YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2847
KARAR NO : 2023/1828
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik itirazın reddi
… 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2021/132 Esas, 2022/156 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik sanık tarafından yapılan itirazın reddine dair merci … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2022 tarihli ve 2022/330 Değişik İş sayılı kararının kesin olmakla 16.05.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.01.2023 tarihli ve 2022/24846 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/23013 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/23013 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanık hakkındaki 22.03.2022 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kısa kararı müteakip sanığın 25.03.2022 tarihinde süre tutum dilekçesi mahiyetinde olduğu anlaşılan dilekçe sunduğu, dilekçesinde açıkça gerekçe açıklandıktan sonra tekrar savunma sunacağını belirttiği, bu dilekçenin itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek dosyanın merciine gönderildiği ve … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2022 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla,
Benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/9543 Esas, 2016/10644 karar ve Yargıtay 21. Ceza Dairesinin 07.02.2017 tarihli ve 2016/1691 Esas, 2017/533 Karar sayılı olağan kanun yolu ilâmlarında da belirtildiği üzere, süre tutum dilekçesi ile gerekçeli kararın tebliğini isteyen tarafa usulüne uygun olarak gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerektiği, somut olayda sanığın yokluğunda verilen karara karşı, sanık tarafından verilen dilekçe ile gerekçeli kararın kendisine tebliğinden sonra itiraz gerekçelerini bildireceğini belirterek süresinde karara itiraz edilmesi üzerine, gerekçeli kararın tebliğinden ve verildiyse ayrıntılı itiraz dilekçesinin eklenmesinden sonra itirazın incelenmek ve bir sonuca bağlanmak üzere merciine gönderilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın mahkemesine iade edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, aynı maddenin altıncı fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve yapılan yargılama sonucunda sanığın isnad edilen suçu işlediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı Kanun’un 267 ilâ 271 inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup aynı Kanun’un, “İtiraz olunabilecek kararlar” başlıklı 267 nci maddesinde yer alan “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” şeklindeki düzenleme gereği kural olarak sadece hâkim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
5271 sayılı Kanun’un 270 inci maddesi ile aynı Kanun’un 271 inci maddesindeki düzenlemeler gereği itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda istekte bulunabilecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.01.2013 tarihli ve 2012/10-534 Esas, 2013/15 Karar sayılı kararında;
“İtiraz mercii, O yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK’nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” Şeklindeki gerekçeyle itirazın hem maddi hem hukukî yönden ele alınması ve kararın her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Kaldı ki YCGK, 2012/10-354 E., 2013/K. sayılı kararı ile tespit edilen bu durumun, 05.04.2023 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan;
“(12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir.”
Şeklindeki hüküm gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına itiraz halinde itiraz merciince, usule ve esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği hususu kanunî düzenleme ile de hüküm altına alınarak açıklığa kavuşturulduğu tespit edilmiştir.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; … 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2021/132 Esas, 2022/156 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın sanığın yüzüne tefhim edildiği, sanığın süresi içerisinde 25.03.2022 havale tarihli itiraz dilekçesi vererek gerekçeli kararın kendisine tebliğini istediği anlaşılmaktadır. Buna göre sanığın süresinde karara itiraz etmesi üzerine, gerekçeli kararın tebliğinden ve verildiyse ayrıntılı itiraz dilekçesinin eklenmesinden sonra itirazın incelenmek ve bir sonuca bağlanmak üzere mercie gönderilmesi gerekirken, sanığa gerekçeli karar tebliğ edilmeden itirazın incelenmesi ve mezkûr Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere, itirazı inceleyen merci tarafından hem usûl hem esas yönünden inceleme yapılarak her türlü hukuka aykırılığın denetlenebileceği gözetilmeden ve belirlenen eksiklik giderilmeden itirazın sadece şekil yönünden incelenmesi neticesinde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2022 tarihli ve 2022/330 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.