YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6544
KARAR NO : 2022/8546
KARAR TARİHİ : 03.11.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜMLER : 1) … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.07.2020 tarih, 2019/27 Esas, 2020/45 Karar sayılı, sanığın, eşi maktulü nitelikli kasten öldürme suçundan TCK’nin 82/1-d, 53, 54, 63 maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkumiyetine dair kararı.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.02.2021 tarih, 2020/1435 Esas, 2021/164 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı
TÜRK MİLLETİ ADINA
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.07.2020 tarih, 2019/27 Esas, 2020/45 Karar sayılı, sanığın, eşi maktulü nitelikli kasten öldürme suçundan TCK’nin 82/1-d, 53, 54, 63 maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkumiyetine karar verildiği, sanık … müdafiinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09.02.2021 tarih, 2020/1435 Esas, 2021/164 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve sanık müdafii tarafından bu hükmün temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.02.2022 tarih, 2021/11008 Esas, 2022/1224 Karar sayılı ilamında oy çokluğu ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verildiği,
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin hükmün onanmasına dair kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2022 tarih, KD – 2022/80622 sayılı yazısıyla;
“Dosya kapsamına göre, 25/09/2018 günü saat 17.40 sıralarında sanığın yaptığı ihbar üzerine görevli polis ekibinin, kırk bir yıldır evli olan tarafların birlikte yaşadığı eve geldiği, düzenlenen tutanağa göre yaralı durumda bulunan maktulün olay yerine gelen sağlık ekibi tarafından hastaneye götürüldüğü, evin içinde yapılan inceleme sonucunda ikametin girişinde sol tarafta bulunan kanepe üzerinde, şarjörü takılı, horoz tertibatı kurulu vaziyette ve mermi yatağı boş halde 7.65 milimetre çapında Beretta marka silah ile bir adet mermi çekirdeğinin bulunduğu, boş kovanın ele geçirilemediği, hastanede yapılan müdahaleler rağmen saat 19.15’de hayatını kaybeden maktulün otopsi raporuna göre, ölümünün sırtta her iki skapula arasından giren mermi çekirdeğinin omurgada kırık oluşturarak sol göğüs boşluğuna girmesi ve aşağıdan yukarıya, sağdan sola, arkadan öne seyirle akciğeri kat edip, sol ikinci interkostal aralıktan geçerek, sol köprücük kemiği alt orta bölgeden vücudu terk etmesi sonucu, ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı vertebra ve kot kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, balistik uzmanlarının düzenlediği, balistik raporuna göre de silahın herhangi bir mekanik arızasının bulunmadığı, sanık … maktulün müşterek çocukları ile yakınları da dahil olmak üzere alınan tanık beyanlarından, beşi erkek ikisi kız olmak üzere yedi çocukları olan taraflar arasında bir geçimsizlik yaşandığı, çocuklardan üçünün çeşitli suçlardan cezaevinde oldukları, olay günü de maktulün polis memuru olan diğer çocuğunun kardeşlerine aldığı ayakkabıların kendilerine verilmelerini istemesi ve bu çocuklarıyla araları iyi olmayan sanığın, maktulün isteğini geri çevirmesi üzerine yine tartışma yaşandığı, bunun yanı sıra sanığın geçimsizliklerinin başladığı yıllardan itibaren maktulü darp ettiğine dair iddialar ile ilgili kesin bir kanaat oluşmadığı, evlilik süreci içinde aralarında bazı sorunlarının olmasının olağan kabul edilmesi gerektiği, duruşmalarda dinlenen ve yakın akrabalık bağı içindeki kişilerden bir kısmı maktulün ölümünden sanığı sorumlu tutarken, bir kısmının ise olayın kazaen gerçekleştiğini belirttikleri, aile içinde yaşanan önceki bazı tartışma ve küslüklerin bu beyanların içeriğine de etki ettiği, sanık ise aşamalardan itibaren savunmalarında, suçta kullanılan tabancayı yaklaşık dört beş ay önce ismini bilmediği bir şahıstan, silahlara olan merakı nedeniyle satın aldığını, aldığından içinde üç adet merminin bulunduğunu, bir süre sonra deneme amacıyla bir kez ateş ettiğini, olay günü de silahı sökerek temizlemek için evde bulundurduğu yerden alarak mutfağa geçtiğini, eşinin de bu sırada çay demlemek için ocak başına geçtiğini, kendisinin de maktulün iki üç metre arkasında bulunan sandalyeye oturduğunu, akabinde silahın şarjörünü çıkardığını ve silahın sürgüsünü çektiğini, sürgüyü çekerek silahın namlusunu çıkartmayı düşündüğünü, ancak silahın ateş aldığını, eşi …’nin yere yığıldığını, eşinin yanına gidip onu sandalyeye oturttuğunu, sağlık ekibini, polisi ve evi yakın olduğu için damadını aradığını, silahın şarjörünü takıp silahı koltuğun üzerine bıraktığını, silahı temizlemeden kastının bir bez ile silmek olduğunu belirttiği ve bu savunmalarının maddi delillerle de çelişmediği anlaşılmakla, fiilini suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek, TCK’nın 21/1 maddesi uyarınca kasten işlediğine ilişkin her türlü
şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmayan ve maktulle olan konumu, silah üzerinde gerçekleştirdiği eylemler de dikkate alınarak, öngörülebilir muhtemel neticenin meydana gelmesini istememesine rağmen, objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmek suretiyle sonucun meydana gelmesini engelleyemediğinin kabulünde zorunluluk bulunan sanığın, TCK’nın 85/1, 22/3 maddeleri uyarınca “bilinçli taksirle öldürme” suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, aynı Kanunun 82/1-d maddesi uyarınca “eşini kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır” şeklinde talepte bulunarak 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesine eklenen 2. ve 3. bentler ile aynı Kanun’un 101. maddesi gereğince dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görülüşüp düşünüldü:
1) Dairemizce verilen temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE,
2) Dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2022 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2021/11008 E. 2022/1224 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık …’ın eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu düşüncesinde olduğumuzdan ve kararın bu nedenle BOZULMASI gerektiğinden bahisle katılmamaktayım.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2018 tarihli iddianamesiyle sanık …’ın bilinçli taksirle öldürme suçundan TCK’nin 85/1 ve 22/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, 07.01.2019 tarihli görevsizlik kararıyla sanığın eyleminin TCK’nin 82/1-d maddesindeki suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin tartışmanın Asliye Ceza Mahkemesinin görev sınırını aşması ve delillerin takdir ve değerlendirilmesi için dosya ağır ceza mahkemesine gönderilmiştir. … 1. Ağır Ceza Mahkemesi 27.02.2020 tarihli kararıyla sanığın kasten eşini öldürme suçundan TCK’nin 82/1-d maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, hakkında kanuni ve takdiri indirim maddelerini de uygulamamıştır. Yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi 09.02.2021 tarihinde oy çokluğu ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından; suç tarihinde 56 yaşında olan ve hasmının olmadığını söyleyen sanığın kendi beyanıyla sırf heves ederek silah almasının hayatın olağan akışına uymadığı, sanığın aralarında birçok kez çeşitli nedenlerle tartışma yaşadığı ve şiddet uyguladığı maktule karşı başlangıçta tehdit etmek ve gözdağı vermek amacıyla olaydan üç ay önce ruhsatsız bir tabanca aldığı, olay günü maktul mutfakta tezgahta sırtı dönük uğraşırken suça konu silahı alıp mutfağa geldiği, önceden silahı olan ve silahtan anlayan sanığın silah yapımı ve temizliğinde kullanılabilecek materyal bulundurmadığı, maktul dışarıdan eve geldikten kısa süre sonra çekmeceden içinde mermi olan silahı alarak temizleme işine girişmesinin başlı başına şüpheli bir durum olduğu, sanığın savunmalarında çelişkiler bulunduğu, sanık silahın şarjörünü çıkardığını söylemesine rağmen silahın şarjörü takılı olarak ele geçirildiğini, şarjörde patlamamış bir fişeğin bulunduğunu, şarjördeki patlamamış fişeğin otomatik olarak atım yatağına sürülmesi gerektiğini, maktulenin yürüdüğünü söylediği yerlerde kan izi olmadığını vurgulayarak sanığın kasten eşini öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Olay tarihi itibariyle 68 yaşında olan sanık … kolluk huzurunda yaptığı ilk savunmasında; olay tarihinde tabancasını eline alarak temizlemeyi düşündüğünü, çekmeceden silahı alarak mutfağa geçtiğini, mutfakta bulunan koltuğa oturduğunu, bu esnada eşi …’nin çay yapmak için ocağa yöneldiğini, aralarında 2-3 metre kadar mesafe olduğunu, kendisinin silahın şarjörünü çıkardığını ve silahın sürgüsünü çektiğini, sürgüyü çekerek silahın namlusunu çıkartmayı düşündüğünü ancak silahın ateş aldığını, eşi …’nin yere yığıldığını, eşinin yanına gidip onu sandalyeye oturttuğunu, 112 yi ve evi yakın olduğu için damadını aradığını, silahın şarjörünü takıp silahı koltuğun üzerine bıraktığını, silahı temizlemeden kastının bir bez ile silmek olduğunu belirtmiştir.
Sanık …’ın savunması; olay yeri inceleme raporu, Kriminal Polis Uzmanlık Raporları, ölü muayene ve otopsi tutanakları, kolluk tutanakları ve 112 görüşmesi ile uyumludur. Sanığın şarjörü söktükten sonra sürgüyü çekerek namluyu çıkartmayı düşündüğü anda silahın patlaması ve şarjör takılı olmadan silahın ateş alması Baretta tabancalarda mümkündür. Söktüğü şarjörü vurulma olayından sonra tabancaya yeniden taktığı için şarjördeki mermi atım yatağına sürülmemiştir. Ateşli silahın bez ile temizlenmesi ise … bir temizleme şeklidir. Dosya kapsamına göre, sanık … ve maktul … yaklaşık 40 yıldır evli olup müşterek 7 çocukları bulunmaktadır. Evlilik süreci içinde aralarında bazı sorunlarının olması hayatın olağan akışına göre olasıdır. Duruşmalarda dinlenen ve yakın akrabalık bağı içindeki kişilerden bir kısmı maktulün ölümünden sanığı sorumlu tutarken, bir kısmı ise olayın kazaen gerçekleştiğini belirtmişlerdir. Aile içinde yaşanan önceki bazı tartışma ve küslüklerin bu beyanların içeriğine etki ettiği düşünülmektedir.
Kasten öldürme suçunun manevi unsuru kasttır. Kast, suç tipinin gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesidir. TCK’nin 21 maddesinin 1. fıkrasına göre doğrudan kast “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2016 tarihli ve 200-250, 31.03.2015 tarihli ve 619-80, 23.09.2014 tarihli ve 314-389, 07.06.2011 tarihli ve 54-120, 06.07.2010 tarihli ve 51- 162 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi halinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi halinde olası kast, söz konusu olacaktır. Kast, olası kast, taksir ve bilinçli taksir arasındaki ilişkiyi kısaca özetlemek gerekirse; gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi ve istenmesi halinde doğrudan kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmek suretiyle sonucun meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hallerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
Tüm bu açıklamalar göz önüne alınarak öldürme eyleminin ilk derece mahkemesinin kabulü doğrultusunda olma ihtimali bulunmakta ise de sanık …’ın maktul eşi …’ı doğrudan kasla öldürdüğüne ilişkin kesin bir delil bulunmamaktadır. Yeni aldığı tabancasını hiçbir tedbir almaksızın mutfaktaki kanepenin üzerinde temizlemek isterken, tabancanın ateş alarak mutfakta bulunan eşi …’nin ölebileceğini öngörmekte ancak sonucu istememektedir. Dosya kapsamına göre sanık …’ın dikkatsiz ve özensiz şekilde hareket ederek öngördüğü ancak istemediği ölüm neticesini kabullenmediği kanaatine varıldığından TCK’nin 22/3. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 85/1. maddesine göre bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılması, bu nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayım