Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/5678 E. 2014/11651 K. 12.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5678
KARAR NO : 2014/11651
KARAR TARİHİ : 12.06.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2013/578-2013/750

Taraflar arasında görülen kayıt düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-
Dava, kayıt maliki ile miras bırakanın aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
Davacılar, miras bırakanları ” Ahmet oğlu S. G..’in” maliki olduğu 196 ada 2 parsel sayılı taşınmazın sicil kaydında adı, soyadı ve baba adı dışında kimlik bilgilerinin bulunmaması sebebi ile intikal yaptıramadıklarını ileri sürerek, kayıt maliki ile miras bırakanlarının aynı kişi olduğunun tespiti ile eksik nüfus bilgilerinin tapu siciline işlenmesi istekli eldeki davayı açmışlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın malikinin davacıların miras bırakanı olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile taşınmaz malikinin isminin Ahmet ve Fatma’dan olma, 01.07.1923 doğumlu S.G.., kimlik numarasının da 22051591320 olarak tapuya işletilmesi ve tapu kaydının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan 6100 sayılı HMK’nin 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyle ki; çekişme konusu taşınmazın yalnızca 2012 yılına ait emlak beyan dökümü getirtilip 1986-2012 yıllarına ait emlak beyan dökümlerinin getirtilmediği, dükkan olarak kullanılan taşınmazın aynı tarihler arasında vergisinin kimin tarafından ödendiğinin ilgili kurumlardan sorulmadığı, ”Ahmet oğlu S. G..” adında davacıların miras bırakanı dışında başka bir kişinin nüfus kaydının bulunup bulunmadığının ilgili nüfus müdürlüğünden sorulmadığı, taşınmazı kimin hangi tarihten beri ne şekilde tasarruf ettiğinin ve bu kişilerin davacılar ve miras bırakanları ile herhangi bir ilgilerinin olup olmadığının araştırılmadığı, davacı tanıklarının da beyanlarının alınmadığı görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak, talebe konu taşınmazın maliki ”Ahmet oğlu S. G..’in” davacıların miras bırakanı olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de;
Bilindiği üzere, “Mülkiyet Hakkının Tescili” başlıklı 22.07.2013 tarihli ve 2013/5150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tapu Sicil Tüzüğü’nün 28. (18.05.1994 tarihli ve 94/5623 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tapu Sicil Tüzüğü’nün 25.) maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı, soyadı, baba adı, edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarası olarak belirlenmiştir. Görüldüğü üzere bunlar arasında malikin doğum tarihi, anne adı ve T.C. Kimlik numarası yer almamıştır. Dolayısıyla, tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgisinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez. Şayet, tapunun tesciline dayanak yapılan işlemde düzeltimi gerektirir bir hata yapılmışsa, bu hata 2013 tarihli Tapu Sicil Tüzüğü’nün 75. (1994 tarihli Tapu Sicil Tüzüğü’nün 87.) maddesi uyarınca, ilgilisinin başvurusu üzerine o maddedeki koşullar araştırılarak, idarece düzeltilmelidir.
Somut olayda çekişmeye konu taşınmazın tapu sicil kaydında, kütükte bulunması zorunlu olan bilgilerde herhangi bir düzeltme yapılmasının istenmediği, davacıların; miras bırakanları ile kayıt malikinin aynı kişiler olduğunun tespitini talep ettikleri, bu durumda iddianın kanıtlanması halinde tespit hükmü kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile düzeltme kararı verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’nin 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.