Danıştay Kararı 10. Daire 2017/1744 E. 2021/5931 K. 29.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/1744 E.  ,  2021/5931 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/1744
Karar No : 2021/5931

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Şırnak ili, Uludere ilçesi, … mevkiinde bulunan tarlasının ve ürünlerinin davalı idarece yürütülen yol yapım çalışması sonucu oluşan heyelan nedeniyle zarar görmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek 40.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, davalı kurumca yapılan karayolu çalışması sırasında yeterli zemin etüt çalışmalarının yapılmaması ve buna bağlı olarak da gerekli önlemlerin (basamaklandırma, topuğun desteklenmesi, istinat duvarı, zemin güçlendirme ve koruyucu önlemler) alınmaması sonucu karayolundan itibaren dava konusu parseli ve aradaki diğer parselleri de kapsayan bir heyelanın oluştuğu, bunun sonucunda toprak ve tarımsal ürünlerde zararın meydana geldiği, heyelana maruz kalan davacı taşınmazının 500 m²’lik kısmındaki üzüm bağlarından 2013-2014 yıllarında herhangi bir ürün alınamaması nedeniyle zararın oluştuğu, 2013 yılında taşınmazda uğranılan toplam zararın 2.633,25 TL, 2014 yılında uğranılan toplam zararın ise 299,00 TL olduğunun belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak davacının 40.000,00 TL maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 2.932,25 TL’nin idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
1) Davacı tarafından; dava konusu edilen tazminat tutarının sadece tarla üzerinde yer alan ürün ve ağaçlara ilişkin olmayıp tarlanın zemininde oluşan yani tarlanın eski hale getirilmesine ilişkin bedelin de tazminata konu olduğu, Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunun ürün kaybına ilişkin olduğu, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hukuka aykırı olduğu ve aleyhlerine olan kısmının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2) Davalı İdare tarafından; dava konusu olayda idarelerince gereken önlemlerin alındığı halde zemin yapısı nedeniyle heyelan meydana geldiği, heyelanın doğal afet niteliğinde bir olay olup zarar ile idari faaliyet arasında illiyet bağını kestiği, dava konusu olayda idarelerinin sorumluluğu bulunmadığı ve kararın idarenin aleyhindeki kısmın temyizen incelenerek bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, Şırnak ili, Uludere ilçesi, … mevkiinde bulunan tarlasının ve ürünlerinin davalı idarece yürütülen yol yapım çalışması sonucu oluşan heyelan nedeniyle zarar görmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek 40.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesiyle “bilirkişi” konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266. maddesinde, “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.” kuralı yer almaktadır.
Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 282. maddesinde “Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.” hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenlemenin bulunmadığı da açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince 18/12/2014 tarihinde mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 09/01/2015 tarihli bilirkişi raporunda; davalı kurumca yapılan karayolu çalışması sırasında yeterli zemin etüt çalışmalarının yapılmaması ve buna bağlı olarak da gerekli önlemlerin (basamaklandırma, topuğun desteklenmesi, istinat duvarı, zemin güçlendirme ve koruyucu önlemler) alınmaması sonucu karayolundan itibaren dava konusu parseli ve aradaki diğer parselleri de kapsayan bir heyelanın oluştuğu, bunun sonucunda toprak ve tarımsal ürünlerde zararın meydana geldiği, heyelana maruz kalan davacının taşınmazının 500 m²’lik kısmındaki üzüm bağlarından 2013-2014 yıllarında herhangi bir ürün alınamaması nedeniyle zararın oluştuğu, verimin 300 kg /da alınacağı; yapılan hesaplama sonucu 2013 yılı üzüm bağı zararının 166,25 TL, 2014 yılı üzüm bağı zararının 299.00 TL olduğu, diğer taraftan, 2013 yılında 500 m²’lik alanda meydana gelen heyelan nedeniyle %100 zarar gören / kuruyan yabani armut, antep fıstığı (yapılan araştırmalar sonrasında maktuen değerlendirilecektir) ve üzüm bağlarının değer hesabı sonucu yapılan hesaplamada davacı zararının 2.467,00 TL olarak tespit edildiği, netice itibarıyla; 2013 yılında taşınmazda uğranılan toplam zarar: 2467+166,25 = 2.633,25 TL, 2014 yılında taşınmazda uğranılan toplam zarar ın ise 299,00 TL olarak hesaplandığı, sonuç olarak; davalı idare tarafından yapılan yol çalışması nedeniyle davacıya ait taşınmazın 2325 m²’sinin heyelana maruz kaldığı, bu nedenle taşınmazda yer alan tarımsal ürünlerin zarar gördüğü, 2013 yılında taşınmazda uğranılan toplam zararın 2.633,25 TL, 2014 yılında uğranılan toplam zararın ise 299,00 TL olduğunun belirlenmiştir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden davacının ileri sürdüğü tazminat isteminin Şırnak ili, Uludere ilçesi, … mevkiinde bulunan tarlasının ve ürünlerinin davalı idarece yürütülen yol yapım çalışması sonucu oluşan heyelan nedeniyle zarar görmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporunda, davalı idarenin hizmet kusuru ortaya koyulmakla birlikte zarar gören ürün bedeli konusunda hesaplama yapılırken eski hale getirme amacıyla yapılacak masraflara ilişkin olarak herhangi bir hesaplama yapılmamış olup bu yönüyle eksik inceleme ve araştırma neticesinde hatalı olarak düzenlendiği anlaşılan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle verilen temyize konu idare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
3. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.