Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10474 E. 2022/1958 K. 10.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10474
KARAR NO : 2022/1958
KARAR TARİHİ : 10.03.2022

MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda Bulancak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/02/2021 tarihli ve 2018/516 Esas – 2021/134 Karar sayılı kararıyla davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince istinafı üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25/10/2021 tarihli ve 2021/1123 Esas – 2021/1123 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, dava konusu 268 ada 4 parsel sayılı taşınmazda maliki olduğu 3 no’lu bağımsız bölümün, hasta olmasından faydalanılarak ve kandırılması suretiyle satış işleminin yapıldığını, uzun zamandır bipolar bozukluk ve şizofren tedavisi gördüğünü, akıl hastalığı nedeniyle yaptığı işlemlerin sonuçlarını bilebilecek durumda olmadığını, çocukluğundan beri şizofren ilaçları kullandığını ve akıl hastalığı nedeniyle yurt dışından malulen emekli olduğunu, uzun yıllar yurt dışında bulunduğu için kendisine vasi ya da kayyım atanmadığını, davalının ise başka bir işlem var diyerek tapuda imza attırdığını, satış işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek, dava konusu 268 ada 4 parsel sayılı taşınmazda bulunan 3 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, işlem tarihinde ehliyetli olan davacının bugüne kadar da fiil ehliyetini kaybetmediğini, davacı veya ailesi tarafından davacının kısıtlanması yönünde bir talepte de bulunulmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, eldeki davada alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre, davacının işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun belirlendiği, ehliyetsizliğin eldeki davada iddia edilmesine rağmen davacının kısıtlanmasının talep edilmediği, davacının ehliyetsizlik nedeniyle kısıtlanıp kısıtlanmadığının Bulancak Sulh Hukuk Mahkemesinden sorulduğu, ancak davacının kısıtlanmasına ilişkin bir davanın olmadığının bildirildiği, eldeki davada alınan Adli Tıp Kurumu Raporuna göre davacının fiil ehliyetine sahip olduğunun belirlenmesi karşısında, davacının kısıtlanması için Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulmasına gerek görülmediği, ehliyetsizlik iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, eldeki davada, “dava konusu taşınmazın aile apartmanı olduğu ve davacının geri alma iradesiyle işbu davayı açtığına” dair bir iddia ileri sürülmediği halde gerekçede buna yer verildiğini, işbu davanın “davacının yurt dışından akıl hastalığı nedeniyle malulen emekli olması ve yaptığı işlemlerin sonuçlarını kavrayacak durumda olmadığı için tapuda yaptığı işlemin hukuken sonuç doğurmasının mümkün olmaması nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali” talebine ilişkin olduğunu, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun raporuna itiraz ettiklerini ancak Üst Kuruldan rapor alınmadığını, davacının satış sözleşmesi düzenlenmesine ilişkin tasarruf ehliyetini kısıtlayacak mahiyette sağlık sorunu olup olmadığının sorgulanması gerektiğini, davacıya yaygın anksiyete bozukluğu tanısı konulduğunu, davacının kullandığı ilaçların fiil ehliyetini etkileyip etkilemediğinin incelenmesi gerektiğini, alınan Adli Tıp Kurumu raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25/10/2021 tarihli ve 2021/1123 Esas, 2021/1123 Karar sayılı kararıyla; davanın, ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğunun anlaşıldığı, iddianın ispatlanamadığı gözetildiğinde davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada, “dava konusu taşınmazın aile apartmanı olduğu ve davacının geri alma iradesiyle işbu davayı açtığına” dair bir iddia ileri sürülmediği halde gerekçede buna yer verildiğini, işbu davanın “davacının yurt dışından akıl hastalığı nedeniyle malulen emekli olması ve yaptığı işlemlerin sonuçlarını kavrayacak durumda olmadığı için tapuda yaptığı işlemin hukuken sonuç doğurmasının mümkün olmaması nedeniyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali” talebine ilişkin olduğunu, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun raporuna itiraz ettiklerini ancak Üst Kuruldan rapor alınmadığını, davacının satış sözleşmesi düzenlenmesine ilişkin tasarruf ehliyetini kısıtlayacak mahiyette sağlık sorunu olup olmadığının sorgulanması gerektiğini, davacıya yaygın anksiyete bozukluğu tanısı konulduğunu, davacının kullandığı ilaçların fiil ehliyetini etkileyip etkilemediğinin incelenmesi gerektiğini, alınan Adli Tıp Kurumu raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi hükmüyle şahsın hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış. 10. maddesi de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlev ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa’nın 13. maddesinde “yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, TMK’nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir.
Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında; bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve mal varlığı hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar.
Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta gözlem (müşahede) kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesinde belirtildiği gibi bilirkişinin “oy ve görüşü” hâkimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen TMK’nın 409/2. maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.
3.3. Değerlendirme
III. ve (IV.3.) numaralı paragraflardaki gerekçeler yerinde bulunmakla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.