Danıştay Kararı 5. Daire 2019/896 E. 2021/4560 K. 14.12.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2019/896 E.  ,  2021/4560 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/896
Karar No : 2021/4560

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Ankara (kapatılan TMK 10. madde ile görevli) 2 No’lu Hâkimi olarak görev yapmakta iken HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın yargısal faaliyet kapsamında yerine getirdiği görevler nedeniyle verildiği, bu durumun Anayasa ve kanunlara aykırı olduğu, savunmasına değer verilmeksizin hakkında karar verildiği, aynı soruşturma kapsamında hakkında inceleme yapılan kişiler arasında farklı kararlar verildiği, savunma, adalete erişim, özel ve aile hayatına saygı ve adil yargılanma haklarının, masumiyet karinesinin, bağımsızlık ve tarafsızlık, suç ve cezaların kanuniliği, yasaların geçmişe yürümezliği ilkelerinin, Anayasanın 36. ve 38. maddeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6., 7. ve 8. maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülerek, meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacının mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak ve bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerini yitirerek hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’İN DÜŞÜNCESİ: Dava; Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih … sayılı kararı ile daha önce meslekten ihraç edilen davacının, Ankara (Kapatılan TMK 10. madde ile görevli ) 2 Nolu Hakimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ile mesleğe iadesine ve dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı” başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, Hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleği teminat altına alınmıştır.
Anayasa’nın 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinde düzenlemiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde;
“Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı ile birlikte 7 Hakim-Savcı hakkında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu …Dairesinin … dosya numaralı, … tarihli ve … sayılı soruşturma izni verilmesi teklifi kararı üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu Müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen 20/11/2017 tarihli soruşturma raporunda;
Müşteki …’un suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olarak soruşturmaya dâhil edilerek iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olan ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimleri şikâyeti üzerine, HSYK … Dairesinin … tarih, … dosya ve … sayılı kararı ile 30/04/2012 tarihinde Ankara (Kapatılan CMK. 250. maddesi ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayısına kayden başlatılan, … tarihinde, … soruşturma ve … sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen soruşturma kapsamında;
İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimlerinin, İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturma dosyası kapsamında, “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları bahanesiyle içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az 7 bin kişiyi 2011 yılından beri dinlemeleri konusunda yapılan soruşturmada olduğu gibi … Parti Ankara Milletvekili … , …, …, …, …, …, …, … , …, …, … ve …’nin, kullandıkları telefonların Ankara (Kapatılan CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarihinde … sayısına kayden başlatılan ve … numara ile yürütülen soruşturmada, Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütüne üye olma gerekçesiyle ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğinin anlaşılamadığı, bu kişilerin tespitine ilişkin olarak herhangi bir bilgi, belge veya tutanak bulunmadığı, yine bu kişilere ilişkin yapılan teknik takip neticesinde, daha sonra soruşturma kapsamına eklenerek teknik takibine başlanılan ve devam edilen on sekiz kişiye ilişkin olarak yapılan taleplerin, tamamen Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün FETÖ ile irtibatları nedeniyle görevden alınan bir kısım personelince soyut ve matbu gerekçelere bağlı olarak yapıldığı, kararların da aynı soyut ve matbu gerekçelere bağlı iddialara yönelik olarak verildiği, müşteki … ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişinin “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı gibi dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle Ankara Cumhuriyet Savcısı … tarafından … tarihinde, … karar numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması karşısında,
Anayasanın “Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması” başlığı altında, özel yaşam ile birlikte, aile hayatı, konut dokunulmazlığı ve haberleşmenin gizliliğinin güvence altına alındığı 20-22 maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlıklı 8. maddesinde düzenlenen ve koruma altına alınan özel hayat, aile hayatı, konut ve haberleşmeye saygı gösterilmesi gereken haklara müdahale etmek suretiyle, özel hayatlarına konu olan yaşantılarını ve haberleşmelerini kayda alarak ilgililerin soruşturulmalarının sağlanması amacına matuf olarak, Ankara (Kapatılan TMK 10. Madde ile Görevli) 2 No’lu eski Hakimi (… )…’nun, “Söz konusu soruşturmada, Ankara (Kapatılan TMK 10. Madde ile Görevli ve Yetkili) Cumhuriyet Savcısı … tarafından yapılan iletişimin tespitine, dinlenmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına, görüşme kayıtlarının çözülerek metin haline getirilmesi ile kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması talepleri üzerine;
Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No’lu Hakimi olarak; 24/12/2012-08/01/2014 tarihleri arasında 6 ayrı kez,
5271 sayılı CMK nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde, 23/08/2012-30/01/2014 tarihleri arasında, 25 ayrı kez,
5271 sayılı CMK nın 140. maddesi, gereğince şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması için kararlar verdiği,
Adı geçenin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği,
İlk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen verilen bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, ilgilinin, FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davrandığı belirtilerek davacının 2802 sayılı yasanın 69/4. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezası uygulanması ve kovuşturma yapılması teklif edilmiş ve nihayetinde Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin …tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile; Ankara (Kapatılan TMK 10. Madde ile Görevli) 2 No’lu Hâkimi iken meslekten çıkarılan (…) …’nun, FETÖ terör örgütünün emelleri doğrultusunda hareket ettiğinden bahisle, eylemine uyan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69’uncu maddesinin son fıkrası gereğince “meslekten çıkarma” cezası uygulandığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının yargılandığı ceza davasında da; … Ceza Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri temin etmek suçundan sübut bulan eylemine uyan TCK’nın 327/1 maddesi gereğince, 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan sübut bulan eylemine uyan TCK’nın 314/2 maddesi gereğince neticede 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.
Anayasaya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.
Bu durumda, davacıya ilişkin yapılan tüm tespitler ve davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, suçu sabit görülerek hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği de dikkate alındığında, davacının FETÖ terör örgütünün emelleri doğrultusunda hareket ettiğinden bahisle, tesis edilen davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin kararında, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davanın, dava konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin kararı nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemine ilişkin kısmına gelince;
Söz konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin davacının meslekten çıkarılması cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin disiplin kararında hukuka aykırılık bulunmaması karşısında, bu karar nedeniyle davacının özlük ve parasal haklardan yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden ortada tazmini gereken bir hak da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Müşteki E.B. tarafından, suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle soruşturmaya dâhil edildiği ve iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olunduğu iddiasıyla, ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerden şikâyetçi olunmuştur.
E.B.’nin dahil edildiği söz konusu soruşturma kapsamında İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimleri tarafından “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az yedi bin kişi hakkında iletişimin tespiti ve teknik takip kararları verilmiştir. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve K:… sayılı kararı ile müşteki E.B. ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişi hakkında; “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı gibi dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bu nedenle, olay tarihinde Ankara (kapatılan TMK 10. madde ile görevli) 2 No’lu Hâkimi olarak görev yapan davacı ile ilgili olarak; “Söz konusu soruşturmada Ankara (Kapatılan TMK 10. Madde ile Görevli ve Yetkili) Cumhuriyet Savcısı M.B. tarafından yapılan iletişimin tespitine, dinlenmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına, görüşme kayıtlarının çözülerek metin haline getirilmesi ile kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması talepleri üzerine,
a) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No’lu Hâkimi olarak;
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 24/12/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 21/05/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 23/07/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 24/09/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 18/12/2013,
-… Teknik Takip sayılı karan ile 08/01/2014,
Tarihlerinde 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde kararlar verdiği,
b) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No’lu Hâkimi olarak;
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 23/08/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 01/10/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 22/10/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 13/11/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 03/12/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 24/12/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 11/12/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 31/12/2012,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 15/01/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 04/02/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 18/03/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 09/04/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 15/04/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 29/04/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 21/05/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 11/06/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 02/07/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 23/07/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 03/09/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 24/09/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 06/11/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 26/11/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 18/12/2013,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 08/01/2014,
-… Teknik Takip sayılı kararı ile 30/01/2014,
Tarihlerinde 5271 sayılı CMK’nın 140. maddesi gereğince şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması için kararlar verdiği…” iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; “Söz konusu soruşturmada, Ankara (Kapatılan TMK 10. madde ile Görevli ve Yetkili) Cumhuriyet Savcısı M.B. tarafından yapılan iletişimin tespitine, dinlenmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine, kayda alınmasına, görüşme kayıtlarının çözülerek metin haline getirilmesi ile kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması talepleri üzerine, a) Ankara (Kapatılan TMK 10. maddesi ile görevli) 2 No’lu Hakimi olarak; 24/12/2012-08/01/2014 tarihleri arasında 6 ayrı kez, 5271 sayılı CMK nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde, 23/08/2012-30/01/2014 tarihleri arasında, 25 ayrı kez, 5271 sayılı CMK nın 140. maddesi, gereğince şüpheli şahısların kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması için kararlar verdiği, adı geçenin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, hususu ile ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen kararlar birlikte değerlendirildiğinde, … ’nun, FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davrandığı” gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından bu karara karşı yeniden inceleme talebinde bulunulmadığından anılan kararın 12/02/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

B) İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “…Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.”; 2. fıkrasında, “Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.”; son fıkrasında ise, “Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” başlıklı 135. maddesinin birinci fıkrasında, “Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi (…)(3) dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. ” hükmüne; ikinci fıkrasında ise, “Talepte bulunulurken hakkında bu madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.” hükmüne yer verilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının, kolluktan ve cumhuriyet savcılığından gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi veya belgeler sunulmadığı ve ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmadığı halde, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığını yeterince irdelemeksizin soyut delillere dayanarak, matbulaştırılan gerekçelerle, “iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması” yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiği anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairemizin 14/12/2021 tarih ve E:2016/58157, K:2021/4553 sayılı kararı kararı ile; “… davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği …” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu haliyle davacının örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirdiği ve söz konusu eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.