YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8779
KARAR NO : 2014/11653
KARAR TARİHİ : 12.06.2014
MAHKEMESİ : KANDIRA SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/04/2013
NUMARASI : 2012/511-2013/295
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının iddiasının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, soyadı ”Sezen” olduğu halde paydaşı olduğu 429, 435, 449, 529, 697, 803 ve 6475 parsel sayılı taşınmazlarda soyadının hatalı olarak ”Bal” olarak yazılı olduğunu ileri sürerek anılan kayıtların nüfus kaydına uygun olarak düzeltilmesi istekli eldeki davayı açmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı HMK’nin ”Hükmün kapsamı” başlıklı 297/2. maddesi; ” Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. ” şeklinde düzenlenmiştir. O halde anılan düzenleme uyarınca hükmün açıkça yazılması, infazında tereddüt yaratılmaması gerekir.
Somut olaya gelince; tapu sicil kayıtlarında çekişme konusu taşınmazlardan 697 nolu parselin 1/10 pay malikinin ismi ”Şakir oğlu Kenan,” 803 nolu parselin 1/10 pay malikinin ismi ”Şakir oğlu K.B..,” 6475 nolu parselin 1/10 pay malikinin ismi ”Şakir oğlu K. B..” olarak yazılı olduğu halde, kurulan hükümde çekişmeye konu taşınmazlarda hangi pay malikinin isminin düzeltildiğinin gösterilmemiş olması doğru olmadığı gibi, kabul kapsamına alınan tüm taşınmazların tapu sicil kaydında davacının ismi ”K. B..’ yazılıymış gibi değerlendirilerek hüküm kurulması yoluna gidilmiş olması da doğru değildir.
Hâl böyle olunca; yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gözetilerek, infazda tereddüte yolaçmayacak ve infaza elverişli olacak biçimde hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; evrak arasına alınan tapu kaydına göre çekişmeye konu taşınmazlardan 803 parsel sayılı taşınmazın 1/10 payının ”Şakir oğlu K.B..’ adına kayıtlı olduğu, eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen 803 nolu parselin tapu kaydında ise anılan paydaşın artık malik olmadığı görüldüğü halde, bu taşınmaz yönünden davalı idarece herhangi bir düzeltme yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeden sonuca gidilmiş olması da isabetsizdir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.