Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2012/5186 E. 2012/7969 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5186
KARAR NO : 2012/7969
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ : ADIYAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/06/2011
NUMARASI : 2010/421-2011/331
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi,ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, davalı M. T. bakımından feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar bakımından ise kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davalı M. T. bakımından feragat nedeniyle davanın reddine,1919 ve 1922 parsel sayılı taşınmazlarda ecrimisil isteğinin reddine, elatmanın önlenmesi isteğinin davalılar G.H.A.ve A. bakımından kısmen kabulüne, 2234 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davalılar A. ve A. bakımından elatmanın önlenmesine ve ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, yanların paydaşı olduğu 14 parsel sayılı taşınmazdan DSİ’nin kanal geçirmesi nedeniyle ifraz sonucu 1919,1920,1921 ve 1922 parsellerin oluştuğu, yanların 1919 ve 1922 parsel sayılı taşınmazlarda paydaş oldukları, dava konusu 1502 sayılı parselin de aynı şekilde 2234 ve 2235 parseller olarak ifraz edildiği,2234 parsel sayılı taşınmazın bağımsız olarak davacı adına tescil edildiği,ifrazdan önce paydaşlardan M.dışındakilerin zeminde belirli yerleri kullandıkları, davalılardan A. ile A.’in ise davacı adına kayıtlı 2234 parsel üzerindeki krokide (B) ile gösterilen yeri de kullanım alanlarına kattıkları tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere; Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, ” ahde vefa” kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Yukarıda özetlenen olgu ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde somut olayda tüm paydaşları kapsayan ve her paydaşın payına özgülenen biçimde bir kullanım bulunmadığına göre fiili kullanma biçimi oluştuğu söylenemez. Olaya paylı mülkiyet hükümleri doğrultusunda bakıldığında ise davacının 1919 parselde (C) ile gösterilen yeri kullandığı, davacının davalıların ve mahkemenin kabulündedir.
Öte yandan, 1922 parselde davacı da paydaş olduğu halde bu parselin tamamı davalı G..’nin tasarrufunda olup, davacı bakımından intifadan men (yararlanmaktan engellenme) koşulunun oluştuğu açıktır.
Ayrıca, davalılar A. ile A.’in 2234 parselin (B) ile gösterilen bölümünü haklı ve geçerli bir neden olmaksızın 1919 parselde kullandıkları bölüme katarak tasarruf ettikleri de tartışmasızdır.
Bu durumda; mahkemece çekişme konusu 1922 parsel sayılı taşınmazda davacının payı oranında davalı G.’nin elatmasının önlenmesine, 2234 parsel sayılı taşınmazla ise davalılar A.ve A.’in elatmasının önlenmesi ve ecrimisile karar verilmiş olması doğrudur, ancak 1919 parselde davacının (c) harfi ile gösterilen bölümü kullandığı belirlendiğinden bu parsel açısından davanın reddi gerekirken aksine düşüncelerle kabulü doğru değildir.
Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları doğrudur. Kabulüyle hükmün açıklanan bu nedenle (6100 sayılı yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.’nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.