 06/08/2016 tarih ve 29793 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Teknik Servislere Dair Tebliğ hükümlerinin saklı olduğu ve anılan tebliğ kapsamında BM/AEK Regülasyon 89 için görevlendirilen teknik servislerin … Teknik Güvenlik ve Kalite Denetim Tic. Ltd. Şti. ve … Kontrol Servisleri A.Ş. olduğu, davacı Odanın bu tebliğ kapsamında görevlendirilmek üzere bir başvurusunun bulunmadığı, ülkemizin taraf olduğu BM/AEK otomotiv teknik mevzuatında, Gümrük Birliği kapsamında uygulanan AB otomotiv teknik mevzuatında ve 1996 yılından bu yana Bakanlıkça yayımlanan otomotiv teknik mevzuatında onaylanmış kuruluşlar/muayene kuruluşları ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığı, faaliyet gösteren kuruluşların teknik servis olarak adlandırıldığı, dava konusu Yönetmelikte yer alan teknik servis tanımının benzer şekilde MARTOY, TORTOY ve MOTOY’da da yer aldığı, öte yandan damperli araçları da kapsayan araçların piyasa gözetimi ve denetiminin ilgili mevzuat uyarınca Bakanlıkça yapılacağına ilişkin olarak 25. maddede düzenleme yapıldığı, damperli araçlardaki güvenlik tedbirlerinin Ulaştırma Bakanlığı’nın ilgili kurumlara gönderdiği Araç Muayene Kusurlar Tablosunda yer aldığı,
– Ek I’inin 3. bölümünün 3.2 maddesinin 3.2.1.2 numaralı alt bendi yönünden, AB mevzuatına uyum çerçevesinde, 1230/2012 sayılı AB regülasyonu esas alınarak 12/10/2013 tarihli Resmi Gazete’de Motorlu Araçların ve Römorklarının Kütle ve Boyutları İle İlgili Tip Onayı Yönetmeliğinin yayımlandığı, anılan Yönetmeliğin 7. maddesinde, 1230/2012 sayılı AB regülasyonunun 5. maddesi uyarınca Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesi kapsamında ulusal veya uluslararası trafik için müsaade edilen kütlelerin belirleneceği düzenlemesine yer verildiği, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesinde yer alan araç boyutları ve ağırlıklarına ilişkin hükümlerin 1230/2012 sayılı AB Regülasyonunun 5. maddesinde bahsi geçen 96/53/EC Direktifinin Ek I’inden geldiği, 06/05/2015 tarih ve L115/1 sayılı AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanan 2015/719 sayılı AB Direktifi ile 96/53/EC Direktifinde yapılan değişiklikle yeni üretilecek iki dingilli otobüsler için azami ağırlığın 19,5 ton olarak belirlendiği, dava konusu Yönetmeliğin Ek I’inde yer alan 3. maddesinde ve iptali istenen 3.2.1.2 maddesi de dahil alt maddelerinde 96/53/EC Direktifinin güncel haline uyum sağlandığı, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 129. maddesi uyarınca, karayolunda trafiğe çıkarılacak yüklü ve yüksüz araçların AİTM Yönetmeliğinde belirtilen ölçü ve boyutlara uygun olarak imal edilmiş olmalarının mecburi olduğu, dava konusu Yönetmelikte de Karayolları Trafik Yönetmeliğinde de yer alan araçların boyut ve ağırlıkları ile ilgili düzenlemelerin AB mevzuatından geldiği, dava konusu Yönetmelikle AB mevzuatına uyum sağlandığı, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesinin de bu yönde güncellenmesi gerektiği,
– Ek IV’ünün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.9 numaralı alt bendi yönünden, 96/8657 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile taraf olduğumuz 1958 Cenevre Andlaşması uyarınca ülkemizin BM/AEK Regülasyonlarını otomotiv teknik mevzuatı kapsamında esas almakta ve uygulamakta olduğu, söz konusu andlaşma ve 661/2009/EC Direktifi esas alınarak 25/01/2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 661/2009/AT Yönetmeliğinde yer alan düzenleme çerçevesinde BM/AEK Regülasyon 67’nin zorunlu olarak uygulandığı ve ülkemizin uyma yükümlülüğünün bulunduğu, BM/AEK Regülasyon 67’de, üreticinin dış katman malzemesinin 20 yıllık ömrü boyunca UV radyasyonuna dayanma yeteneğini kanıtlaması gerektiği hükmü dışında LPG tankının ömrü ile ilgili açık veya sınırlayıcı bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle taraf ülkelerin LPG tank ömrü ile ilgili olarak kendi ulusal mevzuat hükümlerini uygulayabildikleri, bu itibarla, 03/02/1993 tarihli AİTM Yönetmeliği ile birlikte en son dava konusu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliğinde LPG tankının her 10 yılda bir değiştirilmesinin zorunlu olduğuna ilişkin düzenlemeye yer verildiği ancak imalatçıya bir ömür tayin etme şansı bırakılmadığı, günümüz teknolojisi ile birlikte LPG sistemlerinin son derece güvenli bir seviyeye ulaşmış olması, tank değişimi ve mevcut tankların hurdaya ayrılmasındaki ülkemiz milli serveti ve vatandaşa getireceği ek külfetler ve LPG tank ömrü konusundaki uluslararası akademik çalışmalar dikkate alınarak dava konusu maddede LPG tank ömrünün azami 15 yıl olarak belirlendiği, ancak imalatçının daha kısa bir süre belirlemesi durumunda bu sürenin uygulanacağının düzenlendiği, uluslararası mevzuat yaklaşımı uyarınca da sabit bir ömür belirlemek yerine azami ömrün belirlenmesinin ve imalatçının ürünün ömrünü belirlemesinin teknik açıdan daha uygun olduğu, davacının iddiasının aksine, BM/AEK Regülasyon 67’de LPG tanklarının 5 yıldan sonra her yıl basınç testine tabi tutularak tankın uygun olması halinde kullanımının 1 yıl uzatılacağı yönünde bir düzenlemenin bulunmadığı, ayrıca Ulaştırma Bakanlığı’nca yayımlanan Araç Muayene Kusurlar Tablosu’nda LPG tankının hasarlı, paslanmış, sızdırıyor, sürtüyor, onaysız, donanım hasarlı olması gibi hususların ağır kusur olarak tanımlanmış olduğu, aynı şekilde CNG tankları ile ilgili olarak da BM/AEK Regülasyon 110’un zorunlu olarak uygulandığı ve ülkemizin uyma yükümlülüğünün bulunduğu, BM/AEK Regülasyon 110’da CNG tankının azami ömrünün 20 yıl olduğunun ve ömrünün tank imalatçısı tarafından belirleneceğinin belirtildiği, iptali istenen maddede de, CNG tanklarının ömrüne ilişkin olarak anılan regülasyon doğrultusunda düzenleme yapıldığı,
– Ek IV’ünün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yönünden, dava konusu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliğinde LPG/CNG yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlar için montaj tespit raporu ile gaz sızdırmazlık raporu vermek üzere davacı … Odası ve Otomotiv Ana Bilim Dalı olan üniversitelere doğrudan görev verildiği, uygulamada görülen aksaklıklar, teftiş raporları ve Bakanlığa ulaşan şikayetler üzerine bu işleri yapacak kurum/kuruluşlar için asgari kriterlerin belirlenmesi ve denetim mekanizması kurulması ihtiyacının doğduğu, 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliğine 26/06/2012 tarihinde eklenen Geçici 4. madde ile verilen usul ve esas belirleme yetkisi uyarınca 01/01/2013 tarihi itibarıyla o dönem için düzenleme yapıldığı, sistemin daha da iyileştirilmesi için dava konusu Yönetmeliğin Ek IV 4.18.11 maddesi ve alt maddeleri ile LPG/CNG yakıt sistemi tadilatı yapılan araçlar için anılan raporları vermek ve kontrolleri yapmak üzere Bakanlıkça görevlendirilecek kurum ve kuruluşlarda aranacak asgari şartlar, yükümlülükler ve denetim mekanizması gibi hususların düzenlendiği, iptali istenen alt bentte anılan raporları verecek ve kontrolleri yapacak personel için aranacak şartların belirtildiği, düzenlemede belirtilen şartların benzer şekilde 23/09/2004 tarih ve 25592 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikte araç muayene istasyonlarında çalışan personel için yer aldığı, bahsi geçen işlemlerin araç muayene işlemleri ile birebir benzerlik gösterdiği, aracın yaklaşık 90 noktasını kapsayacak şekilde Bakanlıkça yayımlanan kontrol formlarına uygun şekilde ve bu formlar doldurularak yapılan işlemleri iptali istenen alt bentte belirtilen mezuniyete kişilerin yapabileceğinin değerlendirildiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ :.Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi ve “Tadilat” başlıklı Ek IV’ün “İzin Verilen Tadilatlar” başlıklı 4. bölümünün “Yakıt sistemi tadilatı” başlıklı 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, iptali istenen diğer maddeler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “MARTOY kapsamındaki araçların münferit ithalatı hariç olmak üzere, münferit komple araç ve münferit çok aşamalı araç AİTM onayını” ibaresinin; “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) alt bendinde yer alan “Teknik eleman” ve (ll) alt bendinde yer alan “Yetkili teknik sorumlu” tanımlarının; “Damperli araçlar” başlıklı 15. maddesinin 2. fıkrasının; Yönetmelik ekindeki “Genel tanımlar” başlıklı Ek-I’in “Kütleler başlıklı” 3. Bölümünün “Motorlu araçlar” başlıklı 3.2 maddesinin 3.2.1.2 numaralı alt bendinde yer alan “İki dingilli otobüsler … 19,5 ton” ibaresinin; Yönetmelik eklerindeki “Tadilat” başlıklı Ek-IV’ün “İzin verilen tadilatlar” başlıklı 4. Bölümünün “Yakıt sistemi tadilatı” 4.18 maddesinin 4.18.9 numaralı alt bendinin; aynı maddenin 4.18.11.14 numaralı alt bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmeyerek işin esası incelenmiştir.
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile, dava konusu 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “MARTOY kapsamındaki araçların münferit ithalatı hariç olmak üzere,” ibaresi; 7. maddesi ile de, Yönetmelik eklerindeki “Tadilat” başlıklı Ek-IV’ün “İzin verilen tadilatlar” başlıklı 4. Bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmış olduğundan anılan maddelere ilişkin olarak karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin dava konusu diğer düzenlemelerine gelince;
Dava konusu Yönetmelik, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 29 uncu maddesine, 1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun’a, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 4 üncü maddesi ile 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7 nci maddesine dayanılarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca araçların yapım ve kullanım bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyma zorunluluğunu yerine getirmek üzere; karayolunda seyredecek araçlara bu Yönetmeliğe göre uygunluk onayı verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile ülkemiz için tip onayı yönetmeliklerindeki hükümlere ilave olarak uygulanacak hükümleri düzenlemek amacıyla hazırlanmış ve 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe konulmuştur.
635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin dava konusu Yönetmeliğe dayanak oluşturan 7. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, ”Sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeler kapsamında yetkilendirilecek onaylanmış ve uygunluk değerlendirme kuruluşları ile teknik hizmet kuruluşlarının taşıması gereken nitelikleri belirlemek, bu kuruluşları görevlendirmek, gerektiğinde görevlendirmeyi geçici olarak durdurmak veya iptal etmek”, (ğ) bendinde, ”Araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak” Sanayi Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Teknik elaman tanımına ilişkin olarak dava konusu Yönetmelik ile Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğ arasında uyumsuzluk bulunmadığı, yetkili teknik sorumlu tanımlamasında üniversiteler arasında fakülte/program adlandırmasındaki farklılıkların dikkate alındığı anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, gelişen teknolojiden kaynaklanan gereklilikler ile karayollarında seyreden araçlarla ilgili olarak AB teknik mevzuatı ile uyumun sağlanması gerekliliği gözetilerek yapıldığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacı iddiaları ise dava konusu düzenlemelerin iptalini gerektirir mahiyet taşımamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “MARTOY kapsamındaki araçların münferit ithalatı hariç olmak üzere, münferit komple araç ve münferit çok aşamalı araç AİTM onayını” ibaresi ile Yönetmelik eklerindeki “Tadilat” başlıklı Ek-IV’ün “İzin verilen tadilatlar” başlıklı 4. Bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yönünden karar verilmesine yer olmadığı, anılan Yönetmeliğin dava konusu diğer düzenlemeleri yönünden ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca araçların yapım ve kullanım bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyma zorunluluğunu yerine getirmek üzere; karayolunda seyredecek araçlara uygunluk onayı verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile ülkemiz için tip onayı yönetmeliklerindeki hükümlere ilave olarak uygulanacak hükümleri düzenlemek amacıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 29. maddesine, 1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun’a, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un 4. maddesi ile 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesine dayanılarak, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak hazırlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik, 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve Yönetmeliğin 29. maddesiyle, 28/11/2008 tarih ve 27068 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Davacı Oda tarafından, 26/12/2016 tarihli dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; “Sürelerle ilgili genel esaslar” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; 2. fıkrasında ise, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Yönetmeliğin 26/10/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığı, altmış günlük dava açma süresinin son gününün Pazar gününe (25/12/2016) rastlaması nedeniyle dava açma süresinin 26/12/2016 tarihine (Pazartesi gününün bitimine) uzadığı, davacı Oda tarafından altmış günlük dava açma süresinin son günü olan 26/12/2016 tarihinde davanın açıldığı görülmekte olup, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmaktadır.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Araçların karayoluna uygunluğu ve teknik esaslar” başlıklı, 4199 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değişik 29. maddesinde, “Araçların yapım ve kullanma bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyması zorunludur. Yapım safhasında, araçların Tip Onayı Yönetmeliği ile buna bağlı diğer yönetmeliklerin çıkarılmasına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkilidir. Tip Onayı Yönetmeliği ve buna bağlı diğer yönetmelikler Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca düzenlenir.” hükmü;
Mülga 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun’un “Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler” başlıklı 4. maddesinde, “Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanır.” hükmü;
1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men’i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, “Gıda Maddeleri hariç olmak üzere dahili ve harici ticaret menfaatlarını korumak ve ticaret malları üzerinde tağşiş ve hilelere mani olmak üzere menşei nebati, hayvani, madeni bilumum mevat ile bunların nim mamul ve mamullerini veyahut bunların terkibinden husule gelen mevaddın ihrazına, imaline, tathirine muayyen sınıf ve nevilere tefrikına, ambalajlarına, zarflarına, alım satım ve nakil ve muhafazalarına ve bu hususlarda tabi olacakları usul ve şartlara ve bu gibi mevat için hususi veya milli muayyen alamet ve izahat istimali mecburiyetine müteallik tedbirler almaya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı mezundur.” hükmü yer almaktadır.
Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında 06/03/1995 tarihinde imzalanan 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 8. maddesinde, “1. Türkiye, bu Karar’ın yürürlüğe giriş tarihinden itibaren beş yıl içinde, ticaretin önündeki teknik engellerin kaldırılması konusundaki Topluluk belgelerini iç hukuk sisteminin bünyesine dahil edecektir.
2. Bu belgelerin listesi ve bunların Türkiye tarafından uygulamaya konmasına ilişkin koşullar ve ayrıntılı düzenlemeler, bu Karar’ın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde Ortaklık Konseyi kararıyla belirlenir. … ” denilmektedir.
04/06/1997 tarih ve 2/97 sayılı AT-Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı (97/438/EC) ile de, ticarette teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin Topluluk yasalarının listesi ile bu mevzuatın Türkiye tarafından uygulanma koşul ve kuralları belirlenmiş; Kararın II nolu Ekinde yer alan, Topluluğun ticarette teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin mevzuat listesinde bulunan AET veya AT Regülasyonlarının olduğu gibi iç hukuk düzenine dahil edileceği, AET veya AT Direktiflerinin uygulama şekli ve yönteminin ise Türk yetkili mercilerinin seçimine bırakılarak iç hukuk düzenine dahil edileceği kararlaştırılmıştır.
29/04/1997 tarih ve 22974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15/01/1997 tarih ve 97/1996 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan Türk Ürünlerinin İhracatının Arttırılmasına Yönelik Teknik Mevzuatı Hazırlayacak Kurumların Belirlenmesine İlişkin Karara ekli listede, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 8 ila 11. maddeleri kapsamında uyumlaştırılacak Avrupa Topluluğu’nun standardizasyon, ölçüm, kalibrasyon, kalite, akreditasyon, test ve belgelendirme konularındaki teknik mevzuatının konu başlıkları ve bunları uyumlaştıracak sorumlu/koordinatör kurumlar ile çalışmalara katkıda bulunacak diğer kurumlar belirtilmiş ve Motorlu Taşıtlara ilişkin teknik mevzuatın uyumlaştırılmasında sorumlu kurum olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı belirlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte adı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname olan 635 sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Araştırma, Geliştirme, Yenilikçilik ve Girişimcilik Faaliyetlerinin Karşılanması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin dava konusu Tebliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, kalkınma planları ve yıllık programlardaki ilke, hedef ve politikalar doğrultusunda sanayi politika ve stratejilerini, sanayi ürünlerine yönelik idari ve teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak, sanayi işletmelerinin sicilini tutmak, sanayi istatistikleri ve analizleri üretmek; (f) bendinde, sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırmak, teknik mevzuatı ve ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan sanayi ürünlerinin denetimine esas olacak özelliklerini tespit etmek veya ettirmek; aynı fıkranın (ğ) bendinde ise, araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (Mülga Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) Sanayi Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmıştır.
Dava konusu 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Yönetmeliğin amacı, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca araçların yapım ve kullanım bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyma zorunluluğunu yerine getirmek üzere; karayolunda seyredecek araçlara bu Yönetmeliğe göre uygunluk onayı verilmesine ilişkin usul ve esaslar ile ülkemiz için tip onayı yönetmeliklerindeki hükümlere ilave olarak uygulanacak hükümleri düzenlemektir.”; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik;
a) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca karayollarında kullanılması amaçlanan motorlu araçların ve bunların römorklarının;
1) MARTOY kapsamındaki araçların münferit ithalatı hariç olmak üzere, münferit komple araç ve münferit çok aşamalı araç AİTM onayını, … kapsar.”; “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelikte geçen; …
b) AB Yönetmelikleri: Avrupa Birliği tarafından regülasyon olarak yayımlanan ve yayımlandığında tüm AB ülkelerinde genel ve doğrudan uygulamaya giren, Bakanlıkça yönetmelik olarak uyumlaştırılarak yürürlüğe konulan araçlarla ilgili yönetmelikleri, …
l) AT Yönetmelikleri: Avrupa Birliği tarafından direktif olarak yayımlanan ve Bakanlıkça yönetmelik olarak uyumlaştırılarak yürürlüğe konulan araçlarla ilgili yönetmelikleri, …
ö) BM/AEK Regülasyonu: 30/9/1996 tarihli ve 96/8657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile taraf olunan, BM/AEK İç Ulaşım Komitesince hazırlanan Tekerlekli Araçların, Araçlara Takılan ve/veya Araçlarda Kullanılan Aksam ve Parçaların Müşterek Teknik Talimatlarının Kabulü ve Bu Talimatlar Temelinde Verilen Onayların Karşılıklı Tanınması Koşullarına Dair Anlaşma ekinde yer alan teknik düzenlemeyi, …
t) Mevzuat: Bu Yönetmeliğin amaçları bakımından MARTOY, MOTOY ve TORTOY kapsamındaki araçlar ile ilgili yönetmelikleri, tebliğleri ve 1958 tarihli Tekerlekli Araçların, Araçlara Takılan ve/veya Araçlarda Kullanılan Aksam ve Parçaların Müşterek Teknik Talimatlarının Kabulü ve Bu Talimatlar Temelinde Verilen Onayların Karşılıklı Tanınması Koşullarına Dair Anlaşma eki BM/AEK Regülasyonunu, …
ıı) Teknik eleman: Bakanlık tarafından yürütülen otomotiv mevzuatı kapsamında faaliyette bulunan veya görev yapan, üniversitelerin makina, otomotiv, imalat, mekatronik, uçak, elektrik, elektronik, elektrik-elektronik veya tarım makinaları dalında mühendislik eğitimi veren bölümlerinden/programlarından birinde yükseköğrenimini tamamlamış kişiyi, …
ll) Yetkili teknik sorumlu: Bakanlıkça yürütülen otomotiv mevzuatı çerçevesinde faaliyette bulunabilmesi için Bakanlık veya Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluş tarafından tip onayı konularında eğitim alan ve/veya yapılan sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkilendirilen teknik elemanı, ifade eder.”; “AİTM onayı işlemleri, görevlendirilen kuruluş ve teknik servisler ile ilgili hususlar” başlıklı 6. maddesinin 6. fıkrasında, “Bu Yönetmelik kapsamında teknik servislerle ilgili olarak, 6/8/2016 tarihli ve 29793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Teknik Servislere Dair Tebliğ (Tebliğ No: SGM 2016/17) hükümleri saklıdır.”; “Damperli araçlar” başlıklı 15. maddesinde, (1) Damperli araçların damperlerinin kalkık durumda trafikte seyretmesini önleyecek tedbirler kapsamında aşağıda belirtilen asgari şartların yerine getirilmesi zorunludur:
a) Damper tam olarak indirilmediğinde, aracın seyir hızını 10 km/saatten fazla olmayacak şekilde sınırlayan bir tertibat bulundurulur. İlgili tertibatın testi BM/AEK Regülasyon 89’un Ek V’inde belirtilen hükümlere göre yapılır. Araç 10 km/saat hızın üzerinde seyrederken damperin açılmasını engelleyecek tertibat bulundurulur.
b) Araç yürür vaziyetteyken damper açıksa veya açılırsa, araçlarda sürücüyü ikaz etmek için sesli uyarı veren ve sürücünün direkt görüş alanı içerisinde bulunan görsel ikaz sistemleri bulunur. Görsel ikaz için ISO 2575 standardında yer alan E.01, E.02, I.17 veya I.18 olarak tanımlanan sembollerden birinin bulunması yeterlidir.
c) PTO (Yardımcı güç çıkışı) devreye alındıktan sonra elle yapılan ilave bir işlem ile damper kaldırılır veya elle yapılan bir işlemin ardından, PTO’nun devreye alınması için el ile ilave bir işlem yapılarak damper kaldırılır. Ayrıca, damperi aracın şasesine kilitleyen bir emniyet kilidi tertibatı bulundurulur. Emniyet kilidinin açılması PTO’nun açık olması şartına, kapatılması ise damperin kapalı olması şartına bağlıdır.
(2) Damperli araçlarda bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen şartların sağlandığı, onay kuruluşu tarafından BM/AEK Regülasyon 89 kapsamında görevlendirilen teknik servis tarafından verilen teknik inceleme raporu ile tevsik edilir. …” kurallarına; Yönetmeliğin ekinde yer alan “Genel Tanımlar” başlıklı Ek I’in “Kütleler” başlıklı 3. bölümünün “Motorlu Araçlar” başlıklı 3.2 maddesinin 3.2.1.2 numaralı alt bendinde, “İki dingilli otobüsler……19,5 ton”; “Tadilat” başlıklı Ek IV’ün “İzin Verilen Tadilatlar” başlıklı 4. bölümünün “Yakıt sistemi tadilatı” başlıklı 4.18 maddesinin 4.18.9 numaralı alt bendinde, “Araçlarda bulunan CNG tanklarının BM/AEK Regülasyon 110’da belirtilen şartlar dâhilinde imalatçının belirlediği kullanım ömrü (azamî 20 yıl olabilir) sonunda değiştirilmesi zorunludur. CNG tankının üzerinde imalatçının belirlediği bir ömür yoksa 10 yılda bir değiştirilmesi zorunludur. LPG tankının ise her 15 yılda bir değiştirilmesi zorunludur. LPG tankı için imalatçı tarafından bu süre daha kısa olarak belirlendi ise, imalatçının belirlediği süreler uygulanır.”; aynı maddenin 4.18.11.14 numaralı alt bendinde ise, “Bakanlıkça görevlendirilecek kurum/kuruluşlarda çalıştırılacak personelde aşağıdaki şartlar aranır:
a) Yakıt Sistemi Uygunluk Raporu/Montaj Tespit Raporu düzenleyecek ve bu kapsamda gerekli kontrolleri yapacak personel ve Gaz Sızdırmazlık Raporu düzenleyecek personel için; mühendislik veya teknoloji fakültelerinin makine, endüstri, mekatronik, elektrik, elektronik, elektrik-elektronik, otomotiv bölümü veya teknik eğitim fakültelerinin makine, makine eğitimi, otomotiv öğretmenliği, otomotiv teknik öğretmenliği, otomotiv teknolojisi öğretmenliği bölümü veya otomotiv eğitimi ana bilim dalı veya otomotiv ana bilim dalı mezunu olma şartı aranır.
b) Gaz sızdırmazlık kontrollerini yapacak personel için; yukarıdaki (a) fıkrasında belirtilenler de dahil olmak üzere, meslek yüksekokullarının makine, motor, mekatronik, motor teknolojileri, otomotiv teknolojisi, otomotiv, elektrik, elektronik, elektrik-elektronik bölümü mezunu veya teknik lise, endüstri meslek lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi, mesleki açık öğretim lisesi veya dengi meslek liselerinin makine, motor, tesviye, otomotiv, elektrik, elektronik, elektrik-elektronik bölümü, elektrik-elektronik teknolojileri veya motorlu araç teknolojisi (otomotiv, eletromekanik) alanı, makine teknolojisi (makine bakım onarım, bilgisayarlı makine imalatı) alanı mezunu olma şartı aranır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendinin ve Ek IV’ünün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendinin incelenmesi;
24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “MARTOY kapsamındaki araçların münferit ithalatı hariç olmak üzere,” ibaresi; 7. maddesi ile de Yönetmelik eklerindeki “Tadilat” başlıklı Ek-IV’ün “İzin verilen tadilatlar” başlıklı 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yürürlükten kaldırılmıştır.
Bu durumda; anılan düzenlemelere dayalı olarak tesis edilmiş bir uygulama işleminin de dava konusu edilmemiş olması karşısında, dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi ve Ek IV’ünün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) alt bendinin incelenmesi;
İptali istenilen bentte; teknik eleman, Bakanlık tarafından yürütülen otomotiv mevzuatı kapsamında faaliyette bulunan veya görev yapan, üniversitelerin makina, otomotiv, imalat, mekatronik, uçak, elektrik, elektronik, elektrik-elektronik veya tarım makinaları dalında mühendislik eğitimi veren bölümlerinden/programlarından birinde yükseköğrenimini tamamlamış kişi olarak tanımlanmıştır.
Öncelikle, davalı Bakanlığın araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik mevzuatı hazırlayıp uygulamak, araçlara yönelik teknik gereklilik ve denetim esaslarını tespit etmek, araçların söz konusu teknik düzenlemelere uygunluğunu bizzat belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak konularında, dolayısıyla araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu denetleyip onaylayacak yetkili teknik sorumluların kimler arasından seçileceğini, hizmet gereklerini de gözeterek tespit etme ve bu alanda düzenleme yapma yetkisi bulunduğu açıktır.
Ayrıca, davacının iddiasını dayandırdığı 26/10/2016 tarihli ve 29869 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde de; dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) alt bendinde yer alan teknik eleman tanımına aynen yer verilmiştir.
Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesinin bir gereği olarak, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Buna göre düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen Kanun ve Yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Normlar hiyerarşisi gereği, alt hukuk normunun üst hukuk normuna uygun olması gerekmekte olup; davacı Odanın dava konusu Yönetmelikte yer alan teknik eleman tanımının daha alt bir hukuk normu olan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğde yer alan tanıma uygun olması gerektiğine ilişkin iddiası yerinde olmamakla birlikte, yukarıda da belirtildiği üzere dava konusu Yönetmelikte ve anılan Tebliğde yer alan teknik eleman tanımları arasında bir uyumsuzluk da bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacı Oda’nın, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) alt bendinde yer alan düzenlemenin, Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin 17. maddesinin 2. fıkrası ile uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği yönündeki iddiası, yukarıda belirtilen gerekçeyle yerinde görülmemekte ise de; anılan Tebliğin 17. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenleme, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde aynen yer almaktadır.
Bu nedenlerle; teknik eleman tanımına ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ll) alt bendinin incelenmesi;
İptali istenilen bentte; yetkili teknik sorumlu, Bakanlıkça yürütülen otomotiv mevzuatı çerçevesinde faaliyette bulunabilmesi için Bakanlık veya Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluş tarafından tip onayı konularında eğitim alan ve/veya yapılan sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkilendirilen teknik eleman olarak tanımlanmıştır.
Davacı Oda tarafından, her ne kadar; iptali istenen tanımda yetkili teknik sorumlunun mühendis olması vurgusunun yapılması gerektiği ileri sürülmekte ise de, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) alt bendinde teknik elemanın üniversitelerin makina, otomotiv, imalat, mekatronik, uçak, elektrik, elektronik, elektrik-elektronik veya tarım makinaları dalında mühendislik eğitimi veren bölümlerinden/programlarından birinde yükseköğrenimini tamamlamış kişi olarak tanımlanmış olması karşısında, yetkili teknik sorumlunun mühendis olması gerektiğinin açıkça düzenlenmiş olduğu ve davacı Oda’nın bu yöndeki iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; dava konusu Yönetmeliğin “AİTM onayı sırasında izlenecek işlemler” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, Yönetmeliğin amaçları bakımından yetkili teknik sorumlularla ile ilgili uygulamada, 26/10/2016 tarihli ve 29869 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğ (SGM-2016/22) hükümlerinin uygulanacağı; “Düzenleme yetkisi” başlıklı 28. maddesinde ise, Bakanlığın, bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili her türlü alt düzenleyici işlem yapmaya yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, yetkili teknik sorumlu adaylarını eğitmek ve/veya sınava tabi tutmak ve sertifikalandırmak amacıyla Bakanlıkça görevlendirilen kurum/kuruluş tanımı yapılmış; 14. maddesinin 1. fıkrasında, teknik elemanları eğitmek ve/veya sınava tabi tutmak ve sertifikalandırmak üzere görevlendirilmek isteyen kurum/kuruluşların başvurularının değerlendirilmesine ve görevlendirilmelerine ilişkin hususlar düzenlenmiş; “Kurum/Kuruluşların Başvuruları, Değerlendirilmesi, Görevlendirme ve Denetleme” başlıklı Dördüncü Bölümünde yer alan 13. maddesinin 1. fıkrasında, görevlendirilmek isteyen kurum/kuruluşun güncel TS EN ISO IEC 17024 standardına göre akredite olması şartı getirilmiş olup; fıkranın devamında kurum/kuruluşun amacı ve sorumlulukları, organizasyon şeması, eğitimi verecek personelin isimleri, iletişim bilgileri, eğitim durumu ve varsa sahip olduğu geçerliliğini yitirmemiş sertifikaların kopyaları, eğitim ve sınav olanakları hakkında yeterli donanım ve altyapı ile fiziki yerleşim durumunu gösteren bilgiler ve kroki veya plan, sahip olduğu kalite belgeleri, akreditasyon sertifikaları ve benzeri belgeler (Akreditasyon sertifikalarının Türkiye dışından alınması durumunda, yeminli tercüme bürolarından onaylı Türkçe suretleri ve TÜRKAK tarafından düzenlenmiş akreditasyon denklik belgesi), gizlilik, bağımsızlık ve tarafsızlık taahhütnamesi, mali durumuna ilişkin bilgiler, faaliyet gösterilecek yerde eğitim kurumu açılmasında sakınca olmadığına dair yetkili merciler tarafından verilen belge gibi çeşitli yönlerden Bakanlıkça değerlendirilip uygun görülmesi halinde görevlendirileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine aynı maddenin 2. fıkrasında ise, kurum/kuruluşun Tebliğ kapsamında faaliyet gösterecek personelinin, verilecek eğitimle ilgili yeterli bilgiye ve bu kapsamda en az beş yıllık tecrübeye sahip olması ve bunu belgelemesi, ilgili sınav metotları ve sınav dokümanları hakkında yeterli bilgiye sahip olması, tarafsızlık, bağımsızlık ve gizlilik ilkesine uyması ve bununla ilgili beyannameye sahip olması ve 4. maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan teknik eleman olma şartlarını sağlaması gerektiği düzenlenmiştir.
Mülga Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen … tarih ve … sayılı İnceleme Raporu’nda; hangi yetkili Makine Mühendisinin hangi firma ile çalıştığı konusunda bir takip mekanizmasının bulunmadığı, bir firmanın kaç yetkili Makine Mühendisi ile çalışabileceği konusunda bir sınırlama olmamasının da takibi zorlaştırdığı belirtilerek yetkili Makine Mühendislerinin hangi firma ile çalıştıkları veya hangi firmanın belgelerini imzaladıkları konusunda bir takip mekanizmasının oluşturulması, gerekirse bir firmanın çalışabileceği yetkili Makine Mühendisi sayısına bir sınırlama getirilmesi, tip onay belgelerine firma adına işlem yapan Makine Mühendisinin yazılması, … Odası ile yapılan protokolün tekrar gözden geçirilmesi, düzenlenen eğitimlerin süresi ve içerikleri anlamında düzenleme yapılması, yetki belgesi verilen Makine Mühendisleri ile ilgili olarak bir takip sisteminin oluşturulması ve Bakanlıkta da bu konuda bir veri tabanı oluşturularak değişikliklerin sürekli izlenmesinin sağlanması, yetki belgesi verilen Makine Mühendisleri ile ilgili denetim mekanizmasının kurularak bu kişilerin yaptıkları iş ve işlemlerle ilgili denetimler yapılması gerektiği değerlendirilerek gerekli işlemlerin başlatılması için konunun Sanayi Genel Müdürlüğüne bildirildiği görülmektedir.
Ayrıca; Anayasa’nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının amaçları, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu’nda ise Birliğin ve Odaların amaçları ve görevleri hüküm altına alınmış olmakla birlikte, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının mensuplarının mesleki eğitimlerinin ve sertifikalandırılmalarının münhasıran anılan kuruluşlarca yapılacağına ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.
Bu durumda; “yetkili teknik sorumlu”ların, .. tarih ve … sayılı İnceleme Raporu’nda belirtilen hususların yerine getirilmesi amacıyla, güncel TS EN ISO IEC 17024 standardına göre akredite olması şartı bulunan, bir çok yönden Bakanlığın denetimine tabi tutulan ve personelinin sağlaması gereken şartlar da yukarıda anılan Tebliğ ile düzenlenen kamu kurum/kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üniversiteler veya sivil toplum kuruluşları tarafından eğitilmesi ve/veya sınava tabi tutulması ve sertifikalandırılmasına ilişkin düzenlemede bu yönüyle de hukuka ve kamu yararı amacına aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 2. fıkrasının incelenmesi;
28/11/2008 tarihli ve 27068 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve dava konusu Yönetmeliğin 29. maddesiyle yürürlükten kaldırılan, Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğe, 22/02/2015 tarih ve 29275 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle eklenen Ek 7. maddenin 2. fıkrasında, maddenin 1. fıkrasında belirtilen şartların sağlandığının TSE tarafından verilen teknik inceleme raporu ile tevsik edileceği düzenlemesi yer almakta iken, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenen maddesinde anılan teknik inceleme raporunun BM/AEK Regülasyon 89 kapsamında görevlendirilen teknik servis tarafından verileceği düzenlenmiştir.
Teknik servis, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (ii) bendinde, bir deney laboratuvarı olarak gerekli deneyleri yapmak veya bir uygunluk değerlendirme kuruluşu olarak ilk değerlendirmeyi, diğer deney ve muayeneleri yapmak üzere Bakanlıkça görevlendirilmiş kurum/kuruluş olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrasının atıfta bulunduğu ve BM/AEK Regülasyon 89 ile yeniden düzenlenen, 30/09/1996 tarih ve 96/8657 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile taraf olunan Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu İç Ulaşım Komitesince hazırlanan 1958 tarihli Tekerlekli Araçların, Araçlara Takılan ve/veya Araçlarda Kullanılan Aksam ve Parçaların Müşterek Teknik Talimatlarının Kabulü ve Bu Talimatlar Temelinde Verilen Onayların Karşılıklı Tanınması Koşullarına Dair Anlaşmanın da dayanakları arasında yer adığı Teknik Servislere Dair Tebliğ, 06/08/2016 tarih ve 29793 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Anılan Tebliğin incelenmesinden; BM/AEK Regülasyonlarının düzenleyici mevzuat olarak kabul edildiği, teknik servislerin düzenleyici mevzuat kapsamında yürüttükleri uygunluk değerlendirme faaliyetleri bakımından A, B, C ve D olarak kategorilendirildiği, teknik servislerin sahip olması gereken ve Tebliğde sayılan diğer şartların yanı sıra A kategorisi için TS EN ISO/IEC 17025 ve B kategorisi için TS EN ISO/IEC 17020 standartlarına göre akredite olmasının zorunlu olduğu, C kategorisi teknik servislerin TS EN ISO/IEC 17021 ve D kategorisi teknik servislerin TS EN ISO/IEC 17020 standartlarına uygun olarak çalışacağı, teknik servislerin Bakanlığın denetimine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Damperli araçların, dava konusu Yönetmeliğin 15. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen şartları sağladığının tevsikine ilişkin inceleme raporunu düzenleyecek olan teknik servislerin, 06/8/2016 tarih ve 29793 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Teknik Servislere Dair Tebliğ uyarınca kategorilerine göre değişen akreditasyon zorunluluklarının bulunması; öte yandan, dava konusu Yönetmeliğin 25. maddesi uyarınca, Yönetmelik kapsamındaki araçların ve bu araçlarda kullanılmak üzere tasarlanan sistem, aksam ve ayrı teknik ünitelerin ve tadilat veya montaj yapan iş yerlerinin Bakanlığın piyasa gözetimi ve denetimine tabi olması; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 34. maddesi uyarınca, üzerinde değişiklik yapılan araçların ayrıca özel muayenesinin zorunlu olması; damperli araçların 25/04/2013 tarih ve 28628 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği uyarınca, akredite kontrol kuruluşları tarafından gerçekleştirilecek periyodik kontrole tabi olmaları karşısında, davacı Oda’nın iptali istenen fıkrada eksik düzenleme bulunduğu yönündeki iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin Ek I’inin başlıklı 3. bölümünün 3.2 maddesinin 3.2.1.2 numaralı alt bendinin incelenmesi;
İptali istenilen alt bentte; iki dingilli otobüsler için azami ağırlığın 19,5 ton olabileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda bahsi geçen 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile, ülkemizin ticaretin önündeki teknik engellerin kaldırılması konusundaki Topluluk belgelerini iç hukuk sistemine dahil edeceği; 2/97 sayılı AT-Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı (97/438/EC) ile Topluluğun ticarette teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin mevzuat listesinde bulunan AET veya AT Regülasyonlarının olduğu gibi iç hukuk düzenine dahil edileceği, AET veya AT Direktiflerinin uygulama şekli ve yönteminin ise Türk yetkili mercilerinin seçimine bırakılarak iç hukuk düzenine dahil edileceği kararlaştırılmış; 15/01/1997 tarih ve 97/1996 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan Türk Ürünlerinin İhracatının Arttırılmasına Yönelik Teknik Mevzuatı Hazırlayacak Kurumların Belirlenmesine İlişkin Karar ile Motorlu Taşıtlara ilişkin teknik mevzuatın uyumlaştırılmasında sorumlu kurum olarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı belirlenmiştir.
Topluluk içinde dolaşan belirli karayolu taşıtları için ulusal ve uluslararası trafikte izin verilen azami boyutları ve uluslararası trafikte izin verilen azami ağırlıkları belirleyen 25/07/1996 tarih ve 96/53/EC sayılı AB Konsey Yönetmeliği (AB Direktifi)’nin EK I’inde yer alan 2.3.1. maddesinde, 2015/719 sayılı Direktifle yapılan değişiklikle; iki dingilli otobüsler için azami ağırlık 19,5 ton olarak belirlenmiştir.
Bu durumda; davalı idare tarafından; motorlu taşıtlara ilişkin BM/AEK teknik mevzuatının uyumlaştırılması görevi ve sorumluluğu kapsamında, 96/53/EC sayılı AB Konsey Yönetmeliği (AB Direktifi)’ne ve uluslararası standartlara uyum sağlamak amacıyla getirilen düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin Ek IV’ünün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.9 numaralı alt bendinin incelenmesi;
İptali istenilen alt bentte; araçlarda bulunan CNG ve LPG tanklarının kullanım ömürlerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Yukarıda da belirtildiği üzere; davalı idare, 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ve 2/97 sayılı AT-Türkiye Ortaklık Konseyi Kararı (97/438/EC) uyarınca AET veya AT Regülasyonlarının ve Direktiflerinin iç hukuk düzenine dahil edilmesi amacıyla Motorlu Taşıtlara ilişkin BM/AEK teknik mevzuatının uyumlaştırılmasından sorumludur.
AEK 110 sayılı Birleşmiş Milletler Regülasyon Kararının 2.3. maddesinde, konteyner veya silindirin sıkıştırılmış doğal gaz için kullanılan herhangi bir tank anlamına geldiği; Ek 3’ünün 1. maddesinde, silindirin servis ömrünün imalatçı tarafından tanımlanması gerektiği, uygulamalara göre değişiklik gösterebileceği, hizmet ömrü tanımının asgari 15.000 dolum için yılda 1.000 kez silindirlerin doldurulmasına dayanmakta olduğu, azami servis ömrünün 20 yıl olacağı; aynı Ek’in 4.1.3. maddesinde, silindirlerin emniyetli olduğu hizmet ömrünün, belirtilen hizmet koşullarında kullanım esas alınarak silindir tasarımcısı tarafından belirleneceği, azami hizmet ömrünün 20 yıl olacağı belirtilmiştir.
ECE 67-03 sayılı Birleşmiş Milletler Regülasyon Kararında ise LPG tanklarının kullanım ömrünün ne kadar olacağına ilişkin açık bir düzenleme olmamakla birlikte, “Testler” başlıklı bölümünün 2.11.1. maddesinde, konteynerın doğrudan güneş ışığına maruz kaldığında (camın arkasında da), UV radyasyonunun polimerik malzemeleri bozabileceği, bu nedenle imalatçının, 20 yıllık ömrü boyunca dış katman malzemesinin UV radyasyonuna dayanma kabiliyetini kanıtlamak zorunda olduğu; dış katmanın koruyucu bir işlevi varsa, imalatçının, altta yatan yapısal katmanları temsili bir UV radyasyonundan korumak için kaplamanın 20 yıl içinde bütün olarak kaldığını kanıtlamak zorunda olduğu düzenlemelerine yer verilerek LPG tankları için 20 yıllık kullanım ömrü belirlenmiştir.
Bu durumda; davalı idare tarafından; motorlu taşıtlara ilişkin BM/AEK teknik mevzuatının uyumlaştırılması görevi ve sorumluluğu kapsamında, AEK 110 ve ECE 67-03 sayılı Birleşmiş Milletler Regülasyon Kararlarına ve uluslararası standartlara uyum sağlamak amacıyla, anılan Regülasyon Kararlarında bahsi geçen azami kullanım sürelerini geçmeyecek ve imalatçının bu sürelerin altında bir süre belirlemesine de imkan verecek şekilde yapılan düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 1 numaralı alt bendi ile Ek IV’ünün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.11.14 numaralı alt bendi yönünden dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (z) bendinin (ıı) ve (ll) alt bentleri; 15. maddesinin 2. fıkrasının, Ek I’inin 3. bölümünün 3.2 maddesinin 3.2.1.2 numaralı alt bendi ile Ek IV’ünün 4. bölümünün 4.18 maddesinin 4.18.9 numaralı alt bendi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin 5/7’si olan … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, 2/7’si olan … TL’nin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, … TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.