YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10472
KARAR NO : 2022/4421
KARAR TARİHİ : 02.06.2022
MAHKEMESİ : KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ: GÜLŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gülşehir Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan babası 1995 yılında vefat edince, babaları adına kayıtlı bulunan 600 dönüme yakın taşınmazlardaki dava dışı kız kardeşlerinin miras pay ve haklarının parasal değerlerini ödeyerek (çok büyük miktarını kendisinin ödediğini) taşınmazların kendisi ve davalı kardeşi Namık Kemal’e kalması hususunda anlaştıklarını, davalı …’in, yurt dışında olmasından istifade ederek müşterek olunması gereken taşınmazları kendi adına tescil ettirdiğini, sonra da taşınmazların muvazaalı olarak oğlu olan diğer davalı …’a devredildiğini, durumdan haberdar olunca müdahale ettiğini ve dava konusu taşınmaz dışındaki diğer taşınmazları aralarında pay ettiklerini, davalıların, davaya konu taşınmaz üzerinde Petrol Ofisi A.Ş’nin intifa hakkı bulunduğunu, kaldırmak için çaba sarf ettiklerini ve kaldırdıklarında dava konusu olan 1710 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payını da devredeceklerini beyan ettiklerini, ancak geçen zaman içinde bunu yapmadıklarını, taşınmaz üzerinde kendisi tarafından yapılan mesken bulunduğunu, davalıların hakkı olan payını devretmekten kaçındıklarını ileri sürerek, fazla ödemeden kaynaklanan talep mahfuz kalmak kaydı ile, babasından intikal dava konusu taşınmazın 1/2 payının tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar, taşınmazların devrini öğrenen davacının dava konusu taşınmaz dışındaki diğer taşınmazlardan payını alırken dava konusu taşınmazdan pay almamasının ve bugüne kadar da beklemesinin, davacının ve diğerlerinin rızasına binaen taşınmazın davalı … adına tespit ve tescil edildiğine karine olduğunu, davacı ve davalı …’in babaları öldükten bir yıl sonra taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmaları yapıldığını, dava konusu taşınmazın davacı ve diğer paydaşlar tarafından davalıya verildiğinden tescile itiraz edilmediğini, 1996 yılında kadastro çalışmalarının tamamlandığını, davanın 10 yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açılmadığını, davalı …’un ise babası olan diğer davalı …’in borcunu ödediğini ve bunun karşılığında taşınmazın davalı …’a devredildiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlar, yargılama sırasında davalı …’in kısıtlanmasına karar verilerek işbu davada temsil edilmek üzere kayyım tayin edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28/05/2021 tarihli ve 2019/66 E., 2021/158 K. sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın davalılardan Namık Kemal adına tescil edildiği, kadastro tespitinin 17/10/1996 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açamayacağının düzenlendiği, davacının davasını kadastro tespitinden önceki bir nedene dayandırarak açtığı, bu hakkın hakdüşürücü süre olan 10 yıllık sürenin geçmesinden sonra istenilmesinin mümkün olmadığı, dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalı … arasında dosyaya ibraz edilen 29/12/2004 tarihli senedin düzenlendiğini, dava konusu taşınmaz dışında diğer taşınmazlarda davacının payını aldığını, davanın muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası olduğunu, muris muvazaasında zamanaşımının işlemediğini, dava konusu olayda Kadastro Kanunu’nun zamanaşımı hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını, muvazaalı olarak mal kaçırmanın mevcut olduğunu, muvazaa iddiasını tanıkların ve mahalli bilirkişilerin beyan ettiklerini, davalı …’ın 20/08/2019 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini, dilekçenin nazara alınmamasının, davalının mahkemeye celbi ile bu konunun araştırılmamasının, dilekçenin yok kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taksim senedinin kabul edilmeme gerekçesinin yetersiz olduğunu, dava dilekçesinde harca esas değerin 5.000,00 TL olarak bildirildiğini, davalı tarafın buna itirazda bulunmadığını, vekalet ücretin takdirinde bu miktarın esas alınması gerektiğini, keşifte belirlenen değer üzerinden fazla vekalet ücretine hükmedildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30/09/2021 tarihli ve 2021/857 E., 2021/916 K. sayılı kararıyla; mirasbırakanın 29/08/1995 tarihinde öldüğü, kadastro tespitinin ise bundan sonra 11/12/1995 tarihinde yapıldığı, davacının muvazaa nedeniyle iptal davası açma hakkının mirasbırakanın ölümüyle yani tespitten önce doğduğu, tespitten önceki haklara dayalı olarak 3402 sayılı Kanunu’nun 12/3. maddesine göre on yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerektiği; davacının, çekişmeli taşınmazla ilgili 29.12.2004 tarihli tarla taksim anlaşma senedidir başlıklı belgeye de dayandığı, belgenin düzenlediği tarihte taşınmazın mirasbırakan adına değil davalı … adına tapuda kayıtlı olması nedeniyle miras taksim senedi olmayıp, taşınmazın devrini içerdiğinden resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı yapıldığından geçersiz olduğu, davacı vekili, yargılama sırasında davalı …’in davayı kabul ettiğine ilişkin belge sunmuş ise de, bu belgenin sunulmasından kısa bir süre sonra davalının kısıtlandığı, imzanın davalı eli ürünü olduğu ve fiil ehliyeti olduğu kabul edilse dahi, davacının tapu iptali ve tescil talep etmiş olup kayıt malikinin diğer davalı olması nedeniyle davalı …’in tek başına davayı kabulünün tapu iptali ve tescil için yeterli olmadığı gibi netice itibariyle dava kadastro öncesindeki muvazaaya dayandırıldığından ve hak düşürücü sürenin de kabul beyanından önce değerlendirilmesi gerektiğinden kabul beyanına itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyip, mahkemenin muvazaayı yanlış yorumlayarak karar verdiğini, davalıya gözlerinin görmemesi nedeniyle kayyım tayin edildiğini, zihinsel özrü olmadığını, davalının aklı başında iken verdiği dilekçesinin kendisine ait olup olmadığı hususunun araştırılmadan hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, muvazaanın her türlü delil ile ispatının mümkün olduğunu, mahkemenin bu hususu gözardı ettiğini, fazla vekalet ücretine hükmedildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir.
Söz konusu hak düşürücü süre dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1.Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde oluşuna, özelikle hakdüşürücü sürenin geçtiği benimsenmek suretiyle Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince davanın reddinin doğru olduğu gözetilerek, (III.) no.lu paragrafta yer verilen İlk Derece Mahkemesi kararının, (IV./3.) no.lu paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçelere göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3.3.2. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, hakdüşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle, Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereği dava usulden reddedilmiş olacağından, bu durumda AAÜT’nin 7. maddesi gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de değinilen bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerekli kılmadığından hükmün düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ:
1. (V/3.3.1.) no.lu paragrafta açıklanan nedenlerle; davacının yerinde bulunmayan sair temyiz itirazlarının reddine,
2.(V/3.3.2.) no.lu paragrafta açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazının değinilen yönden kabulüne; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi hükmünün 3. bendinde yer alan ”42.768,00-TL nisbi” ibaresinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine ”4.080,00 TL maktu” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.