Danıştay Kararı 10. Daire 2017/1599 E. 2021/5384 K. 09.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/1599 E.  ,  2021/5384 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/1599
Karar No : 2021/5384

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı (Mülga … Bakanlığı)
VEKİLİ : Huk. …

DAVANIN KONUSU :
26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin (SGM-2016/22);
– 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin,
– 5. maddesinin 3. , 4., 5. ve 6. fıkralarının,
– 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin,
– 11. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının,
– 12. maddesinin 1. fıkrasının ve
– Geçici 1. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından serbest meslek erbabı olarak çalışmakta olduğu ve Araç Projelendirme Mühendis Yetki Belgesi’ne sahip olduğu, dava konusu Tebliğ yayımlanmadan önce mevzuattaki şartları sağlayarak aldığı yetkili teknik sorumlu belgesine istinaden çalıştığı, iptali istenilen maddelerin yürürlüğe girmesi halinde belgesinin geçersiz olacağı, dava konusu Tebliğin kazanılmış haklarını ortadan kaldırdığı, düzenlemelerin bir kısmının geriye etkili, eşitliğe aykırı ve çalışma özgürlüğünü sınırlayıcı nitelikte olduğu, dava konusu Tebliğ ile düzenlenen alanda zaten AİTM Yönetmeliği ve TMMOB Makine Mühendisleri Odası Araç Projelendirme Mühendis Yetki Belgesi Yönetmeliğinin bulunduğu, Oda tarafından hazırlanan Yönetmelikte her ne kadar yetki belgesi için beş yıllık süreden söz edilmekte ise de süre sonunda bir sınav öngörülmediği, uygulamada gerekli eğitimlere katılanlara yeni belgelerinin verildiği, dava konusu Tebliğin;
– 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden, düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, aynı işi yapanlar arasında ayrım yapılıp bazı kesimler kapsam dışı tutularak ayrıcalık tanındığı, kapsam dışı tutulan kişilerin daha üst düzey teknik bilgi gerektiren donanımdan uzak olmalarının büyük bir olasılık olduğu,
– 2. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden, düzenleme ile yurt içi ve yurt dışı araç sistem ve teknik üniteler arasında fark gözetildiği, yapılacak iş kapsamında eşitsizlik oluşacağı gibi, yurt dışı araç sistem ve teknik ünite denetiminin de olanaksız hale geleceği, yurt dışındaki araç sistem ve teknik ünitelerle uğraşanlar lehine bir durum yaratıldığı, yurt içi araç sistem ve teknik üniteleri için ön yargılı bu düzenlemeden yurt içi piyasa dinamiklerinin de olumsuz etkileneceği,
– 5. maddesinin 3. fıkrası yönünden, fıkrada yer verilen sayısal ölçütler ve sınıflar arasında geçişin işin gerektirdiği durumlara uygun olmadığı, A sınıfı firmalara ayrıcalık tanınmasına ve belirsizliğe yol açacağı, gerek A sınıfı firmaların kendilerinin eleman çalıştırabilmeleri gerekse de teknik sorumluların B sınıfı firmalarla çalışmalarının altı adetle sınırlandırılmasının çalışma alanını daralttığı, oysa şu anda A sınıfı firmaların aynı anda hem kendilerinin teknik sorumlu çalıştırıp hem de dışarıdan hizmet alabildikleri,
– 5. maddesinin 4. fıkrası yönünden, düzenleme ile keyfi ölçütlere göre yapılan sınıflandırmanın devamında çalışma alanı daraltılacağı gibi firmalar arasında eşitsizliğe yol açılacağı, sınıflandırılan firmalarla çalışmasında farklılıklar yaratılması nedeniyle fıkranın hukuksal durumunda değişiklik yarattığı,
– 5. maddesinin 5. fıkrası yönünden, fıkrada yer alan kısıtlamanın hiçbir teknik gerekçeye dayanmadığı ve sayının keyfi olarak belirlendiği, yetkili teknik sorumluların fıkrada yer alan sayı kısıtlaması nedeniyle mevcut sözleşmeli firmalarla çalışamayarak maddi kayba uğrayacakları, bazen bir B sınıfı firmadan bir bir buçuk ay iş alınamadığı, rekabet şansının elinden alındığı, işi olsun olmasın altı firmadan fazla B kategorisi firma ile çalışılamayacak olmasının çalışma özgürlüğünü gerekçesiz olarak kısıtladığı,
– 5. maddesinin 6. fıkrası yönünden, fıkrada yer alan “6 adetten az B sınıfı firma ile sözleşmesi olan bir yetkili teknik sorumlu; en fazla beş proje/gün esasına bağlı en fazla 100 adet/ay münferit imalat, ithalat ve tadilat projesi hazırlayabilir.” şeklindeki düzenlemenin çalışma özgürlüğünü sınırladığı, aynı nitelikteki kişilerden birine ayrıcalık tanındığı, serbest rekabetin bazı kişiler lehine sınırlandırıldığı, serbest rekabetin engellenmesi nedeniyle düzenleme Türk Ticaret Kanunu’na aykırı olduğundan fıkranın tamamının iptalinin gerektiği,
– 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi yönünden, düzenleme ile aynı gün içinde farklı illerde birden fazla işlem yapma hakkının elinden alındığı, günümüz ulaşım koşullarında aynı gün içerisinde birden fazla şehirde iş yapmanın mümkün olduğu,
– 11. maddesinin 1. fıkrası yönünden, tek bir belge kapsamında düzenlenebilecek konularda ayrı ayrı bölümlemeler getirilerek düzenleme yapılmasının teknik sorumlu olmasını sağlayan belgeyi geçersiz kıldığı, düzenlemede kamu yararı olmadığı gibi ilgili konuya ilişkin iş ve işlemleri arttırıcı nitelikte olduğu,
– 11. maddesinin 2. fıkrası yönünden, herhangi bir nedenle sınava girememesi halinde teknik sorumlu belgesinin geçersiz olacağı, sahip olduğu belgenin bu alandaki teknik donanımını kanıtladığı, belgenin Tebliğ ile geçersiz sayılmasının normlar hiyerarşisine ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, belgenin üç yılla sınırlandırılmasının istikrar unsurunu bozucu nitelikte olduğu, iş hayatını olumsuz etkileyeceği,
– 12. maddesinin 1. fıkrası yönünden, idari makamlara keyfi davranma imkânı verildiği, haksız şikâyetlerin mağduriyete yol açabileceği, düzenleme uyarınca, her aşamada keyfi olarak şikâyet edilebilme baskısı altında kalacağı, düzenleyici işlemlerin keyfiliğe yol açmamaları ve objektif olmaları gerektiği, düzenlemenin hukuki korumanın ortadan kaldırılmasına yol açabileceği, Bakanlığın yargı makamı konumunda olacağı,
– Geçici 1. maddesi yönünden, ilgili mevzuat çerçevesinde aldığı yetki belgesi geçersiz hale getirilerek kazanılmış haklarının ortadan kaldırıldığı, hukuk devleti ilkesi uyarınca düzenleyici işlemlerin geriye yürütülmesinin mümkün olmadığı, ilgili kurum ve kuruluşların hâlihazırda hizmet içi eğitim kapsamında gerekli seminer ve eğitimleri verdiği, yetkili teknik sorumlu belgesine sahip olan kişilerin zorunlu olarak sınava tabi tutulmasında kamu yararı bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Usul Yönünden; Dava konusu tebliğin 26/10/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanması nedeniyle dava açma süresinin 25/12/2016 tarihinde sona erdiği, davanın yasal süresi içerisinde açılmadığı,
Esas Yönünden; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 29. maddesi ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesi gereğince, karayollarında kullanılmak üzere tasarlanmış araçların üretimlerinde uyulması gereken teknik ve idari mevzuatın yayımı, uygulanması, araçların uygunluğunu belgeleme veya belgelendirilmesini sağlama konusunda idarelerinin yetkili olduğu, 29/04/1997 tarih ve 22974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile karayollarında seyreden araçlar ile ilgili Avrupa Birliği teknik mevzuatının uyumlaştırılmasında idarelerinin sorumlu kurum olarak görevlendirildiği, bu kapsamda MARTOY, TORTOY, MOTOY olarak kısaltılan Yönetmeliklerle AB direktiflerinin uyumlaştırıldığı, bugüne kadar yaklaşık üç yüz adet ve on beş bin sayfa otomotiv tip onay mevzuatı yayımlandığı, yayımlanan otomotiv teknik mevzuatının uygulanması çerçevesinde tip onayı verilirken anılan Yönetmelikler veya tadilat işlemleri sırasında Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik kapsamında firmaların teknik sorumlularının dosya hazırlayarak başvuru yapmaları ve teknik sorumluların yükümlülükleri hususunda hükümler getirildiği, araçların trafik tescil işlemleri yapılmadan önce otomotiv teknik mevzuatında belirtilen asgari güvenlik/emisyon/vb. şartlarına göre üretilmelerinin, üretim için imalatçının araç tip onay belgesi almasının, bu belgeye dayanılarak üretilen her bir araç için de araç uygunluk belgesi düzenlenmesinin, araç uygunluk belgelerinin de ilgili teknik sorumlularca imzalanıp onaylanmasının gerektiği, bu nedenle üretilen aracın teknik mevzuatta aranan şartları sağladığının sorumluluğunun teknik sorumlulara ait olduğu, önceki dönemde yetkili teknik sorumlu mühendislere Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik uyarınca Makine Mühendisleri Odası ile yapılan protokol kapsamında yetki belgesi verildiği, teknik sorumluların mevzuat konusunda yeterince eğitimli olmamaları, bir teknik sorumlunun aynı anda çok sayıda firmaya tip onayı alabilmesinin ve uygunluk belgesi imzalayabilmesinin sorun oluşturduğu, geçmiş teftişlerde bu kişilerin imzalarını kolaylıkla inkar ettikleri, üreticiler arasında tip onay belgesi verilmesine, satılmasına aracılık ettikleri hususlarının tespit edildiği, bu nedenlerle mevzuat düzenlemesi yapılmasının uygun görüldüğü, dava konusu tebliğ hazırlanırken ilgili kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alındığı, ayrıca mevzuat yayımı öncesinde Bakanlık bünyesinde kurulan ve çeşitli kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla oluşan Motorlu Araçlar Teknik Komitesi toplantılarında da öneri niteliğinde ilgililerin görüşlerinin alındığı, daha önceki mevzuat döneminde Makina Mühendisleri Odası ile yapılan protokoller uyarınca yetki belgelerinin verilmesi hususunda anılan Oda’nın yetkili kılındığı ve bu uygulamaya 28/11/2008 tarihli AİTM Yönetmeliği döneminde de devam edildiği, ancak yetkili teknik sorumluları yetkilendiren kuruluş bakımından uygulamada yaşanan sorunlar ve gelen şikâyetler üzerine dava konusu düzenlemenin yapıldığı, dava konusu tebliği ile hâlihazırda yürürlükte olan AİTM Yönetmeliğinin eş zamanlı olarak çalışıldığı, ilgili hükümlerin bire bir aynı yazıldığı, aynı tarihte yayımlanıp aynı tarihte yürürlüğe girdikleri, davacının iddiasının aksine 28/11/2008 tarihli Yönetmelikle verilen yetkinin geçersiz hale getirilmediği, 28/11/2008 tarihli Yönetmeliğin 26/10/2016 tarihli AİTM Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırıldığı, dava konusu Tebliğin;
– 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden, araçta kullanılan aksam veya ayrı teknik ünitelerin kalite ve teknik kontrolleri, araç imalatı esnasında tekrar kontrol edildiğinden ve nihai ürün olan araç, otomotiv tip onay mevzuatı çerçevesinde yüze yakın teste tabi tutulduğundan, öncelikli olarak karayollarında seyreden ve nihai ürün olan araç imalatçılarında/tadilatçılarında çalışan teknik sorumlularla ilgili detaylı düzenleme yapıldığı, ayrıca aksam veya teknik imalatçılarının ulusal mevzuatımızda ertelemeler olmadığı için tip onaylarını çoğunlukla ülkemizde doğrudan kabul edilmek zorunda olan ve uluslararası geçerliliği olan AB üyesi ülkelerden aldıkları, araç imalatçıları/tadilatçılarının ise emisyon ertelemelerinden yararlanabilmek için ulusal tip onayı aldıkları, maddenin üçüncü fıkrasında ikinci fıkrada belirtilen durumlar için ilgili diğer otomotiv mevzuatında yer alan hükümlerin uygulanacağının düzenlendiği ve aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında çalışan teknik sorumlularla ilgili olarak MARTOY, TORTOY, MOTOY’da yer alan hükümlere ilave olarak “Araçlar ve Bunların Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Üniteleri İle İlgili Tip Onayı Yönetmelikleri ve Teknik Düzenlemelerin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ”nin 25. maddesinde belirtilen esasların uygulandığı, anılan hüküm çerçevesinde aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında çalışan teknik sorumluların da Makine Mühendisleri Odası’ndan ilgili prosedürleri takip ederek sertifika almalarının zorunlu olduğu,
– 2. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden, dava konusu tebliğ ile aynı tarihte yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesinde ülkemize ithal edilen araçların AB mevzuatına uygun olarak AT tip onay belgesine sahip olması gerektiği düzenlemesine yer verildiği, bu madde gereğince ithalatçı firmaların ülkemizdeki emisyon ertelemelerinden yararlanamayacağı ve AB ülkelerinde piyasaya arz ettikleri en ileri teknolojideki ve düşük emisyondaki araçların aynısını Türkiye’ye arz edecekleri, anılan Yönetmeliğin 24. maddesi uyarınca Yönetmelik hükümlerinin AB üyesi bir ülkede yasal olarak üretilmiş veya yasal olarak serbest dolaşıma girmiş araçlara zorunlu olarak uygulanmadığı, bahsi geçen maddeler ve Gümrük Birliği çerçevesinde sadece AB mevzuatına uygun araçlar ve aksamların ithal edilebileceği, düşük emisyon ve güvenlik seviyesine sahip araçların ithal edilemeyeceği, bununla birlikte, Gümrük Birliği anlaşmasından ötürü AB üyesi ülkelerce verilen AT tip onayları ülkemizde doğrudan kabul edilmek zorunda olduğundan ve AT tip onaylı araç ve aksamlar için ilave şart getirilmesi mümkün olmadığından dava konusu düzenlemenin ulusal tip onayı ile yapılan işlemleri kapsadığı, Avrupa Birliği üyesi olmadığımız için yurt dışı araçlara Bakanlıkça AT tip onayı verilmesinin mümkün olmaması, Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin 22. maddesi uyarınca 01/01/2018 tarihinden sonra bütün ithal araçların AT tip onayı ile üretilerek ithal edilmesinin gerekmesi ve yurtdışından ulusal tip onayı başvurusu yapılamaması nedenleriyle açıklayıcı olması bakımından iptali istenen düzenlemeye yer verildiği,
– 5. maddesi yönünden, özellikle bazı araç kategorileri için gerçekleştirilen teftiş ve piyasa gözetim denetim faaliyetlerinde, bünyesinde daimi olarak istihdam etmek yerine serbest çalışan teknik sorumlularla işlemlerini yapan çok sayıda orta/küçük ölçekli firmanın tip onayı belgelerini zorunlu mevzuat şartlarına uygun olarak güncellemediklerinin ve geçersiz tip onay belgeleri ile teknik mevzuata aykırı şekilde üretim yaptıklarının, tip onay belgelerini başka firmalara kullandırttıklarının tespit edildiği, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de otomotiv sektöründe tüm firmalarda en az bir mühendis çalıştırılması ideal olmakla birlikte, ülkemiz ekonomik şartları bakımından firmaların dava konusu tebliğde A-B-C olarak sınıflandırıldığı, araç imalatı ve tadilatında her bir aracın aynı ölçüde güvenlik önemine sahip olduğu, yapılacak işlerde önem sıralaması yapılmasının can ve mal emniyeti ve teknik mevzuat açısından uygun olmadığı, teknik mevzuata uygun olmayan her türlü hususun ciddi sonuçlara yol açtığı bu nedenle firmalar sınıflandırılırken araç ayrımı yapılmadığı, araçların hepsinin tescil işlemi sonrası karayoluna çıkabilen taşıtlar olduğu, serbest çalışan bir mühendisin 6 adet B sınıfı firma ile çalışma sınırının 12 adet B sınıfı firma ile çalışabilmesine yönelik olarak Tebliğin 5. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında değişiklik yapılması amacıyla tekrar değerlendirme çalışmalarının devam ettiği, dava konusu tebliğin hazırlık aşamasında uygulamadaki sorunların dikkate alınmasının yanı sıra ilgili kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin de alındığı ve öncelikli olarak sistemdeki toplam kalitenin arttırılması, iyileştirilme, vatandaşların can ve mal güvenliği, kamu yararı, ülke faydası ve yerli sanayinin gelişimi gibi hususların göz önünde bulundurulduğu,
– 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi yönünden, bazı teknik sorumluların o gün için olmadıkları illerde araç üretimi/tadilatı için proje hazırlayıp onayladıkları görüldüğünden bu hukuksuz uygulamaya önlem olarak düzenlemenin yapıldığı, teknik sorumluların birbirine uzak illerde aynı gün içinde araç imalatı/tadilatı yaptığının tespit edilmesinin teknik sorumluların bazılarının işini gereken ciddiyette yapmadıklarını gösterdiği, bu şekilde üretilen/tadil edilen araçların can ve mal güvenliği açısından telafisi mümkün olmayan kazalara mahal verebildiği,
– 11. maddesinin 1. fıkrası, 2. fıkrası ve Geçici 1. maddesi yönünden, sektöre ilişkin tespit edilen sıkıntıların giderilmesini teminen, firma teknik sorumlularının güncel mevzuatı takip etmesi ve tip onay mevzuatına uygun hareket etmeleri için eğitim ve sınav zorunluluğu, sürekliliğin sağlanması için de üç yılda bir tekrar sınava girme şartı getirildiği, bir iki haftalık eğitim ve sonrasında sınav sonucu sertifika verildiğinden ve otomotiv teknolojisi ve mevzuatı dinamik bir yapıyı haiz olduğundan sertifikanın geçerlilik süresinin üç yıl olarak belirlendiği, bu durumun can ve mal güvenliği açısından büyük önem taşıdığı, otomobil, kamyonet, otobüs, kamyon gibi araçların tip onayı ile ilgili çerçeve yönetmeliğin MARTOY, traktörlerin tip onayı ile ilgili çerçeve yönetmeliğin TORTOY, motosikletlerin tip onayı ile ilgili çerçeve yönetmeliğin ise MOTOY olduğu, bir mühendisin çalıştığı firmanın faaliyet gösterdiği araçlara ilişkin yönetmelik kapsamında belgeli olması ve belgesinde diğer yönetmeliğin yer almaması gerektiği, aksi takdirde teknik sorumluların mevzuatına hakim olmadıkları araçların üretim veya tadilatında imza atabilmelerinin önünün açılacağı, bu nedenle teknik sorumluların hangi kapsamda sertifika alacaklarsa ona göre sınava girmeleri ve çalışacakları alana göre talepte bulunmaları gerektiği, tebliğin 7. maddesinin de bu yönde olduğu, dava konusu SGM-2016/22 tebliğinin yürürlük tarihi yayımından sonra altı ay olarak belirlenerek ve geçici 1. madde düzenlenerek mevcut belgeli teknik sorumlular için hazırlık süresi tanındığı, buna göre tebliğin yürürlük tarihi olan 26/04/2017 tarihinden sonra yapılacak ilk sınavdan altı ay sonra yenilenmiş yetki belgesi sahibi olmayan teknik sorumluların belgeleri geçersiz hale geleceğinden mevcut belgeli teknik sorumlulara yaklaşık bir buçuk yıl geçiş zamanı tanınmış olacağı, ayrıca ilk sınavda başarısız olunması halinde altı aylık süre içerisinde bir veya iki defa daha sınava alınmaya imkan tanınmasına yönelik değerlendirmelerinin bulunduğu, mevcut teknik sorumlular için eğitime katılımın ihtiyari bırakıldığı,
– 12. maddesinin 1. fıkrası yönünden, konunun önemine binaen madde ile getirilen yaptırımların eylemin ağırlığına göre ölçülü ve hukuka uygun olduğu, düzenlemenin Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 16/06/2016 ve 17/06/2016 tarihli görüşleri dikkate alınarak yapıldığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendi ile 12. maddesinin 1. fıkrasının iptali, dava konusu Tebliğin iptali istenen diğer maddeleri yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; teknik sorumlu olarak faaliyetine devam eden davacı tarafından, 26.10.2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin (SGM-2016/22) 2’nci maddesinin 2’nci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin; 5’inci maddesinin 3, 4, 5 ve 6’ncı fıkralarının; 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının (j) bendinin; 11’inci maddesinin 1 ve 2’nci fıkralarının; 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasının ve geçici 1’inci maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu edilen düzenlemenin iptali istemiyle 30.11.2016 tarihinde açılan davada verilen dilekçe red kararının 18.5.2017 tarihinde davacıya tebliği üzerine, 30 günlük süre içerisinde 16.6.2017 tarihinde kayda giren dilekçeyle davanın yenilenmesi karşısında, davalı İdare tarafından ileri sürülen, davanın süresinden sonra açıldığı iddiasında yasal isabet görülmemiştir.
Öte yandan; 8.6.2011 gün ve 27958 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7’nci maddesinde, “Sanayi Genel Müdürlüğünün görevleri,
a) Sanayi politikalarını hazırlamak, stratejiler geliştirmek, bunların uygulanmasını sağlamak, sonuçlarını izlemek ve değerlendirmek, sanayinin genel problemlerini tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmek.
b) Sanayi sektörüne ilişkin istihdam politikalarının belirlenmesine yardımcı olmak, sanayi sektöründe iş ve meslek analizleri yapmak ve yaptırmak, mesleki teknik eğitimi desteklemek, nitelikli işgücü programları hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak.
c) Çevre ve iklim değişikliği konularındaki gelişmeleri takip etmek, sanayi politikası oluşturma çalışmalarında değerlendirmek ve gerekli tedbirlerin alınmasına yardımcı olmak.
ç) Diğer ülkelerle sınai ve teknik konularda yapılacak çalışmalara, ilgili kuruluşları koordine ederek katılmak.
d) Sanayi ürünlerinin rekabet edebilirliğini artırmak için gerekli tedbirleri almak, sektörel analizler yapmak, değerlendirme raporları ve stratejiler hazırlamak ve uygulanmasını sağlamak, sanayi sektörlerine ilişkin sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmek, sektörel komiteler oluşturmak, çalışma usul ve esaslarını belirlemek.
e) İlgili kuruluşlarla işbirliği yaparak savunma sanayii alanındaki yatırımları takip etmek ve gerekli envanter çalışmalarını yapmak.
f) Sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırmak, teknik mevzuatı ve ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan sanayi ürünlerinin denetimine esas olacak özelliklerini tespit etmek veya ettirmek.
g) Sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeler kapsamında yetkilendirilecek onaylanmış ve uygunluk değerlendirme kuruluşları ile teknik hizmet kuruluşlarının taşıması gereken nitelikleri belirlemek, bu kuruluşları görevlendirmek, gerektiğinde görevlendirmeyi geçici olarak durdurmak veya iptal etmek.
ğ) Araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak.
h) Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden, işletmelere ait yatırım, üretim, teşvik, mali durum, araştırma-geliştirme, fikri ve sınaî mülkiyet hakları, dış ticaret, istihdam ve işgücü, kurulu kapasite, fiili üretim, enerji ve benzeri muhtelif ekonomik faaliyet bilgi ve verilerini, belirlenecek usul ve esaslar dahilinde almak, sanayi işletmelerinin sicilini tutmak, istatistikler ve analizler üretmek ve paylaşmak için bilgi sistemi oluşturmak.
ı) Yıllık ithalat ve ihracat rejimlerinin hazırlanmasında ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak.
İ) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.” olarak sayılmıştır. Söz konusu hükme dayanılarak yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğ (SGM-2016/22) ile, Bakanlık tarafından yürütülen otomotiv mevzuatı kapsamında faaliyette bulunan veya görev yapan teknik elemanların sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkili teknik sorumlu olmalarını, bunların görev ve yükümlülüklerini, çalışma usul ve esaslarını, kurum/kuruluşlar ve firmalar ile ilgili diğer hususları düzenlemek amaçlanmıştır.
Görüldüğü üzere, 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7’nci maddesinin 1’inci fıkrasının (ğ) bendinde, “Araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak”, hükmü ile motorlu araçlar konusunda düzenleme yapma yetkisi davalı idareye verilmiş; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 29’uncu maddesinde de, araçların yapım ve kullanma bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uymasının zorunlu olduğu, yapım safhasında, araçların Tip Onayı Yönetmeliği ile buna bağlı diğer yönetmeliklerin çıkarılmasına Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkili olduğu, Tip Onayı Yönetmeliği ve buna bağlı diğer yönetmeliklerin Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alınarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, ülkemiz ile Avrupa Birliği (AB) arasında Gümrük Birliğini kuran 6/3/1995 tarihinde imzalanan ve 1/1/1996 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 8-11’inci maddeleri ile Avrupa Topluluğu (AT) mevzuatının hukuk sistemimize dâhil edileceği kararlaştırılmış, 2/97 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile de uyumlaştırılacak mevzuat ve bunların koşul ve kuralları belirlenmiş ve 29/4/1997 tarihli ve 22974 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre, motorlu araçlar ile ilgili olarak AT teknik mevzuatından uyumlaştırılacak mevzuattan sorumlu kurum olarak davalı idare görevlendirilmiş olup; bu kapsamda, Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin araçlara tip onayı verilmesine ilişkin çerçeve niteliğindeki 2007/46/EC Direktifi ve altında yer alan mevzuat izlenip, gelişmeler iç mevzuatımıza aktarılmıştır.
Dosyada bulunan dava dilekçesi ile davalı idarenin savunması ve ekinde yer alan belgelerin incelenmesinden; davalı idarece, AB’nin 2007/46/EC sayılı direktifi ile dikkate alınarak hazırlanan Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliğinin (MARTOY) (2007/46/AT) 28.6.2009 gün ve 27272 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı; 2003/37/EC sayılı direktifi ile dikkate alınarak hazırlanan Tarım veya Orman Traktörleri, Bunların Römorkları ve Birbiriyle Değiştirilebilir Çekilen Makinaları ile Sistemleri, Aksamları, Ayrı Teknik Üniteleri ile İlgili Tip Onayı Yönetmeliğinin (TORTOY) (2003/37/AT) 8.6.2008 gün ve 26900 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı; 2002/24/EC sayılı direktifi ile dikkate alınarak hazırlanan İki veya Üç tekerlekli Motorlu Araçların Tip Onayı Yönetmeliğinin (MOTOY) (2002/24/AT) 23.12.2004 gün ve 25679 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı; dava tarihi itibarıyla yaklaşık 300 adet ve 15.000 sayfa otomotiv tip onay mevzuatının yayımlandığı ve uygulamaya devam edildiği, bu çerçevede, SGM-2016/22 Tebliği ile Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik kapsamında münferit araç onayı, seri ve münferit tadilat için, firmada fiilen çalışan veya sözleşmeli çalışan yetkili teknik sorumlu adaylarının eğitimi, sınava alınması ve sertifikalandırılarak yetkilendirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen hükümlerin değerlendirilmesinden, Karayoluna çıkmak için trafik tescil işlemleri yapılmadan önce, aracın otomotiv teknik mevzuatında belirtilen asgari güvenlik/emisyon/vb. şartlarına göre üretilmesi; araçların üretilebilmesi için de imalatçının araç tip onay belgesi alması ve araç tip onay belgesine uygun olarak üretilen her bir araç için de Araç Uygunluk Belgesi düzenlenmesi zorunlu olup; standartlara uygunluğu can ve mal güvenliği açısından büyük önem taşıyan araçların trafiğe çıkmadan önce tescil edilmesi ve Araç Uygunluk Belgesinin teknik mevzuatında belirtilen asgari güvenlik/emisyon/vb. şartları sağladığını belirlemek üzere, ilgili teknik sorumlularca imzalanması ve onaylanması gerekliliği karşısında, bu konuda uzman olan teknik sorumluların, otomotiv teknik mevzuatı konusunda yeterince eğitimli ve bilgi sahibi olması gerektiği ve bu konuda ortaya çıkan hukuki boşluğun giderildiği görülmekle; söz konusu düzenlemenin iptali istenilen kısımlarında, dayanağı mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; dava konusu Tebliğin geçici 1’inci maddesinde “Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılacak ilk sınavdan 6 ay sonra, yenilenmiş yetki belgesi sahibi olmayan teknik sorumluların belgeleri ve eşdeğer unvana sahip kişilerin yetkileri geçersiz hale gelir.” kuralına yer verilmiş olup; davacı tarafından, daha önce yürürlükte olan mevzuata uygun olarak TMMOB’dan almış oldukları yetki belgelerinin Tebliğ maddesi ile yok sayıldığı; kazanılmış haklarının ihlal edildiği; bu durumun kamu yararına aykırı olduğu ve Hukuk Devleti ilkesine uygun olmadığı ileri sürülmekte ise de; daha önce yürürlükte olan mevzuata göre yetki belgelerinin her yıl yeniden vize edilmek suretiyle kullanıldığı göz önüne alındığında, Tebliğin, 20. madde uyarınca yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe gireceği ve bu tarihten itibaren yapılacak ilk sınavdan 6 ay sonra mevcut yetki belgelerinin geçersiz hale geleceği; sonuç olarak yeni mevzuatın aradığı şartların yerine getirilmesi için bir yılı aşkın bir geçiş sürecinin öngörüldüğü anlaşıldığından, anılan maddede de bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde ileri sürülen diğer iddialarda da yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, davacının dilekçe teatisi tamamlandıktan sonra sunduğu 08/07/2019 tarihli beyan dilekçesinde yer alan duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin 3. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (Mülga Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) tarafından yürütülen otomotiv mevzuatı kapsamında faaliyette bulunan veya görev yapan teknik elemanların sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkili teknik sorumlu olmalarını, bunların görev ve yükümlülüklerini, çalışma usul ve esaslarını, kurum/kuruluşlar ve firmalar ile ilgili diğer hususları düzenlemek amacıyla, 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesine dayanılarak hazırlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğ (SGM-2016/22), 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Davacı tarafından; anılan Tebliğin iptali istemiyle 25/11/2016 tarihinde Danıştay Onuncu Dairesinin E:2016/15857 sayılı dosyası nezdinde açılan dava neticesinde, Danıştay Onuncu Dairesinin 21/02/2017 tarih ve E:2016/15857, K:2017/960 sayılı kararıyla; dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içerisinde yeniden dava açmakta serbest olmak üzere reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesinin reddine ilişkin kararın 18/05/2017 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmesi üzerine; 16/06/2017 tarihinde Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 5. maddesinin 3., 4., 5. ve 6. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin, 11. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının, 12. maddesinin 1. fıkrasının ve Geçici 1. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından; davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 4. fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri; aynı Kanun’un “İlk inceleme üzerine verilecek karar” başlıklı 15. maddesinin (d) bendinde, 3. ve 5. maddelere uygun olmayan dava dilekçelerinin otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu Tebliğin 26/10/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandığı, davacı tarafından altmış günlük süre içerisinde 25/11/2016 tarihli dilekçe ile davanın açıldığı, bu dava dilekçesinin Danıştay Onuncu Dairesinin 21/02/2017 tarih ve E:2016/15857, K:2017/960 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, bu kararın davacıya 18/05/2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacının otuz günlük süre içerisinde 16/06/2017 tarihinde yenileme dilekçesini verdiği görülmekte olup, davalı idarenin davanın süresinde açılmadığına ilişkin itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmaktadır.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Dava konusu Tebliğin yayımlandığı tarihte adı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname olan 635 sayılı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Araştırma, Geliştirme, Yenilikçilik ve Girişimcilik Faaliyetlerinin Karşılanması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin dava konusu Tebliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeleri uyumlaştırmak, teknik mevzuatı ve ilgili standart listelerini hazırlamak ve uygulamaya koymak, teknik düzenlemesi ve standardı bulunmayan sanayi ürünlerinin denetimine esas olacak özelliklerini tespit etmek veya ettirmek; aynı fıkranın (ğ) bendinde ise, araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (Mülga Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı) Sanayi Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmıştır.
26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Düzenleme yetkisi” başlıklı 28. maddesinde, Bakanlığın, bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili her türlü alt düzenleyici işlem yapmaya yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin (SGM-2016/22) “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “(1) Bu Tebliğin amacı; Bakanlık tarafından yürütülen otomotiv mevzuatı kapsamında faaliyette bulunan veya görev yapan teknik elemanların sınav sonucu sertifikalandırılarak yetkili teknik sorumlu olmalarını, bunların görev ve yükümlülüklerini, çalışma usul ve esaslarını, kurum/kuruluşlar ve firmalar ile ilgili diğer hususları düzenlemektir.
“; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, “(1) Bu Tebliğ; sadece yurt içinden yapılan başvurularda 28/6/2009 tarihli ve 27272 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliği (2007/46/AT), 8/6/2008 tarihli ve 26900 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım veya Orman Traktörleri, Bunların Römorkları ve Birbiriyle Değiştirilebilir Çekilen Makinaları ile Sistemleri, Aksamları, Ayrı Teknik Üniteleri ile İlgili Tip Onayı Yönetmeliği (2003/37/AT), 14/8/2014 tarihli ve 29088 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tarım ve Orman Araçlarının Tip Onayı ve Piyasa Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelik (AB/167/2013), 23/12/2004 tarihli ve 25679 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İki veya Üç Tekerlekli Motorlu Araçların Tip Onayı Yönetmeliği (2002/24/AT) ile 22/8/2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İki veya Üç Tekerlekli Motorlu Araçların ve Dört Tekerlekli Motosikletlerin Tip Onayı ve Piyasa Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelik (AB/168/2013) kapsamında ulusal araç tip onayı için veya 26/10/2016 tarihli ve 29869 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmelik kapsamında münferit araç onayı, seri ve münferit tadilat için; firmada fiilen çalışan yetkili teknik sorumlular ile sözleşmeli çalışan serbest yetkili teknik sorumlu adaylarının Bakanlık veya Bakanlık tarafından görevlendirilen kurum/kuruluşlarca eğitimini, sınava alınmasını, bu kurum/kuruluşların görevlendirme esaslarını ve teknik sorumluların sertifikalandırılarak yetkilendirilmesini ve bunların görev ve yükümlülüklerinin belirlenmesi ile ilgili hususları kapsar.
(2) Bu Tebliğ;
a) Otomotiv mevzuatı kapsamında sistem,aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında fiilen çalışan veya sözleşmeliçalışan teknik sorumluları,
b) Yurt dışından yapılan araç, sistem,aksam veya ayrı teknik ünite tip onayı başvurularını,
kapsamaz.
(3) İkinci fıkrada belirtilen durumlar için, ilgili diğer otomotiv mevzuatında yer alan hükümler uygulanır.
“; “Yetkili teknik sorumlu görevlendirme yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde, “(1) Bu maddenin dördüncü ila altıncı fıkralarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla; imalatçıların veya yurt dışı firmaların yetkili temsilcilerinin (ithalatçı) ulusal araç tip onayı alabilmeleri veya AİTM Yönetmeliği kapsamında münferit araç onayı, seri ve münferit tadilat onayı alabilmeleri için bünyelerinde yetkili teknik sorumlu istihdam etmeleri veya dışarıdan yetkili teknik sorumlu ile sözleşme yaparak görevlendirmeleri zorunludur.
(2) Bir imalatçı veya yurt dışındaki imalatçının yetkili temsilcisi (ithalatçı) veya tadilat yapan firma, 11 inci maddenin birinci fıkrasında bahsedilen yetki kapsamı uygun olan birden fazla yetkili teknik sorumluyu çalıştırabilir veya görev verebilir.
(3) Yetkili teknik sorumlunun görev alacağı firmalarla ilgili hususlar aşağıda belirtilmiştir:
a) Bir takvim yılıiçinde değişik marka ve tiplerde dâhil olmak üzere toplamda 500 adet ve daha fazla motorlu araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmalar ile 1000 adet ve daha fazla motorsuz araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmalar, A sınıfı olarak kabul edilir.
b) Bir takvim yılı içinde değişik marka ve tiplerde dâhil olmak üzere toplamda 76 ila 499 adet arası motorlu araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmalar ile 76 ila 999 adet arası motorsuz araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonrakisafhalarını yapan firmalar, B sınıfı olarak kabul edilir.
c) Bir takvim yılı içinde değişik marka ve tiplerde dâhil olmak üzere toplamda 75 ve daha az sayıda motorlu ve motorsuz araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmalar, C sınıfı olarak kabul edilir.
ç) Firmaların kademe değiştirmelerinde, üst üste üç yıl içinde imal, ithal ve tadil ettiği araç sayısının ortalaması esas alınır.
d) Yeni faaliyete başlayan firmaların, başlangıçta kapasitesine göre sınıfı belirlenir.
e) Mücbir sebeplerden imalat/ithalat/tadilat yaptığı araç sayıları düşen firmaların iki yıl süre ile sınıfı değiştirilmez.
(4) Birinci ve üçüncü fıkra hükümleri çerçevesinde; MARTOY, TORTOY, MOTOY ve AİTM Yönetmeliği kapsamında A sınıfı firmalarda ya da firmanın teknik sorumlu sözleşmesi yaptığı 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında faaliyet gösteren Ar-Ge merkezlerinde yetkili teknik sorumlunun fiilen (tam zamanlı) çalışması zorunludur. Bu durum ulusal tip onayı ile yapılan seri ithalat için de geçerlidir. A sınıfı firmalar yetkili teknik sorumluyu kendileri görevlendirir. AT tip onayı ile yapılan imalat veya ithalatta bu fıkra uygulanmaz.
(5) Birinci ve üçüncü fıkra hükümleri çerçevesinde, bir yetkili teknik sorumlu B sınıfı firmalardan en fazla 6 firma ile sözleşme yapabilir.
(6) Birinci ve üçüncü fıkra hükümleri çerçevesinde, C sınıfı firmalar için münferit imalat, ithalat ve tadilat işlemlerinde yetkili teknik sorumlu sözleşme sınırlaması yoktur. 6 adetten az B sınıfı firma ile sözleşmesi olan bir yetkili teknik sorumlu; münferit imalat, ithalat ve tadilat için de yetkili teknik sorumlu olabilir. 6 adetten az B sınıfı firma ile sözleşmesi olan bir yetkili teknik sorumlu; en fazla beş proje/gün esasına bağlı en fazla 100 adet/ay münferit imalat, ithalat ve tadilat projesi hazırlayabilir.”; “Yetkili teknik sorumluların görev ve yükümlülükleri” başlıklı 6. Maddesinin (j) bendinde, “B ve C sınıfı firmalar ile sözleşmeli çalışması durumunda, aynı gün içinde farklı illerde bu Tebliğ kapsamında işlem yapamaz.”; “Sertifikalandırma ve sorumluluk” başlıklı 11. maddesinde, “(1) Bakanlık veya kurum/kuruluş, sınavda başarı gösteren yetkili teknik sorumlu adaylarının sertifikalandırma işlemlerini yapar ve Ek-1’de yer alan Yetkili Teknik Sorumlu Sertifikasıyla yetkilendirir. 17 nci maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla; her bir çerçeve mevzuat kapsamı için eğitim ve/veya sınav gerçekleştirilir ve yetki sertifikalarının kapsamı MARTOY, TORTOY, MOTOY veya AİTM Yönetmeliği olarak ayrı ayrı belirtilir. AİTM Yönetmeliği kapsamında yapılacak tadilatların belirtilmesi için sertifikada alt sınıflandırma da yapılır. Ayrıca, her yetki sertifikasına bir sicil numarası verilir. Aynı mevzuat kapsamında veya farklı kapsamlarda olmak üzere, birden fazla kurum/kuruluşun görevlendirilmesi durumunda, sicil numarası verilmesi işlemleri Bakanlık ve ilgili kurum/kuruluşlar arasında 16 ncı maddenin beşinci fıkrasında belirtilen elektronik altyapı ile takip edilir. Yetki sertifikalarının geçerlilik süresi üç yıldır.
(2) Bu Tebliğ kapsamında yeni görev alacak teknik elemanlar, geçici 1 inci maddede belirtilen teknik sorumlular ve yetki sertifikasının süresi dolan teknik sorumlular sınava girmek zorundadır. İlk defa teknik sorumlu olacaklar ve geçici 1 inci maddede belirtilen mevcut teknik sorumlular, sınavda başarılı olurlarsa Ek-1’de yer alan yetki sertifikasıyla yetkilendirilir. Bu Tebliğ kapsamında yetki sertifikası almış teknik sorumlular, yetki sertifikasının süresi dolduğunda veya dolmadan önce, yapılacak sınavda başarılı olurlarsa sertifikaları üç yıllığına vize edilir. Başarısız olanların sertifikaları otomatik olarak geçersiz olur.
(3) Teknik elemanlar yapılacak sınavlara eğitim almadan girebilirler. Ancak, bunlardan isteyenler sınava girmeden önce eğitim de alabilirler.
(4) Yetkili teknik sorumlu, herhangi bir sebeple otomotiv mevzuatı kapsamında faaliyetlerini tamamen bırakması halinde on beş iş günü içinde sertifikasının iptali için Bakanlığı ve kurum/kuruluşu bilgilendirir.
“; “Sertifikanın ve imza yetkisinin askıya alınması veya iptali” başlıklı 12. maddesinde, “(1) Bu Tebliğ ve ilgili otomotiv mevzuatı hükümlerine ve gerektirdiği hususlara aykırı hareket ettiği veya usulsüz işlem yaptığı şikâyet üzerine veya piyasa gözetim ve denetim esnasında da dâhil olmak üzere, Bakanlık veya kurum/kuruluş tarafından tespit edilen yetkili teknik sorumlunun yetki sertifikası ve uygunluk belgesini imzalamaya yetkili kişilerin imza yetkisi otuz günlüğüne askıya alınır. Askı süresinde uygunsuzluğunu düzeltmeyenlerin sertifikaları iptal edilir. Yetki sertifikası iki kez iptal edilenler yetkili teknik sorumlu olmak için başvuru yapamazlar.
(2) Yetkili teknik sorumlunun bu Tebliğ kapsamındaki görev ve yükümlülükleri ile ilgili 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204 ila 208 inci maddeleri kapsamında hüküm giymesi durumunda, yetki sertifikası doğrudan iptal edilir ve yetkili teknik sorumlu olmak için tekrar başvuru yapamaz. Yetki sertifikası iptal edilenlerin görevlendirildikleri/çalıştıkları imalatçı/ithalatçı/tadilatçı firmalar yapılan usulsüzlüğün veya aykırılığın giderilmesini sağlamak zorundadır.”; “Geçiş süresi” başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, “(1) Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yapılacak ilk sınavdan 6 ay sonra, yenilenmiş yetki belgesi sahibi olmayan teknik sorumluların belgeleri ve eşdeğer unvana sahip kişilerin yetkileri geçersiz hale gelir.
” düzenlemeleri yer almaktadır.

Dava konusu Tebliğin 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin incelenmesi;
İptali istenilen bentte; otomotiv mevzuatı kapsamında sistem, aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında fiilen çalışan veya sözleşmeli çalışan teknik sorumluların dava konusu Tebliğin kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir.
Dava konusu Tebliğin 2. maddesinin 3. fıkrasında; Tebliğin kapsamı dışında olduğu belirtilen teknik sorumlulara ilişkin olarak ilgili diğer otomotiv mevzuatında yer alan hükümlerin uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiş; 10/04/2010 tarih ve 27548 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçlar ve Bunların Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Üniteleri İle İlgili Tip Onayı Yönetmelikleri ve Teknik Düzenlemelerin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin “Teknik sorumlular ile ilgili uygulama” başlıklı 25. maddesinde ise, sistem, aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında görev yapan teknik sorumluların sertifikalandırılmalarına ve sorumluklarına ilişkin esaslar düzenlenmiştir.
Dava konusu Tebliğin 2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan atıf uyarınca; sistem, aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında görev yapan teknik sorumlulara ilişkin olarak, 10/04/2010 tarih ve 27548 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçlar ve Bunların Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Üniteleri İle İlgili Tip Onayı Yönetmelikleri ve Teknik Düzenlemelerin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğin 25. maddesi uygulama alanı bulacağından, dava konusu Tebliğin sistem, aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında fiilen çalışan veya sözleşmeli çalışan teknik sorumluları kapsamayacağına ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan; araç imalatı veya tadilatında görev yapan teknik sorumlular ile sistem, aksam veya ayrı teknik ünite imalatçılarında görev yapan teknik sorumluların görev alanlarının farklı olması nedeniyle, bu kişilerle ilgili olarak farklı düzenlemeler yapılmasında eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğin 2. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin incelenmesi;
İptali istenilen bentte; yurt dışından yapılan araç, sistem, aksam veya ayrı teknik ünite tip onayı başvurularının dava konusu Tebliğin kapsamı dışında olduğu belirtilmiştir.
26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin “Ulusal uygulama” başlıklı 22. maddesinin 1. fıkrasında, “MARTOY, TORTOY ve MOTOY kapsamında tam, tamamlanmış veya tamamlanmamış ulusal araç tip onayı, Türkiye’de üretimi yapılan araç tipleri için uygulanır. Türkiye’de üretilmeyen bir araç tipi için; söz konusu aracın Türkiye’de piyasaya arz ve tescil edilebilmesi bakımından, MARTOY’un Ek IV’ünün İlave 2’sinin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, AB üyesi ülkelerin onay kuruluşlarından alınmış güncel tip onayı belgesine sahip olması gerekir. İthal araçlara ulusal tip onayı verilmesi ile ilgili diğer otomotiv mevzuatında yer alan hükümler yerine bu madde hükümleri uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan düzenleme uyarınca; Türkiye’de üretim yapan/yapacak yerli/yabancı üreticilerin desteklenerek imalatçılara karşı avantajlı konuma geçmesi amaçlanmış olup, bu çerçevede düzenlemelerin yürürlüğe girdiği 26/12/2016 tarihinden itibaren ülkemize ithal edilen araçlar için ulusal araç tip onayı düzenlenmeyeceği, dolayısıyla ülkemizde piyasaya arz ve tescil edilemeyeceği, bir aracın ülkemize ithal edilip de piyasaya arz edilebilmesinin yalnızca AB üyesi ülkelerin onay kuruluşlarından alınmış güncel tip onay belgesi bulunması haline münhasır olacağı, ayrıca AT (Avrupa Topluluğu) araç tip onayı belgesini haiz araçlar için bu belgeye ilaveten ulusal araç tip onay belgesi düzenlenmesine gerek olmadığı esası benimsenmiş, bu düzenlemelerden önce alınan ulusal araç tip onay belgelerinin geçerliliğinin ise 01/01/2018 tarihinde sona ereceği belirtilmiştir.
Bu durumda, yurt dışında üretilerek ülkemize ithal edilen araç tiplerinin piyasaya arz ve tescil edilebilmesi için Avrupa Birliği üyesi ülkelerin onay kuruluşlarından alınmış güncel tip onayı belgesine sahip olmasının gerekmesi, bu araç tipleri için ulusal araç tip onayı düzenlenmesinin mümkün olmaması ve ulusal tip onayı belgelerinin Türkiye’de üretimi yapılan araçlar için uygulanacak olması nedeniyle dava konusu Tebliğin yurt dışından yapılan araç, sistem, aksam veya ayrı teknik ünite tip onayı başvurularını kapsamayacağına ilişkin düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

Dava konusu Tebliğin 5. maddesinin 3. 4. 5. ve 6. fıkralarının incelenmesi;
İptali istenilen fıkralarda; yetkili teknik sorumluların firmalarda tam zamanlı olarak istihdam edilmesine veya dışarıdan sözleşme yoluyla hizmet alarak görevlendirilmesine, firmaların sınıflandırılmasına, yetkili teknik sorumluların kaç firma ile sözleşme yapabileceklerine ve kaç proje hazırlayabileceklerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Öncelikle, davalı Bakanlığın araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik mevzuatı hazırlayıp uygulamak, araçlara yönelik teknik gereklilik ve denetim esaslarını tespit etmek, araçların söz konusu teknik düzenlemelere uygunluğunu bizzat belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak konularında, dolayısıyla otomotiv sektöründe faaliyette bulunan firmaların, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu denetleyip onaylayacak yetkili teknik sorumlu görevlendirmelerini zorunlu kılma ve kapasitesine/işlem hacmine göre görevlendireceği teknik sorumlunun çalışma koşul/süresini (fiilen/sözleşmeli) belirleme; yetkili teknik sorumlu yönünden de, yükümlülüklerinin can ve mal güvenliği bakımından önemi ve işin yürütümü için ayrılması gereken süre gözetilerek sınıfına göre sözleşme yapabileceği firma sayısı ile hazırlayabileceği proje sayısını belirleme hususunda yetkili olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
2575 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi uyarınca oluşturulan Müşterek Kurul’un 03/02/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareden firmaların kategorilendirilmesi, yetkili teknik sorumluların sözleşme yapabilecekleri firma sayıları ve hazırlayabilecekleri proje sayıları ile ilgili olarak yer verilen kriterlerin sektörel ve teknik gerekçeleri sorularak bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş olup, ara kararına cevaben gönderilen belgelerin incelenmesinden;
Mülga Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen … tarih ve … sayılı İnceleme Raporu’nda; hangi yetkili Makine Mühendisinin hangi firma ile çalıştığı konusunda bir takip mekanizmasının bulunmadığı, bir firmanın kaç yetkili Makine Mühendisi ile çalışabileceği konusunda bir sınırlama olmamasının da takibi zorlaştırdığı belirtilerek yetkili Makine Mühendislerinin hangi firma ile çalıştıkları veya hangi firmanın belgelerini imzaladıkları konusunda bir takip mekanizmasının oluşturulması, gerekirse bir firmanın çalışabileceği yetkili Makine Mühendisi sayısına bir sınırlama getirilmesi, tip onay belgelerine firma adına işlem yapan Makine Mühendisinin yazılması, Makine Mühendisleri Odası ile yapılan protokolün tekrar gözden geçirilmesi, düzenlenen eğitimlerin süresi ve içerikleri anlamında düzenleme yapılması, yetki belgesi verilen Makine Mühendisleri ile ilgili olarak bir takip sisteminin oluşturulması ve Bakanlıkta da bu konuda bir veri tabanı oluşturularak değişikliklerin sürekli izlenmesinin sağlanması, yetki belgesi verilen Makine Mühendisleri ile ilgili denetim mekanizmasının kurularak bu kişilerin yaptıkları iş ve işlemlerle ilgili denetimler yapılması gerektiği değerlendirilerek gerekli işlemlerin başlatılması için konunun Sanayi Genel Müdürlüğüne bildirildiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu Tebliğin yayımlanmasından önceki dönemde gerçekleştirilen teftiş ve piyasa gözetim faaliyetleri sonucunda tespit edilen sorunların ortadan kaldırılması amacıyla ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen görev ve yetki kapsamında kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek yapılan düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin incelenmesi:
Dava konusu Tebliğin 6. maddesinde, yetkili teknik sorumluların görev ve yükümlülükleri sayılmış, maddenin 1. fıkrasının iptali istenen (j) bendinde ise, B ve C sınıfı firmalar ile sözleşmeli olarak çalışan yetkili teknik sorumluların aynı gün içinde farklı illerde Tebliğ kapsamında işlem yapamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Otomotiv mevzuatı çerçevesinde faaliyet gösterecek olan yetkili teknik sorumluların, dava konusu Tebliğin 6. maddesinde belirlenen görev ve yükümlülükleri uyarınca, onay ve uygunluk değerlendirme sürecinin her aşamasını yakından takip etmeleri gerektiği açıktır.
Bu gerekliliğin sağlanabilmesi ve yetkili teknik sorumluların faaliyetlerinin denetlenebilmesi amacıyla, davalı idare tarafından 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen araçların teknik düzenlemelere uygunluğunun belgelendirilmesini sağlamak görevi kapsamında yetkili teknik sorumluların dava konusu Tebliğ kapsamında yapabilecekleri işlemlere yönelik düzenlemeler yapılması mümkündür.
Ancak; günümüz şehir yerleşimleri, ulaşım imkanları, bazı yerleşim yerlerinin bağlı bulundukları ilden ziyade komşu ile yakın olması gibi hususlar düşünüldüğünde; aynı gün içerisinde birden fazla ile ulaşım mümkün olup, yapılacak işin niteliğine göre ayrılması gereken vaktin ayrıca değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, aynı gün içinde ulaşılan farklı illerde dava konusu Tebliğ kapsamında işlem tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu hususlar dikkate alındığında ve dava konusu Tebliğde bir yetkili teknik sorumlunun B sınıfı firmalardan en fazla 6 firma ile sözleşme yapabilmesine, 6 adetten az B sınıfı firma ile sözleşmesi olan bir yetkili teknik sorumlunun en fazla beş proje/gün esasına bağlı en fazla 100 adet/ay münferit imalat, ithalat ve tadilat projesi hazırlayabilmesine imkan tanındığı da göz önünde bulundurulduğunda; dava konusu Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde yer alan, B ve C sınıfı firmalar ile sözleşmeli olarak çalışan yetkili teknik sorumluların aynı gün içinde farklı illerde Tebliğ kapsamında işlem yapamayacağına ilişkin düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.

Dava konusu Tebliğin 11. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının incelenmesi:
İptali istenilen 1. fıkrada, yetkili teknik sorumluların sertifikalandırılmalarına, yetki sertifikalarının kapsamı ile geçerlilik süresine ve yetki sertifikalarına verilecek sicil numaralarına ilişkin düzenlemelere; 2. fıkrada ise, yeni görev alacak teknik elemanlar, geçici 1. maddede belirtilen teknik sorumlular ve yetki sertifikasının süresi dolan teknik sorumluların yetki sertifikası alabilmek için sınava girmek zorunda olduklarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere; araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi için gerekli teknik düzenlemeleri hazırlamak ve uygulamaya koymak, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak davalı idarenin görevleri arasındadır.
Dava konusu Tebliğin 6. maddesinde, yetkili teknik sorumluların görev ve yükümlükleri düzenlenmiş olup, anılan madde uyarınca; imalatın tip onayına uygunluğunu denetlemek, belirlenen uygunsuzluklar ile iyileştirmeleri ve gerekli tedbirleri firma yönetimine ve Onay Kuruluşuna bildirmek, imalatçı tarafından düzenlenen uygunluk belgelerini imzalamak, tip onayına uygun olmayan uygunsuzluk ve iyileştirme raporlarının takibini yapmak, uygunsuzlukların ve düzeltme tedbirlerinin Onay Kuruluşu tarafından izlenebilmesi için üretimin uygunluğu raporlarına aktarılmasını sağlamak veya koordine etmek, tip onayına uygun olmayan üretimler için uygunluk belgelerini hiçbir şekilde imzalamamak ve firmanın üretimin uygunluğu için gerekli tedbirleri alması uyarısında bulunmak, görev alanı kapsamında bulunan mevzuata ve standartlara ilişkin gelişmeleri, uygulama tarihlerini, detaylarını ve benzeri hususları takip etmek yetkili teknik sorumluların görev ve yükümlülükleri arasında yer almaktadır.
Araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesine ilişkin olarak önemli görev ve yükümlülükleri olan yetkili teknik sorumluların, bu görev ve yükümlülüklerini mevzuata uygun olarak yerine getirebilmeleri için güncel mevzuat ve otomotiv teknolojisine hakim olmaları gerektiği muhakkaktır.
Bu gereklilik karşısında; teknik sorumluların sertifika alabilmeleri için sınava tabi tutulmaları, yetki sertifikalarının geçerlilik süresinin üç yıl olarak belirlenmesi, süresi dolan teknik sorumluların süre bitiminde, mevcut teknik sorumluların da Tebliğin Geçici 1. maddesinde öngörülen geçiş süreci sonunda sınava girmek zorunda olmaları, sınavda başarısız olanların sertifikalarının geçersiz olması yönündeki iptali istenilen düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim; 27/04/2003 tarih ve 25091 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve dava konusu Tebliğin yayımlanmasından önceki dönemde araç projelendirme mühendis yetki belgesi verilmesi konusunda uygulanan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Makina Mühendisleri Odası Araç Projelendirme Mühendis Yetki Belgesi Yönetmeliği’nin 6. maddesinde de, mühendis belgelerinin geçerlilik süresinin her yıl onaylanmak kaydıyla alındığı tarihten itibaren 5 yıl olduğu, belgelerin yıllık onaylarında belgenin geçerliliğini sürdürebilmesi için belge sahibinin Araç Projelendirme Belgelendirme Kurulu tarafından belirlenen meslek içi eğitimleri tamamlamak zorunda olduğu, gerekli meslek içi eğitimi tamamlayamayan belge sahibinin belgesinin bu koşulu sağlayıncaya kadar geçerliliğini yitireceği düzenlemelerine yer verilmiş, Oda tarafından merkezi düzeyde açılan eğitim kursları ile sınavlara katılmak ve başarılı olmak Araç Projelendirme Mühendis Yetki Belgesi verme koşulları olarak sayılmıştır.
Öte yandan; MARTOY, TORTOY, MOTOY ile Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin farklı araçlar ve/veya farklı işlemlere ilişkin olmaları nedeniyle; yetkili teknik sorumluların anılan Yönetmelikler kapsamında faaliyet gösterebilmeleri için her bir Yönetmelik yönünden ayrı yetki sertifikası almaları, araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesi amacına uygun olduğundan, dava konusu Tebliğin 11. maddesinin 1. fıkrasında bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğin 12. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi:
İptali istenilen fıkrada; yetkili teknik sorumluların yetki sertifikasının ve uygunluk belgesini imzalamaya yetkili kişilerin imza yetkisinin askıya alınmasına ve iptaline ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
İdarenin düzenleme yetkisi ikincil nitelikte olup Anayasa’ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin, yine Kanunda belirtildiği gibi kullanılması zorunludur.
Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen üst norm hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin, dava konusu Tebliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 7. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde; davalı idareye, sanayi ürünlerine ilişkin teknik düzenlemeler kapsamında yetkilendirilecek onaylanmış ve uygunluk değerlendirme kuruluşları ile teknik hizmet kuruluşlarının görevlendirilmesini geçici olarak durdurma veya iptal etme görevi verilmiş olmakla birlikte, anılan maddede davalı idareye otomotiv mevzuatı kapsamında yetkilendirilmiş mühendislerin/teknik sorumluların yetki sertifikaları ile imza yetkilerinin askıya alınmasına, iptal edilmesine veya bu konuda düzenleme yapılabilmesine ilişkin bir görev verilmemiştir.
Bu hususun, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak görevi kapsamında olduğunun kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda; dava konusu Tebliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında, dayanağı 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile davalı idareye verilmeyen bir yetkinin ilk elden düzenlendiği görülmekle, yetkili teknik sorumlu olarak görev yapan kişilerin bir daha bu görevi yapamamaları sonucunu doğuracak yaptırımların daha üst bir normda düzenlenmeden doğrudan tebliğde düzenlenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmış olup, dava konusu Tebliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğin Geçici 1. maddesinin incelenmesi;
İptali istenilen maddede; dava konusu Tebliğin yayımından önce yetki belgesine sahip olan teknik sorumluların yetki belgelerinin geçerlilik sürelerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğin yayımı tarihinden altı ay sonra yürürlüğe gireceği ve bu tarihten itibaren yapılacak ilk sınavdan altı ay sonra mevcut yetki belgelerinin geçersiz hale geleceği; sonuç olarak bir yılı aşkın bir geçiş sürecinin öngörüldüğü anlaşıldığından, yukarıda da izah edildiği üzere, dava konusu Tebliğin yayımlanmasından önce uygulanan mevzuata göre yetki belgelerinin her yıl yeniden vize edilmek suretiyle kullanıldığı da göz önüne alındığında, iptali istenen maddede bu yönüyle hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan; dava konusu Tebliğin yayımından önce yetki belgesine sahip olan teknik sorumluların, araçların karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uygun üretilmesine ilişkin görev ve yükümlülüklerini mevzuata uygun olarak yerine getirebilmeleri için güncel mevzuat ve otomotiv teknolojisine hakim olmalarını sağlamak amacıyla, diğer teknik sorumlular gibi sınava tabi tutulmaları ve sınavda başarılı olmaları durumunda sertifikalandırılmaları gerekmekte olup, iptali istenen maddede bu yönüyle de hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin (SGM-2016/22) 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin ve 12. maddesinin 1. fıkrasının İPTALİNE oy çokluğuyla,
2. 26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yetkili Teknik Sorumluların Görev, Yükümlülük ve Sertifikalandırılmasına Dair Tebliğin (SGM-2016/22) 2. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 5. maddesinin 3. fıkrasının (ç), (d) ve (e) bentleri ile 4. fıkrası, 11. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile Geçici 1. maddesi yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle; 5. maddenin 3. fıkrasının (a), (b), (c) bentleri ile 5. ve 6. fıkraları yönünden oy çokluğuyla,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 2/3’ü olan … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/3’ü olan … TL’nin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, … TL vekâlet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/11/2021 tarihinde karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Dava konusu Tebliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında, bir takvim yılı içinde değişik marka ve tiplerde dâhil olmak üzere toplamda 500 adet ve daha fazla motorlu araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmalar ile 1000 adet ve daha fazla motorsuz araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmaların A sınıfı olarak, 76 ila 499 adet arası motorlu araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmalar ile 76 ila 999 adet arası motorsuz araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmaların B sınıfı olarak, toplamda 75 ve daha az sayıda motorlu ve motorsuz araç imal, ithal, tadil eden ve çok aşamalı imalatın ikinci veya daha sonraki safhalarını yapan firmaların C sınıfı olarak kabul edileceği; 5. fıkrasında, bir yetkili teknik sorumlunun B sınıfı firmalardan en fazla 6 firma ile sözleşme yapabileceği; 6. fıkrasında ise, 6 adetten az B sınıfı firma ile sözleşmesi olan bir yetkili teknik sorumlunun; en fazla beş proje/gün esasına bağlı en fazla 100 adet/ay münferit imalat, ithalat ve tadilat projesi hazırlayabileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Davalı idarenin 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak görevi kapsamında sektörle ilgili düzenlemeler yapabileceği muhakkak olmakla birlikte, bu düzenleme yetkisinin objektif kriterlere dayanılarak, keyfilikten uzak şekilde kullanılması gerekmektedir.
Dava konusu Tebliğin 5. maddesinin 3. fıkrasında firmaların kategorilendirilmesine esas alınan sayılar ile 5. ve 6. fıkrada yer alan yetkili teknik sorumluların sözleşme yapabilecekleri firma ve hazırlayabilecekleri proje sayılarının hangi kriterlere göre belirlendiğine yönelik olarak davalı idarece herhangi bir bilgi belge sunulmadığı, bir başka deyişle bu belirlemelerin herhangi bir bilimsel çalışmaya, sektörel veya teknik bir ihtiyaca binaen yapıldığının ortaya konulamadığı, bu nedenle dava konusu Tebliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (a), (b), (c) bentleri ile 5. ve 6. fıkralarında hukuka uyarlık bulunmadığı ve iptal edilmeleri gerektiği sonucuna vardığımızdan, Müşterek Kurul kararına anılan düzenlemeler yönünden katılmıyoruz.

(XX)-KARŞI OY :
635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi uyarınca araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu belgelendirmek veya belgelendirilmesini sağlamak davalı idarenin görevlerindendir.
26/10/2016 tarih ve 29869 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca da, davalı idare her türlü alt düzenleyici işlemi yapmaya yetkilidir.
Dava konusu Tebliğin “Yetkili teknik sorumluların görev ve yükümlülükleri” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde, bir yetkili teknik sorumlunun B ve C sınıfı firmalar ile sözleşmeli çalışması durumunda, aynı gün içinde farklı illerde bu Tebliğ kapsamında işlem yapamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğin 6. maddesinde belirlenen görev ve yükümlülükleri uyarınca, otomotiv mevzuatı çerçevesinde faaliyet gösterecek olan yetkili teknik sorumluların onay ve uygunluk değerlendirme sürecinin her aşamasını yakından takip etmeleri gerekmekte olup, bu gerekliliğin sağlanması amacıyla yapılan bir yetkili teknik sorumlunun aynı gün içinde farklı illerde işlem yapamaması yönündeki düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğin “Sertifikanın ve imza yetkisinin askıya alınması veya iptali” başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında ise, Tebliğ ve ilgili otomotiv mevzuatı hükümlerine ve gerektirdiği hususlara aykırı hareket ettiği veya usulsüz işlem yaptığı şikâyet üzerine veya piyasa gözetim ve denetim esnasında da dâhil olmak üzere, Bakanlık veya kurum/kuruluş tarafından tespit edilen yetkili teknik sorumlunun yetki sertifikasının ve uygunluk belgesini imzalamaya yetkili kişilerin imza yetkisinin otuz günlüğüne askıya alınacağı, askı süresinde uygunsuzluğunu düzeltmeyenlerin sertifikalarının iptal edileceği, yetki sertifikası iki kez iptal edilenlerin yetkili teknik sorumlu olmak için başvuru yapamayacakları düzenlemesine yer verilmiştir.
Tebliğ ve ilgili otomotiv mevzuatı hükümlerine ve gerektirdiği hususlara aykırı hareket eden, usulsüz işlem yaptığı tespit edilen yetkili teknik sorumlulara uygulanacak yaptırımların belirlenmesi, davalı idarenin 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen görevleri arasında olup, Araçların İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca bu yaptırımların Tebliğde düzenlenmesinde hukuken bir sakınca bulunmamaktadır.
Esasen, araçların teknik düzenlemelere uygunluğunu denetleyip onaylayacak yetkili teknik sorumluların belgelendirilmesi için aranacak kriterleri belirlemek ve bu kişileri belgelendirmekle görevli kılınan idarenin, aranan kriterleri taşımadığını tespit etmesi halinde yetkili teknik sorumlular hakkında -görevlerinin önemi de gözetilerek- gerekli yaptırımı uygulaması, idareye 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile verilen görevin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmakta olup, bu husus yetkide paralelliğin de doğal sonucudur.
Bu durumda; davalı idarenin mevzuatta belirlenen görev ve yetkilerine dayanılarak hazırlanan dava konusu Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinde ve 12. maddesinin 1. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmadığı ve bu düzenlemeler yönünden de davanın reddi gerektiği oyuyla Müşterek Kurul kararına bu maddeler yönünden katılmıyorum.