YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14143
KARAR NO : 2013/12683
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, haksız fiil sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuen ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı tarafından temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
2)Dava; davalının haksız fiili sonucu sigortalının ölümünden kaynaklanan sigortalının haksahiplerine bağlanan peşin değerli gelirin davalıdan rücuan tahsiline ilişkin olup, yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 63. maddesidir.
Tazminat hukukunun temel ilkelerinden biri; sorumluluk şartlarının oluşması koşuluyla, zarar verenin, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi tümüyle (tam tazmin) gidermesidir. Ancak, bu ilkenin katı uygulanması, hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddelerinde, bazı olguların gerçekleşmesi halinde, hâkime tazminattan indirim yapma, gerektiğinde tamamen reddetme yetkisi tanınmıştır.
Borçlar Kanununun “Tazminat miktarının tayini” üst başlıklı 43/1. maddesi; “Hâkim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eder” hükmünü içermektedir. Madde metnindeki “hal ve mevkiin icabı” kavramı, “olayın özellikleri, durumun gereği” anlamında olup, ekonomik ve sosyal olgular içinde değerlendirilebilecek geniş yorumlu kavramlardır.
“Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hâkim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir. Eğer zarar kasten veya ağır bir ihmal vey
tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hâkim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.” hükmünü içeren Borçlar Kanununun 44. maddesinde ise; “hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesi etkisiyle daha çok zarar görenden kaynaklanan indirim sebepleri belirtilmiştir. Hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Hemen belirtilmelidir ki, açıklanan Borçlar Kanunun 43 ve 44. maddelerinin birlikte uygulanmasına yasal engel bulunmamaktadır(HGK; 14.04.2004 gün, 2004/4-207 E. 2004/226 K.).
Davaya konu somut olayda; … Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2011 tarihli ilamı ile; davalı ile sigortalının kardeş oldukları, davalının öz kardeşini kaybetmiş olması ve kendi taksirli hareketi sonucunda bu neticenin meydana gelmiş olması sebebiyle kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir ceza verilmesini gereksiz kılacak şekilde mağdur olması nedeniyle taksirli adam öldürmek suçundan “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verildiği sabit olmakla, Mahkemece, hüküm altına alınan rücu alacağından BK 43 ve 44. maddeleri gereği hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gözetilmelidir.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.