YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3763
KARAR NO : 2020/5805
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
Adalet Bakanlığının, 16/04/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık …’ın mahkûmiyetine dair İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/400 esas, 2017/380 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/05/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanığın 08/04/2014 tarihinde işlediği iddia edilen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda, 17/09/2014 tarihinde TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
Tedbirin infazına başlaması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak sanığın kuruma müracaat etmemesi ve tedbirin infazına başlamaması üzerine erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2015 tarihli ve 2015/111 esas, 2015/798 sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin 20/11/2015 tarihinde kesinleştiği,
2- Kanun yararına bozma talebine konu olan dosyada ise, sanığın 04/01/2016 tarihinde işlediği iddia edilen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/400 esas, 2017/380 sayılı kararıyla, TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine, önceki hükmün açıklanması için İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
3- Bu ihbar üzerine İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/12/2018 tarihli ve 2017/1058 esas, 2018/1431 sayılı kararıyla 08/04/2014 tarihli ilk suça ilişkin hükmün açıklanması suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, ancak hükme karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 10/12/2019 tarihli ve 2019/1434 esas, 2019/2698 sayılı kararıyla “ısrar şartı gerçekleşmediği ve durma kararı verilmesi gerektiği” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ayrıca 04/01/2016 tarihli ikinci suça ilişkin İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/400 esas, 2017/380 sayılı kararı bakımından da “dava şartı bulunmadığı” gerekçesiyle kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğu,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Somut olayda, adı geçen sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/111 esasına kayden görülen kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, anılan Mahkemenin 22/10/2015 tarihli ve 2015/111 esas, 2015/798 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına hükmedildiği ve anılan Kanun’un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 20/11/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 04/01/2016 tarihinde aynı nitelikte suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklandığı, kararın istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 10/12/2019 tarihli ve 2019/1434 esas, 2019/2698 sayılı kararı ile sanık hakkında 17/09/2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 02/10/2014 tarihinde kararın tebliğ olunduğu, denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrı tebliğinin 11/10/2014 tarihinde yapıldığı, denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmadığından bahisle kayıt kapatılarak kamu davası açılmış ise de, 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra evrakın kapatıldığının anlaşıldığı, sanığa uyarılı çağrı kağıdı tebliğ edilmediğinden, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi şartının gerçekleşmediği, kovuşturma şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle kararın bozulduğu ve sanığın adli sicil kaydında görülen 04/01/2016 tarihli suça ilişkin İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/400 Esas, 2017/380 Karar sayılı kararı 11/07/2017 tarihinde kesinleştiği, bu eylemin incelemeye konu 08/04/2014 tarihli suça ilişkin verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu, yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen bu karar yönünden kanun yararına bozma yoluna gidilmesi gerektiğinin belirtildiği,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesine göre, (Değişik madde ve başlığı: 6545 – 18.6.2014 / m.68) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. (4) Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır. (5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” düzenlemeleri dikkate alındığında, sanığın İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/400 esas, 2017/380 sayılı dosyasına konu “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” eylemini, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/111 esas sayılı dosyasındaki 08/04/2014 tarihli eyleme ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17/09/2014 tarihli ve 2014/123732 soruşturma, 2014/499 sayılı sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verilmesinden sonra erteleme süresi içerisinde 04/01/2016 tarihinde yeniden işlediği, 04/01/2016 tarihli eylemin, 5237 sayılı Kanun’un 191/4-b-c maddesi gereğince ihlal niteliğinde olup ayrı bir suç oluşturmadığı gözetilmeden sanığın yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/400 esas, 2017/380 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
TCK’nın 191/4. maddesinin (a) bendinde, “Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi … hâlinde, hakkında kamu davası açılır. “;
TCK’nın 191/5. maddesinde “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” ;
191/6. maddesinde ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.”;
Hükümlerinin bulunduğu,
Somut olayda, her ne kadar sanık hakkında 08/04/2014 tarihli ilk suça ilişkin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca kaldırılarak kamu davası açıldığı gerekçesiyle 04/01/2016 tarihli ikinci suç doğrudan soruşturulması gereken bir eylem olarak değerlendirilip kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda da İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/400 esas, 2017/380 sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmışsa da,
08/04/2014 tarihli ilk suça ilişkin İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava dosyasının incelenmesinde, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildikten sonra tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için yalnızca bir kez uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği ve sanığın kuruma müracaat etmemesi üzerine yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinden bahisle dava açıldığı, halbuki ısrar şartının gerçekleşmesi için bir kez daha davetiye gönderilmesi ve sanık yine de müracaat etmezse dava açılması gerektiği, bu hususların daha sonradan istinaf incelemesi sırasında Bölge Adliye Mahkemesince de tespit edilmiş olduğu anlaşılmış olup,
Bu durumda artık, 04/01/2016 tarihli ikinci suçun, 08/04/2014 tarihli ilk suça ilişkin 17/09/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olup olmadığına karar verilmesi için, ikinci suça ilişkin davanın ilk suça ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı sonrasında İstanbul Anadolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle kabul edilmiştir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; 04/01/2016 tarihli ikinci suç bakımından sanığın mahkûmiyetine dair İstanbul Anadolu 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/06/2017 tarihli ve 2016/400 esas, 2017/380 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 19.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.