Danıştay Kararı 6. Daire 2019/18327 E. 2021/10761 K. 06.10.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/18327 E.  ,  2021/10761 K.

T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2019/18327

Karar No : 2021/10761

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı/…

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Genel Müdürlüğü/…

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 26.09.2016 tarihli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı tadilatının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararda; davalı idarece dava konusu taşınmazın, çevresindeki yeşil alan bandının bütünlüğünün sağlanması amacıyla imar planlarında parklar ve dinlenme alanları olarak belirlendiği, plan değişikliği yapılırken ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun uygun görüşünün alındığı ve dava konusu planların hukuka uygun olduğu öne sürülmekte ise de vakıf kültür varlıklarıyla ilgili koruma imar planları düzenlenirken 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 22. maddesi uyarınca Genel Müdürlüğün (davacı idarenin) görüşünün alınmasının zorunlu olduğu, ayrıca mazbut vakfa ait dava konusu taşınmazın akar niteliği olup olmadığının değerlendirilip varsa akar niteliği korunacak şekilde düzenleme yapılmasının gerektiği, davacı tarafça da iddia edildiği gibi Genel Müdürlük görüşünün alınmadığı ve dava konusu taşınmazın akar niteliği hususunda gerekli değerlendirmenin yapılmadığının anlaşıldığı, öte yandan, bilirkişi raporunda uyuşmazlığa konu parselin akar niteliğinin korunmasının 5737 sayılı Kanuna uygun olacağı ve davacının talebi doğrultusunda imar planlarında belirlenen ‘parklar ve dinlenme alanı’ fonksiyonu iptal edilerek ‘sosyal ve kültürel tesis alanı’ fonksiyonunun tadilen düzenlenmesinin şehircilik ilkelerine, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararı ve mevzuata uygun olacağı yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği, bu durumda dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgelerin bilirkişi raporundaki tespitlerle birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu planların davacıya ait parsel yönünden, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının usul ve hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NINDÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Dosyanın incelenmesinden, tamamı … Kültür Vakfı adına kayıtlı iken 667 sayılı KHK kapsamında davacı idareye devredilen, İstanbul İli, Fatih İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı 1.149,00-m² yüzölçümlü arsa vasıflı taşınmazın bulunduğu alanın 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel-Tarihi, Kentsel-Arkeololjik, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında sosyal kültürel tesis alanında, 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel-Tarihi Kentsel-Arkeolojik I. Derece Tarihi Sit Alanları Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında, kısmen Hmax:5 kat yapılanma koşullu sosyal kültürel tesis alanında, kısmen parklar ve dinlenme alanlarında, kısmen de yol alanında kalmakta iken, İstanbul IV Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile … tarihli, … sayılı ve … tarihli, … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Kararları ile kabul edilerek 26.09.2016 tarihli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği sonucu “parklar ve dinlenme alanları” lejandına alındığı, 23.12.2016-23.01.2017 tarihleri arasında askıya çıkarılan bu plan değişikliklerine karşı askı süresi içerisinde Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul I. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan itirazın davalı idarece zımnen reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı, bu dava açıldıktan sonra … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi kararıyla söz konusu itirazın uygun görülmediği anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:

3194 sayılı İmar Kanunun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise, “Koruma amaçlı imar planı; bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.” şeklinde belirtilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Vakıf senedi” başlıklı 106. maddesinde, “Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir.”, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise, mazbut vakıf; “Bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar” olarak tanımlanmış, aynı Kanunun “Vakıf kültür varlıklarının korunması ve imar uygulamalarının bildirilmesi” başlıklı 22. maddesinde de, “Kamu kurum ve kuruluşları, koruma imar planlarını düzenlerken vakıf kültür varlıklarıyla ilgili hususlarda Genel Müdürlüğün görüşünü almak zorundadırlar. Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmaz mallarla ilgili olarak belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan uygulama imar ve parselasyon planlarının, askıya çıkarılmadan önce ilgili idareler tarafından Genel Müdürlüğe bildirilmesi zorunludur. Mazbut vakıf taşınmazlarında akar niteliğini koruyacak şekilde imar düzenlemesi yapılır. Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait olup uygulama imar planlarında okul, hastane veya spor alanlarında kalan taşınmazlar; ilgili kurumlar tarafından, imar planının tasdik tarihinden itibaren iki yıl içerisinde kamulaştırılmadığı takdirde ilgili bakanlığın görüşü alınarak Genel Müdürlükçe özel okul, özel hastane veya özel spor tesisi olarak değerlendirilebilir.” hükümlerine yer verilmiştir.

Anılan mevzuat hükümlerine göre koruma amaçlı imar planları yapılırken vakıf kültür varlıklarıyla ilgili hususlarda Vakıflar Genel Müdürlüğün görüşü alınmalı ve mazbut vakıf taşınmazlarında akar niteliğini koruyacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Dava konusu taşınmazın yeşil alan iken sosyal kültürel tesis alanı olarak belirlenmesine ilişkin 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, … ada, … parsel sayılı taşınmazın iptal edilen 30.04.2005 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında park alanında kaldığı, 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada (Fatih) Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında “sosyal kültürel tesis alanı” lejantında kaldığı, 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel, Tarihi, Kentsel Arkeolojik, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında ise kısmen “sosyal kültürel tesis alanı” kısmen de “park” alanında kaldığı, taşınmazın fiilen park ve çocuk oyun alanı olarak kullanıldığı, üzerinde kalıcı herhangi bir yapı bulunmayan taşınmaz, içerisinde konumlandığı konut alanına hizmet vermek üzere kurgulanmış ve hayata geçirilmiş bir aktif yeşil alan olduğu, 2007 yılı sayımlarında 7611 nüfuslu … Mahallesi olarak gözükmekte olan … Mahallesi dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı raporunun analitik etütlerinde, 40.05 hektarlık mezarlık alanının dışında yeşil alan varlığı bulunmayan ve halihazırda da yeşil alan eksikliği yaşayan bir mahalle olarak tespit edildiği, dava konusu planlarla daha önce yürürlükte olan planların öngördüğü park işlevine kıyasla alanda yapılaşmaya yol açacak nitelikte bir değişim olduğu, planla getirilen fonksiyonların gerektirdiği taşıt trafiği için mevcut yol genişlikleri ve altyapının yeterli olmadığı, plan notlarında oluşturulan geniş çeşitleme, fonksiyonun netleşmemesi önceki planlarla öngörülmüş olan yeşil alan sürekliliğinin kesintiye uğratıltılması nedenleri ile davaya konu parsel yönünden planların şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına, kamu yararına ve hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, anılan kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 14/12/2020 tarihli, E: 2016/6590, K:2020/12719 sayılı kararıyla onandığı görülmüştür.

Bu durumda, mahkeme kararının gerekçesi dikkate alınarak taşınmazlara imar planında park ve dinlenme alanı işlevi verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davacının vakıf taşınmazı olması sebebiyle akar niteliğinin korunması gerektiği yolundaki iddiasına gelince,

İmar düzenlemelerinde, mazbut vakıf taşınmazlarının akar niteliği değerlendirilirken taşınmazların vakıf senedindeki özgülenme amacından yola çıkarak ve fiili kullanım durumu dikkate alınarak inceleme yapılması gerekmektedir. Vakfın vakfiyesinde (vakıf senedinde); taşınmazın niteliğine, kullanım biçimine ve akar niteliğinin nasıl sağlanacağı hususuna açıkça yer verilmesi halinde, bu hususa riayet edilmesi gerekmekte ise de, vakfa ait taşınmazın bu nitelikleri taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın, fiilen kullanıldıkları şekilde kalmaları gerektiğini ileri sürmek mümkün değildir.

Fatih Tarihi Yarımada Nazım ve Uygulama İmar Planına karşı açılan davalar birlikte değerlendirildiğinde;

– Planlama sürecinde 28/07/2009 tarihli kurum görüşü talebi yazısına istinaden Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdürlüğünün … tarihli, … sayılı cevabı yazısı ile vakıf taşınmazlarına yönelik sunulan taleplerin tarafınızca değerlendirilmesi denilerek görüş belirtildiği hususu davalı idarece savunulmuş, davacı tarafın da aksi bir iddiada bulunulmamış ve dosyanın incelenmesinden de 1/5000 ölçekli plan yapım çalışmaları sırasında sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler, muhtarlıklar ve Fatih Belediye Başkanlığının davetli olduğu toplantılara Vakıflar Genel Müdürlüğü adına I. Bölge Müdürlüğünden temsilcilerinde katıldığı anlaşılmaktadır.

– Bununla birlikte davacının vakıf taşınmazlarının akar niteliğinin korunması gerektiği yönündeki iddiasına ilişkin olarak ise, dava konusu plana ait plan notlarında, eğitim, sağlık, sosyal kültürel ve spor tesisleri vb. işlev verilen vakıf mülkiyetinde olan taşınmazların vakıflar tarafından kullanılabilmesinin ve söz konusu taşınmazlardan vakıfların gelir elde etmesinin sağlanması amacıyla ilgili koruma kurulu uygun kararı alınmak şartı ile sosyal-kültürel tesis ve günübirlik amaçlarla kullanılabileceğine dair düzenlemeler getirildiğinden vakıf taşınmazının akar niteliğinin korunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Dünya kültür mirası olarak tescil edilen sınırlar içinde kalan taşınmaz ile ilgili yapılacak olan planlama çalışmalarında, bireysel yarardan çok kamu yararının ön plana çıkması gerektiği de açıktır.

Bu durumda, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonun planlama tekniklerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olduğu ve usuli prosedürün davalı idarelerce tamamlandığı, davacı taşınmazlarının akar niteliğini korumaya yönelik plan notlarının yer aldığı anlaşılmakla 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında bu açıdan da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,

2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2021 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.