Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/66 E. , 2021/5983 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/66
Karar No : 2021/5983
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlğı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli olan davacı tarafından, Ziraat Bankası Kızılay/Ankara şubesindeki hesabına yatmakta olan emekli aylığının Vakıfbank, Şişli, İstanbul şubesindeki hesabına yatırılması istemiyle 17/06/2015 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; davalı idare ile … A.Ş. arasında 04/03/2015 tarihinde Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolünün imzalandığı, protokolün davacı açısından da sonuç doğurucu nitelikte olduğu, söz konusu protokol uyarınca da maaş karşılığında kredi kullanılması durumunda, bu kredi tamamen tahsil ve tasfiye edilene kadar maaşlarının başka bankalara aktarılamayacağı, ayrıca davacının … Bankası Girne şubesi ile 25/07/2013 tarihinde imzaladığı kredi sözleşmesinde bu yönde taahhütte bulunduğu görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkemenin dayanak olarak gösterdiği mevzuatın kanun niteliğinde olmadığı, hukuki dayanaktan yoksun olan protokol esas alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, söz konusu protokolün İcra ve İflas Kanunu’na aykırı olarak düzenlendiği, protokol hükümleriyle mülkiyet hakkının kısıtlandığı, 3. kişi aleyhine düzenlenen protokol hükümlerinin kendisi açısından bağlayıcı olamayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Görülmekte olan dava dosyası Danıştay Onikinci Dairesinin 08/12/2020 tarih ve E:2018/5956, K:2020/4058 sayılı gönderme kararı ile Dairemize gönderilmiş ise de, Danıştay dava daireleri arasında iş bölümünün belirlenmesine yönelik olan ve 19/12/2020 tarih ve 31339 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı kararında; “kamu görevlileri emeklilik mevzuatından” kaynaklanan davaları ve temyiz başvurularını çözümlemenin Danıştay Onikinci Dairesinin görevinde olduğu kurala bağlanmış olup, emeklilik mevzuatından kaynaklanan davanın görüm ve çözümünün anılan Başkanlık Kurulu kararı uyarınca Danıştay Onikinci Dairesinin görevinde olduğu sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, UYAP üzerinden yapılan incelemede, kapatılan ve konuları Danıştay Onikinci Dairesi’ne devredilen Danıştay Onbirinci Dairesi’nce E:2014/4933 sayılı dosyasında benzer bir uyuşmazlık hakkında karar verildiği görülmektedir.
Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümünde görevli dairenin belirlenmesi için dava dosyasının Danıştay Başkanlar Kurulu’na gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Emekli aylığını … Bankası, Kızılay, Ankara şubesinden alan davacı, … Bankası Girne şubesi ile 25.07.2013 tarihinde bireysel kredi sözleşmesi imzalamış, bu sözleşmeye ek taahhütname ile “T.C. Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen maaşıma karşılık … Bankası A.Ş.’den asaleten kullanmış olduğum bireysel kredi sözleşmesine istinaden kredi borcumun emekli maaş hesabımdan tarafıma ihbarda bulunulmaksızın tahsil edilmesine muvafakat ettiğimi, … söz konusu kredi borcum Banka tarafından tamamen tahsil ve tasfiye edilinceye ve kredi borcumun tamamen tahsil ve tasfiye edildiği Banka tarafından ilgili kurumlara bildirilinceye kadar emekli maaş hesabımı başka bir bankaya nakletmeyeceğimi … kayıtsız, şartsız kabul, beyan ve taahhüt ederim.” şeklinde taahhütte bulunmuş, adı geçen banka tarafından bu sözleşmeden kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla davacının Kızılay, Ankara şubesinde bulunan emekli aylığı hesabına bloke konulmuştur.
Öte yandan, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ile yine … A.Ş. arasında 04/03/2015 tarihinde imzalanan protokolle, davalı Kurum tarafından yapılacak gelir/aylık ödemelerinin adı geçen Banka aracılığıyla muhataplarına ödenmesi kararlaştırılmış, bu kapsamda prorokolün 21. maddesinde, “Kurumdan gelir/aylık alanların Bankadan aldıkları maaş karşılığında Bankadan kredi (kredili mevduat ve maaş avans kredisi hesabı olup ancak kullandırım yapılmamış olanlar ile kredi kartı hariç) kullanmaları durumunda Kurum, söz konusu kredi tamamen tahsil ve tasfiye edilinceye kadar gelirin/aylığın başka bir banka, finans kurumu ve PTT’ye aktarılmamasını (Bankanın şubeleri hariç) sağlayacaktır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacının, emekli aylığının …, …, İSTANBUL şubesine yatırılması istemiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında yaptığı başvurunun, davalı Kurum ile … A.Ş. arasında imzalanan yukarıda aktarılan protokol hükmü gerekçe gösterilerek 17/06/2015 tarihli işlem ile reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlemin tesis edildiği ve işlemin dayanağı olarak gösterilen protokolün imzalandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun 18. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, tahsilat ve ödemelerin hızlı, güvenli ve düşük maliyetle yapılması hususunda banka ve diğer finansal kuruluşlarla protokol yapmak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Aktüerya ve Fon Yönetimi Daire Başkanlığının görevleri arasında sayılmıştır. Anılan düzenleme, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmış ise de; 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 419. maddesiyle aynı hüküm yeniden kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının emekli aylığının …, …, İSTANBUL şubesine yatırılması istemiyle yaptığı başvuru; davalı idare ile … A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolünün 21. maddesi gereğince, adı geçen bankadan aldığı maaş karşılığı kullandığı kredi (kredi kartı, kredili mevduat ve maaş avans kredisi hesabı olup ancak kullandırım yapılmamış olanlar hariç) borçları tamamen tahsil ve tasfiye edilinceye kadar aylıklarının başka bir bankaya veya PTT’ye nakledilemediğinden bahisle reddedilmiştir.
Sözleşmeler hukukunun en temel ilkelerinden birisi olan “sözleşmelerin nispiliği” kuralı gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmeye taraf olanları bağlar. Bu kapsamda sözleşme dışı üçüncü kişilerin durumunu ağırlaştırıcı mahiyette olan sözleşme hükümlerinin, üçüncü kişileri bağlamayacağı açık olup, davalı idare ile davacının emekli maaşını almakta olduğu banka arasında imzalanan protokolün davacıyı hukuki olarak bağlaması mümkün olmadığından, söz konusu protokol hükümleri gerekçe gösterilerek davacının aylığının başka bir bankaya nakledilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Aynı nedenle, davacı ile adı geçen Banka arasında imzalanan bireysel kredi sözleşmesine ek taahhütnamenin de davalı idareyi bağlaması ve buna göre işlem tesis etmesi mümkün olmadığından, başka bir ifadeyle, özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki kredi sözleşmesinin eki taahhütnamede yer alan edime aykırılığın hüküm ve sonuçları yalnızca davacı ile banka arasında doğacağından, Mahkeme kararının bu yöndeki gerekçesinde de hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki … İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/12/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(X) – KARŞI OY:
Davacının emekli aylığının …, …, İSTANBUL şubesine yatırılması istemiyle yaptığı başvuru; davalı idare ile … A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolünün 21. maddesi gereğince, adı geçen bankadan aldığı maaş karşılığı kullandığı kredi (kredi kartı, kredili mevduat ve maaş avans kredisi hesabı olup ancak kullandırım yapılmamış olanlar hariç) borçları tamamen tahsil ve tasfiye edilinceye kadar aylıklarının başka bir bankaya veya PTT’ye nakledilemediğinden bahisle reddedilmiştir.
Davacının başvurusunun reddine dayanak olarak gösterilen, davalı idare ile … A.Ş. Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolünün özel hukuk sözleşmesi olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, özel hukuk sözleşmeleri bakımından geçerli olan ve sözleşmenin kural olarak sadece o sözleşmeye taraf olanları bağlayacağını (sözleşme dışı üçüncü kişilerin durumunu ağırlaştırıcı mahiyette olan sözleşme hükümlerinin üçüncü kişileri bağlamayacağını) öngören “sözleşmelerin nispiliği” kuralının; davalı idarece imzalanan protokolün, etkisi sınırlı olmak zorunda bulunan tipik özel hukuk sözleşmeleri kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, bakılan uyuşmazlığın çözümünde uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Daha açık bir anlatımla, dava konusu işlemin dayanağı olan protokol, sadece tarafları ile ilgili hüküm içermemekte, bilakis davalı idareden aylık ya da gelir almakta olan herkese yönelik düzenleme getirmektedir. Esasen, bu protokolün davacıyı ve davalı idareden gelir/aylık almakta ve/veya alacak olan kişileri bağlamayacağını kabul etmek, davacının ve aynı kapsamdaki diğer kişilerin aylığını istediği banka ve/veya istediği şubeden alabileceği anlamına gelecektir. Bu ise, idarenin gelir/aylık ödemesi yapacağı kişi sayısının çokluğu da gözetildiğinde, düzensizlik ve kontrolsüzlük yaratacaktır.
Oysa söz konusu protokol, 5502 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayanılarak, idarenin gelir/aylık ödemesi yapacağı kişi sayısının çokluğu da gözetilerek, gereksiz yere memur istihdam edilmesi gibi ek külfetlere ve hatalı/geç ödeme yapılması gibi olumsuz sonuçlara katlanılmadan, tahsilat ve ödemelerin hızlı, güvenli ve düşük maliyetle yapılması, dolayısıyla kamu yararı ve hizmet gerekleri amacıyla imzalanmıştır. Bu amaçların ise, protokolün tarafı olmayan, ancak kapsamında olan üçüncü kişilere yönelik hak ve yükümlülük getirilmeden ve üçüncü kişilerin hukukunu doğrudan veya dolaylı olarak etkilemeden gerçekleştirilmesi mümkün değildir.
Bu açıdan, her ne kadar idarece imzalanan protokol, özel hukuk sözleşmesi niteliğinde bulunmakta ise de; hizmetin gereği gibi yerine getirilmesi için protokolün üçüncü kişiler üzerinde etki göstermesi ve protokolün konusunu oluşturan gelir/aylıklara hak kazanan kişiler bakımından uygulanması zorunlu bulunmaktadır.
Buna göre, davalı idarenin, yukarıda aktarılan amaçları gerçekleştirmek için bankalarla protokol imzalama konusunda yasal yetkisinin bulunduğu, âkit banka aracılığıyla ödenecek gelir/aylıkların başka bankaya nakledilmesine belirli şartlarla izin verme konusunda da takdir yetkisinin bulunduğu, yetkisini bu yönde kullanmasını engelleyecek bir kanun hükmü veya düzenleme de olmadığı anlaşıldığından, idare ile âkit banka arasında imzalanan protokolde, davacının emekli maaşını ilgili bankadan aldığı için bankanın davacıya kredi kullanma imkanı tanıdığı, davacının aylığının, kullandığı kredinin tamamı tahsil ve tasfiye edilene kadar başka bankaya aktarılmayacağı yönünde de idarenin âkit bankaya taahhüt verdiği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmadığından, temyize konu kararın aktarılan gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.