YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9453
KARAR NO : 2014/11544
KARAR TARİHİ : 10.06.2014
MAHKEMESİ : IĞDIR SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/07/2013
NUMARASI : 2013/346-2013/533
Taraflar arasında görülen tapu kaydının düzeltilmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; miras bırakan babasının isminin 3986 ila 3989 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında “Ali oğlu Oruç D..” yazıldığını belirterek anılan parsellerin malik isimlerinin nüfus kaydına göre “Ali oğlu Oruç T.” olarak düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; talep konusu 3986 ve 3987 parsel sayılı taşınmazların 969 sayılı kadastro parselinden, 3988 ve 3989 parsellerin de 970 sayılı kadastro parselinden ifrazen geldikleri, 1956 yılında yapılan kadastro tesbiti sırasında 970 parsel sayılı taşınmazın 19.10.1936 tarih 1423 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak H…. Köyünde oturduğu belirtilen doğum tarihi ve soyadı belirtilmeyen Ali oğlu Oruç ve Mehmet oğlu H.D.. adlarına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır..
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydıdüzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyleki, talep konusu 3986 ve 3987 parsel sayılı taşınmazların geldisi olan 969 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının, 3988 ve 3989 parsellerin geldisi olan 970 sayılı kadastro parseline ise 1956 yılında yapılan kadastro tesbiti sırasında revizyon gören (uygulanan) 19.10.1936 tarih 1423 sıra nolu tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gitti kayıtları ile birlikte getirtilmediği, davacının miras bırakanına ait vukuatlı aile nüfus kayıt tablosuyla revizyon tapu kayıtları ve kadastro tesbit tutanağında yeralan bilgilerle karşılaştırma yapılmadığı, öte yandan; talep konusu taşınmazları halihazırda kimin tasarruf ettiğinin araştırılmadığı ve bu konuda tanıkların bilgilerine başvurulmadığı, dinlenen tanıkların yaşlarının küçük, beyanlarının da yetersiz olduğu görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak talep konusu taşınmazlardaki paylı malik “Ali oğlu O. D.. ” ile davacının miras bırakanı “Ali oğlu O. Tü..nin ” aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılıp elverdiğince yaşlı tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.