Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/1512 E. , 2021/4519 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1512
Karar No : 2021/4519
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde hukuka aykırı olarak yürüttüğü kimi soruşturmalar nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:… , K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın sözlü savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, CMK 158, 160 ve 161. maddeleri gereğince daha önce nöbetçi Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen ve resmi evrak haline getirilen adli kolluk yazısı ve eki belgeleri 21/06/2012 tarihinde soruşturmaya kaydettiği ve ilgili Cumhuriyet Savcısına gönderdiği, yapılan bu işlemin yasal görevi ve rutin soruşturmaya kayıt işlemi olduğu, teknik takip talebi ya da kararı olmadığı, kendisine dosya tevdi edilen Cumhuriyet Savcısının dosya ve ekindeki belgelerde suç unsuru görmediği takdirde doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebileceği gibi araştırma da yaptırabileceği, bu işlemlerin tamamen dışında olduğu, tarafına isnad edilen eylemin FETÖ terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yapıldığına dair tek bir delil olmadığı halde örgüt mensubu olduğu varsayımına dayanılarak soruşturmaya dahil edildiği, daha önce de meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması nedeniyle mükerrer ceza verildiği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, suç ve cezaların aleyhe olarak geriye yürümezliği ilkesinin, yargı yetkisinin kullanılmasının disiplin soruşturmasına konu edilemeyeceği ilkesinin, eşitlik ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak ve bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerini yitirerek hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği tespit edilen eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NÜN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’İN DÜŞÜNCESİ:Dava, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve yeniden inceleme talebibinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle mahrum kaldığı tüm mali hakların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 139. maddesinde; “Hakimler ve savcılar azlolunamaz … Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”, Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, “Kurul, … meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.”, bu maddenin 10. fıkrasında ise, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun, “Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” başlıklı 53. maddesinde, ” Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer.” hükmüne,
Aynı Yasa’nın “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde ise; “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68’inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50’nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun “Kurulun görevleri” başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, “Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasının (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; “Müşteki …’un suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olarak soruşturmaya dâhil edilerek iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olan ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerden şikâyeti üzerine, HSYK … Dairesinin … tarih, … dosya ve … sayılı kararı ile 30.04.2012 tarihinde Ankara (Kapatılan CMK. 250. maddesi ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayısına kayden başlatılan, … tarihinde, … soruşturma ve … sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen soruşturma kapsamında;
İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimlerinin, İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı soruşturma dosyası kapsamında, “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları bahanesiyle içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az 7 bin kişiyi 2011 yılından beri dinlemeleri konusunda yapılan soruşturmada olduğu gibi … Parti Ankara Milletvekili … , …, … , … , … , … , … , …, …, …, … ve … ’nin, kullandıkları telefonların Ankara (Kapatılan CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarihinde … sayısına kayden başlatılan ve … numara ile yürütülen soruşturmada, Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütüne üye olma gerekçesiyle ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğinin anlaşılamadığı, bu kişilerin tespitine ilişkin olarak herhangi bir bilgi, belge veya tutanak bulunmadığı, yine bu kişilere ilişkin yapılan teknik takip neticesinde, daha sonra soruşturma kapsamına eklenerek teknik takibine başlanılan ve devam edilen on sekiz kişiye ilişkin olarak yapılan taleplerin, tamamen Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün FETÖ ile irtibatları nedeniyle görevden alınan bir kısım personelince soyut ve matbu gerekçelere bağlı olarak yapıldığı, kararların da aynı soyut ve matbu gerekçelere bağlı iddialara yönelik olarak verildiği, müşteki … ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişinin “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı gibi dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle Ankara Cumhuriyet Savcısı … tarafından … tarihinde, … karar numarası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması karşısında,
Anayasanın “Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması” başlığı altında, özel yaşam ile birlikte, aile hayatı, konut dokunulmazlığı ve haberleşmenin gizliliğinin güvence altına alındığı 20-22 maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlıklı 8. maddesinde düzenlenen ve koruma altına alınan özel hayat, aile hayatı, konut ve haberleşmeye saygı gösterilmesi gereken haklara müdahale etmek suretiyle, özel hayatlarına konu olan yaşantılarını ve haberleşmelerini kayda alarak ilgililerin soruşturulmalarının sağlanması amacına matuf olarak,
……
Davacı hakkında yapılan soruşturmada;
… numaralı dosyada, 21.06.2012 tarihli havalesi ile ilk kez teknik takibine başlanılan on ismin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak, herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlamasını sağladığı,
……..
Üyesi oldukları FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulundukları bu kapsamda; emniyet mensubu kişilerle eylem ve fikir birliği içerisinde, koordineli ve sistematik bir biçimde kolluktan gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi ve belgeler sunulamadığı halde, muhatapların Selam Tevhit (Kudüs Ordusu) Terör Örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmeksizin soyut delillere dayanılarak, talebe konu soruşturmanın tam olarak aydınlatılabilmesi, şüphelilerin tespiti ile suç delillerinin eksiksiz toplanabilmesi, grubun hiyerarşik yapısının deşifre edilerek faaliyetlerinin ortaya çıkarılması, şüphelilerin suç delilleri ile birlikte yakalanabilmesi için başka türlü delil elde etme imkânının olmadığı ve suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu şeklindeki matbulaştırılan gerekçelerle her birinin örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek suretiyle,
İsrail İstihbarat Servisinden, “Türkiye’deki İsrail hedeflerine yönelik olarak bir terör saldırısının beklendiğinin, 2-4 kişinin 03.01.2012 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptıklarının, muhtemel saldırılarda Tayland, Gürcistan ve Hindistan’daki örneklerde olduğu üzere İsrail’in İstanbul Başkonsolosluğu ve Ankara Büyükelçiliği’nde görevli İsrail diplomatların hedef olabileceğinin, eylem için İstanbul’un seçilmesi ihtimalinin Ankara’ya oranla daha yüksek görüldüğünün…” ihbar edilmesi üzerine 30.04.2012 tarihinde Ankara (Kapatılan CMK 250. maddesi ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/972 sayısına kayden başlatılan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarihli… soruşturma ve … karar sayılı kararı ile “… İsrail İstihbarat Servisinden İsrail diplomatlarına yönelik olarak terör saldırısı yapılacağına dair ihbarda bulunulması üzerine başlayan soruşturmada, şüphelilerin bu saldırı iddiası ile nasıl bir irtibat kurularak soruşturmaya dâhil edildiklerinin ve haklarında iletişimin tespiti, teknik araçlarla izleme işlemleri yapılmasına gerek duyulduğunun belirlenemediği, … şüphelilerin yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze töreninde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı, şüphelilerin yasa dışı Selam Kudüs Terör Örgütüne üye olduklarına ve bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair, soyut iddia dışında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği…”gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen soruşturma kapsamında, suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemine rastlanmadığı belirtilen müşteki … ve diğer şüphelileri haksız şekilde soruşturmaya dahil ederek, usul ve yasaya aykırı şekilde haklarında iletişimin tespiti, teknik araçlarla izleme ve fiziki takip taleplerinde bulunarak matbulaştırılan gerekçelerle kararlar vermek suretiyle mağduriyetlerine neden oldukları,
………
…’in Cumhuriyet savcısı ile görüşme tutanağını kıvırarak, 21.06.2012 tarihli havalesi ile ‘Cumhuriyet Savcısı … tarafından gereği ricasıyla’ yazılarak, … soruşturma sırasına kayden soruşturmaya başlandığı, ilk kez teknik takibi başlanılan on ismin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak bir tutanak veya belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlanmasının sağlandığı, Ankara eski Cumhuriyet Başsavcı Vekili …’in, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, soruşturmanın başlaması sırasındaki eylemler bu husus ile birlikte değerlendirildiğinde, …’in, FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davrandığı,”
gerekçe gösterilmek suretiyle, davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69’uncu maddesinin son fıkrası gereğince “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, 14/06/2018 tarihli savunmasında;
“HSK … Dairesinin … esas sayılı dosyası ile ilgili ek savunmamdır.
HSK Müfettişi …’a gönderdiğim 21.8.2017 tarihli üç sayfa yazılı savunmam ile, ek belge talebimi de içeren ve dairenize gönderdiğim üç sayfalık 1.6.2018 tarihli savunmamı tekrar ediyorum.
… esas sayılı kararda “…numaralı dosyada 21.6.2012 tarihli havale ile ilk kez teknik takibine başlanılan on ismin neye göre tesbit edildiğine ilişkin olarak, herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlamasını sağladığım” belirtilerek suçlanmaktayım.
Dosyada açıkça görüleceği üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Koruma Daire Başkanlığının 1.3.2012 tarihli yazılarına istinaden, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli … sicil numaralı Emniyet Amiri, 30.4.2012 tarihinde nöbetçi C. Savcısı …’ye ( CMK 250. Mad. İle yetkili) bilgi vermiş ve buna ilişkin resmi evrak niteliğinde “Adli kolluk- C. Savcısı” görüşme tutanağı” düzenlenmiş ve nöbetçi Cumhuriyet savcısının verdiği telefon talimatı tutanağa yazılmış ve ilgili kolluk görevlisi ve C.savcısı tarafından imzalanmıştır.
Adli kolluk tarafından, talimat gereği önceki yıllara ait iddia edilen örgüte yönelik soruşturmalar çıkarılmış ve evrak 21.6.2012 tarihinde CMK 250. madde ile yetkili Ankara C.Başsavcı Vekilliğine getirilmiştir.
1.6.2018 tarihinde gönderdiğim üç sayfa yazılı savunmanın ekinde sunduğum “işbölümü çizelgesinin” … ile ilgili 5 ve 6. Maddeleri ile Genel Çalışma Kurulları bölümünün 3,7,10. Maddelerine göre ve yine CMK 158,160, 161. maddeleri gereğince daha önce nöbetçi C. Savcısı tarafından verilen ve resmi evrak haline getirilen tutanak ve eki belgeleri soruşturmayı 21.6.2012 tarihinde kaydettim ve ilgili C.Savcısına gönderdim. Bu kayıt işlemi teknik takip talimatı değildir. Rutin soruşturmaya kayıt işlemidir. İlgili C.Savcısı dosya ve üzerindeki belgelerde suç unsuru görmez ise doğrudan Takipsizlik kararı verebileceği gibi araştırma yaptırabilir. Bu işlemler tamamen benim dışımdadır.
2.7.2012 tarih ve 6352 sayılı yasanın 105. maddesi ile CMK 250. Mad. İle yetkili mahkemeler ve C.Başsavcı Vekillikleri kapatıldı ve dosyalar Terörle Mücadele Kanununun 1 a mad. İle kurulan C. Başsavcı Vekilliğine devredildi. Ben de TMK 10. Madde ile görevlendirilmedim.
Kararınızın 11. Sayfasında ” … ve diğer şüphelileri haksız şekilde soruşturmaya dahil edilerek …” mağduriyetlerine neden oldukları denilerek suçlanmaktayım.
Dosyada görüleceği üzere … ile ilgili Adli kolluk tarafından 2/…/2013 de talep yazısı yazılmış ve ilk kez 3.10.2013 de soruşturmaya başlanmıştır. 2.7.2012 tarih 6352 S. Yasa ile görevden ayrılan … nasıl oluyor da 3.10.2013 de soruşturmaya başlanılan … ile ilgili suçlanabiliyorum? Allah adaletle emrediyor, sizleri adalete davet ediyorum.
30.4.2012 tarihinde nöbetçi C.Savcısı ile adli kolluk tarafından yapılan resmi evrak niteliğindeki ” Adli Kolluk C. Savcısı” görüşme tutanağı ve ekindeki belgeleri, adli kolluk tarafından getirildiğinde soruşturmaya kayıt dışında yapabileceğim işlem varmı dır? Soruşturmaya kaydetmeseydim ” Görevi Kötüye kullanma” suçu işlemiş olurdum.
Dairenizde Ankara ilinde nöbetçi C.Savcısı olarak görev yapan yargı mensubları var. Görevde oldukları sırada nöbetçi iken adli kolluğun telefonla bildirdiği olaya ilişkin tutulan resmi tutanak daha sonra, … C. Savcısına (İş bölümü gereği görevli kimse) getirildiğinde … C. Savcısının bu evrakı soruşturmaya kaydetmediğine şahit olmuşlar mıdır?
30.4.2012 tarihli nöbetci C. Savcısı ile adli kolluk tarafından hazırlanan ve imzalanan evrak “bir tutanak ya da belge” değilmidir? Bu belge adli kolluk tarafınan getirildiğinde soruşturmaya kayıt işlemi, görevi kötüye kullanma değil, CMK 158, 160,161 maddelere göre görevin getirdiği zorunluluktur.
FETÖ terör örgütü yaca başka bir örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda değil, yasaların gereği evrakı soruşturmaya kaydedip bir C.savcısı görevlendirdim
Disiplin cezasını gerektirecek bir eylemim olmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasını arz ederim. 14.6.2018″
şeklinde beyanda bulunmuştur.
01/06/2018 tarihli savunmasında ise;
“HSK … Dairesinin … tarihli ve … esas sayılı dosya ile ilgili savunmamdır.
Dosya içeriği ile ilgili müfettiş tarafından savunmam istendiğinde tarafıma hiçbir belge gönderilmemiştir.
Dairenizin kararının tebliğinden sonra 23/05/2018 tarihinde savunma yapabilmem için karar içeriğinde belirtilen 21/06/2012 ve 30/04/2012 tarihinde kayıt İşleminden önce, adli kolluk tarafından CMK 250. Madde ile yetkili Ankara C.Başsavcı Vekiliğine verilen suç ihbarı ya da yazı örneklerinin gönderilmesini istememe rağmen gönderilmediğinden ve yasal süre dolmadan savunma hakkım kısıtlanmış olarak savunmamı yapıyorum.
HSK Müfettişi … gönderdiğim 21/08/2017 tarihli yazılı savunmamı tekrar ediyorum.
23/03/2011 ile 02/07/2012 tarihleri arasında CMK 250. Madde ile yetkili ve görevli Ankara C. Başsavcı Vekili olarak görev yaptım.
… (…) numaralı dosyada, “21.06.2012 tarihli havale ile ilk kez teknik takibe başlanılan on ismin neye göre … edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlamasını sağladığım” iddia edilerek suçlanmaktayım.
CMK 250. Madde ile yetkili ve görevli Ankara C. Başsavcı Vekilliğinde görevli C.Savcılarının iş bölümünü gösterir 30/03/2011 tarihli çizelgenin Genel Çalışma Kuralları bölümünün 3, 7, 10. Maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanununun 158, 160 ve 161. mad. gereğince adli kolluk tarafından … suç duyurusu soruşturmaya kaydedilerek, bir C. Savcısı görevlendirilmiştir. Tarafımdan rutin kayıt işleminden sonra, soruşturma savcısı tarafından yapılan işlemlerden bilgim yoktur.
Kararınızda belirtilen 21.6.2012 tarihinden sonra, 02.7.2012 tarih ve 6352 S. Yasanın 105. mad. İle CMK 250. madde ile yetkili mahkemeler ve C. Başsavcı Vekillikleri kapatıldı ve tüm dosyalar 6352. S. Yasanın 74. maddesi ile kurulan Terörle Mücadele Kanununun 10. Maddesi ile kurulan C. Başsavcı vekilliğine devredildi. TMK 10. mad. ile görevli C.Başsavcı Vekili olarak da … Atandı. Dolayısıyla 2.7.2012 tarihinden sonra yapılan işlemlerden bilgim olması sözkonusu değildir.
CMK 158, 160 ve 161 mad. Göre Adli kolluk’tan yada bir kişi tarafından getirilen suç duyurusunu bir C. Savcısının almama yetkisi varmı dır? Asıl bir evrakı almamak TCK 257. maddesindeki suçu oluşturmaz mı? Eğer bir suç ihbarı kayıt yapıldıktan sonra, içeriğinde suç yoksa ilgili C.Savcısı doğrudan Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar …
2012 yılında Yargıtay Selam Tevhid Örgütünü, terör örgütü olarak kabul ediyordu. 24.1.1993 tarihinde öldürülen gazeteci Uğur Mumcu’nun failleri ayrıca bu örgüt kapsamında yargılanmışlardır.
Bugün de FETÖ yargıtay tarafından terör örgütü kabul edilmektedir. Adli kolluk tarafından FETÖ ile bağlantılı olduğu iddiasıyla birtakım kişiler hakkında suç ihbarı yapılsa, bu ihbarı soruşturmaya kaydetmeyecek bir C.Savcısı olabilir mi? Sizleri hukuka adalete davet ediyorum.
İddia edilen dosyada FETÖ terör örgütünün ya da başka bir örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda değil, Anayasa, Yasalar çerçevesinde evrakı soruşturmaya kaydedip, bir C. Savcısı görevlendirdim. Bunun dışında dosyadan, veya alınan teknik takip kararlarından bilgim yoktur.
CMK 158, 160, 161. Maddeler soruşturmaya nasıl başlanacağını düzenlemiştir. Gelen ihbarlar yasal zorunluluk gereği soruşturmaya kaydedilir. Araştırmayı dosyayı uhdesine alan C.Savcısı yapar. Bütün Türkiye’de ihbarlar bu şekilde soruşturmaya kaydedilir.
Adli Kolluk tarafından getirilen suç duyurusunu FETÖ terör örgütünün amacı doğrultusunda değil, CMK 158, 160 ve 161. mad. göre yasal görevim gereği işleme koydum.
Disiplin cezasını gerektirecek bir eylemim olmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasını arz ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosya içeriğindeki bilgi belge ve davacının savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; davacı, Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak görev yaptığı dönemde, ilk kez teknik takibe başlanılan on kişinin hangi nedenle takip edildiğine ilişkin bir bilgi ve belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlanmasını sağladığı, bu soruşturmaya başlanmasının sağlanmasında davacının FETÖ terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması kapsamında hareket ettiği, davacının, terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni sarsacak şekilde davrandığı iddialarının yerinde olmadığı, bu konuda yapılmış bir tespitin bulunmadığını iddia etmekte ise de, olay tarihinden sonra meydana gelen darbe girişiminden sonra, FETÖ terör örgütünün niteliği ve yapısı, örgütlenme şekli ve geçmişteki faaliyetleri konusunda yapılan araştırma ve tespitler sonucunda, davacının da terör örgütülü ile irtibat ve irtisaklı olduğunun tespit edilerek Hakim ve Savcılar Kurulu tarafından meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, terör örgütü üyeliğinden hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçu nedeniyle açılan kamu davasında … Ağır Ceza Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararı ile suçun sabit görüldüğü gerekçesiyle 7 yıl, 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmesi, ayrıca görevi kötüye kullanma fiili nedeniyle yargılanmasının devam ettiği hususları da dikkate alındığında, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69’uncu maddesinin son fıkrası gereğince “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve yeniden inceleme talebibinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında isabetsizlik görülmemiştir.
Dava konusu işlemler hukuka uygun olduğundan davacının özlük ve parasal hak talebi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Müşteki E.B. tarafından suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle soruşturmaya dâhil edildiği ve iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olunduğu iddiasıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Cumhuriyet Savcısı ve Hâkimlerden şikâyetçi olunmuştur.
E.B.’nin dahil edildiği söz konusu soruşturma kapsamında İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimleri tarafından “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az 7 bin kişi hakkında iletişimin tespiti ve teknik takip kararları verilmiştir. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve K:… sayılı kararı ile müşteki E.B. ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişi hakkında; “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı gibi dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bu nedenle, olay tarihinde Ankara (CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görev yapan davacı ile ilgili olarak; ” Cumhuriyet Savcısı ile görüşme tutanağını kıvırarak, 21/06/2012 tarihli havalesi ile ‘Cumhuriyet Savcısı M.B. tarafından gereği ricasıyla’ yazılarak … soruşturma sırasına kayden soruşturmaya başlandığı, ilk kez teknik takibine başlanılan on ismin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak, herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlamasının sağlandığı … ” iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; “ilk kez teknik takibine başlanılan on ismin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak, herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlamasını sağladığı, Ankara (Kapatılan CMK 250. Madde ile Görevli ve Yetkili) Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan davacı hakkında, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği hususu ile ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen soruşturmanın başlamasını sağlayan onayı birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davrandığı” gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi HSK … Dairesinin … tarih ve K:… sayılı kararıyla reddedilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın iptali talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Diğer taraftan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının görevden uzaklaştırılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle açılan dava, Dairemizin 14/12/2021 tarih ve E:2018/4611, K:2021/4518 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür. Öte yandan, davacının görevi kötüye kullanmak suçundan … Ceza Dairesinin E:… sayılı dosyasında yargılamasının da devam ettiği anlaşılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “… Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.”; 2. fıkrasında, “Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.”; son fıkrasında ise, “Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın E:… sayılı dosyasında, 21/06/2012 tarihli havalesi ile ilk kez teknik takibine başlanılan on kişinin selam tevhit terör örgütüyle ilişkisine dair herhangi bir tutanak veya belge olmadan ve kişilerin terör örgütüyle bağlantıları ilişkilendirilmeksizin hukuka aykırı biçimde soruşturmanın başlatılmasını sağladığı anlaşılan ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan dolayı hakkında mahkumiyet kararı verilen davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun gerçekleştirilmesine ve bu doğrultuda örgüt tarafından kendisine verilen görevin yerine getirilmesine yönelik olduğu tespit edilen eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Dairemizin 14/12/2021 tarih ve E:2018/4611, K:2021/4518 sayılı kararı ile; “… davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği …” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.