YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10380
KARAR NO : 2014/14873
KARAR TARİHİ : 25.09.2014
MAHKEMESİ : SİVAS 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2014
NUMARASI : 2013/738-2014/568
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Talep, tapu kayıtlarında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, mirasbırakan “A. oğlu H.K.’ ın” maliki olduğu.. ve ..parsel sayılı taşınmazlarda sehven adının “H. G.” olarak yer aldığını, murisin diğer taşınmazları bakımından aynı yönde açtığı davanın Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.05.2003 tarih, 2002/708 esas, 2003/388 karar sayılı ilamı ile kabulüne karar verildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi isteği ile eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/2-ç-1 maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
HMK’nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak talep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Talebin niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, kaydı düzeltilmek istenen çekişme konusu .. ve . parsel sayılı taşınmazların mahallinde keşif yapılmamış, mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları da dinlenmemiştir.
Öte yandan, davacı eldeki davadaki gibi aynı istemle 9 parça taşınmaz hakkında da ayrı ayrı davalar açmış, Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.05.2013 tarih, 2002/708 esas, 2003/388 karar ve Sivas 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.09.2005 tarih, 2004/1199 esas, 2005/999 karar sayılı ilamları ile talebi kabul edilerek mirasbırakanın ….parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarında “H.G.” olan adının “H. K.” olarak, yine bazı parsellerde “Mehmet” olan baba adının da “A.” olarak düzeltilmesine karar verildiği, anılan kararların temyiz edilmeden kesinleştiği görülmektedir.
Diğer taraftan, dava konusu taşınmazların tapu kaydında yer aldığı şekliyle A. oğlu H. G. adında bir kişinin kayden nüfusa kayıtlı olmadığı, murisin annesi Zeynep’in ilk eşinden olma çocuğu olup, daha sonra annesinin A. G. ile evlendiği, mirasbırakanın bu nedenle “H. H. G.” olarak halk arasında bilindiği kadastro tutanağı tanıklarının beyanı ile de sabittir.
Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular çerçevesinde araştırma ve incelemenin yapılması, çekişme konusu ..ve .. parsel sayılı taşınmazların mahallinde keşif yapılarak, mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları da dinlenmek suretiyle anılan taşınmazların malikinin kim olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması, davacının aynı yönde açtığı ve kesinleşen emsal dava dosyalarında verilen kararların gözetilmesi, asıl olanın nüfus kayıtları olduğu dikkate alınarak davacı murisi ile kayıt malikinin aynı kişi olup olmadığı üzerinde durularak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacının bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.