Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/7256 E. 2020/6665 K. 04.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7256
KARAR NO : 2020/6665
KARAR TARİHİ : 04.11.2020

Mahkeme : TDST:İstanbul 24. Sulh Ceza Mahkemesi, 27/09/2013 tarih, 2013/605 esas ve 2013/866 karar
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Sanığın yokluğunda verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin gerekçeli kararın sanığın bildirdiği en son adres ve aynı zamanda MERNİS adresi olan “… Mahallesi, … Caddesi, no:6/50” sayılı adrese MERNİS şerhi düşülerek tebliğe çıkarıldığı, belirtilen kararın muhatabın adresten taşındığı belirtilerek muhtara teslim edilip, haber kağıdının adresin kapısına yapıştırıldığı ve görevliye haber verildiği anlaşılmış olup; 7201 sayılı Tebligat Kanunun’un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından çıkarılacak tebligata Tebligat Kanunun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanunun’un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında İstanbul 24. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 27/09/2013 tarihli, 2013/605 esas, 2013/866 karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının sanığın bilinen son adresine MERNİS adresi olduğu şerhi de düşülerek tebliğe çıkarıldığı, sanığın adresten taşındığının tespit edilmesi karşısında belirtilen adres tebliğe elverişli olmamasına rağmen, kararın Tebligat Kanunun’un 21/1. maddesi gereği tebliğ edildiğinin dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında; hükmün kesinleşmemiş olduğu ve sanığın temyiz talebinin tedavi ve denetimli serbestlik kararına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan değerlendirmede;
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararların, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde ve itiraza tabi olmaları nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 264/2. maddesi uyarınca, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 04.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.