Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/4893 E. 2012/7947 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4893
KARAR NO : 2012/7947
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ : ÜMRANİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/10/2011
NUMARASI : 2010/545-2011/558
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın davalı ile dava dışı eşinin “aile konutu” olduğu gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu kat mülkiyeti kurulu, .. parselde yer alan C-5 Blok, .. nolu bağımsız bölümde davacıların ½ payla malik oldukları, davalının taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı bulunmadığı gibi taraflar arasında akdi bir ilişkinin de olmadığı, davacıların dava dışı yeğenlerinin yeni evlenmesi nedeniyle eşi olan davalı ile birlikte, çekişmeli bağımsız bölümde, kira bedeli ödemeksizin ikamet etmelerine muvafakat ettikleri, ancak görülmekte olan boşanma davası sürecinde dava dışı eşin müşterek konuttan ayrıldığı, bu nedenle davalının halen bağımsız bölümde tek başına tasarrufta bulunduğu, davacılar tarafından keşide edilen 06/07/2010 tarihli ” ihtarın tebliğinden itibaren derhal taşınmazın tahliye edilmesi, 2010 yılı, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin ecrimisilin ödenmesi” isteğini içeren ihtarnamenin davalıya 08/07/2010 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar; TMK’nun 683. üncü maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayanarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi gereğince; “aile konutu” olan taşınmazın tapu kaydına, aile konutu ile ilgili şerhin verilebilmesi için o konutun eşlerden birine ait olması zorunludur. Mülkiyeti üçüncü kişiye ait bir taşınmaz eşlerce aile konutu olarak kullanılıyor olsa bile, hak sahibi olan üçüncü kişinin bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını sınırlayıcı şekilde, tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulamaz.
Ne varki değinilen bu hususların değerlendirilebilmesi öncelikle yöntemine uygun olarak açılmış ve harçlandırılmış bir dava ile mümkündür. Oysa somut olayda; davacıların ecrimisil isteği yönünden dava değerini 7.700,00 TL olarak belirttikleri ancak taşınmazla ilgili olarak bir değer göstermedikleri görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, HUMK’nun 413 ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (04.03.1953 tarih 10/2 Sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanunu’nun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30.madde hükmünde de ” … muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK.’ nun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca, dava dilekçesinde elatmanın önlenmesi isteğiyle ilgili olarak davacı tarafından bir değer bildirilmediği gözetilmek suretiyle, davacıya bu istek bakımından dava değerinin sorulup açıklattırılması, belirtilecek değere göre harcın ikmal ettirilmesi, keşif yapılarak gerçek dava değerinin tespiti halinde ise, bakiye harcın tahsilinden sonra işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de; yukarıda açıklanan Yasanın öngördüğü (4721 sayılı Yasanın 194. maddesinde) düzenleme karşısında kayıtla bir ilgisi olmayan davalılar lehine aile konutu şerhi konulamayacağı gibi davalının bu yönde bir savunmasının da olmadığı gözardı edilerek davalı tarafından kullanılan konutun, “aile konutu” olduğundan bahisle davanın reddine ilişkin mahkeme gerekçesinin doğru olduğunu söyleyebilme olanağı olmadığı gibi davalının “tahliye ve ecrimisil isteğini içeren ihtarnamenin ” tebliğinden itibaren fuzuli şagil durumuna düştüğü, bedelsiz kullanıma ilişkin muvafakatin geri alındığı, bu durumda ihtarnamenin tebliğinden dava tarihine kadar geçen süreçte ecrimisilden sorumlu tutulması gerektiğinin de gözardı edilmesi isabetsizdir.
Davacıların temyiz itirazları değinilen yönler itibariyle yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.