Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2017/1655 E. , 2021/7732 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2017/1655
Karar No : 2021/7732
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, … İmalat Nakliyat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emri, asıl borçlu şirketin adresinde, davacıya 20/07/2010 tarihinde tebliğ edilmişse de, 05/04/2016 tarihli ara kararı ile uyuşmazlık konusu ödeme emirleri içeriği borcun davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketten tahsil olanağının bulunmadığını ortaya koyan bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerden, amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkanının kalmadığının ortaya konulması bakımından Liman Başkanlığı, PTT Genel Müdürlüğü ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü dışındaki kuruluşlar (Tapu Sicil Müdürlüğü, Belediyeler, Trafik Tescil Şube Müdürlükleri, Bankalar) nezdinde yapılmış herhangi bir mal varlığı araştırmasının olmadığının görüldüğü, bu durumda, asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenmek suretiyle yapılan takibin usulüne uygun olarak gerçekleştirilip şirket hakkında amme alacağının kesinleşmesi üzerine usulüne uygun bir şekilde mal varlığı araştırması yapılarak daha sonra kanuni temsilci olduğu belirtilen davacı adına ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, alacağın şirketten tahsil edilemediği ve tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından bahisle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin 2010/71, 70, 58, 57, 32, 116, 44, 80, 156, 278, 105, 257, 277, 276, 86, 85, 70 tutanak sayılı kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı; davacının kanuni temsilci olduğu döneme ilişkin olarak şirket adına düzenlenen 2011/3 sayılı ödeme emrinin tebliğine bakıldığında ise, ödeme emirlerinin ilanen tebliğ edildiği ancak ilanen tebliğ öncesinde ödeme emrinin şirketin bilinen adresinde posta yolu ile tebliğ edilemediğine dair tebliğ alındısının, kanunda sayılan kişiler tarafından imzalanmak sureti ile tutanak haline getirilmediği, bu durumda, davalı idarece mutad tebliğ usulleri denenerek sonuç alınamadığı kesin olarak belirlenmeden ilanen tebliğ cihetine gidilmesi usule uygun olmadığından, ödeme emrine konu borcun öncelikle şirket tüzel kişiliğinden aranılması yolunda usulüne uygun olarak yapılmış bir takibat bulunmaksızın söz konusu borçların şirketten tahsil edilemediğinden bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına tanzim edilen dava konusu ödeme emrinin 2010/72, 5, 1, 182, 2, 1(20100425134090000001), 91, 2(20100813135090000002), 21, 22, 19, 20, 18, 309, 97, 75, 62 tutanak sayılı amme alacaklarına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; davacı adına düzenlenen ödeme emrinin sayılan amme alacakları dışında kalan kısımları açısından yapılan incelemede, bu alacakların asıl borçlu şirketten tahsili amacı ile düzenlenen ödeme emirlerinin dosyaya ibraz edilmediği, amme alacağının davacıdan takip ve tahsilinden önce asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenerek şirket adresinde tebliğ veya şirketin adresinde bulunamaması nedeniyle ilanen tebliğ edildiği ve borcun şirketten tahsilinin imkansız hale geldiği davalı idarece ispatlanamadığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin bu kısımlarında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci olan davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, tarh aşamasında ileri sürülebilecek iddiaların tahsil aşamasında dinlenemeyeceği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçları dışında kalan kısımlarına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarenin, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu” başlıklı mükerrer 35. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükme bağlanmış, 3. maddesinde, amme borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade ettiği belirtilmiş, tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi ise, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacakları şeklinde tanımlanmış, 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı, 1, 2 ve 3. bentlerinde cebren tahsilin, gösterilen teminatın paraya çevrilmesi, kefilin takibi, amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi veya gerekli şartlar bulunduğu takdirde iflasın istenmesi yollarından herhangi biriyle yapılabileceği kurala bağlanmış ve 62. maddesinde de, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanun ile ikinci fıkra olarak “Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabilir.” hükmü eklenmiştir.
Bu yetkiye istinaden; çıkarılan ve 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği’nde yapılan değişiklik uyarınca; mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılacağı hususu düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; … İmalat Nakliyat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin 2006, 2007, 2009 ve 2010 yıllarına ilişkin muhtelif vergi borcunun vadesinde ödenmemesi üzerine, şirket adına ödeme emirleri düzenlenerek bir kısmının posta yolu ile bir kısmının ise ilanen tebliğ edildiği, amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine de davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar, ödeme emri içeriği amme alacağının asıl borçlu şirket tarafından ödenmemesi üzerine, usulüne uygun biçimde malvarlığı araştırması yapılarak söz konusu amme alacağının tahsil imkansızlığının ortaya konulamamış olduğundan bahisle dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, işbu dava dosyası ile davacı adına aynı şirketin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davaya ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin E:2019/2568 sayılı dava dosyasında yer alan ve asıl borçlu şirket hakkında yürütülen malvarlığı araştırmasına ilişkin belgeler ile şirketin borç sorgulama evrakı incelendiğinde, 6183 sayılı Kanunun 3. maddesinde tanımlandığı şekilde “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı”na ilişkin koşulların asıl borçlu şirket açısından gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; söz konusu amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarına ilişkin kısmını yazılı gerekçeyle iptal eden Vergi Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle yapılan istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bu kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu ödeme emri içeriği asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçları dışında kalan kısımlarına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinde yer alan vergi borçlarına ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 01/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.