Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6768 E. 2022/7362 K. 09.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6768
KARAR NO : 2022/7362
KARAR TARİHİ : 09.11.2022

MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : BURSA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Yargıtaya Geliş Tarihi: 07/10/2022Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil- tenkis davası sonunda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinden verilen hükmün Dairece bozulması üzerine, verilen direnme kararıyla dava dosyası 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca Daireye gönderilmekle, temyiz dilekçelerinin kaydı yapıldı, dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakanları …’in kendisine bakıcı olarak evine yerleşen davalıya dava konusu 12 numaralı bağımsız bölümü, hak ve alacaklarını, bankalar neznindeki paralarını, annelerinden kalan altınları ve diğer menkullerini ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devrettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek dava konusu 12 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline mümkün olmazsa tenkise, murise ait döviz ve altınların davalı tarafından kullanılması nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığını, bakım borcunun yerine getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/01/2019 tarihli ve 2016/577 E- 2019/44 K sayılı kararı ile, çekişme konusu taşınmazın temlikinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Taraflar, iddia ve savunmalarını tekrarlayıp kararı istinaf etmişlerdir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 10/03/2021 tarihli ve 2019/729 Esas, 2021/397 Karar sayılı kararıyla; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, tazminat talebinin reddine, ölünceye kadar bakma akdinin iptaline, dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 11/11/2021 tarihli ve 2021/2142 E., 2021/6764 K. sayılı kararı ile ‘‘…davalı … ‘nin ölünceye kadar bakma akdi karşılığı taşınmazı devraldığı, mirasbırakan tarafından kendisine bakılmadığına yönelik bir iddiada bulunulmadığı, mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olmasının bakım akti yapılmasına engel oluşturmayacağı mirasbırakanın akdin yapıldığı tarihte başka taşınmazı bulunduğu gibi, devredilen taşınmazın değeri göz önünde tutulduğunda temlikin makul sınırlar içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mirasbırakanın gerçek iradesinin kendisine baktırmak olduğu, mal kaçırma ve muvazaa iddiasının ispat edilemediği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davacıların bütün taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2022 tarihli, 2022/125 E. – 2022/1038 K. sayılı kararı ile, önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
4. Direnme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili (katılma yoluyla) ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1. Davacılar vekili, mirasbırakanın, geride başkaca taşınmazının kalmadığını, ölünceye kadar bakma akdiyle tüm malvarlığını davalıya bıraktığını, mirasbırakan tarafından davacıya ev alındığına dair tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğunu, mirasbırakanın banka hesaplarındaki paralarının davalı tarafından alındığını, buna yönelik iddialarının da dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davanın tümden kabulü gerekirken tazminat isteklerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
5.2. Davalı vekili, ölünceye kadar bakım sözleşmesindeki edimini yerine getirdiğini, temlikte muvazaanın bulunmadığını, davacıların saklı paylarının ihlal edilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis, tazminat isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) m. 511). Anılan sözleşme ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer (TBK m. 614 (BK m. 514)).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etki etmez.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 01/04/1974 günlü ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen taşınmazın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
6.3. Değerlendirme
6.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan …’in 31/07/2015 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak çocukları olan davacıların kaldığı, mirasbırakanın 12 numaralı bağımsız bölümü ölünceye kadar bakma akti ile davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
6.3.2. Somut olayda, davalı … ‘nin ölünceye kadar bakma akdi karşılığı taşınmazı devraldığı, mirasbırakan tarafından kendisine bakılmadığına yönelik bir iddiada bulunulmadığı, mirasbırakanın ekonomik durumunun iyi olmasının bakım akti yapılmasına engel oluşturmayacağı mirasbırakanın akdin yapıldığı tarihte başka taşınmazı bulunduğu gibi, devredilen taşınmazın değeri göz önünde tutulduğunda temlikin makul sınırlar içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mirasbırakanın gerçek iradesinin kendisine baktırmak olduğu, mal kaçırma ve muvazaa iddiasının ispat edilemediği sonucuna varılmaktadır.
6.3.3. Hal böyle olunca, davacıların bütün taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; (V/2.) no.lu paragrafta belirtilen bozma kararının düzeltilmesine gerek görülmediğinden, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 09/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.