Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2009/4889 E. 2010/12131 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4889
KARAR NO : 2010/12131
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

Dava, istirdat (geri alım) istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan v…… tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
…. geçirdiği süreler davacı Kurum tarafından 3201 sayılı Kanun hükümleri kapsamında sosyal güvenliği bakımından değerlendirilerek, borçlanma bedelini ödeyip 506 sayılı Kanunun yaşlılık sigortası hükümlerine göre aylık tahsis başvurusunda bulunması üzerine kendisine 01.10.1995 tarihinden itibaren aylık bağlanan davalının …….’da; 29.07.1995 – 25.04.1999 tarihleri arasında çalıştığının, 26.04.1999 – 30.04.1999 döneminde hastalık sigortasından yardım aldığının ve dolayısıyla yurda kesin dönüş yapmış olma koşulunu yerine getirmediğinin saptanması üzerine 2000 yılının Kasım ayında tesis edilen işlemle borçlanmanın ve başlangıç tarihi itibarıyla aylığın iptal edilip 01.10.1995 – 19.10.2000 dönemine ilişkin aylıkların yasal faiziyle birlikte geri alımı için işbu davanın açıldığı, yürütülen yargılamada; kendisine dava dilekçesi 07.02.2006 günü Almanya’da tebliğ edilen davalının 03.03.2003, 09.09.2003, 02.01.2004, 25.07.2005 tarihlerinde …. görevlilerince düzenlenen tutanak içeriklerine göre Almanya’da yaşadığının ve yazın iki aylık bir süre için ……’ye geldiğinin belirlendiği anlaşılmakta olup, mahkemece dava kısmen kabul edilerek 01.10.1995 – 01.05.1999 dönemi yönünden istirdat istemi hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan, Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerini……. Hakkında 3201 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yurda kesin dönüş yapanların kesin dönüş tarihinden itibaren ilgili sosyal güvenlik kurum ve kuruluşlarına yazılı istekte bulunarak ve yurt dışında geçen sürelerin tamamını veya dilediği kadarını döviz olarak ödemek koşuluyla borçlanabilecekleri, borçlanılan sürelerin ilgili sosyal güvenlik kanunlarındaki esaslar içerisinde değerlendirileceği belirtilmiş olup, anılan maddede yer alan ve borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılması gereğini öngören bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 gün ve 2000/36 Esas – 2002/198 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş, söz konusu madde 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 56’ncı maddesiyle yeniden düzenlenerek halen yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının borçlanabilmeleri kabul edilip, borçlanma için
yurda kesin dönülmüş olması koşulu öngörülmemiştir. Diğer taraftan; 3201 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin (A) bendi hükmü gereğince anılan şart, borçlanan ve borcunu ödeyen sigortalılara yaşlılık sigortasından aylık tahsisi için varlığını korumakta olup, bir başka anlatımla, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin olarak dönme zorunluluğu bulunmayıp, kesin dönüş koşulu yerine getirilmeksizin yapılan borçlanmalar geçerli ise de, kesin dönüş yapılıncaya kadar borçlanma hukuken askıya alınmakta ve ilgiliye aylık bağlanamamakta, dolayısıyla, bu şart gerçekleşmeden bağlanan aylıklar yönünden Kurumun geri alım hakkı bulunmakta, giderek, aylığa, ancak kesin dönüş olgusunun gerçekleştiği tarihi izleyen ay başından itibaren hak kazanılmaktadır.
Önemle belirtilmelidir ki; özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra söz konusu koşulun, yurt dışında geçen ve belgelendirilen çalışma süreleri ile bu süreler arasında veya sonundaki işsizlik sürelerini borçlanan kişiler yönünden “yurt dışı çalışma ilişkisinin sona ermesi” olarak anlaşılması zorunlu olup, bu kapsamda Türkiye dışındaki bir ülkenin sosyal sigorta kurumundan, çalışmaya bağlı sosyal sigorta ödenekleri olan işsizlik ve hastalık yardımı alınması olgusu fiilen yurt dışında çalışma gibi değerlendirileceği gibi, sigortalıya malûllük, emekli/yaşlılık aylığı bağlanmış olması, yurda kesin dönüş yapıldığının karinesi niteliğinde bir olgu olarak kabul edilmelidir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında dava irdelendiğinde; 01.05.1999 – 19.10.2000 dönemi yönünden yöntemince inceleme ve araştırma yapılarak yurda kesin dönüş koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği tüm açıklığıyla ortaya konulduktan sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, yukarıda anılan dönem yönünden istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.