Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2011/5666 E. 2011/7803 K. 13.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/5666
KARAR NO : 2011/7803
KARAR TARİHİ : 13.12.2011

TEBLİĞNAME :1-B/2011/133257
MAHKEMESİ :MERSİN Birinci Ağır Ceza Mahkemesi
TARİH VE NO :16.12.2010 – 420/562
SUÇ :kasten öldürmek

H.. C..’u kasten öldürmekten sanık B.. B..’nin yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (MERSİN) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.12.2010 gün ve 420/562 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1- Adli sicil kaydına ve dosyaya getirtilen kesinleşme şerhli ilam örneğine göre, sanık Bahri’nin, Erdemli Sulh Ceza Mahkemesi’nin 02.12.2003 tarih 2003/572-922 karar sayılı ilamı ile aldığı hapis cezasından çevrilme 1.017 TL adli para cezasının, 16.02.2004 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK 58. madde hükmünün uygulanmaması aleyhe temyiz istemi bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2- Oluşa, dosya kapsamına ve gösterilen gerekçeye göre mahkemenin suç nitelendirmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, suçun niteliği yönünden bozma isteyen tebliğname düşüncesi benimsenmemiştir.
3- Temyiz kapsamına göre sanık Bahri hakkında kasten insan öldürme suçundan kurulan hükmün incelemesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçeler ile reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri ve bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin eksik incelemeye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
A) Oluşa ve dosya kapsamına göre, maktul Hamdi’nin Erdemli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03.03.2008 tarih ve 468/15 sayılı kararı ile boşanmasına karar verilen sanık Bahri’nin eşi Ayşe ile birlikte yaşadığı, ancak boşanma kararının henüz kesinleşmediği, maktul Hamdi ile Ayşe’nin birlikteliğinin boşanma kararı öncesi başlamış olduğu, olay tarihinde akşam saatlerinde sanık Bahri ile birlikte kalan kızları Dönay ve Derya’nın anneleri Ayşe’nin işlettiği markete ziyaret amaçlı gittikleri, markette maktul Hamdi ile karşılaştıkları, maktul Hamdi’ye kendisini burada görmek istemediklerini belirtmeleri üzerine aralarında çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sonucunda Dönay’ın sol ön kolda kesi oluşacak şekilde yaralandığı, olay yerine gelen ve kızı Dönay’ın maktul tarafından yaralandığını ve kolunun kanadığını gören sanığın, market dışına çıkmış olan maktulün peşinden koşarak üzerinde taşıdığı bıçakla maktule vurarak öldürdüğü olayda, maktulün evlilik birlikteliği devam ettiği halde sanığın eşi ile birlikte yaşaması ve sanığın kızı Dönay’ı yaralaması karşısında sanık hakkında tahrik nedeniyle TCK 29. madde gereğince indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
B) 5237 sayılı TCK.nun 53. Maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılan sanık hakkında velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından getirilen kısıtlamanın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca şartlı salıverilme tarihine kadar geçerli olduğunun düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün kısmen tebliğnamedeki düşünceden farklı gerekçe ile (BOZULMASINA), 13.12.2011 gününde Üyeler M.. N.. Ö.. ve M.. Ü.’in olayda sanık lehine haksız tahrik nedeni bulunmadığı yönündeki karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY ;

Haklarında boşanma kararı verilen sanık Bahri ile eşi Ayşe’nin boşanma kararının henüz kesinleşmediği, bu şekilde ayrı yaşamaya hak kazanan taraflardan Ayşe ile maktul Hamdi’nin suç tarihinde birlikteliklerinin bulunduğu, kılık değiştirmek suretiyle kızları Dönay ve Derya’dan habersiz bu birlikteliği hazmedemeyen sanık Bahri’nin kadın kıyafeti giymek suretiyle kendisini tanınmayacak hale getirerek, üstelik yanına bıçakda alarak, saat itibariyle de doğal karşılanamıyacak biçimde olay yerine gelmesi, sanığın zaten suç işleme iradesi ve kastını ortaya koymaktadır. Burada tesadüfen kızları Dönay ve Derya’yı yaralı olarak görmüş isede, henüz maktül tarafından yaralandıklarını dahi bilmeden maktülün peşinden koşarak üzerinde taşıdığı bıçakla maktüle vurarak öldürdüğü olayın başlangıcı itibariyle doğrudan maktülden, sanığa yönelen ve tahrik oluşturacak bir neden bulunmadığı düşünce ve kanaati ile çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.