YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/1488
KARAR NO : 2010/4037
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
TEBLİĞNAME : 1-B/2008/256694
MAHKEMESİ : (KADIKÖY) Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO : 20/06/2008 – 23/142
SUÇ : Kasten öldürmek
S. A’ı kasten öldürmekten sanıklar B. D. ile E.. A..’ın yapılan yargılanmaları sonunda: Bilge’nin hükümlülüğüne, Elif’in beraatine ilişkin (KADIKÖY) Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20/06/2008 gün ve 23/142 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık Bilge müdafii tarafından istenilmiş ve hüküm kısmen re’sen de temyize tabi bulunmuş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1) Sanık Bilge ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde, öldürme eylemini beraat eden sanık Elif’in gerçekleştirdiği yönündeki iddiaları savunma kapsamında olup temyiz istemi niteliğinde görülmediğinden, sanık Elif hakkında kurulan beraat kararı inceleme dışı bırakılmıştır.
2) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/02/2004 gün ve 2003/4-296-2004/27 sayılı kararında da açıklandığı üzere; yargılama gideri miktarının kısa kararda belirtilmediği sabit ise de, mahkemece kısa kararda yargılama giderinin sanık Bilge’den tahsiline karar verildiği, miktar ve dökümün ise gerekçeli kararda belirtilmek suretiyle eksikliğin giderildiği anlaşıldığından, bu yöne ilişen tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.
3) Sanık Bilge hakkında beden bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi kasten öldürme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul edilmiş, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
a) Maktulenin herhangi bir rahatsızlığı bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra Dosyanın Adli Tıp Başkanlığı ilgili ihtisas Dairesine gönderilerek; maktulenin yaşı ve kilosu da dikkate alınmak suretiyle beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığına ilişkin rapor alınıp değerlendirilmesi ve buna göre suç niteliğinin belirlenmesi gerektiği düşünülmeden, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi;
b) Kabule göre de; 20/10/1990 doğumlu olup suç tarihinde 16 yaşını bitirip 17 yaşından 2 ay 14 gün alan sanık hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle 18-24 yıl arasında hapis cezası öngören 5237 sayılı TCK.nun 31/3.maddesinin uygulanması sırasında, sanığın yaşı gözetilerek hapis cezasının belirtilen alt ve üst sınırlar arasında makul miktarda belirlenmesi yerine, üst sınır olan 24 yıl hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini;
Yasaya aykırı olup, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), hükmolunan ceza miktarına ve tutuklulukta geçirdiği süreye göre sanığın tahliye isteminin reddine, 01/06/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.