Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2016/921 E. , 2021/5655 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/921
Karar No : 2021/5655
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davalı idarece manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 19/04/2011 tarihinde Van ili, … Caddesinde bulunan … Bankasına ait şubede işlem yaptıktan sonra, cadde üzerinde yasa dışı gösteri düzenleyen bir gruba yönelik olarak güvenlik güçleri tarafından yapılan müdahale kapsamında atılan bir gaz bombasının kafasına isabet etmesi neticesinde yaralandığından bahisle kalıcı iş gücü kaybı yaşadığı ileri sürülerek, 15.000,00.TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; olayın yaşandığı 19/04/2011 tarihinde davacının tedavi gördüğü hastanede polislerce hazırlanan tutanağa göre, davacının … Caddesi üzerinde … Bank önünde ne olduğunu bilmediği bir cismin kafasına isabet ettiği, davacının özel Medisina Hastanesi Beyin Cerrahi servisine kaldırıldığı ve kafasına pansuman yapıldığı, dosya kapsamında olayın yaşandığı yerde emniyet güçlerinin gazlı müdahalede bulunmadığı sabit olmakla birlikte, davacının kafasına isabet eden cismin emniyet güçlerinin göstericilere müdahalesi esnasında geldiği, dolayısıyla insanların sürekli kullanımına açık bulunan bir alanda tehlikeli bir cismin davacıyı yaralamasının, davalı idarece yürütülen güvenlik hizmetinin kötü işletilmesi nedeniyle hizmet kusuru sonucunda gerçekleştiği, bu nedenle davacının yaralanması sonucunda kalıcı iş gücü kaybı oluşup oluşmadığının ve varsa oranının tespiti amacıyla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerine bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda, davacının çalışma gücü kaybının oluşmadığı belirtildiğinden maddi zararının oluşmadığı; manevi tazminat isteminin ise, olayın oluş şekli ile olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırap karşılığında manevi zararın sebepsiz zenginleşmeye yol açılmayacak şekilde karşılanması gerektiği gerekçesiyle kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmı ile maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacının kafasına yabancı cisim isabet etmesi sonucu yaralanmasının polis müdahalesi sebebiyle oluşmadığı, bu husus İdare Mahkemesince de sabit görülmesine rağmen, yaralanma olayında hizmet kusuru bulunduğu yolundaki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğu belirtilerek İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 04/10/2021 tarihli ara kararı cevabının geldiği görülerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Van ilinde ikamet eden davacının, 19/04/2011 tarihinde şehir merkezine çarşıya gittiği, saat 11.15’te … Caddesinde bulunan … Bank isimli banka şubesinde bankacılık işlemi yaptığı, caddeye çıktığında kendisine yaklaşık 300 metre uzaklıkta bulunan bir grubun eylem yaptığını gördüğü, kolluk görevlilerinin eylemci grubu tazyikli su ve gaz bombasıyla dağıtmaya çalıştığı sırada kafasına gaz kapsülü isabet ettiği ve yaralandığı, olay yerinde bulunan kişilerce Özel Medisina Hastanesine götürüldüğü ve tedavi gördüğü, kafasında kırık oluştuğu için kalıcı iş gücü kaybına uğradığı, yaralanmasının kolluk görevlilerinin eylemi sebebiyle oluştuğu ve idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 16/05/2011 tarihli dilekçe ile davalı idareden tazminat talebinde bulunduğu, talebinin 20/07/2011 tebliğ tarihli işlemle reddi üzerine bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin hukuki sorumluluğu kural olarak kusur veya kusursuz sorumluluk esaslarına dayanmakla birlikte; istisnai olarak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.
Temelde Devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçlayan terör eylemlerinin, zarar gören kişilere karşı kişisel husumetten ileri gelmediği bilinmektedir. Terör eylemlerine hedef olan kişiler kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, toplumun bir bireyi olarak zarar görmektedirler. Devleti ve toplumu hedef alan fiillerden doğan zararın mağdur kişinin üzerinde bırakılması, hak ve nesafet kurallarıyla bağdaşmaz. Ortaya çıkan zararın paylaştırılması, toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında fedakarlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir. Kişilerin uğradığı zararlar, ister terör örgütlerinin eylemlerinden, ister terörle mücadele sırasında Devletçe alınan tedbirlerden kaynaklanmış olsun, zararların sosyal risk ilkesi uyarınca karşılanması, Devlete olan güveni pekiştirecek, vatandaş-Devlet kaynaşmasını artıracak, terörle mücadeleye ve toplumsal barışa önemli katkıda bulunacaktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının yaralanması sonucu götürüldüğü Özel Medisina Hastanesince düzenlenen Epikriz Raporuna göre; 19/04/2011 tarihinde, başına yabancı cisim gelmesi ve alın kısmında yara olması şikayetiyle başvuran hastanın (davacının) kafa travması geçirdiği, frontal sinüs ön duvarı ve arka duvarında kırık tespit edildiği, hastaneye yatışı yapılarak tedavisi tamamlanan hastanın 25/04/2011 tarihinde taburcu edildiği bilgilerine yer verilmiştir.
Davacının yaşadığı yaralanma sonucu kalıcı yahut geçici bir iş göremezlik hali olup olmadığının tespiti amacıyla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca hazırlanan … tarih ve … sayılı raporun sonuç kısmında; 19/04/2011 tarihinde meydana gelen olayda davacının kafasına çarpan cismin vücudunda acı veren bir yaralanmaya neden olduğu, psikiyatrik sekel mahiyetinde bir arıza tarif ve tespit edilemediği, yaralanmanın uzuv kaybına neden olmadığı, duyularından ya da organlarından birinin işlevinin zayıflamasına veya yitirilmesine neden olmadığı, fonksiyonel ve anatomik bir araza rastlanmadığı için vücut genel çalışma gücünden kaybetmediği, 2 (iki) hafta süreyle iş göremezlik halinde kaldığı kanaati bildirilmiştir.
Yaralanma olayının yaşandığı 19/04/2011 tarihinde saat 22.00’da kolluk görevlilerince tanzim edilen olay tutanağına göre, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) organizesinde, Diyarbakır’da görülen KCK ana davasını ve BDP tarafından desteklendiği bildirilen milletvekilleri adaylarının Yüksek Seçim Kurulu tarafından aday olmalarının kabul edilmemesini protesto etmek amacıyla, PKK ve terör örgütü lideri lehine sloganlar atılarak yürüyüş gerçekleştirildiği, 10.45 sularında toplanan kalabalığın … Caddesine geldiği, gösterici grubun burada bulunan polis araçları, kamu kurum ve kuruluşlarına ait binalar ve bankalara taş, sopa ve molotof kokteyl ile saldırıda bulunduğu, saldırının önlenmesi adına polis tarafından eylemcilere gaz ve tazyikli su ile müdahale edildiği, yaşanan ve gün içerisinde devam eden olaylara karıştığı tespit edilen 102 kişi hakkında gözaltı işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizce verilen 04/10/2021 tarihli ara kararıyla, davacının olay günü … Caddesi üzerinde yer alan … Bank şubesinde bankacılık işlemi yaptırdığını gösterir bilgi ve belgelerin davacı tarafından dosyaya sunulması istenilmiş olup; ara kararına cevaben gönderilen 05/11/2021 tarihli dilekçede; banka işlem dekontunun, olayla ilgili müşteki sıfatıyla taraf bulunduğu ceza yargılaması dosyasında yer aldığı, dosyanın Yargıtay’da temyiz aşamasında olduğu, ayrıca olay tarihinde işlem yaptığı banka şubesinin kapandığı, ara kararıyla verilen süre içerisinde bilgi ve belge elde edilemediği belirtilerek, sorulan hususun, Dairemizce dosyaya getirtilmesine karar verilmesi yahut kendilerine ek süre verilmesi isteminde bulunulmuştur.
Bu doğrultuda; UYAP üzerinden yapılan incelemede, davacının 19/04/2011 tarihinde Van ilinde yaşanan terör olaylarına karışan kişilerle ilgili olarak yürütülen kovuşturma dosyasında müşteki sıfatıyla yer aldığı; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla yargılanan 8 sanık hakkında mahkumiyet kararı verdiği, dosyanın Yargıtay … Dairesinin E:… sayılı esasında derdest olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamından; davacının 19/04/2011 tarihinde başına isabet eden yabancı cismin niteliğine – taş vb. – dair yeterli veri olmadığı da gözetildiğinde, olayın kolluk görevlilerince atılan gaz fişeği nedeniyle yahut kolluk kuvvetlerinin il merkezinde yaşanan terör olaylarını bastırmakta yetersiz kalması sebebiyle meydana geldiği ortaya konulamadığından, davalı idarenin kolluk hizmetini kusurlu olarak yerine getirdiği sonucuna varmanın olanaklı olmadığı; ancak, davacının yaralandığı saat dilimi içerisinde bulunduğu … Caddesinde olay tutanağına göre terör eylemlerinin devam ettiği, davacının bu sırada yaralandığı ve olaylara karışanlar hakkında yürütülen ceza yargılaması dosyasında da müşteki sıfatıyla yargılamaya dahil olduğu göz önüne alındığında, davacıda meydana gelen zararın, yukarıda aktarıldığı üzere, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmaksızın sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Davacının yaşanan olayla ilgili olarak beden ve iş gücü kaybının bulunmadığı, ayrıca oluştuğunu ileri sürdüğü maddi zararına ilişkin de dava dosyasına bilgi veya belge sunmadığı anlaşıldığından, davacının kafasında oluşan kırık nedeniyle yaklaşık bir hafta yatarak tedavi gördüğü olayda oluşan manevi zararlarının sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanması gerekmektedir.
Bu durumda; İdare Mahkemesi kararının temyize konu manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmı sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunmaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davacının maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kabule ilişkin kısmının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.