Danıştay Kararı 10. Daire 2021/6127 E. 2021/5633 K. 18.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/6127 E.  ,  2021/5633 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6127
Karar No : 2021/5633

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …Bakanlığı / …
VEKİLİ : … 2- …Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN_KONUSU : İstanbul ili, Beşiktaş ilçesinde bulunan …isimli gece kulübünde 01/01/2017 tarihinde meydana gelen silahlı saldırıda, davacıların ikiz çocukları …ile …’un hayatlarını kaybetmeleri nedeniyle terör saldırısının meydana gelmesinde davalı idarelerin kusurları bulunduğundan bahisle, her bir çocuk için 500.000,00 TL (anne ve baba için ayrı ayrı 250.000,00 TL) olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir çocuk için 1.000,00 TL (anne ve baba için ayrı ayrı 250,00 TL) maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; davacıların, 01/01/2017 tarihinde meydana gelen terör saldırısında vefat eden her bir çocuğu için; 5233 sayılı Kanun ve anılan Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak 20/10/2004 tarih ve 25619 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesi uyarınca hesaplanan toplam 67.240,60 TL’nin davacılara ödenmesi gerektiği, ancak davacıların dava dilekçesinde toplam 1.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği, taleple bağlı kalınarak, davacıların 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın Zarar Tespit Komisyonuna başvuru tarihi olan 28/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı idarelere başvuru tarihi olan 18/04/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte hesaplanarak davacılara ödenmesine, manevi tazminat istemlerinin fazlaya ilişkin kısmının reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesince; istinaf başvurularının kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine ilişkin kararın Dairemizin 03/11/2020 tarih ve E:2019/5913, K:2020/4452 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, maddi tazminat istemine ilişkin kısım yönünden, 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde de açıklandığı üzere anılan Kanun’un yürürlüğünden sonra meydana gelen ve idarenin kusur ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı terör olaylarında da anılan Kanun’un uygulanacağı ve 5233 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin, ”Yaralanma engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler” başlıklı 21. maddesinde anılan hallerde maddi zararların nasıl hesaplanıp karşılanacağının özel olarak düzenlendiği, bu nedenle maddi zarar talebinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, Anayasa Mahkemesince de; idare, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk hallerinde meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olurken, sosyal risk ilkesinde sulh yoluyla ödenecek tazminat miktarının yasa koyucu tarafından yasayla belirlenmesinin Anayasa’da güvence altına alınan sorumluluk hukukunun temel ilkelerine aykırılık oluşturmayacağı değerlendirilerek davacıların talebi ile bağlı kalınarak, kararın 1.000,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı, bununla birlikte; tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralına ilişkin Danıştay içtihatlarının, hak arama özgürlüğünün kullanımına ve adil yargılama hakkına engel oluşturduğu ileri sürülerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurulması üzerine adı geçen Mahkemece ülkemiz aleyhine ihlal kararları verildiği gözetilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda, 6459 sayılı Kanun ile değişiklik yapıldığı, yapılan değişiklikle tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus artırılabilmesine olanak tanındığı, buna göre, yargılama aşamasında miktar artırım talebinde bulunmayan davacı lehine dava dilekçesinde gösterilen miktarı aşar nitelikte tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan, davacıların genel hükümlere göre tam yargı davası açmalarının, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki haklarından vazgeçmeleri anlamına gelmediği nazara alındığında, zarar tespit komisyonu tarafından teklif edilen tutardan iş bu davada hükmedilen 1.000,00 TL’nin mahsubu sonucu kalan kısmın davalı idarelerce davacılara istemleri halinde ödenebileceği, manevi tazminat istemine ilişkin kısım yönünden, bakılan uyuşmazlıkta meydana gelen terör olayında ikiz çocuklarını kaybeden davacıların elem ve acı duyması nedeniyle oluşan manevi zararının sosyal risk ilkesi gereği tazmini gerekmekle birlikte İdare Mahkemesi kararında hükmedilen, anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın, hakkaniyet gereği aynı nitelikteki olaylar sebebiyle takdir edilen miktarlar dikkate alındığında yetersiz olduğu gerekçesiyle davalılar istinaf başvurularının reddine, davacılar istinaf başvurularının kısmen kabulüne kısmen reddine, İdare Mahkemesince müteveffanın anne ve babası için hükmedilen ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın yeniden takdiri suretiyle her bir davacı için ayrı ayrı 60.000,00 TL manevi tazminatın (toplam 120.000,00 TL) idareye başvuru tarihi olan 18/04/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte yarı yarıya davalılarca davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya dair maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminat yönünden gerçek zararın hesaplatılarak ödenmesi gerektiği, aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alınmadığı, manevi tazminat yönünden ise hükmedilen meblağın, iki çocuğunu da terör saldırısında kaybeden davacıların olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeye yönelik amaca aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi zararların karşılanamayacağı, ayrıca hükmedilen miktarların çok fazla olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İstanbul Valiliği tarafından, 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi zararların ödenmesinin mümkün olmadığı, idareye atfedilecek bir kusur bulunmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden davalı İçişleri Bakanlığı’nın yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/11/2021 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.