Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2011/14612 E. 2011/16030 K. 23.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14612
KARAR NO : 2011/16030
KARAR TARİHİ : 23.12.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.08.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil davasının reddine, davalı … yönünden bedele ilişkin davanın kısmen kabulüne, davalı … yönünden davanın reddine dair verilen 26.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede yükleniciye temlik işlemi sebebiyle yapılan ödemenin güncelleştirilmiş değerinin davalılardan tahsili istemlerine ilişkindir.
Davalı yüklenici, çekişme konusu dükkanı davacıya sattığını, aldığı bedeli ona ödeyeceğini bildirmiş, diğer davalı arsa sahibi tapulu taşınmazın haricen satılamayacağını, yükleniciyle olan sözleşmenin edimleri yerine getirmediğinden mahkeme hükmüyle feshedildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının mülkiyet aktarımı isteminin reddine, yükleniciyle yapılan sözleşme geçerli olmadığından yapılan ödeme tutarı 25.000,00 TL’nin davalı yükleniciden tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Davalılar arasında biçimine uygun olarak düzenlenmiş 04.06.2002 tarihli bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmaktadır. Bu tür sözleşmeler, yükleniciye kişisel hak sağlar. Yüklenici kişisel hakkını doğrudan sözleşmenin tarafı olan arsa sahibine karşı ileri sürebileceği gibi Borçlar Kanununun 162. vd maddelerinden yararlanarak üçüncü bir kişiye de temlik edebilir. Aynı yasanın 163.maddesi gereğince temlikin yazılı yapılması yeterli ve geçerlidir. Kısaca belirtmek gerekirse, davacı yüklenicinin yaptığı temlik işlemine dayanarak ve temlikin ademi ifasını ileri sürerek temlik sözleşmesinin diğer tarafı olan yükleniciden Borçlar Kanununun 96.maddesine sığınıp tazminat talebinde bulunabilir.
Ne var ki, davada tazminat talep edilmemiş 19.03.2003 tarihli temlik sözleşmesi sebebiyle yükleniciye yapılan 25.000,00 TL ödemenin dava tarihindeki güncelleştirilmiş bedeli istenmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 26.maddesi uyarınca, mahkeme taleple bağlı olacağından yapılması gereken iş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak 19.03.2003 tarihindeki 25.000,00 TL’nin dava tarihindeki güncelleştirilmiş değerini bulmak, bulunacak bu miktarı hüküm altına almak olmalıdır.
Değinilen yön bir yana bırakılarak temlik sözleşmesinin geçersizliğinden bahisle verilenin iadesine dair karar kurulması doğru olmadığından, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 23.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.